Irak'ın Nabzı

İD Irak’ta büyük kayıplara rağmen hâlen diş gösteriyor

By
p
Article Summary
İslam Devleti Musul’da mevzi kaybettikçe Irak’taki varlığını sürdürmek için sivil ve askeri hedeflere saldırılar düzenliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Musul’un kurtuluşunda son aşamaya geçildi. Iraklı güçler kentin batısındaki ana devlet binasına doğru ilerliyor. Stratejik ve ekonomik öneminin yanı sıra Ebu Bekir Bağdadi’nin 2014 yazında halifeliğini ilan ettiği yer olarak sembolik bir anlamı da olan Musul’un kurtarılması İslam Devleti için büyük bir mağlubiyet olarak değerlendiriliyor. Ancak Musul’un geri alınması İD’in Irak’ta tamamen bertaraf edileceği anlamına da gelmiyor. Örgüt ülkenin muhtelif bölgelerinde saldırı düzenleyebilecek askeri yeteneklerini hâlen koruyor.

İD 26 Şubat’ta Ürdün-Suudi Arabistan sınırına yakın bir Irak sınır karakoluna saldırdı. Bundan iki gün önce Ürdün sınırındaki Trebil geçişine düzenlenen saldırıda da 15 Iraklı sınır görevlisi hayatını kaybetti. İD stratejik bölgelerde mevzi kaybettiği zaman sivil hedeflere ve hassas askeri bölgelere saldırılar düzenleyerek Irak’taki varlığını korumaya çalışıyor. 16 Şubat’ta Bayya’daki araba pazarına düzenlenen ve 51 kişinin ölümüne, onlarca kişinin de yaralanmasına yol açan bombalı araç saldırısı bu yıl düzenlenen en ölümcül eylemlerden biriydi. Saldırı aynı zamanda üç gün boyunca Bağdat’ı sarsan bir dizi eylemin üçüncüsüydü.

Irak’ın pek çok kenti İD’den temizlenmiş olsa da Irak güvenlik güçleri İD’in onlarca güvenlik görevlisi ve sivilin ölümüne yol açan terör saldırılarını durduramıyor. Güvenlik uzmanı Hişam El Haşimi bunu Al-Monitor’a şöyle değerlendirdi: “Askeri güçler İD’in kullandığı gizli askeri taktikleri daha iyi biliyorlar. Ancak bilhassa geniş ve mezhepsel olarak karışık bölgelerdeki güvenlik birimleri yetersiz kalıyor. Dolayısıyla saldırıların zaman ve mekânının belirlenmesinde üstünlük hâlen İD hücrelerinde.”

Ancak güvenlik güçlerinin benzer saldırıları önlemede kendilerini geliştirdiklerini gösteren gelişmeler de yaşanıyor. Irak Başbakanı Haydar El Abadi 17 Şubat’ta düzenlediği haftalık basın toplantısında konuya ilişkin şu bilgileri verdi: “Güvenlik güçlerimiz ve istihbaratımız çok sayıda terör saldırısını engellemeyi başardılar. Düşmanın gerçekleştirdiği her başarılı saldırıya karşılık yaklaşık yüz saldırı hazırlığı tespit edilerek engellendi.” Abadi bunlara örnek olarak İD’in Samara’da planladığı ve “istihbaratın yoğun çabaları sayesinde” engellenen büyük bir saldırıyı gösterdi.

Irak Ortak Harekât Merkezi 25 Şubat’ta hava saldırılarında öldürülen onlarca İD savaşçısından 10’unun Samara’da intihar saldırıları hazırlığı içinde olduğunun tespit edildiğini açıkladı. Merkezi Fırat Komutanlığı’na bağlı askeri birlikler de 22 Şubat’ta Kerbela’da tekerleğe yerleştirilmiş bir bombayı fark ederek etkisiz hâle getirdi. Aynı gün İstihbarat Dairesi’ne bağlı devriyeler güvenlik güçleriyle birlikte Bağdat’ın Ebu Gureyb bölgesindeki bir terör saldırısını önledi.

ABD merkezli Savaş Çalışmaları Enstitüsü (ISW) 28 Şubat’ta yayımlanan Irak Durum Raporu’nda gelişmeleri şöyle değerlendirdi: “İD’in Irak’ta başarılı saldırılar düzenlemesi zorlaşmış olabilir. İD’in Irak Güvenlik Güçleri’nin Musul’un batısını geri almak için başlattıkları operasyona misilleme olarak başlatacağı düşünülen saldırı dalgası gerçekleşmedi.”

Dahası İD medya savaşını da kaybetmiş görünüyor. Örgüt etkili bir propaganda savaşı sürdürebilmek için iletişim teknolojileri alanındaki yeteneklerini oldukça geliştirmişti. Bağdat’taki Nahran Üniversitesi’nde ulusal güvenlik dersleri veren Hüseyin Allavi Al-Monitor’a telefonla şu değerlendirmeyi yaptı: “İD 2014’ün başlarından 2015’e kadar düzenlediği operasyonların videolarını yayımlayarak üye sayısını ve yerel desteğini artırmaya çalışırdı. Amaca uygun senaryolara ve olayların kronolojik akışına dayanan yüksek çözünürlüklü videolar üretirdi.”

İD, propaganda makinesi sayesinde Iraklı güçlerin morallerini bozmayı başarmış, bu da 2014’ün yazında ordu saflarının dağılmasına ve Irak kentlerinin bir bir örgütün eline geçmesine yol açmıştı. Ancak tablo artık değişmiş durumda ve İD’in propaganda makinesi artık Irak güçlerinin kalplerine korku salamıyor.

Allavi örgütün yayımladığı son videoya ilişkin şöyle dedi: “ ‘Haklı Olanlar’ başlıklı video senaryo ve görüntü açısından başarısızdı ve İD’in zayıf fotoğraf arşivi, düşüşü ile teknik ve örgütsel yeteneklerinin çöküşünün bir göstergesiydi.” Allavi videonun “planlama ve içerik açısından yetersiz” olduğunu da ekledi.

Öte yandan ilk etapta İD’in profesyonel medya makinesi karşısında zayıf olan Irak güçleri de artık savaş anlatımı ve propaganda savaşında tecrübe kazanmış durumdalar. Kendi yeteneklerini ve zaferlerini sergileyen bir dizi video ve belgesel ürettiler. Hemen her gün bir yenisi yayımlanan videolarda İD savaşçılarının yenilgiye uğradıkları veya kaçtıkları görülüyor. Bunlar Iraklı güçler için önemli bir moral kaynağı hâline gelmiş durumda.

Ancak İD arka arkaya yenilgiler almış olsa da örgütün yetenekleri hafife alınmamalı. Cihatçı örgütler geçmişte farklı koşullara ayak uydurabildiklerini kanıtlamışlardı. Irak geçmiş yıllarda benzer bir tecrübeyi El Kaide ile de yaşamış ve dönemin Başkanı George W. Bush da ülkedeki ABD birliklerinin sayısını artırmıştı. Irak’ın Uyanış Konseyleri de El Kaide’nin düşüşünde ve örgütün dağılmasında önemli rol oynamıştı.

Ne var ki bu örgütlerin küllerinden yeni bir silahlı grup doğdu: İD. Basına yansıyan bilgiler, İD savaşçılarının Irak kurumlarında kemikleşen yolsuzluktan istifade ederek adaletten kaçtıklarını ve yeniden halk arasına karıştıklarını gösteriyor. Bu da gelecekte devlet güvenliği için büyük bir tehlike teşkil ediyor. ISW de dâhil uluslararası kuruluşlar Irak’ı İD sonrası dönemde El Kaide ya da Ceyş Rical Nakşibendi Tarikatı gibi örgütlerin başı çekeceği yeni bir şiddet sarmalı konusunda uyarıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: İslam Devleti

Hamdi Malik İngiltere’de Keele Üniversitesi’nde sosyoloji dalında doktora yapmakta ve Londra Orta Doğu Çalışmaları Merkezi’nde (CMER) araştırmacı olarak görev almaktadır. Irak konulu makaleleri çeşitli mecralarda yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept