Türkiye'nin Nabzı

Üç inançtan üç komutan

By
p
Article Summary
Şii milis gücü olarak bilinen Haşd El Şaabi bütün eleştirilere rağmen Irak’ta cephenin seyrini değiştirdi. Sünni ve Hristiyanların katılımı da Haşd El Şaabi’nin şansını arttırdı.

Necef ile Kerbela arasında Erbain törenleri sırasında İmam Hüseyin’in yasını tutanların yürüyüşünü izlerken kolundan yaralanmış bir komutana denk geldim. Basralı Sabih El Hac Ebu Yahya, milis gücü Haşd El Şaabi’ye (Halk Seferberliği) bağlı Ketaib Akile Zeynep’in kurucusu. Savaşa neden katıldığını anlatırken “Sistani’nin sözünü yerde bırakamazdık” dedi.

Musul’un Haziran 2014’te düşüşünün ardından milisleri harekete geçiren Büyük Ayetullah Ali Sistani, verdiği fetva ile Bağdat’a yürüyen İD’in önünü kesti. Farklı örgütler içinde asker sayısı 120 bini bulan Haşd El Şaabi yasal statüye kavuşturularak başbakanlığa bağlandı. Haşd El Şaabi içinde Asaib Ehl El Hak, Bedir Tugayı, Ali Ekber Tugayı, Seraya El Selam, Irak Hizbullah, Seraya Cihad ve Irak İslam Hareketi gibi birlikler öne çıkıyor. Şii yoğunluklu ama içinde Sünnileri de barındırıyor Hristiyanları da.

Ramadi’de İslam Devleti’ne (İD) karşı çatışmada yaralanan Ebu Yahya, nekahet dönemini 1968’den beri Şii ziyaretçilere hizmet için her Erbain’de kurduğu Mevkib Misbah El Hüda adlı çadırda geçiriyordu. Kerbela, Necef, Bağdat, Samarra, Tikrit ve Beyci hattında sıklıkla gördüğümüz Haşd El Şaabi’nin araçları ‘halk seferberliği’ adının hakkını veriyor.

Milis güçlerini en fazla rahatsız eden soru şu: “İran’dan yardım alıyor musunuz? Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin rolü nedir?” Basra ve Hille’den topladığı 1500 askerle Ramadi’de savaşan Ebu Yahya “İran’dan hiçbir yardım almadık. Sadece bizi İran’a davet ettiler, gittik, istişarede bulunduk. Süleymani danışmanlık yaptı ama artık yok. Silahlar ve savaşçıların giderlerini hükümet karşılıyor” yanıtını verdi.

Kerbela’da ziyaret ettiğim Ali Ekber Tugayı’nın komutanı Hac Kasım ise cepheden yeni dönmüştü. Eski bir komando alan Hac Kasım, İran’la ilgili sorular üzerine yüzünü ekşitti: “Kasım Süleymani danışmanlık yaptı, fikirlerini sundu ama sahada faaliyeti olmadı. İran’dan bir kuruş yardım almadım. Irak kendi parasıyla silah alıyor. Iraklı tüccarlar da yardım ediyor. Curf El Sakhar ve Beled'deki zaferlerden sonra devlet bize yardım etmeye başladı. Şimdi giderlerimizi devlet ve Harem (İmam Hüseyin Türbesi) karşılıyor. Emrimdeki 5000 askerden 3200’ü aylık 800 dolar maaş alıyor.”

Sünni-Şii ayrımını reddeden Hac Kasım kendisine bağlı 5 bin askerden 1200’ünün Sünni olduğunu hatırlatarak “Hiçbir partinin uzantısı değiliz. Binlerce Sünni bizimle birlikte savaşıyor. Sünni aşiretler Haşd’a katılmak istedi ama ABD onlara silah vaat ederek engelledi. Sonuçta ABD beklendiği kadar silah da vermedi. Silah alanlar da başarılı olamadı. Sonra Cubur, Şammar ve Azze aşiretleri bize gelip ‘Sizinle Musul’a kadar geliriz ama ABD izin vermiyor’ dediler. ABD, Haşd’a katılmamaları şartıyla silah veriyor” dedi.

ABD’nin İD’le mücadelesiyle ilgili Iraklılar arasındaki kuşkular derin. ABD’nin aslında Iraklıları oyaladığı görüşü yaygın. Hac Kasım da ABD’nin ikili oynadığını düşünenlerden. Hac Kasım ABD yerine Rusya’dan yardım istediklerini ama Başbakan Haydar El İbadi’nin ABD’ye karşı koyamadığını kaydetti.

Birçok Iraklı gibi Hac Kasım da Türkiye’ye ateş püskürdü: “Türkiye İD’e yardım ediyor. Bir gün ‘Biz ne yaptık’ diye parmaklarını ısıracaklar. Bakın sizinkiler Musul Konsolosluğu’nu kendileri İD’e teslim etti, İD’i destekledikleri görüntüsünden kurtulmak için. Bu bir oyundu. Irak halkının bütün bu acıları çekmesinin nedeni Irak’ın komşularıdır, Amerika’dır, İsrail’dir. Mesut Barzani’nin de İD’le savaştığı yalan.”

Bağdat’tan kuzeye doğru yol alırken direklere asılı ‘Ya Hüseyin’ yazılı bayraklar Sünni bölgelerde de eksilmiyor.

Şii komutan: Musul kararını ABD değil Iraklılar verir

Beled'de çatışmadan dolayı her yer yıkılmış. Sünni kasabası Keşfiya’daki yıkım da büyük. Saddam’ın gömüldüğü Avca’nın girişindeki Tikrit Kapısı’nda Haşd El Şaabi’nin bayrakları dalgalanıyor. Tikrit Üniversitesi’nin yola bakan tarafları virane. Tikrit Üniversitesi’nden Öğretim Üyesi Dr. Meysem Cuburi “Üniversite bir yıl kapalı kaldı. Eğitime Kerkük’te devam ettik. 20 bin öğrencimiz var. Şimdi güvenlik sağlandı ve fakülteler yeniden açıldı. Tikrit’te şu anda aşiretler hükümetle birlikte. Haşd, Tikrit halkına destek verdi, okulları açtı, insanların evlerine dönmesini sağladı” dedi.

Tikrit'te İD’in üsse dönüştürdüğü Şehit Ahmed Camii yerle bir olmuş. Mezraa da savaşın bedelini ağır ödemiş. Beyci'de İD’in kullandığı Fettah Camii de yıkılmış. Beyci’de İD’in karargâh olarak kullandığı Saddam'ın üvey kardeşi Vatban El Hasan'ın konutu da uçaklarla vurulmuş.

Beyci’de Ali Ekber Tugayı’nın cephe komutanı Albay Ali Hamdani’yi Sünni misafirlerini ağırlarken buldum. 1991’de Saddam’a karşı darbe girişiminin ardından yurtdışına kaçtıktan sonra 2003’te dönüp yeniden orduya katılan Hamdani “İD Selahaddin, Ramadi ve Musul’u ele geçirdiğinde kirli elleri Bağdat’a yetişmek üzereydi. Sistani’nin fetvasıyla İD’in omurgası kırıldı. Herkese ders oldu, hem içerdekilere hem Amerikalılar ve İngilizlere. Sistani’nin fetvası sadece Şiiler için değil. ‘Sünniler bizim kardeşimiz değil bizim özümüzdür’ dedi. Bu fetva vatan savunması içindi” dedi. Hamdani’ye göre İD’in Sünni aşiretler arasındaki desteği çok zayıfladı. Bazılarının desteği sürdürmesinin nedeni ise baskılar. Hamdani Türkiye’nin “Şii milisler Musul’a girmemeli” hassasiyetini de yersiz buluyor:

“Bir kere tespit yanlış. Haşd El Şaabi bir Şii milis gücü değil, Irak’ı savunan bir güç. Türkiye İD’i destekleyen bir numaralı ülke. Sünni kardeşlerimiz ön cephede savaşıyor, bizimle omuz omuza. Ne Türkiye ne de ABD Haşd El Şaabi’nin önünü kesemez. Çünkü karar veren biziz. Bu ülkenin sahibi biziz. Zamanı geldiğinde bu operasyon yapılacak. Selahaddin’e de geçemezsiniz dediler geçtik ve bugün buradayız. Hükümet karar verdiğinde harekete geçeceğiz.”

Sünni komutan: Irak için birleştik

Hamdani’nin Sünnilerle ilgili sözlerini El Alem bölgesinde Cubur aşiretine liderlik eden Hüseyin Ali Abdullah da onayladı. Sünni birliğini komuta eden Abdullah’ın hikâyesi şöyle: “Sistani’nin fetvasının ardından ben dört oğlum ile birlikte Ali Ekber Tugayı’na katıldım. Benim birliğimde 500 Sünni var. Cubur’un dışında Şemmar ve Kaysin aşiretlerinden insanlar gelip katıldı. Ali Ekber ile birlikte Dur kazasına Selahaddin’in merkezine operasyon yaptık. Irak’ın Sünni’si, Şii’si, Hristiyan’ı birleşti. İnşallah İD’i ezeceğiz.”

Abdullah, Sünnilere yönelik etnik temizlik ve yağma yapıldığı suçlamasını da reddetti: “Hayır, Haşd El Şaabi büyük bir ahlak taşıyor. Ailelere kol kanat geriyor. İnsanların mallarına ve mülklerine sahip çıkıyor. Ali Ekber’in çabaları sonucu elektrik ve su tesisleri onarıldı. Okullar açıldı. Madem yağma diyorsunuz, şu kullandığımız binadan söz edeyim: Buraya girmeden önce sahibini aradık, izin istedik, helallik aldık, sonra yerleştik. Hiç yağma olmadı demiyorum. Ama bu suçu işleyenler bizi temsil etmiyor. Bu tür insanlara izin vermiyoruz.”

Abdullah’a göre Haşd El Şaabi’ye bağlı Bedir Tugayı ile Asayib El Hak Tugayı’nda beş yüzer Sünni var. Selahaddin vilayetinde Sünnilerden oluşan Selahaddin Tugayı’nda 2500 Sünni savaşa katılıyor. El Enbar’da da bazı aşiretler Haşd’a destek oluyor.

Abdullah’a “İD’den Hz. Ömer’in adaletini umanlar şimdi ne düşünüyor?” diye sordum. “Doğrudur aşiretler İD’e manevi destek veriyordu. Nuri El Maliki hükümetini devirmek istiyorlardı. Böylece zulmün biteceğini düşünüyorlardı. Ama baktılar ki İD en ufak bahaneyle mallara el koyuyor, evleri ve ibadethaneleri havaya uçuruyor, hayatlarını zehrediyor. Herkes uyandı” dedi.

Abdullah röportajın sonunda “Türk halkına bir mesajım var” deyip ekledi: “IŞİD’in sattığı petrolü ucuz bile olsa almayın. Irak düzene girince biz petrolü size bedava da veririz. 10 dolara bir varili buradan çıkartıp TIR’larla Türkiye’ye taşıyorlar. Türkler hacca giderken kafileler buradan geçiyordu, onları karşılıyor, misafir ediyorduk. Biz tek bir millettik. Bu günlerin hatırına birbirimize destek olalım.”

Hrıstiyan komutan: Şiilerle omuz omuza savaşıyoruz

Haşd El Şaabi ile ilgili önyargıyı yıkan başka bir unsur da Hristiyanlar. Irak’taki nüfusları 2003’ten bu yana 1.5 milyondan 400 bine gerileyen ve Musul’un düşüşüyle bölgeyi boşaltan Hristiyanlar, ‘Babilyun Tugayı’ adıyla bir birlik kurdu. Birliğin komutanlarından ‘Yüzbaşı Coni’, normal yaşamında bir kamyon şoförü. Adını tam yazmak istediğimde “Coni yaz, sadece Coni, Yüzbaşı Coni” dedi. Askerleriyle Speicher Kampı’nda üstlenen ‘Yüzbaşı Coni’ ile Samarra yakınlarındaki Düceyl'de askeri bir birliğin girişinde buluştuk. Söze “Ben (Musul’a bağlı) Til Keyf’ten geldim. Sistani’nin fetvasının andından liderimiz Reyan El Kildani’yle toplantı yaptık ve birlik kurmaya karar verdik. Birliğimize 1200 kişi katıldı. Hem Hemrin dağı hem de Speicher’da karargâhımız var. Silahları Haşd El Şaabi Komitesi’nden alıyoruz” diye söze başladı.

“Kasım Süleymani buraya geldiğinde sizinle de görüştü mü?” sorusuna “Görüştük ama ne konuştuğumuzu size söyleyemem. Size saygım sonsuz ama her şeyin arkasında İran’ı aramayın. İran’dan yardım almadık. Irak kendi parasıyla birçok ülkeden silah alıyor ve size dağıtıyor. Halk bizimle ve en büyük yardımı Harem’den (Hz. Hüseyin Türbesi) alıyoruz. İran yardım ederse elbette bundan şeref duyarız.”

Yüzbaşı Coni diğer gruplarla ilişkilerine dair de “Şiilerle omuz omuza savaşıyoruz. Şiiler Tikrit ve Beyci’de yaşamıyorlar ama o şehirleri İD’den kurtarmak için can verdiler. Biz Sünni-Şii ya da Hristiyan-Müslüman ayrımı yapmıyoruz. Biz Irak’ız” dedi.

Irak siyasal ve sosyal olarak lime lime edildi. İD tehdidi birçok unsuru yeniden birleştirdi ama mezhepçi düşmanlığın kısa sürede bitmesi de çok zor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: sunnis, shiites, qasem soleimani, popular mobilization units, iran, is, christians, ali al-sistani

Al Monitor-Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra uzun süre Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu editörüydü. IMC TV’de dış politika programı ‘SINIRSIZ’ın daimi yorumcusuydu. Türk dış politikası, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa Birliği konularında uzmanlaşmıştır. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde: IŞİD” adlı kitapların yazarıdır. Twitter: @fehimtastekin

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept