Türkiye'nin Nabzı

Kürt perspektifinden Fırat’ın Gazabı

By
p
Article Summary
YPG Genel Komutanı Sipan Hemo’ya göre Kürtler Rakka’nın kurtarılmasına yardımcı olacak ama kenti kontrol etmeyecek.

Musul’un ardından Amerikan seçimlerinden hemen önce hızlandırılmış bir plan ile Rakka’yı İslam Devleti’nden (İD) kurtarmak için Fırat’ın Gazabı adıyla bir operasyon başlatıldı. ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun desteğinde, operasyonu Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) başlatması Ankara’da kaşların çatılmasına yol açtı.

Musul operasyonundan dışlanan Türkiye’nin Rakka’da ABD ile ortaklık kuracağına dair ümitvar mesajlar verilmişti. Bunun tek şartı Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) omurgasını teşkil ettiği SDG’nin dışarıda tutulmasıydı. Ancak aşiretler ve sözde ‘ılımlı’ muhalif güçlerin katılımıyla Arap yoğunluklu bir ordu teşekkül etmek planında ilerleme sağlayamayan ABD mecburen Kürtleri ön safa aldı.

Kürtler Rakka operasyonunda hangi koşullarda yer alıyor, nasıl bir operasyon planlaması yapıldı ve Rakka’ya kim hükmedecek? Al-Monitor bu soruları YPG Genel Komutanı Sipan Hemo’ya sordu.

Hemo şu bilgileri verdi: “Rakka operasyonunda Kürtler koalisyonla birlikte hareket ediyor. Operasyonun hazırlıkları iki aydır yapılıyordu. Operasyona SDG içindeki bütün bileşenler katılıyor. Bu ortaklığın çatısı altında YPG/YPJ’nin yanı sıra Liva Sukur Er Rakka, Liva Et Tahrir, Liva Şuheda Er Rakka, Tugaya Şuheda Hammam El Türkmen, Liva Ahrar Er Rakka, Suvvar Tel Ebyad ve Süryani Askeri Meclisi yer alıyor. İlk aşamada Rakka kuzey, doğu ve batıdan kuşatılacak. Kuşatma harekâtının çok uzun sürmesi beklenmiyor. İlk etapta Fırat nehrine ulaşıldığında kentin merkezine yönelik ikinci bir planlama yapılacak. Operasyonun 73 gün sürdüğü Menbic’teki tecrübeden hareketle Rakka merkezinin kurtarılması zaman alacak. Rakka’nın kurtarılması ve yönetilmesi konusunda plan, Menbic’tekinden farklı olmayacak. Hatta Rakka’da yerel güçlerin ağırlığı çok daha fazla olacak. Arap ağırlıklı bölgelerin kurtarılmasına yardım ettikten sonra sorumluluğu yerel meclise bırakıp çekilme yönündeki politika değişmeyecek. Rakka Askeri Meclisi tamamen Rakkalılardan oluşuyor. Kürtlerin Rakka’da kalmak gibi bir hedefi ya da perspektifi yok. Yani Kamışlı, Kobani ya da Hasekeliler gelip Rakka’yı yönetmeyecek. Bir proje olarak üzerinde çalışılan Rojava Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’na Rakka’nın da katılması gibi bir hedef ya da buna yönelik bir perspektif de yok. Rakkalılar da kendileri kendi kararlarını verecek.”

Sipan Hemo’nun operasyonla ilgili çizdiği perspektif bu. Peki, Rusya ya da Suriye’nin pozisyonu nedir? Bir tepki ya da bir koordinasyon söz konusu mu?

Hemo “Bunlarla bir bağlantı ya da koordinasyon yok. Doğrusu tepki verebilecek güçte de değiller. Halep savaşı sürerken Rakka öncelikleri değil. Şu aşamada uluslararası koalisyonun desteğinde SDG’nin Rakka’ya girmesini ehven-i şer olarak değerlendiriyor olabilirler” dedi.

Türkiye’nin Suriye’ye Fırat Kalkanı operasyonu müdahalesinden sonra SDG’nin Menbic’ten çıkarılmasına yönelik tehditler ile Afrin ve Tel Ebyad taraflarına yönelik atışlar sıklaştı. Bu yüzden Kürtlerin Rojava’dan güneye güç kaldırmasının güvenlik zafiyetine yol açacağına dair endişeler söz konusu.

Sipan Hemo Türkiye’den bir hamle bekleyip beklemedikleri ya da saldırı olursa buna karşı tutumlarının ne olacağı konusunda da şunları söyledi: “Türkiye’yi tahrik edecek herhangi bir pozisyonda olmak istemiyoruz. Kendi ülkemizde DAİŞ’e karşı bir savaş yürütüyoruz. Bu operasyon Türkiye’ye karşı değil, Türkiye’yi tehdit etmiyor. Bu yüzden anlayış beklerdik. Ama tersine düşmanlık gördük. Biz kendi işimize bakacağız ve operasyona devam edeceğiz. Şunun altını çizmek istiyorum: Şimdiye kadar Türkiye’ye karşı bir tehdit oluşturmadık, düşmanlık etmedik. Bu politikamız da değişmeyecek. (...) Suriye’ye yönelik müdahaleyi işgalci bir müdahale olarak görüyoruz. Sadece biz değil, Suriye’deki bütün taraflar Türkiye’nin askeri varlığını işgalci güç olarak görüyor. Buna karşı tutumumuz açıktır. Bunu düşmanca bir hareket olarak görür ve ona göre tedbirimizi alırız. Bizim hareketimiz Suriye’ye dönük, Türkiye’ye değil. Türkiye’yi tehdit eden bir pozisyonda değiliz ve bu politikamız değişmeyecek. (...) Hem Rakka operasyonu için hem de Rojava’yı savunmak için yeterli gücümüz var. Bir güvenlik zaafiyeti söz konusu değil.”

Peki Rakka operasyonuna paralel olarak Türkiye’nin Rojava’ya karşı girişebileceği olası bir hamleye karşı ABD’den Kürtlere verilmiş bir güvence söz konusu mu?

Yanıt şöyle: “Hayır bir güvenlik garantisi yok. Ancak biz başından itibaren Kobani, Şedadi, Tel Ebyad ve Menbic dahil bütün operasyonlarda koalisyonla birlikte hareket ettik. Buraları koalisyonun desteği ile kurtardık. Bu da doğal olarak koalisyona buraları başka bir güce karşı koruma sorumluluğunu da yükler. Bununla birlikte bize bir güvence verilmiş değil.”

Kürtlere değil ama Türkiye’ye bazı güvenceler verilmeye çalışıldığı anlaşılıyor. ABD Genelkurmay Başkanı General Joe Dunford’un 6 Kasım’da Ankara’da Türk mevkidaşı Hulusi Akar ile yaptığı toplantıdan çıkan sonuca göre Amerikan tarafı Türkiye ile birlikte çalışma sözü verdi. Dunford toplantı sonrası “Koalisyon ve Türkiye, Rakka’nın ele geçirilmesi, kontrol edilmesi ve yönetilmesine yönelik uzun vadeli bir plan üzerinde birlikte çalışacak” dedi. Dunford’a göre Rakka’yı kuşatma aşaması aylar alacak.

Suriye’de operasyon sürerken ABD, Rakka’yı ele geçirip, yönetecek güçlerin kimlerden oluşacağını belirlemek için Türkiye ve diğer ortaklarla birlikte çalışmaya devam edecek. Nitekim, Dunford şu ifadeleri kullandı: “SDG’nin Rakka’nın kontrol edilmesi ve yönetilmesi konusunda çözüm olmadığını hep biliyorduk. Şu anda üzerinde durduğumuz şey operasyon için güçlerin doğru karışımını bulmaktır. (...) Operasyon çoğunlukla Arap ve Sünni Araplardan oluşan bir güce ihtiyaç duyuyor. Buna benzer güçler de var. Ilımlı Suriyeli muhalifler, Suriye ordusunun eski askerleri, Özgür Suriye Ordusu var. (...) Rakka’ya yaklaştıkça, bölgede yardım etmeye hazır olduğumuz diğer güçleri de belirleyeceğiz.”

Türkiye’nin önerilerinin alınması ve operasyonun ikinci aşamasına doğru Rakka civarındaki yeni güçlerin belirlenmesinde Ankara’ya bir rol vaat ediliyor. Bu bir müttefiki teskin çabası mı; yoksa ucu açık bir iş birliği önerisi mi? Yanıtını zaman verecek.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkish-kurdish relations, syrian kurds, syrian democratic forces, raqqa, kurdish militias, euphrates wrath

Al Monitor-Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra uzun süre Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu editörüydü. IMC TV’de dış politika programı ‘SINIRSIZ’ın daimi yorumcusuydu. Türk dış politikası, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa Birliği konularında uzmanlaşmıştır. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde: IŞİD” adlı kitapların yazarıdır. Twitter: @fehimtastekin

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept