Filistin'in Nabzı

Hamas İran’la Suudi Arabistan arasında sıkışıp kaldı

By
p
Article Summary
Körfez İşbirliği Konseyi’nin Hizbullah’ı terör örgütü ilan eden kararının ardından sessiz kalan Hamas, bölgesel bağlarını tehlikeye atmamak adına taraf tutmaktan kaçınıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Hamas’ın bugünlerde sesi pek çıkmıyor. Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) Hizbullah’ı terör örgütü ilan ettiği 2 Mart’tan bu yana sessizliğini koruyan Hamas taraf tutmaktan kaçınıyor. Arap dünyasını İran ve Suudi Arabistan etrafında ikiye bölen kutuplaşma giderek derinleşirken Hamas siyasi tutum alma konusunda son derece ihtiyatlı.

Hizbullah’ın KİK ülkelerine karşı hasmane eylemler nedeniyle terör örgütü ilan edildiği gün Tunus’ta toplanan Arap içişleri bakanları da Hizbullah’ı bölgenin istikrarını zedelemekle suçladı. Hamas hangi tarafı seçeceğine karar veremiyor.

Kimi Filistinli gruplar ise daha 2 Mart’ta Hizbullah’tan yana tavır aldı. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC), Arap ülkelerinin bu kararla Siyonist rejimin ekmeğine yağ sürdüğünü söyledi. FHKC Genel Komutanlığı asıl Körfez ülkelerinin terörü desteklediğini savunurken İslami Cihat Örgütü artan gerilimin Lübnan’ın ve bölgenin istikrarını tehdit ettiğini söyledi.

Öte yandan Tunus’taki toplantıyla Filistin Yönetimi’ni temsilen katılan General Muhammed Mansur Arap dünyasında ciddi bir durum olduğunu ve bu tip güvenlik tehditleriyle yüzleşmek gerektiğini belirtti.

Arapların Hizbullah’a yönelik resmi tavrında böylesine muazzam bir değişim yaşanırken, ne Suudi Arabistan’la ne İran’la ilişkilerini riske atmak isteyen Hamas sessiz kaldı. Şimdi Hizbullah’ın bu sessizliğe nasıl tepki vereceği merak ediliyor.

Eski Filistin Başbakanı İsmail Haniye’nin danışmanlığını yapan üst düzey Hamas mensubu Ahmed Yusuf Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Hamas Hizbullah’la ilişkilerini korumak istese de sessiz kalarak siyasi sağduyu gösteriyor. Körfez ülkeleri olsun, İran ve Hizbullah olsun herhangi bir tarafla aramızda kırılma ya da sıkıntıya yol açacak hiçbir siyasi tutum açıklama niyetinde değiliz. Hizbullah’ın Suriye, Irak ve Yemen’deki müdahalelerini haklı görmesek de Siyonistlere karşı bize destek verdiği yadsınamaz.”

Öte yandan Körfez ülkeleri de Hamas’ı farklı biçimlerde destekliyor. Hamas’ın birçok siyasi lideri Katar’da yaşıyor, burada görece güvenli bir siyasi ortamda bulunuyor ve Körfez ülkeleri arasında serbestçe dolaşabiliyor. Bu olanaklar, Suriye ayaklanması patlak verdiğinde Devlet Başkanı Beşar Esad’la arası açılan ve 2012’nin sonunda Suriye’den ayrılmak zorunda kalan Hamas için önemli. Ayrıca Körfez ülkelerindeki Hamas yöneticileri, Filistin’deki Hamas bağlantılı yardım kuruluşları adına gayri resmi olarak para toplayabiliyor. Ancak bu kuruluşlara ne kadar para ulaştırdıkları belli değil.

Hizbullah ise Hamas’a silah ve eğitim dâhil askeri yardım sağlıyor. İki taraf Suriye konusunda ayrı düşse de ilişkiler istikrarını korudu. Suriye savaşına doğrudan katılan Hizbullah, Hamas’ın eleştirdiği Şam rejiminin yanında savaşıyor.

Hizbullah’a yakın olan Lübnanlı siyasi yorumcu Kasım El Kasır son gelişmeleri Al-Monitor’a şöyle değerlendirdi: “Eldeki bilgiler Hizbullah’ın Hamas’ın sessizliğinden rahatsız olduğuna işaret ediyor. Terörizm suçlaması ileride Hamas dâhil başkalarını da etkileyebilir. Hamas ve Hizbullah Suriye, Irak ve Yemen’de farklı düşünüyor olabilir ama iki tarafın tarihsel ilişkileri düşünüldüğünde sessiz kalmak doğru değil.”

Kasır şöyle devam etti: “Hizbullah Hamas’ın bu kritik dönemde dengeli bir çizgi izlemek istemesini anlıyor ama bu, direniş hareketi feda edilerek yapılmamalı. Hizbullah Arap dünyasında ortaya konan tüm tutumları takip ediyor ve bu tutumlar ilişkileri etkileyebilir. Ne gariptir ki birçok solcu, laik ve milliyetçi kesim Hizbullah aleyhindeki Arap kararlarını kınarken Hamas gibi İslamcı bir hareket sessiz kaldı. Yine de Hamas’ın bölgede tüm taraflarla iletişim kanallarını açık tutacak bir tutum benimseyebileceğine inanıyoruz.”

Burada şunu da hatırlatmakta yarar var: Mısır şubat 2015’te Hamas’ı terör örgütü ilan ettiğinde Hizbullah sessiz kalmıştı. Hizbullah’ın o günlerde Hamas’ı desteklemekten imtina etmesi de Hamas’ın bugünkü tarafsızlık kararını etkilemiş olabilir.

Nablus El Nacah Üniversitesi’nde siyaset bilimci olan Abdül Settar Kasım Hamas’ın konumunu şöyle yorumluyor: “Hamas zor durumda, bir tutum açıklayamıyor. Şaşkın hâlde olduğu için Hizbullah aleyhindeki kararlara ilişkin tavır alamıyor. Oysa son 10 yıl içinde 100 civarında Hizbullah mensubu Hamas’a silah kaçırmaya çalışırken hayatını kaybetti. Hamas işte bu nedenle Hizbullah’a destek vermeli. Doğal olarak Hizbullah Hamas’tan kendisine bölgede zarar verecek bir tutum almasını istemiyor ama Hamas’ın tutumlarını izlemeye devam edecek. Hamas Suudi Arabistan’ın yanında yer alacak olursa İran sert bir tavır alarak Hamas’a sağladığı tüm destekleri kesebilir.”

6 Mart tarihli bazı haberlerde Hamas’ın Hizbullah’a onu terörist örgüt olarak görmediğine dair el altından destek mesajı gönderdiği bildirildi. Ancak Katar’da yaşayan ve isminin açıklanmasını istemeyen kıdemli bir Hamas yöneticisi bu konuda Al-Monitor’a şöyle dedi: “Hamas’ın görüşleri resmi açıklamalar ve sözcüler aracılığıyla ifade edilir. Bu görüşler hareketin resmi internet sitesinde yayımlanır, medyaya bilinen yöntemlerle ulaştırılır.”

Arap ülkelerinin Hizbullah’a yönelik son kararları Suudi Arabistan’la İran arasındaki mezhepsel karşıtlığın doğal sonucu olarak görülebilir. Hamas’ın arada kalması bu anlamda kaçınılmaz. Hamas ya KİK’in Hizbullah karşıtı tutumunu destekleyerek İran ve Hizbullah’la bağlarını tümden koparır ya da Hizbullah’ın yanında yer alarak Körfez’le ilişkilerini gözden çıkarır ve bölgedeki son üssünü, çoğu Hamas yöneticisinin yaşadığı Katar’ı kaybeder. Hamas için üçüncü bir seçenek de sessiz kalmaktır ki bunun maliyeti daha düşük olabilir. Görünen o ki Hamas bölgenin çok daha tehlikeli bir yöne doğru gittiğini düşünüyor ve başına gelebileceklerden sakınmaya çalışıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: qatar, iran-saudi relations, hezbollah, hamas-iran relations, hamas, gulf states, gcc

Adnan Abu Amer, El Ummah Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler Fakültesi’nin dekanlığını ve Basın-Enformasyon Şubesi’nin başkanlığını yürütmektedir. Amer, aynı üniversitede Filistin meselesinin tarihi, ulusal güvenlik, siyaset bilimi ve İslam medeniyeti derslerini vermektedir. Demashq Üniversitesi’nden siyasi tarih dalında doktora sahibi olan Amer, Filistin meselesini ve Arap-İsrail ihtilafını konu alan bir dizi kitabın yazarıdır. Twitter hesabı: @adnanabuamer1

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept