Türkiye'nin Nabzı

Türk 'mucizesi’nin sonu mu?

By
p
Article Summary
AKP hükümetinin ilk 10 yılı bir rüya gibiydi. Ekonomik performans ve yapısal politik sorunların çözümü için atılan benzersiz adımlar Türkiye’yi dünyada bir başarı hikayesine dönüştürdü. Ancak son üç yılda çok şey değişti. Başarı hikayesi yerini endişelere bıraktı. Peki neden ve nasıl?

Başta her şey çok iyi gidiyor görünüyordu.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) küresel krizin sarsıcı etkisine karşın ilk 10 yıllık iktidarında yüzde 6’ya yakın ortalama büyüme yakaladı. Sadece bu da değil! 2008’deki küresel kriz sonrasında hızla düşürülen faizlere karşın döviz kontrol altında kalmış, işsizlikte yüzde 8, enflasyon yüzde 4’ün altı görülmüştü. Makro göstergelerde alarm veren tek gösterge milli gelirin yüzde 10’una kadar ulaşan cari açıktı.

Ekonomideki bu iyimser havaya, başta Kürt sorunun çözümüne yönelik iç siyasette atılan pozitif adımlar, Avrupa Birliği’ne üyelik süreci yolunda atılan demokratikleşme adımları ve komşularla ‘sıfır sorun’ stratejisi çerçevesinde geliştirilen iş birliği projeleri sayesinde siyasette de bahar havası eşlik ediyordu.

Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ortaya konan performansı medyaya gururla açıklıyordu: “Bunun adı Türkiye mucizesi. Bütün dünyada bu mucize konuşuluyor”.

2012’den sonra ise hem ekonomide, hem de iç ve dış siyasetteki bu bahar havası yerini büyük fırtınalara bıraktı.

Türkiye’nin ortalama büyüme hızı 2012-2015 arasında hızla yüzde 3’e geriledi.

İşsizlik yeniden çift haneye çıkarken, enflasyon yükselişe geçti. İktidarının ilk yıllarında komşu ülkelerle geliştirilen iyi ilişkilerin de etkisiyle Türkiye’nin ihracatı hızla artarken 150 milyar doları aşmıştı. Ancak ihracat Türkiye’nin çevresini saran ateş çemberi nedeniyle son iki yıldır ivme kaybediyor. Türk sanayicisi resmi verilere göre 2010’un ortalarından bu yana yatırım harcaması yapmaktan çekiniyor. Türk Lirası 2013’ten bu yana yüzde 70’e yakın değer kaybıyla dolar karşısında en çok darbe alan para birimlerinden biri…

Ekonomideki bu zorluklar siyaseti de olumsuz etkiliyor. Kürtlerle barış sürecinin sona ermesi sonrası artan eylemler, IŞİD saldırıları, komşularla sıfır sorundan neredeyse bölgede kavga etmediği ülke kalmayan bir dış politika, AB ile müzakere sürecinin duraklaması, ülkenin seküler kesimleri ile muhafazakar yönünü her gecen gün daha çok ortaya koyan iktidar arasında Gezi olayları sonrası artan gerginlik ekonomik sıkışmışlığı perçinliyor.

Siyasi gündemin ağırlığı ekonomik sıkışmışlığı aşmak için gerekli reformların yapılmasına bir türlü fırsat vermiyor.

Peki ortaya çıkan bu manzara, yine Çağlayan’ın ortaya attığı “Türk Mucizesi”nin sonu anlamına mı geliyor?

Harvard Üniversitesi’nden konuştuğum Dani Rodrik’e göre ekonomide bir Türkiye Mucizesi’nden zaten hiçbir zaman sözedilemezdi. Al-Monitor’a konuşan Rodrik’in değerlendirmesi şöyle: “Bir yandan olumlu dış konjonktür, diğer yandan Türkiye'nin yabancı ülkelerde iyi pazarlanması sayesinde Türkiye'nin ekonomisine dair bir efsane yaratıldı. Büyüme performansı, diğer gelişmekte olan ülkelerle kıyaslayacak olursak, bu olağanüstü değil, vasat bir performans. Türkiye'nin özellikle son birkaç sene içinde büyüme motoru dış borçlanma oldu. Büyüme, iç tasarruf ve verimlilik artışı yerine kredi pompalanması ile sağlandı”.

Rodrik, AKP’nin ilk dönemlerindeki hızlı büyümenin, dünyada uygulanan gevşek para politikaları, kolay kredi imkanları ve bu yolla artırılan özel sektör borçlanması sayesinde sağlandığını vurguluyor. Rodrik, “Geçmişte devlet borçlanması ile sağlanan büyüme AKP döneminde yerini özel sektör borçlanması ile büyümeye bıraktı” diyor.

Daron Acemoğlu ve Murat Üçer’in NBER’da yayınlanan ve 2002-2015 arasında Türkiye’nin büyüme performansını incelediği çalışmasında, büyüme sıkıntısının aslında 2007 yılından itibaren başladığı görülüyor. Siyasette Türkiye tarihinin en önemli aktörlerinden olan askerin rolünün zayıflamasıyla AKP iktidarının güçlendiği, buna karşın güçlü AKP iktidarını dengeleyebilecek sivil bir mekanizmaların (yargı, sivil toplum kuruluşları vs.) kurulamamasının ülkede kurumların zayıflamasına neden olduğu ifade ediliyor. Çalışmada 2001 krizinden sonra uygulanan reformların ve kurumsal yapıyı güçlendiren iç siyasi dinamiklerin 2007 sonrasında tamamen tersine döndüğü, bunun ise daha zayıf ve daha kalitesiz bir büyüme ile sonuçlandığı vurgulanıyor.

O halde sıradaki soru şu olmalı: Dünyada FED’in faiz artışıyla kolay para bulma koşulları eskiye göre daha da zorlaşırken Türkiye nasıl büyüyecek? Ya da yüzde üçlük büyüme, siyaset ve dış konjonktürde tersten esen rüzgarlara karşı korunabilecek mi?

Bilkent Üniversitesi’nden Refet Gürkaynak’a göre bu sorunun cevabı hayır: “Siyasette ve ekonomide geçmişte doğru olan şeyleri yaptığımız için hızlı büyüdük. Bugün her alanda ise her alanda doğru yaptığımız her şeyi yanlış yapıyoruz. Bundan sonra yüzde 3’ün üzerinde de büyüyebiliriz ancak bu sadece kazara olur.”

Al-Monitor’a konuşan Gürkaynak önemli bir noktaya daha işaret ediyor: “Yaptığımız son çalışma gösteriyor ki, Türkiye iç sorunları nedeniyle yavaşladı, dış konjonktür nedeniyle değil. Bu hem iyi hem kötü haber. İyi haber çünkü ev ödevimizi yaparsak yeniden büyüyebiliriz. Kötü haber çünkü reformları yapacak bir irade hala görülmüyor”.

Uluslararası finans oyuncularının gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahının azaldığı bir dönemde Türkiye’nin içinden geçtiği siyasi çalkantı, zayıflayan kurumları, medyaya yönelik baskılarla artan ifade özgürlüğü sorunu, hukuk sistemine duyulan güvenin azalması ekonomiyi yeniden rayına oturtma çabalarına yardımcı olmuyor.

Ülkenin bütün ekonomi aktörleri işte bu ortamda yeniden reform çağrısı yapıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkish exports, justice and development party, is, finance, economic downturn, debt

Kerim Karakaya is a Turkish journalist who has been covering financial and economic issues for newspapers and TV stations for 12 years. He was the senior editor for BloombergHT and the founder of the BusinessHT website. He has also written for The Wall Street Journal, Sabah and Dunya newspapers. On Twitter: @kerimkarakaya34 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept