Rusya ve Orta Doğu

İran niçin ABD’yle Rusya arasında pazarlık konusu olamaz?

By
p
Article Summary
ABD Rusya ve İran’ın arasını açmaya çalışacak olsa bile iki ülkenin örtüşen menfaatleri güçlü ilişkilerin sürmesini sağlayacak. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Moskova’yla Tahran’ın arasını açmaya çalışacağı bugünlerde çokça konuşuluyor. Ancak bu yorumların çok sağlam temellere dayandığı söylenemez.

Wall Street Journal gazetesinin şubatta atıfta bulunduğu “politika tartışmalarında yer alan ABD yönetiminin üst düzey yetkilileri, Avrupalı ve Arap yetkililer” Trump’ın Rusya ile iş birliği arayışında olduğunu, İran’a ise bilhassa nükleer konuda baskı uygulayacağını söylüyorlar.

İran’ın askeri doktrini doğal olarak bir füze savunma sisteminin geliştirilmesini içeriyor. Ancak görünen o ki İran, son balistik füze denemesinin tarihini gelişigüzel bir şekilde belirlemedi. Deneme, Trump’ın 27 Ocak’ta İran dâhil yedi Müslüman ülkenin vatandaşlarına getirdiği giriş yasağından iki gün sonra gerçekleştirildi. Fakat Trump’ın bu kadar hızlı ve sert tepki vermesini muhtemelen Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney bile beklemiyordu. 1 Şubat’ta İran’ı resmen “uyardığını” söyleyen ABD yönetimi, İran’a yeni yaptırımlar getirdi ve baskıyı daha da artıracağı mesajını verdi.

Bunun üzerine İran’da protestolar düzenlendi. Gösterilerin bazıları İslam Devrimi’nin yıl dönümü olan 10 Şubat’taki geleneksel mitinglere denk geldi. Tahran ve diğer kentlerde sokağa dökülen kalabalıklar Trump’ın İran’a yönelik genel tavrını da protesto etti. Trump’ın açıkça hasmane tutumu İran’a yönelik engelleyici girişimlerin süreceğinin işareti olarak algılanıyor.

Protestolar neticesinde İran medyası ABD’ye yönelik öfkeyi olabildiğince yoğun şekilde yansıttı. Böylece 2015’te sağlanan nükleer anlaşmanın sonuçlarını tedirginlikle izleyen tutucu gruplar medya cephesinde umduklarının ötesinde bir başarı elde etmiş oldu.

Muhtemeldir ki İran balistik füze denemesiyle yeni ABD yönetiminin itidalini ölçmek ve Trump’ın bu denemeleri engelleyemeyeceğini göstermek istedi. Deneme ayrıca İran’ın Barack Obama dönemindeki politikalarına aynen devam edeceği yönünde dünyaya verdiği bir mesaj olarak da görülebilir.

Böyle bir motivasyon küstahlık olarak görülebilir ancak İran mevcut doktrinlerini takip etmekten başka bir şey yapmıyor. İran’ın kimi öncelikleri ise Rusya'nın dünya meselelerine bakışıyla örtüşüyor. Dolayısıyla ABD’nin Rusya’ya “yeni bir başlangıç” önerdiği, Rusya’nın belki ABD yaptırımlarının azaltılması karşılığında İran’a mesafe koyacağı sonucuna varmak için henüz çok erken. Öte yandan Rusya’nın İran’a muhtaç olduğunu ve iki ülkenin stratejik iş birliği içinde olduğunu savunan bir başka popüler tez de aynı şekilde dayanaktan yoksun.

Bu bağlamda gerçekçilikten aynı ölçüde uzak görünen iki zıt teori söz konusu. Neo-con yazar ve tarihçi Michael Ledeen’a ait ilk teoriye göre Washington Moskova’ya karşı pazarlık üstünlüğü sağlamak için İran rejimini hedef almalı. Uluslararası ilişkiler uzmanı Mark Katz’a ait ikinci teoriye göre ise ABD İran’a karşı tek başına hareket ederse Putin, Trump’ın bir sonraki aşamada kendisini hedef almasından korkacak ve bu da onu Tahran’a doğru iyice itecek.

Moskova ve Tahran’ın Suriye iç savaşındaki adımları onların askeri strateji ve güvenlik açısından ne kadar güçlü bir iş birliği içinde olduğunu gösteriyor. Ancak bu ortaklığı kati bir şekilde “stratejik” diye tanımlamak hüsnükuruntu olur.

Tahran’ın başlıca önceliklerinden biri, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la Hizbullah’ın ana unsurlar olduğu “direniş eksenini” korumak ve güçlendirmek. Bu hedefte İran büyük ölçüde yalnız hareket ediyor.

Rusya’nın ise ayrı öncelikleri var. Rusya, İsrail’le iş birliğini de içeren kendi menfaatleri ötesinde Hizbullah’la alakalı değil. Ancak önceliklerin ayrışması Moskova ve Tahran’ın orta vadede müşterek hedefler doğrultusunda iş birliği yapmasına engel değil. Bu müşterek hedefler, terörizm ve aşırıcılığı bastırmak ve bu akımların Orta Asya ile Kafkasya’ya yayılmasını önlemek şeklinde özetlenebilir. Her iki taraf için de çok hassas bir başka konu da stratejik menfaat ifade eden bölgeleri dış etkilere, yani Amerikan etkisine karşı korumak.

Rusya’yla İran’ın ortaklığında zayıf noktalar da yok değil. Tarafların askeri iş birliğinde dahi çok dikkatli hareket ettiği görülüyor. Geçtiğimiz ağustosta İran’ın Hamadan’daki hava üssünün Rusya tarafından kullanıldığı açıklanmıştı. Her şey olup bittikten sonra yapılan bu tür açıklamalar artık yok. Bunun yerine siyasi hassasiyet yansıtan açıklamalar yapılıyor. Örneğin Milli Güvenlik Üst Kurulu Genel Sekreteri Ali Şamkani ve Savunma Bakanı Hüseyin Deghan İran hava sahasını Rus savaş uçaklarına açma ihtimalinden söz ediyorlar.

Bir başka örnek Rus Başbakan Yardımcısı Dmitri Rogozin’in şubattaki Tahran ziyaretinin iptal edilmesiydi. İddiaya göre iptalin nedeni, Rusya’nın Suriye krizi gibi hassas konularda ikili görüşmeleri gizli tutmak istemesine karşın İran’ın ziyaret planını açıklamasıydı. Bu durum en iyimser tahminle bir iletişim kazası olarak görülebilir. En kötümser tahmindeyse tarafların aralarındaki iletişim kurallarına her zaman uymadığının göstergesi olabilir.

İran medyası, Rusya-İran ilişkilerinin Trump döneminde nasıl evrileceği konusunda dikkat çekici bir sessizlik içinde. Konu aceleci ve sağlıksız öngörüleri kaldıramayacak kadar hassas ve önemli olabilir, özellikle de Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani cephesinin Batı’ya dönük yönelimi göz ardı edilirse. Ayrıca İran’daki yaygın kanıya göre ABD’deki siyasal sistem, iddialı planları olan Trump’a dış politikanın nasıl belirlenip uygulandığını öğretecek ancak bu epey zaman alacak.

Devrim Muhafızları eski komutanı Yahya Rahim Safevi gibi sertlik yanlısı isimler, Rusya ve ABD’nin Suriye’de iş birliğine gitmesi hâlinde İran’ın zarar görebileceği konusunda uyarıyor. Öte yandan İranlı analist Hasan Beheştipur, Trump’ın kasımdaki seçim zaferinin ardından Rusya-İran ilişkilerinin geleceğine dair anlamlı ve olumlu bir perspektif sundu. Beheştipur’a göre Rusya-ABD iş birliği en azından İslam Devleti’yle mücadele bağlamında İran’ın Orta Doğu’daki konumunu güçlendirebilir.

Ayrıca Beheştipur’un da hatırlattığı gibi İran, Rusya ile ABD’nin bir araya getirmek istediği karmaşık yapbozun tek parçası değil. Nitekim Trump’ın son günlerdeki çıkışları, örneğin Kırım’ın Ukrayna’ya iade edilmesi gerektiğini söylemesi ya da Savunma Bakanı James Mattis’in Rusya ile “muktedir bir konumdan” müzakere edileceğini ilan etmesi Kremlin’in hevesini kırmışa benziyor.

Tahran ve Moskova, ikili ilişkilerini “kardeşlik” gibi soyut bir kavram üzerinden değil, orta ve uzun vadeli hedefleri doğrultusunda yürütüyor. Bu nedenle İran’ı Trump döneminde Rusya ile ABD arasında bir pazarlık unsuru olarak görmemek gerekir. İran’da kimi akademisyen ve siyasetçiler Rusya’ya karşı hâlâ derin güvensizlik besliyor, Rusya’nın geçmişte birkaç kez yaptığı gibi ABD’yle daha cazip mutabakatlar uğruna İran’a sırt çevireceğine inanıyor.

Ancak Moskova’dan ABD’yle olası anlaşmalar karşısında İran’ı tercih eden “kör” bir seçim değil, kendi önceliklerinde yol almasını sağlayacak dört dörtlük bir pragmatizm beklenmeli.

Bu bölümlerde bulundu: us-russian relations, russian support for iran, ali shamkhani, hossein dehghan, donald trump, hassan rouhani, iranian foreign policy, iranian-russian relations

Julia Sveshnikova, Ulusal Araştırma Üniversitesi Uzmanlık Enstitüsü’ne bağlı Yüksek İktisat Okulu’nda araştırmacı olarak görev almakta, ayrıca Rusya Siyasal Çalışmalar Merkezi’nde danışmanlık yapmaktadır. Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi’nden İslam Çalışmaları dalında lisansüstü dereceye sahiptir.

x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X