Yabancı yatırımlar alarm veriyor!

Ocak-temmuz döneminde Türkiye’ye doğrudan uluslararası yatırım girişi geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 54 düştü.

al-monitor .

İşlenmiş konular

state of emergency, private sector, foreign investment, fdi, credit ratings, coup

Eki 13, 2016

Geçen yıl 16.8 milyar dolarla son yedi yılın en büyük doğrudan yabancı yatırımını çeken Türkiye 2016’da bu kez son yedi yılın en kötü dönemini yaşıyor.

Ekonomi Bakanlığı verilerine göre, 2016’nın ocak-temmuz ayları arasında Türkiye’ye gelen doğrudan uluslararası yatırımlar bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 54 oranında gerileyerek, 10 milyar 500 milyon dolardan 4 milyar 800 milyon dolara indi. Bu rakamın 2 milyar doları yabancıların gayrimenkul alımlarından oluşuyor.

Türkiye’ye son yedi yılda en düşük doğrudan yatırım girişi 9 milyar dolarla 2010’da gerçekleşmişti. Bu yıl, ocak-temmuz dönemindeki dış yatırımların -gayrimenkul desteğine rağmen- 4.8 milyar dolar düzeyinde kalması yıl sonunda 2010’daki seviyenin dahi aşılmayabileceği konusunda endişe yarattı.

Doğrudan yabancı yatırımlarındaki düşüş bundan sonraki süreçte ivme kazanabilir. Çünkü ilk yedi aylık dönemde henüz Moody’s not indirmemiş, 15 Temmuz darbe girişiminin etkisi de sadece son 15 günlük bir dönemle sınırlı kalmıştı.

S&P’den sonra Moody’s’in de Türkiye’nin notunu “yatırım yapılabilir” seviyesinin altına çekmesiyle dış yatırımlar açısından büyük bir risk oluştu. Başbakan Binali Yıldırım “Bizim notumuzu üç beş derecelendirme kuruluşu değil, esnaf belirler” diyerek not indiriminin kamuoyu üzerindeki etkisini hafifletmeye çalışıyor, ama aslında hükümet de oluşan riskin farkında.

Bu yüzden ardı ardına ekonomi paketleri açılıyor, yabancı yatırımlardaki düşüşün yerli yatırımlarla ikame edilebilmesi için teşvikler artırılıyor, devlete olan borçlara af getiriliyor, alışverişlerde taksit sayısı artırılarak ekonomi canlı tutulmaya çalışılıyor. Bu arada, hükümet Fitch’in de Türkiye’nin notunu düşürmesinden endişeli. Nitekim, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi de Moody’s’in indiriminin Türkiye’yi “yatırım yapılabilir” düzeyde tutan Fitch’i baskı altına alabileceği söyledi.

CHP Tekirdağ Milletvekili ve eski Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarı Faik Öztrak 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamasına geçilmesinin yabancıları caydırdığını düşünüyor:

Öztrak’ın Al-Monitor’a yaptığı değerlendirme şöyle: “OHAL ilan edildiğinde üç aylık süre dolmadan normal hukuk düzenine geçilebileceği söylendi. Fakat geldiğimiz noktada bırakın erken bitirilmeyi üç ay daha uzatıldı. Hatta bir yıllık OHAL süresinin bile yetmeyebileceği dillendirildi. Ülkenin içinde bulunduğu olumsuz tabloyu ve OHAL’in uzatıldığını gören yabancı yatırımcı Türkiye’nin hızla otoriter bir rejime doğru ilerlediği kaygısına kapılıyor. Yatırım iştahı kayboluyor. Gerilimin ve belirsizliğin sürdüğü, hukuk devletinin yıpratıldığı bir ortamda sadece yabancı yatırımcıların değil yerli yatırımcıların da iştahı kalmıyor”.

Öztrak önemli bir rakama da dikkat çekiyor: “2011’de özel sektörümüz yılda 140 milyar dolar yatırım yaparken, 2016’nın ilk yarısı itibarıyla 12 aylık özel sektör yatırımının 114 milyar dolara gerilediğini görüyoruz. Moody’s’in not indirme kararının ardından Türkiye üç büyük kredi derecelendirme kuruluşundan ikisinin ‘yatırım yapılabilir ülke’ notunu yitirdi. Bu, başta emeklilik fonları olmak üzere bir takım yabancı fonların Türkiye’ye yatırım yapmalarını engelleyecektir”.

Yatırımcıların karar verirken neyi dikkate aldığını ise 30 yıl iş dünyasında yönetici ve işveren olarak bulunmuş CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran açıklıyor: “İki türlü yabancı yatırım vardır: Biri sıcak paradır. Yüksek faiz ve rant için gelir. Ülke ekonomisine yatırım ve iş imkanı sağlamaz. Diğeri ise doğrudan yabancı yatırımlardır. İş imkanı yaratır. Bu tür yatırımları yapanlar ürkektir. Kolay kaçar ama kolay geri dönmez. Bunların kararlarını etkileyen en temel unsur hukuk sistemidir. Adil, bağımsız, tarafsız ve hızlı bir hukuk sistemi. Ayrıca demokrasi, insan hakları, özgür medya ve fırsat eşitliği ararlar. Kuvvetler ayrılığı yoksa, parlamenter sistem iyi çalışmıyorsa o ülke güven vermez. Can ve mal güvenliği yoksa, ülke terörle birlikte anılıyorsa, otoriter bir rejim ve olağanüstü hal yönetimi varsa, laiklik yoksa, kamu kurumlarında liyakat yoksa, at izi it izine karışmışsa yabancı yatırım gelmeyeceği gibi, gelen de geri gider”.

Umut Oran yanlış dış politikanın Türkiye’yi tüm komşuları ile sorunlu hale getirdiğini, Irak ve Suriye’de doğrudan savaşın içine girildiğini, içeride ise demokrasiden hızla uzaklaşılması nedeniyle yatırım ortamının yok edildiğini söylüyor.

Peki bundan sonra ne olur?

Soruyu eski Merkez Bankası Başkanı ve eski Devlet Bakanı Yaman Törüner’e yönelttik. Türkiye’de para piyasalarını en iyi bilen isimlerden biri olan ve Merkez Bankası bünyesindeki Para Piyasaları Genel Müdürlüğü’nü kuran Törüner mevcut durumdan kaygılı ama gelecekten umutlu: “Türkiye’de kurumsal yapı bozuldu. Yani adalet sistemine güven yok. Rekabet ortamı bulunmuyor. Basın baskı altında. Bu yüzden dış yatırımlar düşüyor. Darbe olayları ve not indiriminin etkisiyle birkaç ay daha düşmeye devam eder. Ama ondan sonra toparlar. ABD ve Avrupa piyasaya çok para sürdü. O paranın gidecek fazla yeri yok. Mecburen bize gelecek. Şu anda o parayı çekmek için en şanslı ülke Hindistan. Ardından AB üyesi bazı ülkeler var. Ondan sonra sıra bize gelecek. Brezilya ve Arjantin’in durumu kötü olduğu için sıcak para oraya yönelmez. Rusya’ya da gitmez. Çin’le ABD’nin arası açık. Bizim şansımız yüksek”.

Umut Oran ise bu iyimserliği paylaşmıyor: “Darbe girişimi ve not indiriminden dolayı bundan sonra dış yatırımlarda düşüş hızlanacaktır. Dövizde yukarı yönlü hareketlenme devam ederse döviz borcu bulunan şirketler zor duruma girer ve işten çıkarmalar başlayabilir. Bu durum makro göstergeleri de bozacaktır”.

İyi senaryo da dövizi esas alıyor, kötü senaryo da. Anlaşılan bundan sonra döviz piyasalarındaki hareketleri daha yakından izlemek gerekecek.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Yüzde 1’in servet payı krizle yüzde 42'ye düştü
Mustafa Sönmez | ekonomi ve ticaret | Kas 27, 2019
Suriye rejimi petrol üretimini canlandırmayı hedefliyor
Mohammad Bassiki | Petrol ve gaz | Kas 6, 2019
‘Kirli’ üretici Volkswagen’e Türk daveti
Mustafa Sönmez | | Eki 8, 2019
Rusya ve ABD Suriye’de yeni bir işbirliği zemini bulabilir mi?
Igor A. Matveev | ekonomi ve ticaret | Tem 19, 2019
Suriye’nin yeniden imarı: Rusya, İran ve Çin menfaat paylaşımında anlaşabilir mi?
Igor A. Matveev | Suriye çatışması | Nis 16, 2019

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Türkiye’de Rusya’ya güven, ABD'ye güvensizlik azaldı
Ayla Ganioglu | | Haz 30, 2020
al-monitor
HTŞ, Türkiye’nin işini mi yapıyor?
Fehim Taştekin | İdlib | Haz 28, 2020
al-monitor
Suriyeli Kürtler: Mahsul gaspı Türk yardımlarını gölgede bırakıyor
Amberin Zaman | türk-kürt çatışması | Haz 22, 2020
al-monitor
Krizin garajı varlık fonu
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Haz 22, 2020