Darbe girişimi sonrası Türkiye’de yurt dışına yerleşme arayışları hızlandı

15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında oluşan endişelerle yurt dışına yerleşme ve yurttaşlık elde etme amaçlı gayrimenkul alımına yönelik girişimler artarken, Almanya’ya iltica başvurularında da yükseliş söz konusu.

al-monitor .

İşlenmiş konular

united states, turkey coup, syrian refugees, recep tayyip erdogan, oppression, immigration, foreign investment, european union

Ağu 12, 2016

Cumhurbaşkanı Erdoğan 8-9 Temmuz 2016’da Polonya’nın başkenti Varşova’da düzenlenen NATO zirve toplantısından dönerken uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada Türkiye’deki Suriyeli mültecilere Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından konut verileceğini söylemişti. Erdoğan 10 Temmuz’daki bu açıklamasında sayıları 3 milyona varan Suriyelilere verilecek konutların bedelinin Ahıska Türklerine sağlanan konutlarda olduğu gibi küçük taksitlerle ödeneceğini belirtiyordu.

Cumhurbaşkanı bu açıklamalarından hemen önce de Suriyeli göçmenlere Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verileceğini, bu konuda hükümete çalışma başlatılması talimatını verdiğini ifade ediyordu.

Cumhurbaşkanı’nın bu açıklamaları tartışmaları başlatırken muhalefet ve sivil toplum kuruluşları bu adımların tehlikelerine yönelik eleştiri ve tepkilerini dile getiriyorlardı.

Bu tartışmalar sürerken hükümet bir başka adım daha atacağını ilan etti: Türkiye’de gayrimenkul satın alan ve en az beş yıl satmayacağını tapuya işleten, devlet iç borçlanma tahvili alıp en az beş yıl elinde tutma sözü veren, bankalarda hükümetin belirleyeceği tutarlarda döviz hesabı açtırıp en az üç yıl çekmeme taahhüdünde bulunan Suriyeliler de dâhil yabancılara vatandaşlık, oturma ve çalışma izni verilecekti. Çok değil daha bir ay önce Türkiye’de iktidar-muhalefet-Cumhurbaşkanı arasında, “TC vatandaşlığının satışa çıkartıldığı” iddiaları tartışılıyordu.

Şimdi bütün bu gelişmeler ve tartışmalar 15 Temmuz 2016’daki Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) cemaatçi-tarikatçı-şeriatçı darbe teşebbüsü ile tam tersine döndü.

Ortaya çıkan veriler, yapılan açıklamalar, Türkiye vatandaşlarının yurt dışında gayrimenkul alma, yurt dışına yerleşme, bir başka ülkenin vatandaşlığını parayla satın alma arayışlarına giriştiklerini, darbe girişimi öncesi ile sonrası kıyaslandığında bu yöndeki arayışların beş kat artış gösterdiğini ortaya koyuyor.

Suriyelilere ve diğer yabancılara konut satışı karşılığında vatandaşlık verilmesi hazırlıkları ekonomide ve inşaat sektöründe büyük heyecan yaratırken, bu yöntemle yapılacak konut satışlarından 200 milyar dolara yakın bir taze para girişi olacağı beklentisi söz konusuydu.

Oysa 15 Temmuz sonrası tersine dönen tabloda Suriyeliler gündemden düşmüş durumda. Ne Suriyelilere vatandaşlık ne de TOKİ’nin konut vermesi tartışılıyor. Yabancılara konut satışıyla vatandaşlık verilmesi sayesinde Türkiye’ye gelecek milyarlarca dolar yerine, Türk vatandaşları milyon dolarları, Euroları yurt dışında gayrimenkul alarak yerleşmek ve vatandaşlık izni için harcamaya yöneldi.

15 Temmuz darbe teşebbüsü öncesinde de Türk vatandaşlarının özellikle ABD başta olmak üzere yerleşme, oturma izni, vatandaşlık için ev, villa alma, birikimlerini bu ülkeye götürerek iş kurma yönündeki arayışlarında patlama yaşanıyordu. Cumhurbaşkanı’nın sert ve ayrıştırıcı söylemi, artan IŞİD ve PKK terörü, can güvenliği kaygısı, gazetecilere, yazarlara, akademisyenlere baskı ve tutuklamalar, Türkiye’nin tek adam diktasına gittiği, özgürlüklerin baskı altına alındığı endişeleri, AB ve batıdan kopuşun hızlanması, bu arayışları körüklüyordu.

15 Temmuz öncesinde de Türkiye’nin gergin siyasi ve toplumsal ortamı nedeniyle ABD’de 500 bin dolarlık bir gayrimenkul alımıyla kendileri ve aileleri için oturma, yerleşme izni elde etme, E-5, E-1, Yeşil Kart ve daha başka seçenekleri araştıran, ABD’deki hukuk bürolarına başvuran Türk vatandaşlarının sayısında patlama yaşandığı dile getiriliyordu. Sadece Miami’de 100 binden fazla Türkün yaşadığı, bu sayının diğer eyaletlerdekilerle birlikte her geçen gün hızla arttığı kaydediliyor.

Darbe teşebbüsü sonrasında bu talep patlaması katlanarak artmış görünüyor. Türkiye’nin en eski ve köklü ekonomi gazetelerinden Dünya bu konuda bir araştırma-habere sayfalarında verdi. Türkiye’de temsilciliği bulunan Coldwell Banker gibi uluslararası gayrimenkul şirketlerinin temsilcileri, yurt dışında “yerleşme amaçlı gayrimenkul alımı” başvurularının, 15 Temmuz sonrasında beş kata varan artış gösterdiğini belirtiyorlar. Randevulara yetişemediklerini, personel takviyesi yaptıklarını dile getiren yurt dışı gayrimenkul pazarlama şirketleri, 14 Temmuz’a kadar günde ortalama 10-12 başvuru olurken, 15 Temmuz sonrası bu sayının günlük 500-600’e çıktığını belirtiyorlar.

Başta ABD ve Kanada, Avrupa’da da İspanya ve İngiltere’ye yönelik “yerleşme amaçlı gayrimenkul satın alma” talepleri yoğunluk kazanıyor. İrlanda, Portekiz, Letonya, Yunanistan, Malta gibi AB üyesi ülkeler, beş yıl satmama kaydıyla 150 bin euroluk tahvil alımı ya da 250-500 bin Euro arasında değişen tutarlardaki gayrimenkul alımı yapanlara, vatandaşlık ve oturma izni veriyor.

Öte yandan, son dönemde başta Almanya olmak üzere Türkiye’den yapılan “iltica” başvurularında da yükseliş söz konusu. Almanya Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi’nin verilerini yansıtan Almanya’nın Sesi, Türkiye’den Almanya’ya iltica başvurularında bu yıl artış gözlendiğini vurguluyor. 2014 yılında bin 804, 2015’te bin 767 olan Türkiye’den Almanya’ya iltica başvurusu, bu yılın altı aylık döneminde bin 719 kişi oldu. 2014 ve 2015’te, bir yılda gerçekleşen iltica başvurusuna, bu yıl altı ayda ulaşıldı.

Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir, Almanya ve AB ülkelerinin, Türkiye’de siyasi takibata uğrayan muhaliflere destek vermesi, sanatçı, gazeteci, yazar, akademisyenlere iltica kolaylığı sağlaması gerektiğini gündeme getiriyor. Mülteciler ve göç konusunda Almanya’nın önde gelen sivil toplum kuruluşu Pro Asyl 15 Temmuz sonrası yaşanan gelişmeler ve idam tartışmaları sonrasında Türkiye’den Avrupa’ya bir mülteci akınının başlayabileceği öngörüsünde bulunuyor.

Türkiye ile AB arasındaki vize muafiyeti ve mülteci geri kabul anlaşması krizinde son dönemde giderek gerilen ilişkilerin, yaşanan tıkanıklıkların ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AB liderleri arasındaki restleşmelerin arkasında yatan nedenlerden birisi de muhtemelen AB’nin Türkiye’ye vize muafiyeti tanıması halinde Türkiye’den gelmesi olası yoğun iltica ve göç kaygısı.

Ankara Suriyelilere vatandaşlık ve ev verme hesapları yaparken şimdi kendi vatandaşlarını kaybetme, ülke kaynaklarının yurt dışında ev alımlarına akması süreciyle karşı karşıya. Normalleşme, iç barış, dayanışma ve karşıtların uzlaşması yolları aranıyor. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım’ın HDP’ye ve Kürtlere yönelik ayrımcı, dışlayıcı tutumları, uzlaşı ortamının sürekliliği konusunda fazla umut vermiyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Barzani Ankara’ya Bağdat’tan uzlaşı mesajı getirdi
Amberin Zaman | Kürtler ve Kürdistan | Eyl 8, 2020
Sosyal mesafe kuralları: Tedbir mi cezalandırma mı?
Sibel Hürtaş | | Eyl 2, 2020
Şehir hastaneleri kara deliği ürkütüyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Ağu 31, 2020
Türkiye-Pakistan yakınlaşması Hindistan’ın tepkisini çekiyor
Amberin Zaman | Savunma ve güvenlik iş birliği | Ağu 27, 2020
Irak’la komşulukta kötüye doğru bir milat
Fehim Taştekin | türk-kürt çatışması | Ağu 16, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Türkiye Libya’da neden Mısır’ın rolünü kabulleniyor?
Fehim Taştekin | | Eyl 18, 2020
al-monitor
Mali’de Fransız hezimeti Türk’ün hesabına bir zafer mi?
Fehim Taştekin | | Eyl 14, 2020
al-monitor
İthal otomobile sert fren
Mustafa Sönmez | | Eyl 8, 2020
al-monitor
Trablus’taki depremde Türkiye’nin rolü nedir?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Eyl 3, 2020