İsrail'in Nabzı

Rus ve İsrail uçakları Suriye semalarını paylaşıyor… şimdilik

By
p
Article Summary
Rusya’nın Suriye müdahalesi Rus-İsrail ilişkilerini, iki ülkenin çatışmama iradesini sınayacak. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İsrail ve Rusya, bugünlerde iki aslanın Afrika savanalarında yaptığını yapıyor. Daha genç aslan bölgeye hükmediyor. Ortalıkta serbestçe dolaşmaya, istediği her şeyi rahatsız edilmeden yapmaya alışmış. Aniden sahneye daha olgun, daha iri ve çok daha kuvvetli bir aslan çıkıyor. İki aslan dikkatle birbirini süzüyor. İkisi de zarar görecekleri bir kavgaya girmek istemiyor. Bölge her ikisine yetecek kadar büyük. Kaldı ki çıkarları da illa çelişmek zorunda değil. Aslanlar, ortak bölgede belli ölçüde eş güdüm yaparak, bir nevi “soğuk barış” hâlinde yan yana yaşamaya karar veriyor. Bugünlerde iki aslanın birbirinin çevresinde dolaşıp durumu kolaçan ettiğini, birbirinin teyakkuz ve dikkatini tarttığını, havayı koklayıp sınırlar çizdiğini, karşı tarafın tepkisini ölçtüğünü, oyunun kurallarını belirlemeye çalıştığını görüyoruz.

Orta Doğu’da görevli Batılı bir diplomat, Rusya ve İsrail arasında Suriye bağlamındaki gelişmeleri böyle tarif ediyor. Yabancı basına göre İsrail hava kuvvetleri 30 Ekim’de Suriye topraklarında Suriye ordusu ile Hizbullah’a ait hedeflere saldırı düzenledi. Ruslar ise son iki haftadır Suriye’nin her yerinde isyancı hedeflerini vuruyor. Bombardımanların bir kısmı İsrail sınırının yakınlarında, Golan Tepeleri’nin Suriye tarafında gerçekleşiyor. Dara bölgesindeki bir saldırı İsrail-Suriye sınırının yaklaşık 10 kilometre ötesinde gerçekleşti. Rusya bu operasyonlarla İsrail’in sinirlerini de test ediyor. İsrail’in politikası net: İsrail hava kuvvetleri sınır hattına yaklaşan her uçağa, her hava aracına fazla soru sormadan önleme yapıyor. Peki, bir Rus savaş uçağı bu hattı yanlışlıkla geçerse ne olur? İsrail hava kuvvetlerinde bu soruya kimse yanıt vermek istemiyor.

İsrail tarafı, gerginliğine iyi gelir diye zamanında Mısır’la yaşadığı yıpratma savaşında Süveyş Kanalı üzerindeki hava muharebelerini hatırlamaktan hoşlanıyor. Temmuz 1970’de yaşanan bir muharebede İsrail hava kuvvetleri Sovyet pilotlarının kullandığı beş adet MiG-21 uçağını düşürmüştü. Ancak İsrail’de kimse o günlere dönmek istemiyor. Yine de durum o kadar basit değil.

Yabancı basına göre İsrail, Suriye ordusuyla Hizbullah’ı vururken kendi bölgesini belirleme ve Ruslara İsrail’in kendi çıkarlarını korumaya devam edeceği mesajını vermek istedi. Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin geçen ay İsrail’in Suriye’deki saldırıları hakkında “kaygı” ifade edince Savunma Bakanı Moşe Yalon “Önerim kimse bizi sınamaya kalkışmasın.” demişti. İsrail’in Rusya’yla koordinasyon hâlinde hareket etmediğini belirten Yalon şöyle devam etmişti: “Bizim menfaatlerimiz var ve bu menfaatler tehdit edildiğinde biz harekete geçeriz. Bu bundan sonra da böyle olacak. Bu, Rusya Devlet Başkanı’na da net şekilde ifade edildi.”

Bu olayın ardından 7 Ekim’de Rusya Genelkurmay Başkan Yardımcısı Nikolay Bogdanovski ile İsrailli mevkidaşı Tümgeneral Yair Golan medyada geniş yankı bulan bir görüşme yaptı. Görüşmede iki devlet arasında “koordinasyon” yapılacağı söylendi. Peki, bu tam olarak ne anlama geliyor? Bildiğimiz kadarıyla bu, 24 saat açık olan acil bir telefon hattı veya buna benzer bir şey değil. Bu daha ziyade genel, yüzeysel ve düzensiz bir koordinasyon şekli. Askeri kaynaklara göre Ruslar İsrail sınırı yakınlarında bombardıman yaptığında İsrail’e operasyon hakkında “genel bir fikir” veriyor. Hedef listesi, bombalanan noktalar, kesin bölgeler bildirilmiyor.

Ya İsrail sınırın öteki tarafından açılan ateşe karşılık operasyon yaptığında ne oluyor? Üst düzey bir askeri kaynak, adının gizli kalması kaydıyla şu yanıtı veriyor: “Biz saldırılarla ilgili koordinasyon yapmıyoruz. Asli menfaatlerimizi savunmak için kimseden izin almak zorunda değiliz. Burası bizim toprağımız, bizim sınırımız. Bugüne kadar nasıl hareket ettiysek öyle devam ediyoruz. Kırmızı çizgilerimiz net, bunları değiştirme niyetimiz yok.”

İsrail ve Rusya arasındaki temaslarda taraflar “sürtüşme olasılığını azaltacak” bir formül bulmaya odaklandı. Hedef, iki tarafın “asgari koordinasyon yaparak menfaatlerini azami derecede gerçekleştirmesi” idi. Başka bir deyişle burada ayrıntılı olmayan, anında gerçekleşmeyen, operasyonel olmayan “kibar” bir koordinasyondan söz ediyoruz. Haritada bölüşüp işaretlenen bölgeler, saldırıdan yarım saat önce telefonla haber vermeler yok. Kıdemli bir İsrailli askeri kaynak “Gökyüzü büyük, herkese yer var.” diyor. Ancak iki taraf da İsrail ve Rus hava kuvvetleri arasında menfaat çatışması olduğunun farkında. Ayrıca arada bazı mayın tarlaları da var.

İsrail’de cevabı arınan en önemli soru şu: Putin Suriye’ye ne kadar yatırım yapmak ister? Suriye’deki büyük vakumun içine çekilir mi yoksa az çok şu anki durumla mı yetinir? Çok üst düzey bir İsrailli asker, birkaç hafta önce adının gizli kalması kaydıyla yaptığı değerlendirmede “Suriye’nin Rusya için bir Vietnam’a dönüşmesi ciddi bir ihtimal.” demişti. Düşünmek için biraz duraksadıktan sonra da eklemişti: “Aslında Vietnam örneğine bile gerek yok. Rusya’nın Afganistan olayı var. Radikal İslam’ın ne olduğunu çok iyi biliyorlar.”

Putin’in menfaatleri İsrail savunma teşkilatının olmasını arzuladığı pek çok şeye ters düşüyor. İsrail, Tahran’dan Şam ve Beyrut’a uzanan Şii şer eksenini hem kendisi hem bölge için birinci tehdit olarak görmeye devam ediyor. Dolayısıyla Putin’in İran’la birlikte hareket ederek Suriye savaşındaki dengeyi değiştirme çabası İsrail’in güvenlik gereksinimlerini zedeliyor.

Öte yandan İsrail’de şimdilik kimse aşırı telaşa kapılmış değil. İsrail’de İran Devrim Muhafızları’nın son iki haftada İslam Devleti’ne (İD) karşı ağır yenilgiler yaşadığı konuşuluyor. Neticede Rus müdahalesi savaş sahasında eşitliği sağlamakla, bu kanlı açmazı dondurmakla kalabilir. Böylesi bir sonuç İsrail tarafından olumlu görülür.

Şöyle ya da böyle Afrika savanalarında birbirini kollayan o iki aslan, oyunun hava kurallarını belirmek için uğraşmaya devam ediyor. Rusya’nın Suriye hava sahasının büyük bölümünü uçuşa yasak bölge ilan etmesi, bu bölgeyi korumak için Suriye açıklarına S-300 uçaksavar füze bataryaları yerleştirmesi İsrail’in dışladığı bir ihtimal değil. Böyle bir gelişme resmen duyurulmadan da yaşanabilir. İsrail hava kuvvetleri bir gün bazı bölgelerin S-300 koruması altında olduğunu öğrenebilir.

İki taraf birbirine meydan okur mu? Böyle bir durum yaşanırsa oyunun kuralları yeniden belirlenir. Rusya süper güç gibi davranarak çok daha küçük ve zayıf bir ülke olan İsrail’e haddini bildirmek isteyebilir. Böylesi bir gelişme, Orta Doğu’nun kanlı satranç tahtasında oturan tüm oyunculara hodri meydan demek olur.

Mevcut değerlendirmelere göre böyle bir senaryonun gerçekleşmesi ihtimali düşük. Putin’in 1 Kasım akşamı itibarıyla birinci önceliği, 31 Ekim’de Sina Yarımadası’nda düşen Rus yolcu uçağının gizemini çözmek. Hemen hemen herkes, yani İD dışında herkes, olayın bir İD saldırısı olmamasını umuyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: vladimir putin, russia’s syria policy, is, irgc, idf, airstrikes

Ben Caspit, Al-Monitor’un İsrail’in Nabzı bölümünde köşe yazarıdır. İsrail basınının kıdemli köşe yazarı ve siyasi yorumcularından olan Caspit, ülkenin siyasi gündemine ilişkin günlük bir radyo programı ve düzenli televizyon programları yapmaktadır. Twitter hesabı: @BenCaspit

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept