Nusra Cephesi: “El Kaide’nin tarihteki en büyük resmi şubesi”

By
p
Article Summary
Üst düzey bir ABD yetkilisi Nusra Cephesi’ne karşı uyarırken Uluslararası Af Örgütü de Nusra Cephesi’nin ve onunla ittifak eden silahlı grupların Suriye’deki yargısız infazlarını, adam kaçırma ve işkence olaylarını belgeledi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Uluslararası Af Örgütü, 5 Temmuz’da yayımladığı raporunda İdlib ve Halep’te El Kaide’nin kolu Nusra Cephesi ve ABD’nin bölgesel müttefiklerince desteklenen gruplar da dâhil başka silahlı örgütlerin yönetiminde yaşayan Suriye halkının hayat koşullarını çarpıcı şekilde ortaya koydu.

Suriye savaşındaki insan hakları ihlalleri ve savaş suçlarından çoğunlukla Suriye hükümeti sorumlu tutulurken Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü Philip Luther yaptığı basın açıklamasında şöyle dedi: “Halep ve İdlib’te silahlı gruplar bugün hiçbir yaptırımla karşılaşmadan serbestçe savaş suçları işliyor, uluslararası insani hukuku türlü biçimlerde ihlal ediyor. Şoke edici bir şekilde bu silahlı grupların Suriye hükümeti tarafından kullanılan işkence yöntemlerini aynen kullandığını belgeledik.”

Benim Cezam İşkence Oldu” başlığını taşıyan rapor, Fetih Halep denen koalisyona mensup militanların adam kaçırma ve işkence olaylarını, yargısız infazlarını anlatan iç karartıcı bir tablo çiziyor. Kasten hedef alınanların arasında gazetecilerin, avukatların, hatta çocukların yer aldığı belirtiliyor. Fetih Halep koalisyonunda Nusra Cephesi, Şam Cephesi, Nureddin Zengi Tugayı, 16. Bölük gibi gruplar ve İdlib merkezli Ahrar El Şam yer alıyor. Ahrar El Şam, Fetih Ordusu çatısı altında da Nusra Cephesi ile ittifak ediyor.

Uluslararası Af Örgütü, lafı dolandırmadan bu gruplardan bazılarının “Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve ABD gibi güçlü destekçilerden yardım aldığını” belirtiyor.

Laura Rozen’in de aktardığı gibi raporun yayımlandığı günlerde ABD, Rusya’yla Nusra Cephesi’ne karşı olası iş birliğini değerlendirmeye devam ediyordu.

Rozen, ABD Başkanı’nın IŞİD ile Mücadele Küresel Koalisyon Özel Temsilcisi Brett McGurk’un 28 Haziran’da Kongre’de verdiği ifadeye dikkat çekiyor. IŞİD’in, nam-ı diğer İslam Devleti’nin (İD) “doğuda toprak kaybettiğini” ancak buna karşın Nusra Cephesi’nin “batıda zemin kazandığını, İdlib vilayetinde Türkiye sınırında kök saldığını” belirten McGurk şöyle devam ediyor: “Usame Bin Ladin’in halefi Eymen El Zevahiri’yle doğrudan bağlantılı olan Nusra, bugün El Kaide’nin tarihteki en büyük resmi şubesi konumunda. (…) Bu, ciddi bir kaygı kaynağıdır. Nusra’nın dış saldırılar planladığını gördüğümüzde harekete geçmekte tereddüt etmeyeceğiz.”

Hem olası ABD-Rusya iş birliğine hem Nusra Cephesi tehdidine giderek daha çok vurgu yapan Obama yönetimi, görünen o ki Suriye hükümetine karşı askeri adımların tırmandırılmasını isteyen isimsiz Dışişleri Bakanlığı çalışanlarının basına sızdırdığı “karşı görüş” yazısını kale almıyor. Bu sütunda daha önce de belirttiğimiz gibi birçok eksiği olan bu yazı, Nusra Cephesi’ni bir kez bile zikretmiyor. Anlaşılan bu metni kaleme alanlar, Nusra Cephesi’yle bağlantılı grupların işlediği suçların yanı sıra Nusra Cephesi kaynaklı tehdide ilişkin kendi hükümetlerince yapılan bu ciddi değerlendirmeden ya haberdar değillerdi ya da bu değerlendirmeyi önemsemiyorlardı.

Rozen şöyle devam ediyor: “Suriye muhalefeti, Nusra Cephesi’ne yönelik baskının artması, Esad karşısında kendi konumlarını da tehdit etmesinden kaygı duyuyor. ABD yetkilileri bu kaygıları anladıklarını ifade etmekle birlikte şu noktaya işaret ediyorlar: Başkan Barack Obama, Nusra Cephesi’nden ABD ulusal güvenlik menfaatlerine yönelen tehdide eğilmek gerektiğini ve bunun süratle yapılması gerektiğini düşünüyor.”

Obama, odaklanması gerektiği noktaya, yani Suriye’deki terörist grupların yayılışından ABD ve müttefiklerine yönelen tehdide odaklandığı için takdiri hak ediyor. Bizler El Kaide’nin Suriye koluyla ortaklık edenlere kesinlikle “anlayış” gösterilmemesi gerektiğini sürekli olarak savunduk. Geçtiğimiz hafta da Washington Post gazetesinde yayımlanan bir yorum yazısına dikkat çektik. Makalenin atıfta bulunduğu “bazı Suriye uzmanları” “Nusra Cephesi güçlerinin başka isyancı birimlerle iç içe olduğu” gerekçesiyle
ABD-Rusya koordinasyonuna karşı çıkıyordu. Anlaşılan bu “uzmanlar” BM Güvenlik Konseyi’nin birçok kararında El Kaide ve onunla irtibatlı gruplarla iş birliği yapanlara yaptırım öngörüldüğünden, El Kaide’nin küresel terör karnesinden haberdar değiller. Belki McGurk’un son açıklamaları ve Uluslararası Af Örgütü’nün raporu, Washington Post’u Suriye konusunda danıştığı kişileri gözden geçirmeye sevk eder. El Kaide’ye herhangi bir sebeple müsamaha göstermek kişileri “uzman” kategorisinden çıkarmalıdır.

Uluslararası Af Örgütü’nün raporu, Halep ve İdlib’teki koşullara dair nasıl yanlış, çarpık ve tehlikeli bir algı bulunduğuna, bunun savaşın gidişatını nasıl etkileyebileceğine de ışık tutuyor. Al-Monitor ocakta bu konuda şöyle yazmıştı: “Muhalefetin Sünni ağırlıklı Halep’e verdiği ‘senet’ mezhepçiydi ve bu da Halep halkının felaketi oldu. Suriye hükümetinin varil bombaları ve amansız kuşatmaları da dayanılmaz koşulları iyice ağırlaştırdı. (…) İran ve Rusya destekli Suriye ordusu Halep’i geri almayı başarırsa savaş alanını zaten terk etmekte olan silahlı gruplar ve teröristler doğrudan yenilgiye uğratılmış olacak. Hükümetin zaferi, Humus veya Şam çevresinde kuşatılan silahlı muhaliflerin anlaşmalar yoluyla buralardan çıkmasından çok daha farklı bir olay olacak, çok daha farklı bir etki doğuracak. Halep halkı hükümetin tartışmasız zaferine, silahlı grupların yenilgi ve gidişine tanıklık edecek. Peki, Sünni kesim de dâhil şeriat düzeninden ve silahlı çetelerden kurtulan Halep halkı Suriye ordusunu kurtarıcı olarak karşılar mı? Bu önemli bir soru ve bu sorunun yanıtı (…) şaşırtabilir. Hükümetin Halep’te kazanacağı zafer 2011 öncesi kente yabancı olan mezhepçi zihniyet için de sonun başlangıcı olabilir.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
NEVER MISS
ANOTHER STORY
Haber bültenimize üye olun

 

MORE LIKE THIS

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept