Obama dönemi sona ererken Rusya Suriye planlarına ayar veriyor

Rusya, Orta Doğu’da Donald Trump başkanlığında kendisini etkileyebilecek tüm senaryolara karşı hazırlık yapmaya çalışıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor ABD Başkanı Barack Obama, Peru’nun başkenti Lima’da düzenlenen APEC zirvesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile sohbet ederken, 20 Kasım 2016  Photo by REUTERS/Kevin Lamarque.
Maxim Suchkov

Maxim Suchkov

@MSuchkov_ALM

İşlenmiş konular

vladimir putin, ukraine, syrian conflict, russia’s syria policy, russian foreign policy, russia in middle east, donald trump, barack obama

Kas 21, 2016

ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin 20 Kasım’da Peru’da düzenlenen Asya-Pasifik Ekonomik Zirvesi’nde görüştü. Putin Obama’yı “ne zaman uygun olursa” Rusya’ya davet etmiş olsa da dört dakika süren bu sohbet muhtemelen Obama’nın ABD başkanı olarak Putin ile son görüşmesi olacak. Bu kısa karşılaşmanın odağında son birkaç yıldır AB-Rusya ilişkilerinin genel gündemini şekillendiren iki konu vardı: Ukrayna ve Suriye. Her iki lider Ukrayna kulvarında “ilerleme olmamasından” şikâyet ederken Suriye konusunda söylenenler tarafların amaçlarına ve birbirinden olan beklentilerine ışık tutuyor.

Obama, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’un “şiddeti azaltmak ve Suriye halkının mağduriyetini hafifletmek için uluslararası toplum nezdinde birlikte çalışmaya devam etmesi” gerektiğini vurgularken Putin Obama’nın başkan olarak son iki ayının “Suriye’de çözüm arayışlarını sürdürmek için kullanılması gerektiğini” belirtti. Bu sözlerin anlamı şuydu: Taraflar birbirilerine güven duymasa da seçici iş birliğine dönük siyasi iradeyi sürdürme ihtiyacı duyuyor.

Ancak Moskova da Washington da yeni ABD yönetiminin göreve başlayacağı güne kadar önemli bir ilerleme beklemiyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan bir kaynak Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Topal ördek konumunda olan Obama, Trump’ın göreve başlamasına kadar geriye bırakacağı olumlu mirasla meşgul olur, yeni bir başarısızlıkla sonuçlanabilecek Suriye gibi özellikle zor bir konuya yatırım yapmak istemez.”

Öte yandan Moskova, Beyaz Saray’daki yeni yönetimin terör ve radikalizmle mücadeleye öncelik vereceği ve Suriye’de gerçek bir iş birliğine ulaşılabileceği konusunda umutlu. Rus uzmanların konuştuğu olası iş birliği alanları istihbarat paylaşımından ortak hava saldırılarına kadar geniş bir yelpaze oluşturuyor. Hatta önümüzdeki yıl Rakka’ya yönelik ortak bir harekâttan söz ediliyor ki bu, Putin ile Trump’ın da bir hafta önceki telefon görüşmelerinde değindikleri ABD-Rusya diplomatik ilişkilerinin 210’uncu yılında oldukça anlamlı bir gelişme olur.

Ancak Trump’ın seçim zaferi Rus medyasının büyük bölümünde heyecanla karşılanırken Putin’in kendisi daha ihtiyatlı bir duruş sinyali verdi. APEC zirvesinin ardından konuşan Putin “Hepimiz biliyoruz ki tüm ülkelerde kampanya vaatleri ile gerçek politikalar arasında büyük fark olur.” ifadesini kullandı. Ayrıca Trump’ın başkan koltuğuna oturmasından sonra onunla ilk ne zaman görüşeceği sorulduğunda Putin “Önce ekiplerin görüşmesi mantıklı olur.” dedi.

Rusların Suriye’de sahada attığı adımlar da dikkate alındığında bu vizyon Obama’nın son aylarında Kremlin’in amaçları konusunda fikir veriyor. Trump’ın Rusya’yla “ilişkileri normalleştirme” arzusunu kısıtlayacak olası sistemsel faktörleri düşünen Moskova, ABD Kongresi’nin son adımlarını, bilhassa Senato’da konuşulan olası “Rusya karşıtı yasa” ile Temsilciler Meclisi’nden geçen Suriye’ye yönelik yeni yaptırım paketini yakından izliyor. Rus karar vericiler arasında bu girişimler, hem Trump’ın “dış politikada deneysel adımlar” atma imkanını daraltma çabası, hem de Kremlin’le “pazarlıklarda” ne kadar ileriye gidebileceğine dair “kırmızı çizgiler” koyma teşebbüsü olarak görülüyor.

Dolayısıyla Rusya açısından “en iyisini ummak ama en kötüsüne hazır olmak” mantığının işlediği söylenebilir. Bu bağlamda Moskova şu an Suriye’de kritik kazanımlar sağlamak için fırsat ve zamana sahip olduğunu düşünüyor. İdlib ve Humus vilayetlerindeki Rus hava saldırıları ile Suriye ordusunun Halep’teki taarruzunun da bu mantık doğrultusunda geliştiği görülüyor. Öte yandan bu durumun Rusya’nın daha önce anlatılan hamleleriyle çelişmemesi gerekir. ABD karşıtı söylemlerin aşağı çekilmesi, İslam Devleti ile Şam Fetih Cephesi’ne yönelik saldırıların artırılması ve Rusya’nın Suriye’de oluşturduğu caydırıcı unsurun etkisi yeni yönetimle görüşmelerde potansiyel bir pazarlık kozu olacak.

Benzer şekilde muhaliflerin son günlerde askeri faaliyetlerini artırması da müstakbel Trump yönetiminin yarattığı belirsizliğinin yansıması olarak görülüyor. Kremlin’e yakın bir uzman Al-Monitor’a şöyle diyor: “İsyancılar ve destekçileri aldıkları siyasi, askeri ve mali desteğin yakında kesilebileceğinden dolayı umutsuzluk içinde. Dolayısıyla ayrım yapmadan birbirileri de dâhil herkese karşı iki kat hırsla savaşmak istiyorlar.” Alevlenen çatışmaların asıl nedeni bu mudur bilinmez ama bu görüş, Kremlin’deki genel düşünce biçimini, yani isyancıların ne pahasına olursa olsun dış destekçilerin ilgi ve yardımını sürdürmeye çalıştığı düşüncesini yansıtıyor. Bu anlamda Rusya’nın “aşırıcıların kritik altyapısını” ortadan kaldırma ve zemin kazanma çabaları Suriye için ileride yapılacak çözüm müzakerelerinde ona daha güçlü bir konum kazandıracak.

Bu arada askeri taarruzlar neticesinde Rusya’yla doğrudan görüşen isyancı grupların sayısı da artacak. Suriye Arap Cumhuriyeti’nde Karşıt Tarafları Uzlaştırma Merkezi isimli Rus kuruluşun 19 Kasım tarihli bültenine göre son 24 saatte “Hama vilayetinde üç, Lazkiye vilayetinde iki meskûn bölgenin temsilcileriyle ateşkes anlaşmaları imzalandı.” Böylece bu uzlaşı anlaşmalarına imza atan meskûn bölge sayısı 956’yı buldu, silahlı örgüt liderleriyle imzalanan ateşkes başvuru formları ise 69’a ulaştı. 

Son olarak Moskova’nın takip ettiği bir diğer kulvar da Suriye’nin bütünlüğü gibi Suriye devletine ilişkin stratejik boyutlarda İran ve Türkiye ile yürütülen istişarelerden oluşuyor. Tahran da Ankara da birleşik Suriye ilkesini destekliyor. Tabii ikisinin de bu konuda farklı menfaatleri, farklı vizyonları var. Yine de Suriye’deki durum savaş sonrası diplomasi safhasına geçmeden önce bölgesel paydaşlarla kritik konularda aynı noktada buluşmak Rusya için önemli.

Trump yönetiminin politikaları Rusya’nın Suriye’deki tutumuyla uyumlu olsun veya olmasın tüm bunlar yeni döneme hazırlanan Moskova için yoğun bir gündem anlamına geliyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Temsilciler Meclisi Trump’ı Türkiye’ye yaptırıma zorlayan tasarıyı kabul etti
Bryant Harris | NATO ve Orta Doğu | Tem 21, 2020
Erdoğan Kafkasya’da macera mı arıyor?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | Tem 17, 2020
İsrail’in ilhak planı iki eski komutanın elinde
Ben Caspit | | Haz 12, 2020
Putin’in yeni Suriye temsilcisi ataması ne anlama geliyor?
Anton Mardasov | Suriye'de Rusya | May 28, 2020
ABD: Rus jetlerinin Libya’ya gelişi NATO için tehdit işareti
Jared Szuba | Libya’daki çatışma | May 26, 2020

Recent Podcasts

Featured Video