İsrail'in Nabzı

Filistin meselesinde Putin-Trump dönemi

By
p
Article Summary
Rusya’nın İsrail-Filistin ihtilafının çözümünde aktif rol oynamaya hazırlık yaptığını gösteren işaretler Filistin tarafına umut veriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Donald Trump’ın ABD başkanı seçildiği 8 Kasım 2016’dan bu yana Filistin dış politikasında son derece ilginç bir süreç yaşanıyor. Filistinliler, şekillenmekte olan yeni dünya düzenini anlamaya, yeni dönem için planlar yapmaya çalışıyor. Yeni başkanın her adımı inceleniyor, her açıklaması uzmanlar ve danışmanlar tarafından irdeleniyor, gerçek anlamlar çözülmeye çalışılıyor. Varılan sonuçlara göre hareket tarzları ve tepkiler belirleniyor.

Filistin devlet başkanının Ramallah’taki karargâhı Mukata’da yapılan yoğun beyin fırtınalarından geçtiğimiz günlerde önemli bir sonuç çıktı: 1993 Oslo Anlaşması’nın imzalanmasıyla oluşan klasik müzakere formülü, yani İsrail ve Filistin taraflarının ABD himayesinde diyalog veya doğrudan müzakereler yürütmesi artık geçerli değil. Kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan bir Filistin diplomatik kaynağı, Trump daha göreve başlamadan aşikâr olan bu tespitin bugün artık teyit edilmiş olduğunu söyledi.

Kaynağa göre “Amerikalıların başka kimse olmadan İsrail ve Filistinlileri üçlü görüşmelere iteklemesi gibi bir durum artık olmayacak.” Yani oyunun kuralları değişmiş durumda. İlgili tüm taraflar menfaat çemberinin genişlediğini net bir şekilde görüyor. Buna göre yeni görüşmeler olacaksa bunlar ABD ve Rusya’nın ortak önderliği ve belli Arap devletlerinin katılımıyla uluslararası bir konferans çerçevesinde yapılacak.

Filistin tarafının bu anlayışı iki ana nedene dayanıyor. Birincisi, geçmişin acı tortusu ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas arasındaki derin güvensizlik nedeniyle bu ikilinin ciddi bir diyaloğa giremeyeceği aşikâr. İkinci neden ise dünya sahnesinde yaşanan değişiklikler. ABD yönetimi oyunu değiştiren kurallar dayatırken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de artık bir kenarda durmuyor, İsrail-Filistin ihtilafının çözümünde merkezi bir rol üstlenmek için oldukça hevesli görünüyor.

Bu yeni anlayışın ilk işaretlerinden biri, Rusya’nın geçtiğimiz aralık ayında Moskova’da bir barış konferansı düzenlemek için girişimde bulunmasıydı. Netanyahu’nun itirazı nedeniyle konferans gerçekleşmedi ancak Washington-Moskova ilişkilerinin ısınmasıyla birlikte konu bugünlerde yeniden canlanıyor.

Haziran 2016’da Putin’le görüşen Netanyahu 9 Mart’ta yine Moskova’ya gidiyor. Buna paralel olarak Rusya bu hafta Abbas’ı mayıs ayında bir çalışma ziyaretine davet etti. İsrail ve Filistin liderlerinin iki ay arayla Moskova’ya gitmesi tesadüf olamaz. Aynı şekilde 15 Şubat’ta Trump’la Beyaz Saray’da görüşen Netanyahu’nun kısa bir süre sonra Putin’le görüşmesi de rastlantı değil.

Abbas’ın Moskova’ya davet edilmesi Filistin tarafını doğal olarak keyiflendirdi. Filistinli kaynağa göre “Trump dünyanın gözüne soka soka Netanyahu’yu kucaklarken İsrail sağının havasını bir tek Putin söndürebilir.”

Filistin tarafı ABD’nin arabuluculuğuna hep ikircikli yaklaştı. Ne zaman bir diplomatik adım atılsa Filistinliler, en yakın müttefikinin İsrail olduğunu söyleyegelen ABD’nin onlara adil davranmayacağı konusunda kuşkular dile getirdiler. ABD eski Dışişleri Bakanı John Kerry’nin aracılık ettiği ve 2014 baharında çıkmaza giren barış görüşmelerinde bile Filistin tarafı, Amerikalıların adil ve dengeli olmaya çalıştıklarını ama yine de İsrail’in taleplerine daha büyük anlayış gösterdiklerini iddia etti.

Putin ise çok farklı. Meslektaşım Arad Nir’in Al-Monitor’daki son makalesinde belirttiği gibi Putin, BM Güvenlik Konseyi’nde her zaman Filistin tarafının lehine ve İsrail’in aleyhine oy kullanmaya özen gösterdi. Bu bile tek başına Filistin kamuoyunu rahatlatan bir unsur. Netanyahu’yla Putin’in arası son dönemde ısınmış olsa da İsrail’e hiçbir zaman Rusya’nın müttefiki olarak bakılmadı. İsrail ile Filistin arasında bir anlaşma olacaksa Rusya’nın himayesi, Rusya’nın vereceği güvenceler Filistin kamuoyunda kuşkuları azaltır ve uzlaşı iradesini artırır.

Filistinli kaynağa göre Rusya’nın çözüm çabalarına dâhil olması bir başka açıdan da önemli. Mutaka’daki beyin fırtınalarına katılanlar, Trump’la birlikte sadece Washington’un İsrail’e karşı yaklaşımında değil ABD-Rusya ilişkilerinde de büyük değişim olduğunun farkında. Kaynağa göre “Bu, yaşanan değişimlerin en önemlisidir ve tüm dünyayı, doğal olarak Orta Doğu ve İsrail-Filistin ihtilafını da muazzam şekilde etkileyecek.”

Trump’ın Moskova’yla temaslarını büyük merakla izleyen Filistin Yönetimi’nin kanısına göre Trump, Putin’in tutum ve tepkilerini dikkate almadan Orta Doğu’da tek taraflı adımlar atmayacak. Hatta ABD tarafı Rusya’nın olası tepkilerini hesaba katmakla kalmayacak, atacağı adımları da açıktan veya arka kanallardan Rusya’yla koordine edecek.

Filistin tarafında şu an net bir beklenti oluşmuş durumda: Abbas iki ay sonra Putin’le görüşmek için Moskova’ya gittiğinde Putin’in elinde İsrail-Filistin ihtilafında mesafe almaya yönelik ve çok büyük bir ihtimalle Trump yönetimiyle eş güdüm hâlinde oluşturulmuş, somut bir plan olacak.

Yukarıda da belirtildiği gibi Trump’ın seçim zaferinden bu yana bir değerlendirme maratonu içinde olan Filistinliler, sonu gelmeyen jeopolitik değişimlerle nasıl baş edeceklerini tartışıyorlar. Şu ana kadarki hamlelerinin fazlasıyla başarılı olduğuna inanıyorlar. Trump, seçim kampanyasındaki vaatlerine rağmen ABD Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşımadı, hatta ihtilaflı bölgelerde yerleşim inşaatını durdurması için İsrail’e sarı kart gösterdi.

Tabii Filistinler rahatlamış değil. Seslerini duyurmak için son dönemde Trump’a erişimi olan herkese başvurdular. Şimdi de bölgeye çeki düzen verecek isim olarak Putin’i hedefliyorlar. Ne de olsa bölgesel sahnede Putin artık figüran değil, hatta çok geçmeden başrolü de kapabilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: israeli-palestinian conflict, peace negotiations, west bank, palestinian authority, donald trump, vladimir putin, mahmoud abbas

Shlomi Eldar Al-Monitor'un İsrail'in Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Son yirmi yıldır İsrail'in Kanal 1 ve Kanal 10 televizyonları için Filistin Yönetimi’ni, bilhassa da Gazze Şeridi'ni takip eden Eldar, Hamas'ın doğuş ve yükselişini yakından izlemiştir. Eldar, 2007'de İsrail'in en saygın medya ödülü Sokolov Ödülü'ne layık görülmüştür.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept