İran'ın Nabzı

Suriye savaşı: Hedef tahtasında artık İran var

By
p
Article Summary
Suriye krizinde çözüme yaklaşılırken muhaliflerin ve onları destekleyen güçlerin İran’ı hedef aldığı netlik kazanıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Suriye’deki kırılgan ateşkes son günlerde yeni bir şiddet dalgasıyla sarsılıyor. Muhalif gruplar 19 Mart’ta Şam’da sürpriz bir saldırı düzenledi ve görünen o ki bu saldırı Hama vilayetinin kırsalında başlayan taarruzla koordineydi. Tırmanan gerilimin hedefinde sadece Suriye rejimi değil, Suriye krizinin iki uluslararası “emanetçisi” Rusya ve Türkiye de var.

Beyrut’ta bulunan Arap bir diplomatik kaynağın Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmeye göre muhaliflerin saldırıları Suriye savaşına dâhil olan tüm taraflara kimsenin tam kontrole sahip olmadığını hatırlatıyor. İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan kaynak şöyle diyor: “ABD ve Körfez devletleri son altı aydır ortada yoktu, yani ABD’deki başkanlık seçimlerinden Suudi İkinci Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın (mart ortasındaki) Washington ziyaretine kadar. Bu ziyaret muhtemelen dönüm noktası oldu.”

Kaynağa göre Donald Trump’ın seçimi kazanmasının ardından Suudi Arabistan ve Körfez’deki müttefikleri yeni başkanın Suriye için net bir stratejisi olup olmadığını görmek için geriye çekildiler. Bu sürecin artık sona erdiğine inanan kaynak şöyle diyor: “Pek çok insan Suudi Arabistan’ın Suriye meselesinden vazgeçtiğini, Türkiye’nin muhalefetin emanetçisi olduğunu düşünmüştü. Ancak durum böyle değil. Bu geçici bir şeydi, (rejime karşı) birliktelik sağlamak için… Şimdi artık yeni bir stratejinin olduğu söylenebilir.”

Yeni Suudi-ABD stratejisi muhtemelen Rusya ve Türkiye’nin geniş kapsamlı, kalıcı bir ateşkes sağlama ve kendi himayelerinde yeni bir siyasi yol çizme çabalarını etkilemeye dönük olacak. Muhalefet açısından bu muhtemelen zorluk çıkarmak anlamına gelecek. Cumhurbaşkanı Beşar Esad rejimi açısından müzakereler doğrudan etkilenmeyebilir. Ancak İran'a gelince bu yeni strateji İran ordusunu ön plana çıkarabilir. Zira İran, son yılların tecrübesinden hareketle müzakere masasından ziyade savaş alanındaki kazanımları önemli buluyor.

Adının açıklanmasını istemeyen İranlı bir askeri kaynak Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Büyük resme bakıyoruz ve şunu çok net görüyoruz ki terörist grupların destekçileri, bu gruplar biraz nefeslensin ve daha güçlü şekilde dönüş yapsın diye onlara zaman kazandırmaya çalışıyorlar. Masaya oturmaya hazır değiller, kendi aralarında da anlaşmazlıklar var.”

İranlı kaynak Rusya’yla ilgili şu tespiti yapıyor: “Rus müttefiklerimizin kendi vizyonları var ve bu vizyon bazen bizimkiyle örtüşmüyor, özellikle de daha önce güven sınavından geçen ve her seferinde sınıfta kalan ülke ve gruplara güvenme konusunda.”

İran’ın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu dışişleri eski bakan yardımcısı Hüseyin Emir Abdullahian, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada Şam ve Hama saldırılarına işaret ederek muhalif grupların Rusya, İran ve Türkiye öncülüğündeki siyasi görüşmeler ile Cenevre müzakerelerini savaş alanındaki konumlarını güçlendirmek için istismar ettiğini öne sürdü. Şu an İran Meclis Başkanı Ali Laricani’nin dış politika danışmanı olan Abdullahian şöyle devam etti: “Bu gruplar isim değiştirerek görüşmelere geliyor, arkadaşları ise sahada suç işliyor. Bu grupları tanımak ve aklamak siyasi çözüm kulvarına zarar verecek.”

İran ve Rusya’nın Suriye’de izlenecek stratejide ihtilafa düştüğü iddiası son aylarda medyaya birkaç kez yansıdı. Öte yandan iki ülke daha da yakınlaşıyormuş gibi görünüyor. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani 27 Mart’ta iki günlük bir ziyaret için Moskova’ya gitti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve başka üst düzey yetkililerle görüştü.

Ancak denkleme İsrail’i de katmak gerekir. İsrail, İran’ın Suriye’deki nüfuzunun frenlenmesi için Rusya’ya baskı yapıyor. İsrail İstihbarat Bakanlığı Müsteşarı Chagain Tzuriel 20 Mart’ta “İran’ın Suriye’de askeri üsler, hava ve deniz üsleri edinmesi tehlikesini önlemek için Rusya ve diğer güçlerin çaba göstermesine ihtiyaç var.” şeklinde konuştu. İran’ın Suriye’den çıkarılmasına yönelik bu çağrıya İran’ın Rusya’yla doğrudan menfaat çatışmasına düşmesi ihtimali de eklenince Tahran’da Suriye savaşının nasıl son bulacağı, asıl kazananın kim olacağı sorgulanıyor.

Al-Monitor’da 16 Mart’ta anlatıldığı gibi İran için savaşı kazanmak dışında bir seçenek söz konusu değil. Bu denklemde Esad’ı iktidarda tutmaktan başka alternatif yok. Oysa Rusya için zaferin tanımı farklı olabilir: Suriye devletinin başındaki kişiyi değil devletin kendisini korumak.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Suriyeli bir yetkili, İran ve Rusya’yla ilişkilerde Şam’ın uzlaşma için samimi çabalar harcadığını belirtti. Yetkili şöyle konuştu: “Terörist örgütlerle bunları destekleyen bölgesel ve uluslararası güçlere karşı kazanmakta olduğumuz bu zaferde her iki ülke de pay sahibi. Ancak her birinin kendine göre hedef ve vizyonları var. İranlılar müzakere kulvarına büyük kuşkuyla bakıyorlar. Müzakerelerin İran aleyhine koşullar dayatmak için kullanıldığını düşünüyorlar. Ruslar ise savaş sahasındaki durumun savaşın nihai sonucuna tali etkisi olacağına inanıyor.”

İran’da Suriye dosyasına bakanların genel kanısı o ki bölgenin ve dünyanın önde gelen güçleri – ki bunlar aynı zamanda Esad’ı devirmek için muhalefeti destekleyen güçler – net bir hedefe sahip: İran ve Hizbullah’ı Suriye’den çıkarmak. Bu endişeyi paylaşan İranlı bir yetkili Al-Monitor’a şöyle konuştu: “İsrail ve ABD, ne pahasına olursa olsun anlaşmaya varılması için belli başlı oyunculara baskı yapıyor. Zira İran Suriye’deki kazanımlarını kaybederse Hizbullah’a silah sağlayan ana güzergâh ortadan kalkacak. Her şey İsrail’in güvenliği için."

Bu bölümlerde bulundu: bashar al-assad, ali larijani, vladimir putin, hassan rouhani, hossein amir-abdollahian, peace talks, donald trump, syrian civil war

Ali Hashem, Al Mayadeen haber kanalında baş muhabir olarak görev yapan Arap bir gazetecidir. Mart 2012’ye dek El Cezire’de savaş muhabiri olarak çalışmış, öncesinde ise BBC’de kıdemli muhabir olarak görev almıştır. Hashem’in haberleri, Lübnan’ın As Safir, Mısır’ın Al-Masry Al-Youm ve Aldostor, Ürdün’ün Alghad gazetelerinde de yer almıştır. Hashem ayrıca Guardian gazetesine de katkıda bulunmuştur. Twitter hesabı: @alihashem_tv

x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X