Türkiye'nin Nabzı

Türkiyeli Museviler ilk kez sokakta

By
p
Article Summary
Türkiyeli Museviler, ilk kez Hanuka Bayramı’nı kapalı kapılar ardında değil İstanbul sokaklarında kutladı. Hanuka mumlarını imam ve haham birlikte yaktı.

Geleneksel olarak kent meydanlarında kutlanan Hanuka Bayramı’nı, yıllar boyunca sinagoglarda ya da evlerinde kapalı kapılar ardında kutlayan Museviler, bu yıl ilk kez dini ritüellerine uygun olarak İstanbul sokaklarına çıktılar. 13 Aralık akşamı İstanbul’da bir araya gelen Museviler, karanlığın aydınlanmasını sembolize eden bayramları için binlerce mum yaktı. Bu aynı zamanda çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu bir ülkede sokakta kutlanan ilk Hanuka Bayramı’ydı.

Ortaköy Meydanı’nda yapılan bu kutlamanın fikir babası Türkiyeli Musevilere yönelik yayım yapan Şalom Gazetesi’nin başyazarı İvo Molinas.

Molinas, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, yıllarca Avrupa ve Amerika’daki meydanlarda Musevilerin gerçekleştirdiği Hanuka Bayramı fotoğraflarına imrenerek baktıklarını anlatıyor ve şunları söylüyor: “Bu fotoğrafları Twitter’da paylaşıp ‘neden İstanbul’da da olmasın’ yazdım. Olumlu tepkiler alınca, belediye başkanı ile konuştuk. Güvenlik konusunda çekincelerimiz oldu. Bu yüzden duyuru yapmadık, kutlamadan hemen önce cemaat üyelerine telefon mesajı gönderdik.”

Hanuka kutlamasının yapıldığı yer de sembolik olarak önemli. Kutlama, Ortaköy Camii ile Ortaköy Sinagogu’nun arasındaki bir sokakta yapıldı. Tören platformunda önce çocuklar ilahilerini seslendirdi ardından Ortaköy Camii İmamı ile Ortaköy Sinagogu Hahamı birlikte dev şamdandaki mumları yaktı. Bine yakın Musevi’nin tanıklık ettiği bu anları, Türkiye Musevi Cemaati Başkanı İshak İbrahimzade şu sözlerle anlatıyordu: “Burada bir mucize yaşıyoruz.”

İvo Molinas da kutlamadaki atmosferi Al-Monitor’a şöyle anlatıyor: “Törende yüzlerce Musevi vardı. Yaşlı, genç, çocuk bine yakın kişi toplanmış. Sokakta mumlar yakılıp, ilahiler söyleniyor. Türkiyeli yaşlı Museviler ağlıyordu, sevinç gözyaşları dökülüyordu gözlerinden. Kimileri ise gerçek olup olmadığını sorguluyordu. ‘Buz gibi havada sokakta bayramımızı kutluyoruz, gerçek mi?’ Sonra gidip şamdana dokunuyordu ve ‘Aaa hakikaten gerçekmiş’ diyordu.”

Molinas, bu törenin çoğunluğunu Müslümanların yaşadığı bir ülkede açık alanda gerçekleştirilen ilk Hanuka kutlaması olduğuna dikkat çekiyor.

Türkiye Musevileri Cemaati Başkanı İshak İbrahimzade de Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, Türkiyeli Musevilerin ruh halini şu sözlerle anlatıyor: “Azınlık toplumlarının geçmişte yaşanmış olan travmalardan oluşmuş korkuları günümüze kadar gelmiştir. Diğer yandan ise geniş toplumun gerek tanımamaktan, gerekse yanlış tanımaktan dolayı azınlıklara karşı -- bağımsız araştırmalarla da belirlenmiş -- önyargıları söz konusudur. Bu korku ve önyargıların ancak karşılıklı saygı ve anlayış çerçevesi içinde birlikte çalışarak aşılabileceğine inanmaktayız. Edirne Sinagogu açılışı ve yapılan Hanuka kutlaması bu çalışmaların birer örneği olup bu örnekleri medeni ve hukukun elverdiği bir çerçevede arttırmak için hep birlikte uğraş vermeliyiz.”

İshak İbrahimzade’ye, törenin Türkiye’deki din özgürlüğü anlamında bir aşama sayılıp, sayılmayacağını sorduğumda şu yanıtı veriyor: “Bu etkinliğin, bireysel inanç ve ibadet özgürlüğü kapsamında kazanımlardan çok, eşit ve asil vatandaşlık kapsamında toplumsal kazanımlar olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu şekilde ülkemizin ileri demokratik ve uygar ülkeler seviyesine ulaşmasına katkıda bulunduğunu göz önüne almalıyız.”

Töreni alkışlayanlar olduğu kadar, tepki gösterenler de oldu. Kutlamada hahamla birlikte mum yakan Ortaköy İmamı sosyal medyada adeta linç edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce beraber hareket ettiği Refah Partisi’nin devamı olan Saadet Partisi kutlamaya tepki gösterenlerdendi. Partiye yakınlığıyla bilinen Milli Gazete, töreni “Resmi Çöküş” manşetiyle verdi. 28 Şubat Gençlik Hareketi gibi bazı İslami gençlik grupları kutlamayı protesto etti. Ancak bu gruplar, oldukça küçük bir topluluğu temsil ediyorlar.

Al-Monitor’a açıklama yapan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ise kutlamaya ilişkin sorularımıza “İstanbul’da bu tür faaliyetlerin yadırganmış olması asıl yadırganacak şeydir” yanıtını veriyor. Görmez, İstanbul’un Musevilere her dönem kucak açtığını şöyle anlatıyor: “İstanbul Müslümanlar tarafından fethedildiği günden bu yana farklı dinleri, farklı inançları, farklı kültürleri barış içinde birlikte yaşatabilmiş bir medeniyetler şehridir. Batı’nın hiçbir başkentinde cami, kilise, sinagog birlikte yokken, İstanbul bu üç mabedi Müslümanların yaşadığı her mahallede birlikte yaşatabilmiş bir medeniyet şehridir. Ortodoksluğu himaye eden Fatih’in kendisidir. Kıta Avrupa'sı bütün Yahudileri sürgün ettiğinde Yahudilerin sığındığı yer İstanbul olmuştur. İstanbul’da Yahudi bilginler kendi akaid kitaplarını burada kaleme alabilmişlerdir.”

Bu arada törene Türkiyeli Hıristiyanların, ABD, İspanya ve İsrail Başkonsoloslarının katıldığını da belirtelim. Diğer bir önemli not ise törene Diyanet İşleri Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı’nın da temsil edilmesi oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Hanuka Bayramı için mesaj yayımladı.

Bayramın Türkiyeli Museviler açısından duygusal anlamı kadar, devlet düzeyindeki temsiliyet de önemli. Bu destekte Türkiye ile İsrail arasında kısa süre önce başlayan görüşmelerin etkili olduğunu söylemek hiç de zor değil.

Türkiyeli Musevilerin Türkiye İsrail arasındaki diplomasi krizinden etkilenmemesi gerekir ama pratikte hiç de öyle olmuyor. Örneğin 2010 yılında Gazze’ye giderken İsrail askerleri tarafından durdurulan Mavi Marmara gemisinde 10 Türk vatandaşının öldürülmesinin ardından, Türkiye’de antisemitizm ayyuka çıkmıştı. Sinagoglara saldırılardan, Musevilere yönelik ayrımcı ifadeler kullanan kamu yöneticilerine kadar uzanan antisemit söylem ve eylemler gerçekleştirilmişti. Sadece bu olayda değil, Türkiyeli Museviler iki ülke arasındaki her türlü siyasi karar ve krizde kendilerinin de muhatap alındığı bir algı yönetiminin hedefinde buluyorlar kendilerini.

Aralık ayı başında Türkiye ile İsrail arasında “ilişkilerin normalleştirilmesi” görüşmeleri başladı ve ön mutabakata varıldı. Hala süren görüşmelerde masada Mavi Marmara saldırısında ölenlere tazminat ve özür gibi maddeler olduğu Türk heyeti tarafından basına sızdırılan konular arasında. Görüşmeler nasıl sonuçlanacak bilinmez ama şimdiden iç politikada Museviler açısından sembolik de olsa olumlu sonuçlar doğurduğu kesin. 

Ancak sorun şu ki bu topraklarda yaşayan Museviler, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları. Dolayısıyla diplomatik gelişmelere bağlı olarak değişen, kaygan bir zeminde üretilecek politikalarla değil, eşit vatandaşlık hukukuna göre yönetilmek de en doğal hakları.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkish international perception, turkish society, turkish-israeli relations, turkey, religion in turkish politics, jewish diaspora, jewish culture, istanbul

Sibel Hürtaş, Türkiye’nin ulusal çapta yayın yapan gazeteleri Evrensel, Taraf, Sabah ve Haber Türk ile ANKA Ajansı’nda 15 yıl süreyle yüksek yargı muhabirliği yaptı. Haberleri insan hakları ve hukuk alanında yoğunlaşan Hürtaş, 2004 Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü, 2004 Musa Anter Gazetecilik Ödülü ve 2005 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü sahibi. Makaleleri çeşitli gazetelerde yayımlanan Hürtaş’ın azınlıklar ve faili meçhul cinayetler ile ilgili makaleleri halen failibelli.org isimli sitede yayımlanmaktadır. Hürtaş’ın “Hıristiyanlar Neden Öldürüldü/Kafesteki Türkiye” kitabı 2013 yılında İletişim Yayınevinden yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept