İran'ın Nabzı

Suriye’deki Rus-İran birlikteliği kalıcı değil

By
p
Article Summary
İran ve Rusya bugün Suriye’de kısa vadeli ortak hedefler etrafında birleşmiş olsa da Suriye’nin geleceğine ilişkin farklı vizyonları iki ülkeyi eninde sonunda karşı karşıya getirecek. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

TAHRAN, İran — İvedi ortak çıkarlar İran ve Rusya’yı Suriye’de kısa vadede birleştirmiş durumda ve bu birlikteliğin Batı’nın etkisi karşısında güçlenmesi beklenir. Ancak Suriye’nin geleceğine dair temel bazı konulara gelindiğinde – ki buna yönetim şekli ve Suriye ordusunun yeniden yapılanması da dâhil – Tahran ve Moskova arasındaki anlaşmazlıklar mutlaka su yüzüne çıkacak.

Genel anlamda İran ve Rusya Suriye’de aynı yolu izleyerek bu jeopolitik oyunun yeni bir aşamasına girmiş durumda. Büyük bir güç olan Rusya, Ukrayna ve Suriye krizlerinin de gösterdiği gibi küresel rolünü yeniden belirlemeye çalışıyor. Dünya düzeninin değiştiğini ve bu düzenin artık çok kutuplu olduğunu göstermek isteyen Rusya 40 yılın ardından yeniden Orta Doğu’ya döndü. İran’ın stratejisi de jeopolitik rolünü yeniden belirleme üzerine kurulu. İran’ın Suriye, Irak, Lübnan ve hatta Yemen’de oynadığı oyun sadece ideolojik açıdan değerlendirilmemeli, İslam Cumhuriyeti’nin “yaşam alanı” arayışı olarak da görülmeli.

İran ve Rusya kısa vadede Devlet Başkanı Beşar Esad’ın konumunu korumaya çalışacak, hükümetin kontrol ettiği bölgelerin muhafazasına ve Suriye ordusunun kaybettiği toprakların geri alınmasına yardımcı olacak. Rusya’nın yeni bazı silahlarını ve hava kuvvetlerini denemek istediği de düşünülüyor. Kısaca, Esad muhaliflerini mümkün olduğunca zayıflatmak açık bir hedef olarak güdülüyor. Kısa vadedeki bu hedef mevcut İran-Rusya birlikteliğinin sürmesini sağlayacak.

Ancak bu birlikteliğe rağmen Moskova ve Tahran arasında Suriye’nin geleceğine ilişkin ciddi fikir ayrılıkları var.

Moskova ve Şam geleneksel olarak müttefik konumunda. Rusya uzun yıllardır Suriye’nin en büyük silah tedarikçisi, Tartus limanı da Rus silah sevkiyatlarının başlıca lojistik merkezi. Ayrıca Suriye ordusunun birçok komutan ve kıdemli subayı Rusya’da eğitim gördü. Bu bağlamda Suriye ordusunun yapısı ve teçhizatı Moskova’ya bağımlı. Rusya, bu nedenle Suriye’de kendisine kaldıraç gücü olarak gördüğü Suriye ordusunu canlandırmaya çalışıyor. Zira Suriye’nin geleceğini etkilemek için tek bir yola sahip olduğunu düşünüyor: Suriye ordusunu iç savaşın patlak verdiği 2011 öncesi durumuna döndürmek. Yani kontrolü kolay, laik bir ordu istiyor.

İran ise bu açıdan bambaşka bir yol izliyor. İran, Suriye ordusunun çökmek üzere olduğunu görünce gönüllülerden oluşan düzensiz güçleri takviye yoluna gitti. Alevilerden oluşan büyük bir kuvvet kurdu. Bu yapı, silahlı muhalif gruplarla savaşan başlıca güç hâline geldi ve sahada Suriye ordusundan daha güçlü konuma geldi. Sayısı 200 bini bulan bu gönüllü savaşçılar Suriye hükümetinden ziyade İran’dan emir alıyor. Kimi haberlere göre Irak, Lübnan ve Afganistan’dan gelen 20 bine yakın Şii savaşçı da bu gönüllülere katıldı. Bu güçler ileride de Suriye’nin geleceğinde önemli bir rol oynayabilir. Kaldı ki İran da bunları Esad hükümetine alternatif olarak kullanmayı düşünüyor. Bu strateji Suriye’ye özel olmayıp İran’ın Irak, Lübnan ve Yemen politikalarını da kapsıyor. Lübnan’da Hizbullah en az Lübnan ordusu kadar güçlü. Irak’taki İran destekli Şii milisler bugün ülkedeki silahlı güçlerin belkemiğini oluşturuyor. Yemen’de de Yemen ordusunun unsurları Ensar Allah birliklerine katıldı.

İran ve Rusya müstakbel Suriye devletinin siyasal yapısında da ayrışıyor. İran için gelecekteki siyasal yapının İsrail karşıtlığını ve Tahran’la Hizbullah arasında köprü işlevini sürdürmesi yaşamsal önem taşıyor. Rusya içinse bu noktalar uğraş hatta kaygı konusu değil. Rusya ve İsrail, Suriye’de ortak bir zemin bulmak için son aylarda siyasi ve askeri düzeyde görüşmeler yaptı. Taraflar Suriye semalarında karşı karşıya gelmemek için anlaştı. Bunun da ötesinde Rusya Hizbullah’ın eline Rus silahı geçmemesi konusunda taahhütte bulundu, ayrıca hükümet yanlısı milislerle Hizbullah güçlerinin Golan Tepeleri’nde İsrail’e yönelik eylemlerini engelleme sözü verdi. Burada şunu da belirtmek gerekir ki İsrail Batılı müttefiklerinin aksine Suriye’deki Rus askeri varlığına karşı olumsuz bir tutum takınmadı veya olumsuz bir beyanda bulunmadı. Bu da Moskova’nın Suriye’deki müstakbel siyasi yapının İsrail karşıtlığını sürdürmesini istemediğine işaret ediyor. Bu bağlamda şunu da akılda tutmak gerekir: İsrail ve Rusya son dönemde ilişkilerini geliştirmiş, hatta askeri temasların yanı sıra gelişkin silah ticaretiyle alakalı anlaşmalar imzalamıştı.

Büyük resme bakıldığında Rusya’nın Suriye’deki ana hedeflerinden birinin Avrupa ve ABD’den Ukrayna konusunda yeni tavizler koparmak olduğu anlaşılıyor. Dolayısıyla Moskova’yla Washington’un uzlaşması uzak bir ihtimal değil. Hatta bu uzlaşı İran menfaatleri pahasına sağlanabilir. Bu bağlamda Rusya ve ABD Suriye konusunda ortaklaşma potansiyeline sahip. Radikal İslamcıların her iki ülke için tehdit olması, buna karşın Suriye’deki liberallerin geçerli bir alternatif sunamaması Rusya ve ABD’yi Esad’a halef olarak Suriye Baas Partisi’nden birini düşünmeye itiyor. Viyana’daki birinci Suriye toplantısının ardından Rus mevkidaşıyla ortak basın toplantısı düzenleyen ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, iki ülkenin de laik ve demokratik Suriye vizyonuna bağlı olduğunu belirtti. Rusya’nın Suriye’deki İran nüfuzundan hoşnutsuzluğu ise Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Esad’la görüşmesinde söylediklerinden okunabilir. Putin, İran’ın Suriye hükümetine sağladığı desteğe hiç değinmeden şöyle dedi: “Suriye halkı son birkaç yıldır uluslararası terörizme karşı adeta tek başına direniyor ve savaşıyor.”

Uzun lafın kısası, İran ve Rusya’nın Suriye’nin geleceğine dair fikir ayrılıkları oldukça ciddi görünüyor. Ancak iki ülke şu an kısa vadeli ortak hedeflere ulaşmaya çalıştığı için bu anlaşmazlıklar henüz açığa çıkmış değil. Ayrıca nükleer anlaşmanın ardından İran’ın Batı’yla yakınlaşmasının Rusya’yı kaygılandırdığı da göz ardı edilmemeli. Dolayısıyla Rusya bir yandan da İran’la yakın ilişkiler içinde olduğunu göstermek istiyor. Sonuç olarak Suriye’de İslam Devleti ile mücadele tamamlandıktan sonra iktidarın devri ve silahlı grupların silahsızlandırılması masaya geldiğinde İran’la Rusya arasındaki anlaşmazlıkların açığa çıkması kaçınılmaz.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: syrian conflict, syrian civil war, syrian army, russia’s syria policy, russian regional influence, russia-syria relations, iranian influence, iran-russian relations, bashar al-assad

Köşe yazarı ve siyasi yorumcu Saheb Sadeghi, İran’da dış politikaya odaklanan aylık Diplomat dergisinin sorumlu yazı işleri müdürlüğünü yürütmektedir.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept