Mısır’daki suikast girişiminin arkasında Türkiye olabilir mi?

Kahire’nin elinde eski Başmüftü Ali Cuma’ya yönelik suikast girişiminde Türkiye’yi suçlayacak yeterli kanıt olmasa da olay iki ülke arasındaki gerginliği tırmandırmaya yetti. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Mısır’ın eski Başmüftüsü Ali Cuma, Amman’da düzenlenen Kral II. Abdullah Dünya Dinler Arası Uyum Haftası’nın ödül töreninde konuşurken, Ürdün, 27 Nisan 2014 (photo by  Photo by REUTERS/Muhammad Hamed.

İşlenmiş konular

terrorist attacks, mufti, mehmet gormez, gulen movement, fethullah gulen, egyptian-turkish relations, assasination

Ağu 16, 2016

Mısır’ın eski Başmüftüsü Ali Cuma’ya yönelik suikast girişiminden bir gün önce, 4 Ağustos’ta, Mısır güvenlik güçleri Sina Yarımadası’na sızan dört Türk istihbaratçı yakaladı. Suikast girişiminden saatler önce ise Huffington Post’un İstanbul merkezli Arapça sitesinde Türk Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in Cuma ile Fethullah Gülen hareketi arasındaki bağlara dair demecini yayımlandı. Türk makamları temmuzdaki darbe girişiminden Gülen hareketini sorumlu tutuyor.

Peki, bu olgular suikast girişiminden Ankara’yı sorumlu tutmak için yeterli kanıt oluşturuyor mu?

5 Ağustos günü cuma namazı için camiye giden Cuma, silahlı bir grubun saldırısına uğradı fakat olaydan sağ kurtuldu. Saldırıyı resmi Facebook ve Twitter sayfalarından Hasm isimli hareket üstlendi.

Hasm hareketinin sosyal medya sayfaları yaklaşık bir buçuk yıl önce açılmıştı. Hareket, Müslüman Kardeşler muhaliflerine karşı oldukça aktifti ama bu faaliyetler çoğunlukla internetle sınırlı kaldı. Sayfalar muhtemelen bu nedenle hiç kapatılmadı.

Hareketin ilk terör eylemini ise temmuzda Fayyum’daki Tamiya polis merkezinin başmüfettişine düzenlenen suikast girişimini üstlenerek gerçekleştirdiği bildirildi. Bu saldırı da Cuma’ya yönelik suikast girişimiyle aynı tarzda düzenlenmiş, hedefe silahla ateş açılmıştı.

Eski İçişleri Bakan Yardımcısı ve güvenlik uzmanı emekli Tümgeneral Eşref Emin Al-Monitor’a saldırının Müslüman Kardeşler’le bağlantılı olduğuna ve Hasm hareketinin de aslında Müslüman Kardeşler’in bir komitesi olduğuna inandığını söyledi.

Emin’e göre Hasm tarafından üstlenilen suikast girişimleri Müslüman Kardeşler’in diğer komiteleri tarafından düzenlenen saldırılara benziyor. Matareya Polis Merkezi’nin başmüfettişi Vael Tahun’a nisan 2015’te düzenlen suikast bunun bir örneği. Emin’e göre bu saldırıların hedefleri, genelde Müslüman Kardeşler komitelerinin etkisiz kılınmasında önemli rol oynamış kişiler.

Emin, Cuma’ya düzenlenen suikast girişiminde başka örgütlerin parmağı olma ihtimalini de dışlamadı: “Bir saldırının şu ya da bu terör örgütü tarafından üstlenilmesini kabul edip geçemeyiz. Soruşturmalar ve incelemeler yapılmak durumunda. Belki de bu hareket başka hareketleri polisin dikkatinden kaçırmaya çalışıyordu. Dolayısıyla soruşturma kendi mecrasında devam etmeli. Kaldı ki bir örgütün Ali Cuma olayında olduğu gibi başarısız bir eylemi üstlenmesi oldukça sıra dışı bir durum.”

Devlet Güvenlik Teşkilatı’nın eski başmüfettişi Abdül Hamit Hayrat ise kişisel Facebook sayfasından paylaştığı mesajda Cuma’ya yönelik suikast girişiminin Ensar Beyt El Makdis örgütü tarafından Mısır ordusunun ağustos başında örgütün lideri Ebu Dua El Ensari’yi öldürmesine misilleme olarak düzenlendiğini öne sürdü. Hayrat, güvenlik güçlerinin örgütün Sina’daki merkezini sıkı bir abluka altına aldığına işaret ederek örgütün saldırılarını Sina’nın dışına taşıyabileceğini de belirtti.

Emekli Tuğgeneral ve güvenlik uzmanı Halit Mutavi’ye göre ise Ensar Beyt El Makdis ile suikast girişimi arasında doğrudan bir bağlantı ihtimali yok. Ancak tüm bu örgütlerin irtibat ve eş güdüm içinde olduğunu belirten Mutavi, Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “Burada doğrudan tetiği çeken failden söz ediyoruz ve suikast girişimi şunu gösteriyor ki bu saldırıyı yapan unsurlar Ensar Beyt El Makdis’in eğitim düzeyine sahip değildi. Bunu harcadıkları mermi miktarı ve rahatça görünür olmasına rağmen hedefi öldürmeyi başaramamalarından çıkarıyoruz. Dahası saldırıda küçük silahlar kullanıldı ki Ensar Beyt El Makdis bunları pek kullanmaz. Onlar genelde uzaktan kumandalı patlayıcılar kullanmayı tercih ediyor. (...) Türkiye Diyanet İşleri Başkanı’nın Cuma’nın Fethullah Gülen’le bağlantısına dair sözleri ve bir gün önce Sina’ya sızan Türk istihbaratçılara ilişkin veriler göz ardı edilemez. Bu nedenle saldırıya dış odakların karışmış olma ihtimali göz ardı edilmemeli.” Mutavi, bu odakların adını vermekten ya da herhangi bir devleti açıkça suçlamaktan ise kaçındı.

Ulusal Güvenlik Araştırmaları Merkezi Başkanı Emekli Albay Halit Okaşa da bu konuda Mutavi ile hemfikir. Okaşa dört Türk istihbaratçının Mısır’a sızmasına ilişkin kanıtların göz ardı edilmemesi gerektiğine inanıyor. Okaşa Görmez’in Cuma hakkındaki sözlerini ve Türk makamlarının Gülen hareketine ve hareketle ilişkisi olduğuna inanılan herkese duyduğu öfkeye işaret ediyor. Bunun yanı sıra Müslüman Kardeşler liderlerinin çoğunlukla Türkiye’de yaşadığını hatırlatan Okaşa, bu kişilerin Mısır’daki hücrelerle irtibatının dolaylı olarak sürdüğünü de vurguluyor.

Hasm hareketinin Müslüman Kardeşler’in bir komitesi olduğu ihtimalini hatırlatarak bu bağlantının önemine dikkat çeken Okaşa şöyle devam ediyor: “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gülen hareketine savaş açmasının ardından Müslüman Kardeşler de Gülen hareketine ve onu destekleyen herkese savaş açtığı için Cuma iyi bir hedef gibi görülmüş olabilir. Cuma, Müslüman Kardeşler’in eskiden beri düşmanı ve şimdi Gülen hareketiyle temaslarından dolayı Türk makamları da onu düşman görüyor olabilir.”

Al-Monitor Cuma’ya yönelik suikast girişimi ve Sina’da tutuklanan Türk istihbaratçılarla ilgili son gelişmeleri öğrenmek, iki olay arasındaki bağlantı ihtimalini sormak için İçişleri Bakanlığı’nın halkla ilişkiler ve basın sorumlusu Tümgeneral Halit Fevzi’ye ulaşmak istedi. Ancak bu makale kaleme alındığı sırada hâlen bir geri dönüş olmamıştı.

Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin temmuz 2013’te devrilmesinin ardından Mısır ile Türkiye arasında neredeyse daimi hâle gelen gerginlik sürekli şüphelere neden oluyor. Dört Türk istihbaratçının Mısır’a sızması ve Türk Diyanet İşleri Başkanı’nın suikast girişiminden saatler önce Cuma’nın Gülen’le bağlarından söz etmesi bu şüpheleri iyice büyüttü.

Ancak bu veriler hiçbir şeyi kanıtlamadığı gibi somut delil boyutuna da ulaşmıyor. Ancak muhtemeldir ki iki ülke arasındaki gerilimi daha da tırmandırmaya zemin hazırlıyor. Öyle ki bu gidişle taraflar öfkelerini ancak ilişkileri tümden kopararak ifade edebilecekleri bir noktaya gelebilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Türk-Azeri milyarderin tutuklanmasının arkasında ne var?
Amberin Zaman | Petrol ve gaz | Mar 20, 2020
Türkiye’nin eğittiği polisler Barış Pınarı Harekâtı bölgesindeki kaosu bitirebilir mi?
Khaled al-Khateb | Mülteciler | Şub 4, 2020
Mısır Erdoğan karşıtı girişimlerine hız veriyor
Amr Eltohamy | türk-kürt çatışması | Eki 28, 2019
15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’ye S-400 aldırdı
Kadri Gürsel | NATO ve Orta Doğu | Ağu 10, 2019
Suriye’deki Kürt kentleri kanlı saldırılarla sarsılıyor
Shivan Ibrahim | Kürtler ve Kürdistan | Tem 29, 2019

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Mısır'ın Nabzı

al-monitor
Türkiye’yi tehdit olarak gören Mısır donanmasını güçlendiriyor
George Mikhail | denizcilik stratejisi | Tem 1, 2020
al-monitor
İstanbul’un fethini 'işgal' diye tanımlayan Mısır kurumu eleştiri oklarının hedefinde
Menna A. Farouk | | Haz 19, 2020
al-monitor
Mısır-Türkiye arasındaki enerji kavgası alevleniyor
Rasha Mahmoud | Petrol ve gaz | Mar 27, 2020
al-monitor
Libyalı Yahudiler ülkelerine dönüş hakkı istiyor
George Mikhail | etnik azınlıklar | Şub 21, 2020