Gulf Pulse

‘İslami NATO’nun başına Pakistanlı komutan mı geliyor?

By
p
Article Summary
Suudi önderliğindeki İslami askeri ittifakın başına Pakistan eski genelkurmay başkanı Rahil Şerif’in getirileceği söylense de konu haftalardır açıklığa kavuşmuş değil. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Suudi Arabistan önderliğinde 2015’te oluşturulan ‘İslami askeri ittifak’ın başına Pakistan eski genelkurmay başkanı General Rahil Şerif’in getirilip getirilmeyeceği sorusu son iki aydır gizemini koruyor. Bu göreve Şerif’in atandığı haberinin Pakistan’da yoğun tepkiyle karşılanması Suudi-Pakistan ilişkilerindeki pürüzlere de ışık tutuyor.

Geçtiğimiz sonbaharda emekli olan Şerif’in genelkurmay başkanlığı korkunç terör saldırılarıyla Pakistan’ı sarsan Pakistan Talibanı’na yönelik geniş çaplı operasyonlarla hatırlanacak. Pakistan, Leşker-i Tayyibe gibi başka terör örgütlerine desteğini kesmedi ama Pakistan Talibanı ve ülkede yapılanmaya başlayan İslam Devleti (İD) ile mücadele ediyor.

Suudi önderliğindeki İslami askeri ittifakın şu an 40 üyesi var. Kimi Suudi yorumcular, Pakistan’ın nükleer silaha sahip tek Müslüman ülke olması nedeniyle ittifak komutanının Pakistanlı olması gerektiğini savunmuştu. Bunun da ötesinde Pakistan şu an dünyada nükleer silah miktarını en hızlı arttıran ülke konumunda. Dolayısıyla nükleer kabiliyete sahip bir gücü yönetmiş, Müslüman bir komutan olmak bu görev için benzersiz bir avantaj sağlıyor.

Suudi Arabistan uzun yıllardır Pakistan’dan askeri destek alıyor. 1980’lerde binlerce Pakistanlı asker krallıkta görev yapmıştı. Ancak Pakistan, Suudi Arabistan’ın Yemen’de Husi isyancılara karşı başlattığı savaşa asker vermeyi kabul etmedi. 2015’te Pakistan parlamentosu ülkenin Yemen müdahalesine katılmasını oy birliğiyle reddetti. Yemen’e asker gönderilmesine bir tek Leşker-i Tayyibe gibi radikaller destek verdi.

Şerif’in askeri ittifakın başına geçmesi, “Arap NATO’su” diye adlandırılan bu oluşumun itibarını artırır. İttifak Suudi Arabistan’da bazı askeri tatbikatlar gerçekleştirmiş olsa da henüz güçlü bir ortak komuta ya da 40 üyenin temsil edildiği bir karargâh oluşturmuş değil.

Komutanlık görevinin Şerif’e resmen önerilip önerilmediği, önerildiyse kendisinin görevi kabul edip etmeyeceği iki aydır belirsizliğini koruyor. Pakistan Savunma Bakanlığı ilk başta Şerif’in görevi kabul ettiğini belirtmişti ama hiçbir Suudi kaynak bunu teyit etmedi. Suudi medyası son günlerde işlerin rayında olduğunu ve görevin Şerif’e verileceğini bildirse de yine bir kesinlik söz konusu değil.

Belirsizlik büyük ölçüde konunun Pakistan’da yarattığı tartışmalardan kaynaklanıyor. İslami ittifak, İran ve Irak’ı dışarıda bıraktığı için Sünnilerin Şiilere karşı oluşturduğu bir ortaklık olarak görülüyor. İttifakın tatbikatları da açıkça İran’ı hedef alıyor.

Pakistan’ın kalabalık Şii toplumu ülkenin İran karşıtı bir ittifakta açıkça yer almasına karşı çıkıyor. Kimi Sünni siyasetçiler de ülkenin İran’la karşı karşıya getirilmesini istemiyor. Pakistanlı yetkililer hem Riyad’la hem Tahran’la dostane ilişkiler sürdürmek istiyor. Zira Pakistan’da zaten yoğun bir mezhepsel gerilim var ve sıklıkla şiddete neden oluyor. Pakistan Talibanı ve İD mezhepsel ayrışmayı kullanarak Şiilere saldırılar düzenliyor. Başbakan Navaz Şerif, Suudi-İran çekişmesi bağlamında Pakistan’ın dengeli yaklaşımdan uzaklaşmasını bilhassa engellemek istiyor.

Öte yandan komutanlık görevine Şerif’i getirme konusu Suudi Arabistan içinde de bazı anlaşmazlıklara neden olmuş olabilir. Suudi İkinci Veliaht Prensi ve Savunma Bakanı Muhammed Bin Selman ittifakın oluşumunda öncü bir rol aldı. Dolayısıyla komutanlığın Pakistanlılara verilmesinin kendi nüfuzunu azaltacağı gibi bir algı yaratıyor olabilir.

Suudiler ayrıca yeni ABD yönetiminin güçlü bir İran karşıtı olacağı konusunda büyük umutlar besliyor. Riyad’ın Washington’dan beklentisi Tahran’ın Irak ve Suriye’deki kazanımlarını tersyüz etmesi ve Yemen’de Suudi Arabistan’ı hiç eleştirmeden desteklemesi.

Pakistan ise ABD dış politikası konusunda çok daha tedirgin. Leşker-i Tayyibe’nin kontrol altında olduğu görüntüsü vermek için örgüt lideri Hafız Said 30 Ocak’ta ev hapsine alındı. Bu, Pakistan’ın çok iyi bildiği bir oyun. Amaç Pakistan’ın teröre karşı sert önlemler alması için gelebilecek baskıların önünü kesmek.

Şerif’in durumuyla ilgili gizem hiçbir zaman çözülemeyebilir. Bu konudaki karmaşa Riyad ve İslamabad’daki karar mekanizmalarında bozukluk olduğunun işareti.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: yemen, chief of staff, mohammed bin salman, pakistani militant groups, is, saudi-pakistani relations, lashkar-e-taibi, pakistan

Bruce Riedel, Brookings Enstitüsü'nde İstihbarat Projesi'nin direktörüdür. Son kitabı, "Avoiding Armageddon: America, India and Pakistan to the Brink and Back" başlığıyla yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept