Suriye'nin Nabzı

Suriye’nin ekonomik haritası savaşla yeniden çiziliyor

By
p
Article Summary
Suriye savaşı ülkenin sadece toplumsal ahengini değil, ekonomik birliğini de bozuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Suriye'de yıllardır süren iç savaş yalnızca ülkeyi paramparça etmekle kalmıyor, ekonomiyi de sekteye uğratarak ülkenin ticaret haritasını yeniden çiziyor. 11 milyonu aşkın insan ya göç etmiş ya da başka yerlere sığınmış durumda. Bu durum güç merkezlerinin sadece şu an için değil, gelecek için de değiştiği anlamına geliyor.

Biblos Bank Baş Ekonomisti Nasip Gobril’in Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre ekonomik veriler, savaşın başladığı mart 2011’den 2014’ün sonuna kadar toplam ekonomik kaybın ürkütücü boyuta ulaştığını gösteriyor. Buna göre toplam kayıp 2000 yılının sabit fiyatlarıyla 203 milyar doları buluyor ki bu, ülkenin 2010’daki gayri safi yurt içi hasılasının (60 milyar dolar) yüzde 383’üne tekabül ediyor.

Chatham House’un yaptığı bir çalışmada ise 2015’teki gayri safi yurt içi hâsıla 30 milyar dolar civarında hesaplanırken, ekonomik üretimin 2010’a kıyasla yaklaşık yüzde 60 oranında düştüğü belirtiliyor.

Suriyeli ekonomist Cihat Yazıcı da Al-Monitor’a şöyle diyor: “En çok etkilenen sektörlerin başında turizm ve sanayi geliyor. Sanayi yüzde 80 oranında küçüldü.” Yazıcı’ya göre ihracat 67,7 milyar Suriye lirasına (257 milyon dolar) gerilemiş durumda. 2014’teki 2,5 milyar dolarlık ihracatın ancak yüzde 10’una tekabül eden bu rakam yaşanan yıkımın üretimi nasıl vurduğunu gösteriyor.

Gobril de altyapıda meydana gelen tahribat ve yaşam standartlarındaki aralıksız düşüş nedeniyle Suriye ekonomisinin 2015-2019 döneminde yıllık yüzde 6,4 oranında küçülmesini bekliyor.

Savaştan beslenen sektör ve şirketler olduğu için mevcut koşullar yeni iş adamlarını da ortaya çıkarıyor. Yazıcı bu konuda şu örneği veriyor: Halep Ticaret Odası’nda aralık 2014’te yapılan seçimlerde 12 üyenin 10’u yeniydi, Şam’da ise 12 üyenin yedisi yeniydi. Yazıcı’ya göre bu, varlıklı kesimlerin söz konusu bölgeleri terk etmesiyle oluşan bir durum.

Gobril, savaş koşullarından nemalanan bir diğer kesimi de güç merkezlerine yakın olup “tüketim mallarına talebi karşılayabilen” kişiler olarak tarif ediyor. Savaş zamanında talep temel ihtiyaç mallarına doğru kayıyor, lüks ve ikincil tüketim ürünlerine ise satın alınabilir gözüyle bakılmıyor.

Farklı aktörlerin eline geçen bölgelerde oluşan yeni dinamikler de üretim ve ihracatı etkiliyor. Suriye örneğinde bu aktörler arasında isyancı gruplar, Kürtlerin Demokratik Birlik Partisi (PYD), İslam Devleti (İD) ve Suriye rejimi yer alıyor.

Yazıcı bu bölünmeyi anlatırken şu örneği veriyor: Petrol, fosfat, meyve-sebze ve hayvancılık ürünleri – ki bunlar ülkenin önemli ihracat kalemlerini oluşturuyor – Suriye’nin şu an muhalefet kontrolünde olan doğu ve kuzeydoğu bölgelerinde üretiliyor. Deyrizor ve Haseke’de petrol yatakları, Palmira’nın doğusunda fosfat madenleri bulunuyor. Bu bölgeler ya Kürtlerin ya da İD’in kontrolünde. Savaş, yine ülkenin kuzeydoğusunda bulunan Halep’teki sanayi merkezini de çökertmiş durumda.

Bu bölünmüşlük yeni ticaret güzergâhlarını da ortaya çıkarıyor. Yazıcı’nın anlatımına göre ekonomik merkez olarak Halep’in yerini alan Şam’da üretilen sanayi ürünleri şimdi doğuya, muhaliflerin elindeki Halep, İdlib, Rakka ve Haseke’ye gidiyor. Tarım ve hidrokarbon ürünleri ise batıya, rejim kontrolünde olan Şam’a, sahil şeridine ve Humus’a gidiyor.

Suriye’nin farklı coğrafi bölgelere ayrılması ülke ekonomisinin de artık parçalandığı anlamına geliyor. Bölünme hatlarının her iki tarafında da sanayiler zarar görüyor. Kimi bölgelerin ise çatışmadan ve yeni zenginliklerden fayda sağladığı görülüyor.

Bu bağlamda petrol ticaretinden sadece İD değil Kürtler de fayda sağlıyor. Medya tarafından büyük ölçüde göz ardı edilse de Kürt bölgelerinde de bazı önemli petrol yatakları bulunuyor. Örneğin Süveydiye’deki petrol yataklarından 2011’de günde 100 bin varil petrol üretiliyordu. Yazıcı’ya göre bu miktar yüzde 50 oranında günde yaklaşık 40 bin varile düşmüş durumda. Yazıcı, PYD’nin bu sahadan günde 20 bin varil petrol ihraç ederek ayda 10 milyon dolar gelir sağladığına inanıyor. Öte yandan Arak, El Hail ve Şair’deki doğal gaz yataklarındaki üretim büyük ölçüde İD’in elinde.

Nispeten istikrarlı kalabilen bölgeler de savaştan fayda sağlıyor. Örneğin Suriye’nin sahil kesimlerinde ve Süveyde’nin Dürzi bölgesinde fazla bir çatışma olmadı. Bu bağlamda Suriye’deki yatırımlarda Süveyde ve Tartus merkezli coğrafi yoğunlaşmalar görülüyor.

Yazıcı Suriye Yatırım Ajansı’nın verilerine dayanarak 2015’in ilk yarısında toplam değeri 7,4 milyar Suriye lirası olan (yaklaşık 28 milyon dolar) 33 yatırım projesine onay verildiğini söylüyor. Bu alanda da geçmiş yıllara göre keskin bir düşüş söz konusu. Geçen yıl aynı dönemde onaylanan yatırımların sermaye değeri 39,7 Suriye lirasıydı (yaklaşık 200 milyon dolar).

Yazıcı’nın tahminlerine göre toplam yatırımların yüzde 75’i -- çoğu sanayi alanında yaklaşık 25 proje -- sahil şeridinde ve Süveyde bölgesinde hayata geçirildi. Süveyde bölgesi, istikrar ve iç göçle artan nüfusu sayesinde tek başına 16 projeyi çekebilmiş. Yazıcı, Tartus Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Vahip Merey’in de sahil şeridinin mevcut koşullardaki cazibesine dayanarak vilayetin serbest bölge ilan edilmesini istediğini anlatıyor.

Oysa 2010’da Süveyde ve Tartus Suriye’deki yatırımların yalnızca yüzde 8’ini çekebilmişti. 2010’da yatırımların yüzde 50’sini çeken Şam, Humus ve Hama ise 2015’teki yatırımların yalnızca dörtte birini çekebilmiş durumda.

Bu değişimler savaşın sadece Suriye’nin toplumsal ahengini değil, ekonomik birliğini de bozduğunu gösteriyor. Ayrıca ülkenin yatırım haritasının çeper bölgeler lehine yeniden çizildiği görülüyor. Bu bölgelerin artan ekonomik bağımsızlığı ve yeni mülteci akınları aradaki farkı daha da açabilir. Kuşkusuz bu ekonomik dönüşümler ileride ülkenin yeniden inşasını etkileyecek ve yeni finans ve ekonomi merkezlerini belirleyecek.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: syrian rebels, syrian economy, syrian civil war, syria crisis, pyd, oil revenue, is

Fransa ve Lübnan uyruklu gazeteci Mona Alami, Atlantik Konseyi’ne bağlı Refik Hariri Orta Doğu Merkezi’nde konuk araştırmacı olarak çalışıyor. Ürdün, Mısır, Lübnan, Suriye, Sudan ve BAE başta olmak üzere Arap dünyasındaki siyasi ve ekonomik konuları izliyor.

 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept