İran'ın Nabzı

İran Suriye konusunda Rusya’ya niçin güvenmiyor?

By
p
Article Summary
İran’la Rusya Suriye’de iş birliğini sürdürse de İranlı siyasi ve askeri yetkililer Moskova’nın niyetleri ve uzun dönemli stratejilerinden giderek daha çok kuşku duyuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

TAHRAN, İran — İran, Rusya ve Suriye savunma bakanları 10 Haziran’da İran Savunma Bakanlığı’nda bir araya geldi. Toplantının amacı “teröre karşı savaş” konusunda görüş alışverişi olarak açıklandı. Ancak geçmiştekilerin aksine bu toplantının siyasi eksenini Rusya değil İran belirledi. Üç savunma bakanı da Tahran’daki görüşmelerde kendi devletlerinin Suriye'de “terörizmin kökü kurutuluncaya kadar askeri operasyonları sürdürme” kararlılıklarına vurgu yaptı.

İran Savunma Bakanı Tuğgeneral Hüseyin Dehkan Tahran’ın Suriye hükümetine askeri destek sağlamayı sürdürme konusunda kararlılığını dile getirdi. Ayrıca İslam Devleti’nin (İD) nükleer silahlara erişme ihtimalinden duyulan endişeyi de paylaştı. Halep’te sağlanan geçici ateşkeslere de değinen Dehkan “Biz teröristlerin güç kazanmasına imkân vermeyecek, teminatlı ateşkesi kabul ediyoruz.” dedi. Dehkan bu sözleriyle Esad karşıtı bir koalisyon olan Fetih Ordusu’nun 7 Mayıs’ta Halep’in güneyindeki Han Tuman köyüne yaptığı ve 13 İranlı subayın öldürülmesine, bazılarının da esir alınmasına yol açan saldırıya işaret ediyordu. Aynı cephede faaliyet gösteren İran’ın Yeşil Bereli komandoları da bu saldırıda ciddi kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalmışlardı. 7 Mayıs saldırısı Suriye’de İranlı güçlere düzenlenen en büyük saldırı oldu ve İran savaşa müdahil olmasından bu yana en büyük kayıplarını vermiş oldu.

Önceleri Rus ordusunun Suriye’ye müdahalesini memnuniyetle karşılayan pek çok Devrim Muhafızı stratejisti, Han Tuman olayından sonra İranlı, Lübnanlı ve Suriyeli güçlerle aynı safta savaşan Moskova’nın niyetlerine dair kuşku ve kaygı dile getirmeye başladı. Bu stratejistlere ve Rusya’nın askeri varlığına karşı çıkan başka İranlı çevrelere göre Moskova sırf Tahran’ı amaçlarına ulaştırmak için bu kadar büyük bir bedel ödemeyeceğine göre Suriye’de İran’la paylaşmadığı başka hedefler güdüyor olmalı.

Bu doğrultuda eskiden Rusya’nın Suriye’deki varlığına tümüyle güvenen İran medyasına da birdenbire sessizlik ve derin bir şüphecilik hâkim oldu. Aynı şekilde siyasi ve askeri yetkililer de Rusya’nın Suriye’deki hedeflerinden kuşku duymaya başladılar. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yönetimi Suriye savaşının İran ekonomisine pahalıya mâl olduğunu biliyor ve dolayısıyla bu durumu sürdürmek işine gelmiyor.

Öte yandan İran'ın Suriye’deki en önemli stratejik hedefi İran’dan Irak, Suriye ve Lübnan’a silah tedariki için kullanılan kara yollarının açık olması. Şu an bunların neredeyse tümü kesilmiş durumda. İnsani ve siyasi maliyetler bir yana Tahran’ın bu hedefe ulaşmak için sadece Suriye’de 2011’den bu yana 9 ila 15 milyar dolar harcadığı tahmin ediliyor. Üstelik İranlı yetkililer ne Rusya’nın niyetlerinden ne de Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın söylediği hedefler için savaştığından yüzde yüz emin değil.

Geçen iki ay içinde İran’ı stratejik ortağı Rusya konusunda şüpheye düşüren bazı önemli siyasi ve fiili gelişmeler yaşandı. Bunların bazıları şöyle: Rusya ve ABD’nin Özgür Suriye Ordusu konusunda gizli anlaşma yaptığı iddiası, Rusya’nın İran ve Lübnan’ı bilgilendirmeden ateşkesleri kabul etmesi ve ılımlı Suriye muhalefeti ile Nusra Cephesi’ni hedef alan hava saldırılarını geçici olarak durdurması.

Nitekim İran’ın savunma bakanları toplantısına ev sahipliği yaparak Suriyeli ve Rus ortaklarına vermek istediği asıl mesaj şuydu: İran Suriye savaşının hâlen başoyuncusudur ve tüm hedeflerine ulaşıncaya kadar Esad ya da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin için savaştan çekilmeyecek.

Bu arada Tahran’la Şam arasındaki eş güdümün Şam ile Moskova arasındakine kıyasla arttığı görülüyor. Anlaşılan o ki Esad da Rus müttefiklerinin niyetlerinden kuşku duymaya başlıyor. Nitekim Esad kısa süre önce Putin’e gönderdiği mesajda “Halep’te topyekûn zafer dışında hiçbir sonuç bizi tatmin etmeyecektir.” diye vurguladı.

Moskova ABD ile ilişkilerine taktiksel kazanımların ötesinde uzun vadeli stratejik açıdan baksa da Suriye’deki savaşı Tahran ve Şam’la iş birliği yapmadan sona erdiremeyeceğini biliyor. Rus Savunma Bakanı Sergey Şoygu da bu nedenle Tahran’a geldi.

İsminin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a bilgi veren İranlı bir kaynağa göre Şoygu, Han Tuman olayı ve Tahran’ın Halep’teki ateşkesten haberdar edilmemesi nedeniyle üzüntü dile getirdi. Rus bakan ayrıca Moskova’nın tüm siyasi ve askeri meselelerde Tahran’la iş birliğini sürdürmekte kararlı olduğunu vurguladı.

Rusya’nın bu taahhüdü şu an için İran ve Hizbullah’ın taktiksel hedeflerini karşılasa da Rusya ve İran’ın Suriye savaşındaki askeri hedefleri arasında var olan stratejik açığı kapatamaz. Tahran ve Moskova’nın Suriye’deki jeostratejik hedefleri arasındaki ayrışma o kadar büyük ki ödenmesi gereken bedeller dikkate alındığında iki tarafın kapsamlı ve uzun vadeli bir iş birliği uzlaşısına varması zor.

Moskova’nın en büyük hedefi, Şam’da kendisine bağımlı bir hükümetin olması ve Rus deniz kuvvetlerinin Doğu Akdeniz’deki limanlara erişebilmesi. Lübnan Hizbullahı’na desteğini sürdürmek isteyen İran ise bunun için Suriye’ye ve ülkenin güney bölgelerine erişime ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla Rusya kendi amaçlarına ulaşırsa mevcut durumu sürdürmek için bir sebebi kalmayacak. İran’ı da en başından beri kaygılandıran konu bu.

Dolayısıyla Tahran’ın Rusya’yla kısa süreli, taktiksel iş birliklerine güvenmekten başka çaresi olmadığı söylenebilir. Uzun vadede ise İran ya Suriye savaşına tüm gücünü kullanarak girecek ya da Suriye’deki hedeflerini bir ölçüde aşağı çekecek. İşte bu nokta şu an İran’da Suriye’ye askeri müdahaleyi savunanlar ile buna karşı çıkanlar arasında yeni bir strateji tartışmasını alevlendiriyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: syrian civil war, syrian cease-fire, sergei shoigu, russian influence in syria, russia-syria relations, iranian intervention, iranian influence, iran-russian relations

Abbas Qaidaari İranlı bir uluslararası güvenlik ve savunma politikaları uzmanıdır. Twitter hesabı: @abbasqaidaari

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept