İran'ın Nabzı

İran’ın yeşil berelilerini Suriye’ye kim gönderdi?

By
p
Article Summary
İran ordusu 1980-88 Irak Savaşı’ndan bu yana ilk kez dışarıda askeri operasyonlara katılıyor. Peki, yeşil berelileri Suriye’ye kim gönderdi? İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

TAHRAN, İran — İran Kara Kuvvetleri’nin basından sorumlu başkan yardımcısı Tuğgeneral Ali Araste bu ayın başında ilk kez İran’ın Suriye’de İslam Devleti’ne (İD) karşı sürdürdüğü askeri operasyonlar hakkında kamuoyuna açıklamalar yaptı. Araste İranlı muhabirlere şu bilgileri verdi: “Kara kuvvetlerimizin bir parçası olan 65. Tugay’a ve diğer birimlerimize bağlı askerlerimizi Suriye’ye danışman olarak sevk ediyoruz. Bu sevkler sadece 65. Tugay’a bağlı komandolarla sınırlı değil, 65. Tugay danışmanları hâlihazırda orada.”

1980-88 Irak-İran Savaşı hariç İran ordusu 1979 İslam Devrimi’nden bu yana sınır ötesinde hiçbir harekât düzenlememişti. Sadece Devrim Muhafızları’nın dış operasyonlar birimi olan Kudüs Gücü ve İranlı gönüllülerden oluşan Fetihin Tugayları, Suriye ve Irak’ta danışman olarak görev almışlardı. İran ordusunun tek görevi İran sınırlarını korumaktır, dış görevlere ancak başkomutan olan Ayetullah Ali Hamaney’in emriyle çıkabilir.

Kısaca Nohed olarak bilenen 65. Tugay, hava unsurlarından oluşan özel bir kuvvet olup İran’ın en seçkin askeri birimlerinden biridir. İslam Devrimi’nden önce oluşturulan tugay, Irak savaşında büyük başarı sergiledi. Tugayın nüvesi 1950’lerde 10 kıdemli subayını Fransa’ya göndermesiyle oluşturuldu. İlerleyen yıllarda hava birimine rehine kurtarma, gayri nizami savaş ve psikolojik harpten sorumlu iki yeni tugay eklendi ve böylece 65. Tugay oluşmuş oldu. 1970’lerde Umman’daki Manston Dofar askeri üssünde ve hatta iddialara göre Vietnam Savaşı’nda muharebe tecrübesi kazanan tugay, gelişen eğitimlerle beraber Pehlevi döneminin sonunda Emperyal Muhafızlar’la birlikte İran’ın en seçkin kuvveti hâline geldi.

65. Tugay’ın Umman’daki faaliyetleri resmi olsa da Vietnam’dakiler değildi. Ancak General Alirıza Sencabi ölümünden önce Vietnam’da keskin nişancı olarak görev yaptığını bu satırların yazarına bizzat anlatmıştı. Sencabi ayrıca şöyle demişti: “Devrimden önce bu tugay eğitimlerinin çoğunu İngiliz SAS komandolarıyla ortak operasyonlar şeklinde yaptı.” 65. Tugay öyle güçlü bir birim oldu ki İslam Devrimi’nin ilk günlerinde kimi parlamento üyeleri birliğin darbe yapmasından korkarak lağvedilmesini istemişti.

Ancak 65. Tugay lağvedilmediği gibi gücünü de korudu. 1990’larda düzenlenen askeri tatbikatta Tahran’daki tüm önemli askeri ve siyasi merkezler hava unsurları tarafından ele geçirildi. Bu merkezleri koruyan güvenlik güçlerinin şiddetli direnişine rağmen “Hayalet Güçler” başkenti iki saat içinde işgal etti. O günden bu yana yeşil berelilere “Güçlü Hayaletler” deniyor.

Resmi bilgilere göre 65. Tugay Irak Savaşı’ndan sonra hiçbir dış operasyona katılmadı. Ancak bu tugaya mensup askerlerin Irak, Pakistan ve Afganistan’da keşif faaliyetleri yaptıklarına dair gayri resmi bilgiler söz konusu.

Suriye’deki iç savaşa gelince Devrim Muhafızları baştan itibaren Suriye hükümetini desteklemekle sorumluyken, ordu İslam Devleti’nin Tahran’a yönelik olası saldırısını engellemek için son iki yıldır önleyici tedbirler alıyor.

Kara Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Ahmet Rıza Pürdestan geçen yıl İran-Irak sınırına asker konuşlandırıldığını ve sınırın öteki tarafına topçu ateşi açıldığını belirtmişti. Ayrıca “bir acil müdahale birimi ve keskin nişancı yetiştiren özel okullar kurulduğunu” belirten Pürdistan, bu birliklere her türlü tehlikeye karşı korunabilmeleri için gelişkin teçhizatlar sağlandığını duyurmuştu.

İran’ın askeri sınıflandırmasında tugaylar yaklaşık 6 bin ila 7 bin arasında askerden oluşur. Dolayısıyla 65. Tugay’dan Suriye’ye 100 ile 200 dolayında komando sevk edilmiş olabilir. Bu sevkiyat İran basınında geniş yer buldu. Nitekim sevkten birkaç gün sonra 65. Tugay’a bağlı dört komandonun Halep’te öldürüldüğü haberleri kamuoyunda şok etkisi yarattı.

Basına hemen açıklama yapan Pürdestan durumu şöyle açıkladı: “Birkaç bin kişiden oluşan tekfirci bir güç ile Nusra Cephesi güçlerinin Halep’in güneyinde düzenlediği saldırıda (...) Kara Kuvvetleri’nden dört kıymetli askerimiz şehit oldu. Çatışmada Nusra Cephesi’ne ait tanklar ve zırhlı personel araçları yok edildi ve 200 terörist öldürüldü.” Açıklamaya bakılırsa İranlılar sürpriz bir saldırının hedefi olmuştu.

Dört komandonun ölümü üzerine yükselen tepkilerin ardından ordu komutanı Tümgeneral Ataullah Salihi düzenli ordunun Suriye’de danışmanlık yapma gibi bir görevi olmadığını ve bu tür konular için İran’da ayrı bir kuruluş olduğunu belirtti. Kimi gönüllülerin bu kuruluşun sorumluluğunda Suriye’ye gönderildiğini söyleyen Salihi bunların arasında 65. Tugay’a mensup bazı askerlerin de olabileceğini kaydetti. Ordunun katı kuralları nedeniyle bu subayların İran’a kendi kendine gitmiş olmalarının mümkün olmadığını söyleyen Salihi, bu konudaki talimatın Genelkurmay’dan gelmiş olabileceğini belirtti. Bu açıklama Salihi’nin Suriye’ye asker sevk edilmesinden memnun olmadığının bir işaretiydi.

Suriye’deki iç savaş önümüzdeki aylarda yeni ve daha ciddi bir safhaya geçebilir. Rusya Suriye’deki askeri varlığını azaltırken, İran Rusya’dan doğan boşluğu kendi özel birlikleriyle telafi etmeye çalışıyor.

Sevk edilen asker sayısının epey küçük olmasına bakarak bu durum askeri açıdan önemli bir gelişme gibi görünmeyebilir. Ancak bu, İran’ın Suriye’deki güç dengesinin bozulmasına kararlılıkla karşı koyduğunu yansıtıyor. İran geçtiğimiz aylarda BM barış müzakerelerine katılarak Türkiye ve Suudi Arabistan gibi bölgesel rakiplere teslim olmaya niyetli olmadığını gösterdi. Zira geçen beş yılın ölen ve yaralanan askerlerin yanı sıra milyarlarca dolarlık maliyeti oldu. Dolayısıyla Suriye hükümeti daha ciddi bir tehlikeyle karşılaşırsa Devrim Muhafızları’nın yanında Suriye’ye gönderilen ordu birliklerinin sayısı artabilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: syrian conflict, russia’s syria policy, russian influence in syria, oman, iranian military, iranian mediation of syrian crisis, iran-syria relations, irgc

Abbas Qaidaari İranlı bir uluslararası güvenlik ve savunma politikaları uzmanıdır. Twitter hesabı: @abbasqaidaari

NEVER MISS
ANOTHER STORY
Haber bültenimize üye olun
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept