Türkiye'nin Nabzı

Suriyeliler “Güneydoğulu” oldu!

By
p
Article Summary
Suriyelilerin üçte birinden fazlası Güneydoğu’ya yerleşti. Türkiye’de yerleşmedik il bırakmayan mültecilerin en fazla bulunduğu il 401 bin ile Şanlıurfa.

Türkiye’de Suriyelilerin gitmediği il kalmadı. En fazla Suriyeli 401 bin ile Şanlıurfa’ya yerleşirken, en az Suriyelinin bulunduğu il 27 kişi ile Bartın oldu. Şanlıurfa’dan sonra en fazla Suriyelinin yaşadığı il ise 394 bin kişi ile İstanbul. Bölgesel olarak bakıldığında Suriyelilerin daha çok Güneydoğu’ya yerleştiği görülüyor. Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman, Adıyaman, Siirt, Mardin, Kilis, Şırnak illerinde yaşamaya başlayan Suriyeli sayısı 1 milyon 41 bin.

Toplam 2 milyon 749 bin Suriyelinin üçte birinden fazlası Güneydoğu’yu tercih etmesinde bu bölgede yaşayanlarla akrabalık bağı önemli bir etken. Bölgeler itibariyle kıyaslandığında sadece Güneydoğu’da 1 milyon 41 bin Suriyeli yaşarken Türkiye’deki diğer altı bölgeye toplam 1 milyon 708 bin kişinin yerleşmesi, Güneydoğu’nun farkını açıkça göstermekte.

Suriyelilerin Güneydoğu’ya yerleşmesini akrabalık bağından çok siyasi projelere bağlayanlar da var. Geçen aralık ayında Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bir panelde göçlerin arkasında siyasi bir hedef olup olmadığı ele alındı. Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Ayhan Kaya Suriyelilerin Güneydoğu’ya yerleştirilmesini Kürt nüfusu dengelemeyi ve Kürt milliyetçiliğinin yükselişini engellemeyi amaçlayan bir “sosyal mühendislik” çabası olduğunu öne sürdü. Prof. Dr. İlter Turan ise Suriyelilerin Türkiye’ye gelişinin Kürtlerle doğrudan alakası bulunmadığını, ancak gelenlerin çoğunlukla Arap olmasının Güneydoğu’da etnik bileşimi değiştirdiğini vurguladı. Hacettepe Üniversitesi’nden Doç. Dr. Murat Erdoğan ise hükümetin bu kadar çok mülteci geleceğini tahmin etmediğini, dolayısıyla böyle bir politikayı düşünmesinin mümkün olmadığını söyledi.

Ancak Hükümete yakınlığıyla bilinen Star Gazetesi yazarı Ersoy Dede Suriyelilerin Güneydoğu’ya yerleştirilerek demografik yapının değiştirilmesinden yana olduğunu açıkladı. Dede’nin yazısından bir bölüm: “Bu insanlara hem vatandaşlık hakları verelim. Hem de Doğu ve Güneydoğu’da yeniden imar edilen kentlerde toplu konutlara yerleştirelim. Hakkâri’de, Mardin’de, Diyarbakır’da Şırnak’ta ikamet etmelerini sağlayalım.”

Güneydoğu’daki dokuz ilde yaşayan yerel nüfusun toplam sayısı 8 milyon 385 bin. Bölgedeki nüfusun sekizde biri oranında Suriyeliyi sorunsuz biçimde oraya adapte etmek kolay değil. Doğal olarak sosyal çalkantılar ve adli olaylar artıyor. Suriyelilerin yaşadığı ekonomik sorunların üzerine bölge halkının yoksul olması da eklendiğinde en küçük kıvılcımda büyük kavgalar patlak veriyor.

Geçen ay Şanlıurfa’da işyerinden evine giden 22 yaşındaki Sedat Alındı bıçaklandı ve cep telefonu gasp edildi. Gencin mahallesinde yaşayanlar, gaspın Suriyeliler tarafından yapıldığını öne sürdü. Olay gecesinde ise muhtarla birlikte bir grup mahalle sakini parkta toplanarak Suriyelilere tepki gösterdi. Muhtar Mustafa Sarıknacı, “artık ne huzur ne de can güvenliğimiz kalmadı. Bir an önce bu kişilerin insanlarımıza karşı gasp ve hırsızlık olaylarının önüne geçilmesini istiyoruz” dedi.

Şanlıurfa’daki bir başka olayda Türk ve Suriyeli gençler birbirine girdi. Olay Suriyelilerin bir kişiyi bıçakla yaralaması üzerine patlak verdi. Yaralı hastaneye kaldırılırken 50 kişilik grup bıçak ve sopalarla iftar ve sahur etkinliklerinin yapıldığı Topçu Meydanına gelerek Suriyeli gençlerin önünü kesmeye başladı. Olay yerine sevk edilen polisler bıçak ve sopaları toplayıp 10 kişiyi gözaltına alarak olayın büyümesini önledi. 

Kavgalar genellikle erkekler arasında. Ancak bölgedeki kadınlar da Suriyelilerden şikâyetçi. Sadece Şanlıurfa’da “Suriyeli kuma” nedeniyle boşanma oranı yüzde 20 arttı. Baro Başkanı Hikmet Delebe, “Suriye’deki iç savaştan kaçanlar Şanlıurfa’da kuma evlilikleri yaparak kendilerini güvence altına alıyor. Durum böyle olunca başta aile içerisinde olaylar ve ekonomik sıkıntılar çıkıyor. Eşler arasında geçimsizlik yaşanması üzerine çiftler boşanmak için mahkemeye başvuruyor” dedi.

Polisin Şanlıurfa’da yaptığı fuhuş operasyonunda ise bir saatte 50 Suriyeli konsomatrisin yakalanması, mültecilerin dramını farklı bir boyuttan gözler önüne seriyor. 

Suriyelilerin Türkiye’ye geldiği 2011 yılından bu yana Güneydoğu illeri başta olmak üzere çok sayıda şehirde toplu ya da bireysel kavgalar çıkıyor, tecavüz, hırsızlık, gasp olayları yaşanıyor. Olaylarda bazen Türkler, bazen Kürtler, bazen de Suriyeliler mağdur oluyor. Bazen de Suriyeliler birbiriyle kavga ediyor. Mardin’in Artuklu ilçesinde ikisi ağır dört kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olay da lokantada çalışan Suriyeli iki grup arasında patlak vermişti. 

Bu arada Suriyelilere tanınan haklar giderek artıyor. Sağlık hizmetleri, eğitim, çalışma izni, biyometrik kimliklerin çıkarılmasından sonra şimdi sırada vatandaşlık var.

Suriyeliler vatandaşlığa geçtiğinde, iş olanakları artacağı için ekonomik sıkıntıların tahrik ettiği sosyal çalkantıların azalacağı umut ediliyor. Ancak büyük bölümü Kürtlerden oluşan Güneydoğu artık Arap nüfusun da belirgin hale geldiği bir bölge olacak. Zaten Şanlıurfa ve Mardin başta olmak üzere birçok ilde Arap kökenli vatandaşlar vardı. Bu durum bölgedeki siyasi dengeleri de etkileyecektir. Başından beri AKP’nin sahiplendiği Suriyelilerle Kürtler arasında tansiyon yükselebilir. Çünkü bölgede iki halkın gerilimini azaltacak bir refah seviyesi yok.

Ekonomik zorluklar içerisinde yaşamaya çalışan yerel halkın, dışarıdan takviye edilen yeni yoksullarla birlikte huzur içerisinde parlak bir gelecek inşa etmeleri çok olası bir senaryo gibi görünmüyor. Kaldı ki yıllık bazda 2015 sonu itibariyle işsizlikte oranının en yüksek olduğu bölge de yüzde 24,8 ile Güneydoğu. Yüzde 10,3 olan Türkiye ortalamasının iki mislinden fazla. 

Bu bölgeye Suriyelilerin gelmesiyle birlikte oluşan yeni tablonun “demografik dağılımı değiştirmek” gibi siyasi hedefleri olabilir, ama ekonomik yapının değişmeyeceği açık. Çünkü yoksulluğun ve işsizliğin yüksek olduğu bir bölgeye, daha fazla yoksul, işsiz ve her biri dram yüklü insanlardan takviye yapılıyor. 

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: syrian refugees, syrian civil war, sanliurfa, kurds, kurdish problem, demography, citizenship, akp
Gazeteciliğe 1985 yılında Sabah gazetesinde başladı. Daha sonra Nokta ve Aktüel dergilerinde sosyal ve kültürel olaylara ilişkin habercilik yaptı. Dünya Gazetesi, KANAL 6 ve TGRT'de ekonomi ve parlamento muhabiri ve haber programcısı olarak çalıştı. Bir dönem Parlamento Muhabirleri Derneği Yönetim Kurulu'nda yer aldı. Son olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 2 kez Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeliğine seçildi ve 8,5 yıl süreyle bu görevi yürüttü. Sürekli Sarı Basın Kartı sahibi.
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept