Türkiye’yi binlerce potansiyel “medeni ölüm” davası bekliyor

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında görevinden alınan on binlerce kamu görevlisi hakkındaki “bir daha kamu görevinde çalışamaz” hükmünün, “medeni ölüler” yaratma endişesi var. Birçok hukukçu, bu kişilerin doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitme hakkı olduğu görüşünde.

al-monitor .

İşlenmiş konular

turkish coup, teachers, recep tayyip erdogan, kurdistan workers party, fethullah gulen terror organization, europe, courts, civil servants

Eyl 19, 2016

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) sivil itaatsizlik açıklamasıyla zorunlu askerlik görevini yapmayı reddeden Osman Murat Ülke hakkında 2006 yılında verdiği kararda başvuranın çektiği hapis cezasının üstüne karşı karşıya kaldığı yaptırımları “medeni ölüm” sözleriyle ifade ediyordu. Mahkeme, Ülke’nin mesleğinden men edilmesi ve kovuşturmaların ömür boyu sürme ihtimalinin orantısız cezalandırma olduğu kanısındaydı.

Pek çok hukukçuya göre, 15 Temmuz’daki kanlı darbe girişiminin ardından Türkiye’de bu durumda olması muhtemel binlerce, belki de on binlerce kişi var. İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) yetkililerine göre, kamuda iki aydan kısa sürede 70 binden fazla kişi görevinden alındı. (Kimilerine göre, bu rakam 100 binin üzerinde.) Bunlardan on binlercesi gözaltında ya da hapiste, tutuklananlar yargılanmayı bekliyor. Ancak, bunlar dışındakilerin çok büyük çoğunluğu, görevden alınmaları konusunda henüz resmi bir sorgu sualle karşı karşıya gelmedi.

Yardımcı Doçent Kerem Altıparmak’a göre, kamuda bu miktarda bir kitlesel tasfiye, “Belki de dünyada görülmüş bir şey değil”. Al-Monitor’un görüşüne başvurduğu insan hakları hukuku uzmanı Altıparmak, “On binlerce insandan bahsediyoruz. 100 bini aşan kişinin kamu hizmetinden çıkarılmış olması söz konusu. Ki bu, Doğu Bloku’nun (yıkılması sırasında) toplamında oldu mu, bilmiyorum” diyor.

The Economist dergisi geçen haftaki sayısında bu süreci 1950’li yılların başında ABD’de senatör Joseph McCarthy liderliğinde yürütülen komünistlere yönelik “cadı avı”na benzetiyor. Ancak, Türkiye’dekinin “çok daha büyük” olduğu değerlendirmesiyle.

AKP iktidarı 240’tan fazla kişinin öldüğü, binlerce kişinin yaralandığı darbe girişiminden sonraki kaotik ortamda defalarca “kurunun yanında yaşın da yanmayacağı” vaadinde bulundu. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta Çin’deki G-20 zirvesinden dönerken uçakta yaptığı açıklamada, “Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)” diye adlandırılan darbe girişimcileriyle mücadelede “At izinin, it izine karışmış vaziyette” olduğunu söyledi.

Hemen ertesi gün hükümetten, haksız biçimde işten çıkarılanların göreve iade edileceği açıklaması geldi. Akabinde Başbakan Binali Yıldırım, Ankara’da topladığı valilerden, bütün illerde kriz masaları oluşturarak, haksızlıkla karşı karşıya kalanların tespit edilmesini istedi. Valilerle ayrı bir toplantı yapan Erdoğan, “Sizlerden memurları açığa alma yarışına girmenizi istemiyorum, adil davranmanızı istiyorum” dedi.

Ancak, aynı gün Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde görev yapan ve pek çoğu sol görüşlü Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) üyesi 11 binden fazla öğretmenin PKK ile bağlantılı olduğu iddiasıyla açığa alınması, bu söylemlerin samimiyeti hakkında kuşkuların artmasına neden oldu.

İktidar, darbe girişiminden bu yana sıklıkla İslam referanslı FETÖ ile sol görüşlü PKK’nın birlikte hareket ettiğini ileri sürse de sol kanattaki sendikacılara göre bu, siyasi bir operasyon.

Kamudaki görevden almalar, darbe girişiminin bastırılmasından birkaç gün sonra üç ay için ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) çerçevesinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) yapılıyor. Burada uygulanan iki yöntem var. Birincisi, görevden çıkarma, ikincisi açığa alma. Açığa alınanlar, soruşturma sonrasında işlerine geri dönme şansına sahip. Görevden çıkarılanlar ise, KHK hükümlerine göre “Bir daha doğrudan ya da dolaylı kamu hizmetinde çalışamaz”.

Yardımcı Doçent Altıparmak bu hükmün görevden çıkarılan kişileri ömür boyu işsizliğe mahkûm etmekle eş anlama geldiğini söylüyor. Örneğin, bir yargıç ya da hukuk profesörü avukatlık yapamaz; bir asker ya da polis ise özel güvenlik hizmeti veremez.

Bu kişilerle ilgili tek mesele, kamu ya da bağlantılı alanlarda değil. Doçent Aziz Çelik’e göre, görevden alınanların isimlerinin, haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı olmamasına karşın Resmi Gazete aracılığıyla ilan edilmesi, damgalanmalarına da yol açıyor. Al-Monitor’un sorularını cevaplayan çalışma hayatı uzmanı Çelik, “Bu insanların isimlerinin kamuoyu önüne atılması, toplum nezdinde darbeci ya da terörist ilan edilmelerine neden oluyor. Yani, bir tür kara listeye alınıyorlar. Tümüyle ‘medeni ölüm’e terk ediliyorlar” diyor.

Doçent Çelik, aileleriyle birlikte hesaplandığında, en az 400-500 bin kişinin bu durumdan etkilendiğini söylüyor. “Bu çok ciddi bir toplumsal travmadır, sorundur. Bir süre sonra bunun başka tür sonuçları da ortaya çıkabilir” diye ekliyor. Çelik, bu kişilerin aileleri ve sosyal çevreleriyle birlikte yaftalandığını, özel hayatlarının alt üst olduğu görüşünü belirtiyor.

KHK’ların iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya hazırlanan ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) hukukçu milletvekillerinden Sezgin Tanrıkulu iktidarın haksız işten çıkarmalar yoluyla, darbe girişimiyle ilgisi bulunmayan muhalifleri toplu biçimde cezalandırdığı ve darbe girişimi sonrasında süregiden son derece gergin ortamda toplumsal linçle karşı karşıya bıraktığı görüşünde.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Tanrıkulu bir anlamda yeni bir iç düşman yaratıldığını söylüyor: “Türkiye bu kutuplaştırıcı ortamda böyle lükse sahip değil”.

KHK’lar görevden çıkarılan kişilerin yargı yoluna başvurma hakkının kapalı olduğunu öngörüyor. Pek çok hukukçu ise aksini düşünüyor. Bazılarına göre, KHK’lar anayasaya aykırı olduğu için “yok hükmünde”. Bu bağlamda, görevden çıkarılanları olağan hukuk sistemi içinde olduğu gibi idari mahkemelere gitmeye, lehte sonuç alamazlarsa Anayasa Mahkemesi’ne dava açmaya çağırıyorlar.

Yardımcı Doçent Altıparmak ise, OHAL yasasına göre KHK’lar hakkında anayasaya aykırılık ileri sürülemediği için, tüketilecek bir iç hukuk yolu olmadığı kanaatinde. Dolayısıyla, doğrudan AİHM’e başvuru yapılabileceğini belirtiyor.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland geçen hafta darbe girişiminin ardında olanlarla bir şekilde Gülen şebekesiyle ilişkiye girmiş olanların ayırt edilmesi gerektiği uyarısında bulundu. Bu durumun, Türkiye’yi AİHM ile karşı karşıya getirebileceğini söyledi.

Jagland’ın şimdilik olasılık olarak bahsettiği bu durum, pek çok hukukçu açısından kaçınılmaz. Bu hukukçulara göre binlerce, belki de on binlerce potansiyel “medeni ölüm” davası, AİHM’de Türkiye’yi bekliyor.

Yardımcı Doçent Kerem Altıparmak, 1 Eylül’de yayımlanan KHK ile görevden alındığı açıklanan 41 bin kişiye atıfla şunları söylüyor: “41 bini başvursa AİHM, 41 binini de haklı bulur ve Türkiye’yi hem maddi hem de manevi tazminata mahkûm eder. Çünkü içtihatlarından biliyoruz ki mahkeme, adil yargılama olmaksızın insanların bu şekilde kamu hizmetlerinden çıkarılmasını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı buluyor.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Gare’den sonra sıradaki hedef Şengal mi?
Fehim Taştekin | | Şub 17, 2021
Türkiye’de halk darbeler için ABD’yi suçluyor
Ayla Ganioglu | | Şub 18, 2021
Hafter Erdoğan’ı mutlu eden ata niye oynadı?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Şub 11, 2021
İsrail Türkiye’nin yumuşama sinyallerine hâlâ soğuk
Rina Bassist | | Şub 8, 2021
Kafkasya’da tüm yollar Rusya’ya mı çıkıyor?
Fehim Taştekin | Rus etkisi | Oca 15, 2021

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Merkez Bankası rezervinin kaynağı 45 milyar dolarlık borç
Mustafa Sönmez | | Şub 25, 2021
al-monitor
Dış borç ve cari açık için 200 milyar dolar aranıyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Şub 19, 2021
al-monitor
Gare’den sonra sıradaki hedef Şengal mi?
Fehim Taştekin | | Şub 17, 2021
al-monitor
Türkiye’de halk darbeler için ABD’yi suçluyor
Ayla Ganioglu | | Şub 18, 2021