Suudi Arabistan Suriye’de savaşmaya gerçekten hazır mı?

Yemen’deki müdahalesi hâlâ sonuç almanın çok uzağındayken Suudi Arabistan Suriye’ye kara gücü göndererek büyük zayiat riskini göze alabilir mi? İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Kuveyt sınırı yakınlarındaki Hafar El Batın’da düzenlenen Abdullah’ın Kılıcı tatbikatına katılan Suudi askerler, 29 Nisan 2014 Photo by REUTERS/Faisal Al Nasser.

İşlenmiş konular

troops, terrorism, saudi war on yemen, salman bin abdul-aziz al saud, iranian-saudi relations, is, gulf cooperation council, ground troops, bashar al-assad

Şub 10, 2016

Suudi ordu sözcüsü Tuğgeneral Ahmed Asiri, 4 Şubat’ta Suudi Arabistan’ın İslam Devleti (İD) ile savaşmak üzere Suriye’ye kara gücü göndermeye hazır olduğunu açıkladı. Suudi Arabistan, eylül 2014’ten bu yana ABD öncülüğündeki İD karşıtı koalisyonun parçası. Ancak Suudi Arabistan’ın yaklaşık bir yıl önce Yemen’deki İran destekli Husi isyancılara karşı başlattığı savaş ülkenin önceliklerini değiştirdi ve İD’e yönelik hava operasyonları azaldı. Suudiler aralıkta da Müslüman ülkelerden oluşan yeni bir İD karşıtı koalisyona önayak oldu. Stratejik olarak muğlaklığını koruyan bu girişim, Suudi rejiminin baş düşmanı İran’a karşı Müslüman dünyadan destek toplamaya yönelik yeni bir teşebbüsü olarak yorumlanabilir. Suudi Arabistan şimdi de İD’e karşı mücadele gerekçesiyle Suriye’deki tehlikeli sulara kara gücüyle girmeye hazır olduğunu söylüyor. Bu açıklamanın niçin yapıldığını anlamak önemli.

Suudi Arabistan’ın İD’e yönelik 2014’te düzenlediği saldırılar birçok gözlemci tarafından sembolik bir hareket olarak görüldü. Buna göre krallık uluslararası topluma terörle mücadelede kararlı olduğunu göstermek istiyordu. Zira Suudilerin Suriye’de çeşitli radikal isyancı gruplara verdiği destek ve İD ideolojisi ile Suudilerin radikal İslam yorumları arasındaki benzerlik Suudilerin terörle mücadele iradesini sorgulanır hâle getirmişti. Dolayısıyla kimi uluslararası gözlemcilerin Suudi rejiminden giderek kuşku duyduğu bir dönemde krallık İD’i hedef alan hava saldırılarına başladığını duyurdu. Ara sıra düzenlenen bu saldırılar Kral Abdullah’ın hâlâ tahtta olduğu günlerde gerçekleşti. Ancak kralın vefat ettiği 2015’in ocak ayına gelindiğinde operasyonlar fazlasıyla seyrelmiş ve hem yerel hem uluslararası basında duyulmaz olmuştu.

Güneyindeki Yemen’de daha önemli bir savaşla meşgul olan Suudi rejimi için İD’le mücadele kenara itilmiş bir öncelik hâline geldi. Yemen’de doğrudan askeri müdahale dönemini ocak 2015’te tahta çıkan Kral Selman Bin Abdül Aziz El Suud başlattı. Yemen savaşı, savunma bakanlığına ve ikinci veliaht prensliğe atanan Kral’ın genç oğlu Muhammed Bin Selman’ın odaklandığı başlıca mesele oldu.

Suriye’ye kara gücü gönderme vaadi medyada büyük gürültü koparmış olsa da Suudi Arabistan’ın ciddi bir güç göndereceği şüpheli. Anımsatmak gerekir ki Yemen’e tek başına girmekte isteksiz görünen Suudi rejimi, kara gücü göndermeye gönüllü bir Arap koalisyonu kurmakta epey zorlandı. Rejim, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerine bel bağlarken KİK dışında ancak bir avuç ülkeden destek sözü alabildi. Görünen o ki Suudiler Mısır gibi büyük Arap devletlerini Yemen’de bir kara harekâtına aktif şekilde katılmaya ikna edemedi. Pakistan da kendi iç siyasi gerekçeleriyle Suudilerin savaşına katılmakta gönülsüz oldu.

Neticede Suudi Arabistan bu savaşı Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve kimi Afrika ülkelerinin desteğiyle yürütmek durumunda kaldı. Yemen savaşının ana stratejisi bugün de kara operasyonlarından ziyade hava saldırılarına dayanıyor. Bunun sebebi Suudi askerlerinin yoğun şekilde karaya konuşlanması durumunda ciddi zayiat vereceği korkusu olabilir. Önemli bir kara gücünün yokluğunda Yemen savaşı hâlâ hedeflerine ulaşmaktan uzak. Bu hedeflerin başında sürgündeki Yemen hükümetinin Sana’ya dönüşü ve İran destekli Husi isyanının bastırılması geliyor. Bu arada savaş ciddi sayıda sivil ölümlere yol açtı ve Yemen’in zaten yetersiz olan alt yapısını neredeyse tamamen yok etti.

Sınır ötesinde fazla kara harbi tecrübesi olmayan Suudi ordusu, yönetim Suriye macerasına kalkışırsa ciddi sıkıntılarla karşılaşabilir. Irak’ın 1990 Kuveyt işgali sırasında Suudi ordusunun kahramanca savaştığı öyküsü fazla dikkate alınmamalı. Zira Irak ordusunu bu küçük Körfez emirliğinden çıkaran harekâta çoğu ABD’li yaklaşık 500 bin yabancı asker katıldı.

Suriye’ye girecek Suudi askerlerinin karşılarında Suriye lideri Beşar Esad’ın ordusunu bulacağını, havadan da Rus uçaklarınca yoğun şekilde vurulacağını öngörmek için askeri stratejist olmaya gerek yok. Suudi kara birlikleri ayrıca Esad rejimini destekleyen Şii Lübnan Hizbullahı’nın savaşçılarıyla, Suriye rejimine destek olarak İD gibi isyancı gruplarla savaşan başka Şii milislerle de çarpışacak. Suudi Arabistan’la İran ve genel olarak Şiiler arasında yükselen mezhepsel gerilim dikkate alındığında bu çatışmaların akla hayale sığmayacak kadar kanlı olacağını söylemeye gerek yok. Suudi Arabistan’ın 2 Ocak’ta muhalif Şii din adamı Nimr El Nimr’i idam etmesiyle iyice yükselen bu gerilimin yatışması, hatta kontrol altına alınması artık zor.

Ancak Suudi rejimi yine de beklendiği gibi bir çeşit Türk şemsiyesi altında Suriye’ye kara gücü gönderirse bu birliklerin görevi açık seçik şekilde tanımlanmalı. Suudi rejimi şu konuda karar vermeli: Askerler İD’le mi mücadele edecek, yoksa ekim 2015’te başlayan Rus hava harekâtıyla muazzam baskı altında kalan bilumum Suriyeli isyancıları mı destekleyecek?

Rus müdahalesinin amacı baştan beri belliydi. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov 2 Ekim’de genel anlamda teröristlerin hedef alınacağını söylemiş ve “terörist” kavramını şöyle tanımlamıştı: “Birileri terörist gibi görünüyorsa, terörist gibi hareket ediyorsa, terörist gibi dolaşıyorsa, terörist gibi savaşıyorsa teröristtir.” Suudiler ise terör konusunda böyle bir anlayış veya tanıma sahip değil. Dolayısıyla Suudi kara gücünün İD’le mücadele edeceği açıklanmış olsa da aslında kiminle savaşacağını öngörmek kolay değil. Rus müdahalesiyle birlikte Esad’la isyancılar arasındaki güç dengesi ciddi şekilde değişti. Bu da Suudi Arabistan’ın kara gücü gönderme açıklamasını tetiklemiş olabilir.

Suudi Arabistan’ın gerekçesi ister isyancılara destek ister İD’le mücadele olsun Yemen savaşının hâlen zaferden uzak olduğu şu dönemde Suudilerin Suriye’de kara harekâtına girişmesi güçlü bir ihtimal gibi görünmüyor. Daha da önemlisi küresel ve yerel savaşçıları barındıran, ufukta ne sonu ne de gerçek bir kazananı görünen Suriye savaşı gibi mezhepsel bir çatışmaya asker göndermek Suudi rejimini ciddi şekilde kaygılandırmalı. Suudi rejimi askerlerinin İD’le çatışmasından doğacak sonuçları da düşünmeli. Düşük bir ihtimal olsa da böylesi bir çatışmaya Suudi kamuoyu nasıl tepki verir?

Bölgede giriştiği saldırgan müdahalelerin gerçekten işe yarayıp yaramadığına veya karşılanabilir maliyette olup olmadığına hâlen karar verememiş bir rejimin Suriye’ye kara gücü göndermesi kendisi için ölümcül olabilir. Yeni Suudi yönetimi kuzeyde yeni bir maceraya kalkışmadan önce cevapsız duran bu soruları düşünmeli.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Suriye’de ‘TL bölgesi’ hayal mi gerçek mi?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Haz 15, 2020
ABD’nin Suriye yaptırımları Kürt müttefiklerini de tehdit ediyor
Jared Szuba | ekonomi ve ticaret | Haz 9, 2020
Putin’in yeni Suriye temsilcisi ataması ne anlama geliyor?
Anton Mardasov | Suriye'de Rusya | May 28, 2020
Pentagon: Kürt kontrolündeki Arapların hoşnutsuzluğu Şam ve Moskova’ya yarıyor
Jared Szuba | Suriye çatışması | May 15, 2020
Rusya Suriye ordusu üzerinde göründüğü kadar etkili mi?
Anton Mardasov | Suriye'de Rusya | Nis 22, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Gulf

al-monitor
Suudi Arabistan Libya’da vites yükseltiyor
Samuel Ramani | Libya’daki çatışma | Şub 24, 2020
al-monitor
Türkiye’nin Suriye hamlesi Körfez’i derinden etkileyebilir
Samuel Ramani | | Eki 22, 2019
al-monitor
Husilerin artan saldırı kapasitesi Suudi Arabistan’ı zorluyor
Ammar al-Ashwal | Yemen Savaşı | Tem 8, 2019
al-monitor
Suudiler İran konusunda ABD’yi hayal kırıklığına mı uğratacak?
Bruce Riedel | Muhammed bin Selman | May 9, 2019