Türkiye'nin Nabzı

Terk edilen köpekler intihara sürükleniyor

By
p
Article Summary
Pet shoplardan satın alındıktan sonra barınaklara bırakılan köpekler yemeden içmeden kesiliyor. Hayvan sever örgütleri kedi ve köpeklerin sahiplenilmesi için kampanya başlattı.

Kimileri için bir heves, kimileri için “riyakârlık” nedir bilmeyen gerçek bir dost. Pet shoplardan satın alınarak eve getirilir, önce aşırı ilgi, sonra sokağa terk edilirler. Eskiden sadece sahil şeridindeki kasabalarda görülen terk edilmiş köpekler sorunu artık büyük şehirlere de sıçramış durumda. Çoğu eğitimli, cins köpekler ya sokaklara atılıyor ya da hayvan barınaklarına. İnsanların vefasızlığını anlayamayan hayvanlar bırakıldığı yerde sahibini, dostunu, arkadaşını bekliyor. Alıştığı ev ortamını özlüyor. Gelen olmayınca kendisi gitmeye karar veriyor! Yemiyor, içmiyor... 

Köpekler sadece yemeden içmeden kesilerek intihar etmiyor. Türkiye’de uç örneklerden biri 2012 yılının Ağustos ayında Bursa Dumlupınar mahallesinde yaşandı. Yeşilkent Sitesi’ndeki bir binanın dördüncü katındaki balkondan atlayan köpek yaşamına son verdi. Gazetelere “bir köpeğin intiharı” olarak yansıyan olayın perde arkasında “terk edilmişlik” olduğu ortaya çıktı.

Hayvan Severler Derneği (Hay-Sev) Başkanı Defne Esra Yazıcıoğlu’na göre terk edildiği için intihara meyleden köpeklerde “istenmiyoruz” duygusu ağır basıyor: “Serumlar bağladığımız halde kurtaramadığımız köpekler oluyor.”

Türkiye’de yeni hazırlanan bir kamu spotu “terk edilen” evcil hayvanların hikâyesini “Boza” isimli köpek üzerinden anlatıyor. Pet shoptan satın alındıktan sonra evde baş tacı edilen, yemek masasında doğum günü kutlanan Boza sahibinin hevesi geçince sokağa, oradan barınağa düşüyor. Diğerleriyle birlikte karşılıksız sevgisini verecek yeni sahibini bekliyor.

Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HayKonfed) tarafından hazırlanan “Bakımevinden Sahiplenin, Ona Yeni Bir Hayat Verin” isimli kamu spotunda hayvan severler terk edilen kedi ve köpeklere sahip çıkmaya çağrılıyor. Hazırlanan kısa filme Burcu Güneş ve Selçuk Yöntem gibi ünlü sanatçılar şarkıları ve sesleriyle destek oldu. HayKonfed’in açıklamasında “Bu klibin bakım evlerinde yaşam mücadelesi veren kedi ve köpeklerin yeniden sahiplenilmesi için toplumda farkındalık yaratacağına ve bir nebze de olsa sevginin parayla satın alınmasının önüne geçeceğine inanıyoruz” denildi.

Bazen Sevgililer Günü, karne veya evlilik yıldönümü hediyesi olarak satın alınan köpeklerin canlı olduğunu unutup, hevesi geçtiğinde sokağa bırakanlar onların akıbetini merak etmiyor, ama Karayolları Genel Müdürlüğü sadece İstanbul’da her yıl ortalama 400 köpeğin trafikte öldüğünü ya da yaralandığını rapor ediyor.

Al-Monitor’a konuşan Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) Başkanı Ahmet Kemal Şenpolat rapordan bahsederken köpeklerin dramını şöyle özetliyor: “Yıllarca yanında olan hayvanını sokağa ve barınaklara bırakanlar arkasına bakmadan dönüp gidiyor. Ancak köpek hep sahibinin geri döneceği duygusuyla bekliyor. Bir süre sonra umudunu kaybediyor. Hayvan barınaklarında çok sık rastlanan bir durum köpek intiharları.”

En çok satanlar listesine giren olan “Pako’ya mektuplar” isimli kitabın yazarı ve aynı adla hazırladığı televizyon programları pek çok Avrupa ülkesinde yayınlanan gazeteci Bekir Coşkun da köpeklerdeki intihar duygusunu Al-Monitor’a anlattı: “Onların dünyasında intihar farkında olmadan gerçekleşiyor. Sahibine çok düşkün olan hayvan, o gelecek diye bekliyor. Üzüntüden yemiyor, içmiyor. Bağışıklık sistemi çöküyor. İntihar ediyor ama farkında olmadan.”

Hayvan hakları savunucuları son dönemde aktif olarak sahaya çıkmış durumda. Yeni anayasa hazırlıkları çerçevesinde hayvan haklarının da anayasaya konulması isteniyor. Ayrıca yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesine ihtiyaç duyuluyor.

Türkiye’de hayvanlara iyi muamele edilmesini temin etmek, onların acı, ızdırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını sağlamak için mevcut 5199 sayılı kanun var. Ancak kanunda sadece sembolik para cezaları öngörülüyor. Oysa hayvanlara yapılan kötü muamelenin caydırıcı olabilmesi için somut yaptırımlar gerekiyor. Bunun için hâkim, savcı ve polisin nasıl bir uygulama yapacağının yasada net biçimde yer almasına ihtiyaç var.

HAYTAP Başkanı Şenpolat mahkemelerin “etkileyici ve belirleyici” olması gerektiğine vurgu yapıyor: “Hayvan hakları yeni hazırlanacak anayasada taslak olarak var. Ancak bu ‘Türkiye bir demokratik hukuk devletidir ve çevreye saygılıdır’ demek gibi bir şey olmamalı. Anayasada yazılanlar uygulamaya konulabilmeli. Hayvanlara şiddeti önlemek, duyarlılığı artırmak için biz asıl Hayvanları Koruma Kanunu’nu yenilemeliyiz. Tam 10 yıldır bu kanunun değişmesi için çalışıyoruz. Hayvana şiddet uygulayan insanların psikolojik terapiye alınması ve hapis cezasıyla yargılanması gerekiyor. Uygar dünyada bu böyle. Biz neden yapmayalım?”

Şenpolat yeni kanun için yürüttükleri kulis çalışmalarını da şöyle özetledi: “Sayın Cumhurbaşkanı’na ne istediğimizi anlattık. Meclis’teki dört partiyle de ayrı ayrı görüştük. Yeni yasayı birlikte çıkaracaklarını söylediler. Hükümet değiştiği için daha önce hazırlanan yasa tasarıları kadük oldu ama bu iktidar değişikliklerin arkasında duracağını her fırsatta ifade ediyor”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, hayvan haklarıyla ilgili yasa değişikliğini bu yıl çıkaracaklarını söyledi. Özdağ yeni yasada Avrupa ülkelerindeki uygulamaların esas alınacağına dikkat çekti. 

Öte yandan “hayvanları koruma” cephesinde yer alan dernek, federasyon ve konfederasyonlara bir de siyasi parti ekleniyor. Hayvanlara Özgürlük Partisi (HÖP) siyaset dünyasının “hayvan severlere” açılım yapmasını sağlayacak. Partinin kuruluş hazırlıklarını yapan isimlerden Metin Kılıç sadece kedi köpek değil, derdini anlatamayan diğer hayvanların varlığına işaret ederek “Kedi, köpek seviyorlar ama diğerlerinin kesilmesine ses çıkarmıyorlar. Biz derdini anlatamayan hayvanların da gönüllü avukatlığını yapacağız” diyor. 

Gazeteci-yazar Bekir Coşkun da HÖP’ün ciddi bir destek alacağını düşünüyor: “Ben ilk defa Pako adlı köşemi yazarken Türkiye’de inanılmaz bir hayvan sever potansiyeli bulunduğunu gördüm. Hemen her iki evden birinde evcil bir hayvan var. Kıyılarda ve büyük şehirlerde bir hayvana kötü muamele edildiğinde insanlar müthiş tepki gösteriyor. Cunda’da yaşarken birisi sokak kedisine tekme attı diye linç ediliyordu."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkish society, turkish constitution, turkey politics, suicide, istanbul, dogs, animal rights
Gazeteciliğe 1985 yılında Sabah gazetesinde başladı. Daha sonra Nokta ve Aktüel dergilerinde sosyal ve kültürel olaylara ilişkin habercilik yaptı. Dünya Gazetesi, KANAL 6 ve TGRT'de ekonomi ve parlamento muhabiri ve haber programcısı olarak çalıştı. Bir dönem Parlamento Muhabirleri Derneği Yönetim Kurulu'nda yer aldı. Son olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 2 kez Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeliğine seçildi ve 8,5 yıl süreyle bu görevi yürüttü. Sürekli Sarı Basın Kartı sahibi.
NEVER MISS
ANOTHER STORY
Haber bültenimize üye olun
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept