ABD seçimleri 2016: Tarih Trump’ın hâlen kazanabileceğini gösteriyor

By
p
Article Summary
İşte 22 Ağustos haftası seçim döneminde yaşanan gelişmeler. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Beyaz Saray için yarış bitti mi?

Anketlere göre Cumhuriyetçi Donald Trump son haftalarda Hillary Clinton’ın epey gerisine düşmüş durumda. Son RealClearPolitics anket ortalamalarına göre Trump yüzde 41.7 desteğe sahipken Demokrat aday yüzde 47.7 destek alıyor. Aradaki fark yanılma payını da oldukça aşıyor.

Çekişmeli eyaletlerden gelen kötümser oranları değerlendiren kimi uzmanlar fevri milyardere yarıştan çekilme çağrısı yapıyorlar. Trump ise kasımdaki seçimleri kaybedecek olursa bunun seçimlerde “hile” anlamına geleceğini ve kendisinin aynen böyle düşüneceğini söylüyor.

Tarih ise henüz hiçbir şeyin bitmediğini gösteriyor zira seçimlere daha 70’i aşkın gün var.

1936 eylülünde Demokrat Franklin Roosevelt Alfred Landon’ın sadece yüzde dört puan önündeydi ama iki ay sonraki seçimleri tam yüzde 24’le farkla kazandı.

12 yıl sonraki seçim döneminde yine eylül ayındaki anketlerde Thomas Dewey’e 11 puanla kaybediyor görünen Harry Truman iki ay sonraki seçimleri beş puan farkla kazandı. Truman zaferini kutlarken Chicago Daily Tribune’ün hatalı ““Dewey Truman’ı yenecek” sürmanşetini de hatırlattı.

1968 eylülünde Cumhuriyetçi Richard Nixon rakibinin 15 puan önündeydi ama sonuçta Hubert Humphrey’i sadece bir puan farkla yendi.

Sekiz yıl sonra, 1976’da Demokrat Jimmy Carter anketlerde rakibinin 10 puan önünde olmasına karşın sandıkta Gerald Ford’a neredeyse yeniliyordu. Bundan dört yıl sonra yapılan seçimlerde ise tam tersi bir eğilim öne çıktı: Cumhuriyetçi Ronald Reagan eylülde yapılan anketlerde rakibiyle berabere görünürken seçimleri 10 puan farkla kazandı.

1988’deki seçimlerde ise kayma daha da büyük oldu. Demokrat Michael Dukakis temmuzdaki anketlerde rakibi George H.W. Bush’un 17 puan önündeydi, ağustosta fark sekiz puana indi. Ancak Dukakis sandıkta sadece 10 eyaleti ve başkenti kazanarak seçimleri sekiz puanla kaybetti.

Farklı dönemler arasında birebir kıyas doğal olarak mümkün değil, bilhassa da kamuoyu araştırmacılığının yıllar içinde kaydettiğini umduğumuz gelişme düşünüldüğünde. Ancak geçmiş seçim dönemleri yine de günümüze ışık tutabilir. Zira iki aday da seçmenler nezdinde pek fazla sevilmediği için süreç hâlen değişken.

Clinton’ın popülaritesi karmaşık bir konu. Seçmenlerin yüzde 43’ü Demokrat adayı severken aynı oranda seçmen de sevmiyor. Trump’ın durumu ise daha kötü: Seçmenlerin yüzde 61’i onu sevmiyor, yüzde 34’ü ise seviyor.

İki aday da seçmenlerinin rakibine ısınmaması için uğraşıyor. Bu da hâlihazırda tarihin en çirkin ve olumsuz hâle gelen seçimini daha da olumsuz hâle getiriyor.

Trump bu hafta siyah seçmenleri, daha doğrusu geçmişte kullandığı üsluptan rahatsız olan beyaz seçmenleri kazanmaya çalıştı. Cumhuriyetçi aday Afrika kökenli Amerikalı grupların ülkede 2016 yılında yaşadığı sıkıntılardan Demokratları sorumlu tutan bir konuşma yaptı.

Trump Ohio’daki konuşmasında şöyle dedi: “Yoksulluk içinde yaşıyorsunuz, okullarınız iyi değil, işiniz yok, gençlerinizin yüzde 58’i işsiz. Kaybedecek neyiniz var ki?” Yabancı “savaş bölgelerinin Amerikan kentlerinden daha güvenli” olduğunu söyleyen Trump azınlıklar için “sokakta vurulmadan yürüyebilecekleri” günler istediğini söyledi.

Ancak Trump’ın Amerika’nın siyah topluluklarına dair demeci birçok siyah liderin tepkisini çekti. Ardından da Clinton’ın ırkçı beyazların Trump’ı desteklediğini gösteren yeni televizyon reklamı devreye girdi.

Clinton’ın perşembe günü Reno’da yaptığı konuşmada ise Trump’a bir tek doğrudan ırkçı demediği kaldı. Trump’ı peşi sıra “ırkçı yalan”lar söylemekle ve “ırkçı göndermeleri” olan komplo teorilerini savunmakla suçlayan Demokrat aday, Trump’ın alternatif sağ olarak bilinen ve ortaya çıkan ırkçı ideolojiye sarılarak ülkenin dört bir yanındaki ırkçıların kalbini kazandığını savundu.

Clinton destekçilerine şöyle seslendi: “Nefret gruplarını ana akım hâline getiriyor ve radikallerin Cumhuriyetçi Parti’yi ele geçirmelerine yardım ediyor”. Trump’ın kampanya ekibi ise buna cevaben Clinton’ın çaresizlikten yalan ırkçılık iddiaları ortaya attığını savundu.

Demokratlar Trump’ı asmak için adayın kendi demeçlerini kullanırken Cumhuriyetçiler ise Clinton’ın kendi kendine açtığı yaraları bıçaklamakla meşgul. Bir yargıcın Clinton’ın daha fazla kişisel elektronik postasının yayımlanmasına hükmetmesinin ardından kişisel e-mail sunucusunu kullanma konusu bu hafta yine gündemdeydi.

Muhafazakârlara yakın Yargı İzleme Örgütü’nün yayımladığı 725 sayfalık e-maillerden Clinton Vakfı’na bağışta bulunan bazı kişilerin Dışişleri Bakanlığı sırasında Clinton’a ulaşmaya çalıştıkları ve kimi durumlarda ulaştıkları anlaşılıyor. Clinton kötüye kullanma iddialarını reddediyor. Ancak Associated Press tarafından yapılan bir araştırmaya göre vakfa bağışta bulunan 154 sivil toplum kuruluşundan 85’i dışişleri bakanlığı döneminde Clinton’la irtibat imkânı bulmuş. Bu da “rüşvet” iddialarını tırmandırıyor.

Salı akşamı Austin Texas’ta yaptığı konuşmada bu konuyu gündeme getiren Trump da şöyle dedi: “Clinton Vakfı’nın nerede bittiği, Dışişleri Bakanlığı’nın nerede başladığını anlamak mümkün değil. O girişimi sürdürmek için işlenen suçlar o kadar fazla ki anlatmaya bu konuşma yetmez”.

Neticede 2016 seçimlerinin sonuçları henüz net değil ama maalesef kesin olan bir şey var: Bu üslup seçim dönemi boyunca değişmeyecek.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: us presidential elections, republicans, racism, polls, hillary clinton, donald trump, democrats

Kariyerine Başkan George W. Bush döneminde Ticaret Bakanlığı’nda adım atan Reeves Barbour 2008’de RAI Services şirketi adına ABD Kongresi’nde vergi ve mevzuat alanlarında hizmet verdi. 2010’da BGR Group şirketinin hükümet işlerinden sorumlu Başkan Yardımcısı olan Barbour telekom ve enerji alanlarında çok sayıda uluslararası müşteriyle çalıştı. Şu an Al-Monitor’un ana firmalarından Crest Yatırım Şirketi adına günlük siyasi faaliyetler yürüten Barbour aynı zamanda şirketin Kongre ve Cumhuriyetçi kuruluşlar nezdindeki irtibat sorumlusudur. Reeves Barbour eski Mississippi Valisi Haley Barbour’ın da oğludur.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept