Filistin'in Nabzı

Türkiye-İsrail yakınlaşması Hamas’ı nasıl etkileyecek?

By
p
Article Summary
Türkiye ve İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin Hamas-Türkiye ilişkilerine nasıl yansıyacağı henüz belirsiz. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Türkiye ve İsrail arasındaki normalleşme sürecinin sonucunda iki ülke 15 Kasım’da büyükelçilerini karşılıklı olarak yeniden atadı. İsrail’in Ankara Büyükelçiliği’ne Eitan Naeh, Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçiliği’ne de Kemal Ökem atandı. İki ülke, İsrail’in Gazze’ye insani yardım malzemesi taşıyan Mavi Marmara gemisine 31 Mayıs 2010’da düzenlediği baskınla başlayan ve altı yıl süren kopukluğun ardından 28 Haziran’da diplomatik ilişkileri yeniden başlatma konusunda uzlaşmıştı. Bu gelişmenin Ankara’nın Hamas’la olan ilişkilerini etkileyeceği de muhakkak.

Hamas’ın Siyasi Büro Şefi Halit Meşal 24 Haziran’da, yani Türkiye-İsrail uzlaşısının ilanından üç gün önce Ankara’yı ziyaret etmişti. Uzlaşının açıklandığı gün de açıklama yapan Hamas Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze’ye verdiği destekten, Türk hükümeti ve halkının Gazze’deki Filistinlilere yaptığı yardımlardan ve İsrail ablukasını hafifletmek için gösterilen çabalardan dolayı Türkiye’ye teşekkür etmişti. Açıklamada Türkiye’nin Filistin davasına desteğinin sürmesinin beklendiği de ifade edilmişti.

Hamas’ın Katar’da bulunan sözcülerinden Hüsam Bedran son gelişmeyi Al-Monitor’a şöyle değerlendirdi: “Hamas-Türkiye ilişkileri güvenilir ve sağlam temellere dayanıyor. Hem Türk hükümeti hem de Türk halkı Filistin davasına destek veriyor. Filistin Türklerin gözünde özel bir entelektüel ve tarihi anlam taşıyor. Dolayısıyla Hamas-Türkiye ilişkileri Türkiye’nin başka ülkelerle kurduğu ilişkiden olumsuz etkilenmez. Hamas işgalci İsrail’le ilişkilerin normalleştirilmesinin halkımızın menfaatine olduğunu düşünmese de Gazze’ye yönelik ablukanın kaldırılması hâlen Türkiye’nin siyasi önceliklerinden biri ve bu konuda büyük bir çaba sarf ediliyor.”

İsrail’in güvenlik yapılanmasına vakıf güvenlik uzmanlarından Yossi Melman ise 5 Kasım’da Hamas üyelerinin Türkiye’deki faaliyetlerini sürdürmesine izin veren Ankara’nın İsrail’i hayal kırıklığına uğrattığını söyledi. İsrail, Ankara’dan Türkiye’de bulunan Hamas üyelerinin sınır dışı edilmesini ve ofislerinin kapatılmasını talep etmişti.

İstanbul’da yaşayan Filistinli Türkiye araştırmacısı Said El Hacı Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “Hamas Türkiye ilişkileri hiçbir zaman stratejik olmadı ve hiçbir maddi ya da askeri yardımı kapsamadı ne İsrail-Türkiye uzlaşısından önce ne de sonra. Yani Hamas’ın eskiden İran’la ya da şu an Katar'la kurduğu ilişkiden farklı bir ilişki söz konusu. Türkiye’nin Hamas’a desteği hep siyasi alan ve basınla sınırlı kaldı. (...) Dolayısıyla karşılıklı büyükelçilerin atanması ya da Siyasi Büro üyesi Salih Aruri de dâhil hareketin kimi liderlerinin Türkiye’den çıkarılması bu durumu değiştirmez. Aruri konusunda Hamas-Türkiye arasında varılan zımni mutabakat basına yansımasa da İsrail-Türkiye uzlaşından önce sağlanmıştı.”

Ankara’daki karar vericilerle temas hâlinde olan Hacı Hamas için Tahran’ın Ankara’nın bir alternatifi olamayacağını da vurgulayarak şöyle devam etti: “Hamas-İran ilişkileri şu an iyi bir düzeyde değil. İran’ın Suriye, Irak ve Yemen’deki savaşlarda oynadığı olumsuz rol nedeniyle Hamas tabanındaki itibarı zayıfladı. Dahası Hamas’ın ikinci, üçüncü düzeyde liderleriyle görüşse de İran da Hamas’la ilişkileri eski seviyeye çekmeye pek hevesli değil. İran bölgedeki genişlemesinin ardından Hamas’ı gözden çıkarabilir.”

Türkiye-İsrail yakınlaşmasının Hamas açısından doğuracağı kaygı verici sonuçlardan biri iki ülkenin ilişkileri karşılıklı büyükelçi atamaktan daha da ileri taşıması ve iş birliğini genişletmesi olabilir. Nitekim Erdoğan 20 Kasım’da İsrail’in Kanal 2 televizyonuna özel bir röportaj verdi. Bu röportajdan bir gün önce de İsrail parlamentosu Knesset’ten bir heyet İstanbul’a giderek Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nden yetkililerle olası iş birliği alanlarını görüştü. İsrailliler İstanbul’da düzenlenen NATO Parlamenterler Meclisi’nin yıllık olağan toplantısına da katıldılar. Yakınlaşmanın ardından Türkiye’yi ziyaret eden ilk İsrailli bakan ise Enerji Bakanı Yuval Steinitz oldu. Steinitz Türk muhatabı ve Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’la 13 Ekim’de bir araya geldi.

İsminin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan üst düzey bir AKP’li ise iki ülke arasındaki ilişkilere dair şu bilgileri verdi: “Türk-İsrail yakınlaşmasının Hamas-Türkiye ilişkilerine olumsuz bir yansıması olmayacak. Ankara dış politikada ilişkileri birbirine karıştırmaz. İsrail’le ilişkilerin gelişmesi Hamas’la ilişkilerin kesileceği ya da Hamas’la ilişkilerin gelişmesi İsrail’le ilişkilerin kesileceği anlamına gelmez. Türkiye-İsrail yakınlaşmasına dair hiçbir adım Türkiye’nin Filistinlilere verdiği desteği olumsuz etkilemez.”

Eski Mossad Başkanı Efraim Halevy 30 Haziran’da Yedioth Ahronoth gazetesine verdiği röportajda Türk-İsrail uzlaşısının Hamas’ın da menfaatine olacağını söylemişti. Eski İstihbarat şefi, bu uzlaşı sayesinde Gazze’ye yönelik ablukanın hafifleyeceğine, Gazze’ye malların ve elektrik santrali, hastane yapımı için gereken inşaat malzemelerinin girişinin kolaylaşacağına ve Gazze halkının yaşam standardının yükseleceğine işaret etmişti.

İsmail Haniye’nin eski siyasi danışmanı ve AKP’ye yakın isimlerden Ahmet Yusuf ise Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “Karşılıklı büyükelçiliklerin atanması Türkiye’nin iç meselesidir. Biz başka ülkelerin iç meselelerine karışmayız. Ayrıca bu, Gazze’ye Türk yardımının ulaşmasını kolaylaştıracak bir gelişme oldu. Dahası Hamas-Türkiye ilişkileri Türk-İsrail yakınlaşmasından olumsuz etkilenmez. Hamas-İran ilişkilerine gelince bu, Suriye meselesi nedeniyle çetrefilli bir konu. Hamas-İran ilişkilerinin düzelmesi Suriye krizine bir çözüm bulunmasına bağlı ve bunun Türk-İsrail yakınlaşmasıyla bir ilgisi yok.”

Hamas, Türk-İsrail yakınlaşmasına muhalefet edebileceği güçlü bir bölgesel ve uluslararası konuma sahip değil. Böylesi bir tutum, hareketin en yakın müttefiklerinden ve Hamas liderleriyle yakın ilişkileri bulunan Erdoğan’ı öfkelendirebilir. Dahası, Hamas, Türkiye-İsrail arasındaki tam normalleşmenin Gazze için de önemli bir milat olmasını umuyor. Zira böylelikle Filistinlilerin ve Arapların gözünde “düşman İsrail” ile ilişkilerini düzeltmeye çalışan bir müttefike sahip olmanın utancından kurtulabilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: recep tayyip erdogan, khaled meshaal, hamas, gaza, diplomatic relations

Adnan Abu Amer, El Ummah Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler Fakültesi’nin dekanlığını ve Basın-Enformasyon Şubesi’nin başkanlığını yürütmektedir. Amer, aynı üniversitede Filistin meselesinin tarihi, ulusal güvenlik, siyaset bilimi ve İslam medeniyeti derslerini vermektedir. Demashq Üniversitesi’nden siyasi tarih dalında doktora sahibi olan Amer, Filistin meselesini ve Arap-İsrail ihtilafını konu alan bir dizi kitabın yazarıdır. Twitter hesabı: @adnanabuamer1

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept