Türkiye'nin Nabzı

Güneydoğu’da öğretmen krizi

By
p
Article Summary
Okullar açıldı. Güneydoğu’ya yeni atananlar korku içerisinde. Bölgedeki öğretmenlerin yüzde 32’si mesleği bırakmayı düşünüyor. Eğitim- Sen öğretmenlerle görüşerek rapor hazırladı.

Türkiye’nin doğu ve güneydoğusundaki çatışmalar nedeniyle eğitim-öğretim hizmetlerinde büyük aksaklıklar yaşanıyor. Yıllarca tayin bekledikten sonra bölgeye atanan öğretmenlerin birçoğu görev yerine gitmezken, gidenler de endişe içerisinde mesleğini sürdürmeye çalışıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nda 37 bin boş öğretmen kadrosu bulunuyordu. Eylül ayı ortasında bu kadroların 35 bin 563’üne atama yapıldı. Atamaların yüzde 67’si doğu ve güneydoğu illerine gerçekleşti. Ancak atanan öğretmenler korku içerisinde. 

Ağrı, Bingöl, Tunceli, Diyarbakır, Hakkâri, Kars, Mardin, Şanlıurfa, Şırnak ve Van’ı kapsayan 10 ilde 1087 kişiyle görüşerek anket çalışması yapan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), bölgede görev yapan öğretmenlerin yüzde 32’sinin mesleğini bırakmayı düşündüğünü rapor etti.

Eğitim-Sen Genel Sekreteri Sakine Esen Yılmaz, CNN Türk’teki “Her Şey” programında “Hakkâri ve Şırnak’ta çalışanların üçte biri bu yıl için tayin istemiş. Bu oranda da bu illere atamalar yapılmış. Mesleği bırakma bizim anket sonuçlarımızla orantılı” açıklamasını yaptı.

Al-Monitor’un Eğitim-Sen’den aldığı rapora göre Güneydoğu’daki öğretmenlerin yüzde 89’u bu koşullarda eğitimin sağlıklı yapılamayacağına inanıyor. Tayin isteyenlerin oranı yüzde 42, bölgede çalışmak istemeyenlerin oranı yüzde 41. Toplamda öğretmenlerin yüzde 83’ü bölgede çalışmaktan memnun değil.

Türkiye genelinde 127 bin üyesi bulunan Eğitim-Sen’in Genel Sekreteri Sakine Esen Yılmaz, Eylül ayının ilk haftasında gerçekleştirdikleri anket hakkında Al-Monitor’a bilgi verdi. Yılmaz, ankete katılanların yüzde 38’inin can güvenliği kaygısı yaşadığını söyledi.

Öğretmen atamalarının yüzde 67’sinin çatışma bölgelerindeki illere yapıldığını, Güneydoğu’da öğretmen sirkülasyonunun çok hızlı olduğunu belirten Yılmaz şöyle konuştu: “Bu çatışmalı sürecin eğitimcilere etkisini ölçmeye çalıştık. Bölgedeki krizin nasıl sonuçlar doğurduğunu, nelere yol açabileceğini ortaya çıkardık. Bu yıl yaklaşık 36 bin yeni öğretmen ataması oldu. Ancak yıllardır tayin bekleyen eğitim emekçileri endişeli. Bölgeye gitmek istemiyorlar. Gidenler de dönmek istiyor.”

Eğitim-Sen anketinde bölgedeki öğretmenlere “Neden tayin istiyorsunuz?” diye soruldu. “Burayı sevmiyoruz”, “Buradaki insanları sevmiyoruz”, “Onlarla çalışmak istemiyoruz” şeklinde çarpıcı yanıtlar alındı. Genel Sekreter Esen Yılmaz “Bir öğretmen, okulunu ve bölge insanlarını sevmiyorsa bu, genel politikalarla, toplumun kutuplaştırılmasıyla, müzakere sürecinin ortadan kaldırılmasıyla yakından ilgilidir” dedi.

“Ankara’da hep birlikte barış için miting yaptık. Ama bombayla saldırdılar. Linç kültürünün okullara yansımasından endişe duyuyoruz” diyen Yılmaz, Türkiye’de yaşanan ve bölgeye yansıyan esas sorunun barış olduğunu kaydetti.

Eğitim-Sen’in araştırmasında “Eğitim öğretimi engelleyen en önemli 3 sorun nedir?” sorusuna katılımcıların yüzde 38’i can güvenliği kaygısı, yüzde 24’ü okulların fiziki koşullarının uygun olmayışı, yüzde 16’sı öğretmen açıkları olarak yanıt verdi. Okula ulaşım sorununa dikkat çekenlerin oranı yüzde 14.

Öğretmenlerin anket soruları dışında dile getirdikleri sorunlar ise şu başlıklar altında toplandı:

  • Çatışmalı ortamın öğretmenler ve öğrenciler üzerindeki olumsuz etkileri

  • Anadilde eğitimin olmaması

  • Eğitimin bilimsel olmaması

  • Siyasi kadrolaşma ve baskılar

  • Sınıfların kalabalık olması

  • Kaynak ve bütçe yetersizliği

  • Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim değil, siyaset yapması

  • İdarecilerin taraflı yönetimi ve hukuksuz atamaları

  • Eğitim sisteminin sürekli değişmesi

  • Velilerin sosyoekonomik durumu

  • Tekçi, milliyetçi, anti demokratik eğitim sistemi

  • Öğretmene değer verilmemesi ve mesleğin itibarsızlaştırılması

  • Öğretmen sirkülasyonunun fazla olması

  • Yöneticilerin siyaseten atanmış olması

  • Bölgeler arası eşitsizlik

Eğitim-Sen Genel Sekreteri Sakine Esen Yılmaz, bölgedeki son durumu da Al-Monitor’a şöyle anlattı: “Sırayla birçok ilçede sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor. Nusaybin, Lice, Silvan, Şemdinli, Yüksekova ve Şırnak’ın birçok ilçelerine bağlı okullarda kimse okula gidemiyor. Eğitim yapılamıyor. Öğretmenlerin büyük bir bölümü rapor alıyor. Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 4 okulun taşındığını biliyoruz. 700-800 kişilik okullar kapatılıyor, öğrenciler başka okullara taşınıyor. Dolayısıyla orada eğitimden söz etmek mümkün değil. İkili öğretim yapılıyor. Son derslerde hava karardığı için aileler korkuyor ve çocuklarını derse sokmadan alıp götürüyorlar. Buna hiç kimse engel olamıyor.”

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) kamu hizmetlerinin sağlıklı şekilde yürütülmesi için görev zorunluluğu olan bölgelerde çalışanlara tazminat verilmesi, lojman sağlanması gibi bazı özel teşvikler üzerinde çalıştığını, bunun faydalı olup olmayacağı şeklindeki soruyu Yılmaz şöyle yanıtladı: “Böyle bir ortamda MEB hiçbir şey yapamaz. Bakanlığı aşan bir mesele bu. Okulları taşımak da sorunları çözmüyor. Önce barış ortamının sağlanması, silahların susması gerekiyor.”

Telefonla ulaşarak konuştuğumuz Şanlıurfa’da görevli öğretmen H.B. Bakanlığın bölgedeki öğretmenler için henüz tazminat ve lojman uygulamasını hayata geçirmediğini belirtti. H.B. Al-Monitor’a şunları söyledi: “Şırnak ve Diyarbakır’da görevli öğretmen arkadaşlarımla telefonda konuşuyoruz. Bazı insanlar ders saatinde okula gelip müdüre baskı yaparak ‘dersi bitir’ diyormuş. Oralarda çoğu öğrenci okula gelmiyor, eğitim yapılamıyor. Ama burada böyle bir durum henüz olmadı. Ancak ulaşım sırasında biz de korkuyoruz. Memlekete gideceğimiz zaman Diyarbakır havaalanı üzerinden gitmiyoruz. Ne olur ne olmaz, yolda bir çevirme olur, diye düşünüp korkuyoruz.” 

Eğitim-Sen raporunun sonuç bölümü barış çağrısı ile bitiyor: “Sağlıklı bir eğitim ve öğretimin ancak barış ortamı oluştuğunda gerçekleşeceğine inanıyoruz. Silahlar derhal susmalı, öğrencilerin, öğretmenlerin ve halkın günlük yaşamını alt üst eden tüm şiddet eylemlerine derhal son verilmelidir.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkish-kurdish relations, sirnak, schools, kurds in turkey, kurdistan workers' party (pkk), education
Gazeteciliğe 1985 yılında Sabah gazetesinde başladı. Daha sonra Nokta ve Aktüel dergilerinde sosyal ve kültürel olaylara ilişkin habercilik yaptı. Dünya Gazetesi, KANAL 6 ve TGRT'de ekonomi ve parlamento muhabiri ve haber programcısı olarak çalıştı. Bir dönem Parlamento Muhabirleri Derneği Yönetim Kurulu'nda yer aldı. Son olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 2 kez Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeliğine seçildi ve 8,5 yıl süreyle bu görevi yürüttü. Sürekli Sarı Basın Kartı sahibi.
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept