Türkiye'nin Nabzı

Adı Cizre görünümü Kobani

By
p
Article Summary
Güvenlik güçleri Cizre’de PKK’nın şehir yapılanmasına yönelik operasyon yaptı. Hedef ilçede kurulan mevzileri kaldırmak, hendekleri kapatmaktı. Sekiz gün süren sokağa çıkma yasağının ardından geride 20 civarında ölü ve savaştan çıkmış gibi bir ilçe kaldı.

CİZRE -- Cizre’nin ortasında bulunan Nur Mahallesinin girişindeki Oytun Ailesine ait ev hemen dikkat çekiyor. İki katlı evin duvarları delik deşik. Kapının önüne büyük taş parçaları yığılmış. Taşların üzerinden geçerek evin bahçesine giriyoruz. Evin hanımı Kevser Oytun nemli gözlerle kapının önünde bekliyor. Elindeki mermileri gösteriyor. Evinin duvarlarında çıkardığı söylüyor. Banyo kapısındaki mermi deliğini gösteriyor. Sonra buzdolabına isabet eden mermileri. Sonra yataklarının bulunduğu dolaba yöneliyor. Dolabın kapısı delik deşik, yataklara bile mermi isabet etmiş. Yatakların gösterirken artık gözyaşlarını tutamıyor: “Benim ne günahım vardı bunları bana yaptılar?”

Baba Turan Oytun, canlarını zor kurtardıklarını belirterek, evde kullanılacak eşya kalmadığını söyledi. Al-Monitor’a konuşan Oytun, “Evimiz mahvoldu. Kurşunladılar evimizi. Klima, buzdolabı, televizyon hiçbir şey kalmadı, zor kurtulduk. Dokuz gündür bu evde, evin gizli yerlerinde saklandık. Evin alt katlarına gittik. 23 kişi bu evde saklandık. Ne su, ne yemek, ne elektrik vardı. Çocuklarımız sabaha kadar ağladı. Kimisini odalarda, kimisini bodrum katında, kimisini ise arka tarafta sakladık. İki askeri araç buradaydı, bu tarafa doğru atıyorlardı” diye konuştu.

Cizre’de Oytun Ailesinin evi gibi onlarca ev bulunuyor. 8 gün süren sokağa çıkma yasağı ve çatışmalardan geriye Nur, Cudi, Yafes gibi mahallerde savaş manzaraları kaldı. Çatışmalardan en çok etkilenen bölge Oytun Ailesini evinin bulunduğu Nur Mahallesi.

Mahallede neredeyse kurşun isabet etmemiş yapı yok. Sokak aralarında, Suriye’nin Kobani kasabasında IŞİD ve Kürt gruplar arasındaki çatışmalardan sonra ortaya çıkan manzaralara benzer görüntüleri görmek mümkün. Polis araçlarının geçmemesi için kazılmış hendekler, taş ve kum torbalarıyla ve perdelerle kapatılmış sokaklar… Mahalle sakinlerine göre eylemciler perdeleri keskin nişancıları engellemek için astı. Kamuoyu bu taktiğe yabancı değil. Suriye’deki savaşta sık sık kullanılıyor.

Mahallenin dar sokaklarında adım atmak neredeyse imkânsız. Ya hendekten atlamak gerekiyor ya barikattan geçmek. Barikattan geçmek o kadar kolay değil, nedenini biraz sonra anlıyoruz. Mahallede gezerken hemen yan sokaktan şiddetli bir patlama sesi geliyor. Herkes patlamanın meydana geldiği sokağa koşuyor. Yerde kanlar içinde kalan üç çocuk… Barikatta buldukları bir cisimle oynarken patlama meydana gelmiş. Sonuç, 1’i ağır üç yaralı. Patlayıcıyı kimin yerleştirdiği ise meçhul, herkes birilerini suçluyor. Patlamanın ardından barikatları çevresine uyarı işaretleri konuluyor.

Mahallelinin zaten var olan öfkesi patlamayla birlikte katlanıyor. Camiinin duvar ve camlarına isabet eden mermileri gösteren Mehmet Güler, yaşadıklarını Al-Monitor’a şu cümlelerle anlatıyor: “Dokuz gündür ezan okunmuyor burada. Camide ezan okutmayan adamdan ne beklenir? Çocuklarımızın korkudan ödü patladı, psikolojileri bozuldu. Sadece iki tane tüfek bombası vardı, başka bir şey yok. Roket falan atılmadı. Elektrik yok, su yok, gıda sıkıntısı kısmen vardı. Olaylar bitene kadar evin bodrumunda bekledik.”

Çatışmalardan sadece evler değil elektrik ve su şebekesi de zarar gördü. İnsanlar günlerce elektrik ve su olmadan yaşadı. Kurşunlanmış araç enkazları, binlerce boş mermi kovanı arasında duvarlardaki gedikler göze çarpıyor. İnsanlar evden eve geçerken mermilere hedef olmamak için duvarlara açtıkları gedikleri kullanmış. Mahallede yaşayanlar gediklerin açılma nedenini böyle açıklıyor. Yanından geçtiğimiz atık su kanalını gösteren bir mahalle sakini “Bazı kişiler de bu kanalı kullanarak evden eve geçtiler” diyor.

Cizre’deki çatışmalarda ölen sadece insanlar değildi. Elinde 10’a yakın kuş ölüsüyle duvar dibinde bekleyen çocuk gazeteciler görünce konuşuyor: ”Benim de güvercinlerim öldü. Kimisi açlıktan kimisi mermiyle.”

Nur Mahallesindeki tansiyon duvar yazılarına da yansımış. Bir tarafta PKK’yı ve ona yakın örgütleri öven yazılar… Diğer tarafta Türkiye’yi öven ve milliyetçi anlamlar taşıyan yazılar… Örneğin 90’lı yıllarda Kürtlere karşı işlenen faili meçhul cinayetlerle adı duyulan bir yapıya atfen “T.C. burada. Türk İntikam Tugayı” yazısı göze çarpıyor. Ve tabi Öcalan resimleri… Resimler kurşunlara hedef olmuş.

Cizre’deki olaylarda ölenler, olaylar kadar tartışma konusu. Sivil toplum örgütleri ve HDP’lilere göre 2o civarında kişi öldü ve bunların tamamı sivil. Ölenler için sokağa çıkma yasağının kalkmasından sonra tören düzenlendi. Törende 16 tabut taşındı. Ölenlerin yaş araladığı 25 gün ve 70 arasında değişmesi tartışmaları alevlendirdi. Şırnak Valiliğinden yapılan açıklamada ise olaylar sırasında 40-42 civarında PKK’lının öldürüldüğü belirtilirken 25 polisin yaralandığı vurgulandı. Başbakan Ahmet Davutoğlu da 10 Eylül’de yaptığı açıklamada Cizre’de sivil kayıp olmadığını söylemişti.

Olaylardan sonra ilçede inceleme yapan Mazlum-Der adlı insan hakları örgütünün yöneticisi Reha Ruhavioğlu, yaşananların kabul edilemez olduğunu söyledi. Al-Monitor’a konuşan Ruhavioğlu, “Geldiğimiz durumda bütün sorumluluğu bir tarafa atacak noktada değiliz. PKK daha önce 30 yıldır kırsalda silahlı mücadele yürütüyor ama şimdi şehirde yürütüyor. Cizre’nin bazı mahallerinde, sokaklarında güvenlik güçleriyle çatışmalar olduğu için sokağa çıkma yasağı konduğu söyleniyor. Bu bir bahane olabilir mi? Bütün bir şehri sekiz gün boyunca insan hakları örgütlerinden, medyadan, milletvekillerinden, bakanlardan bile izole etmenin bahanesi tabi ki olamaz. Cizre’de olan biten şehir mahalle çatışmasının dışında bir şey. Görünen o ki mahallelerde çatışma yaşanmış ama güvenlik güçleri bazı mahalleleri neredeyse düşman mevziisi gibi görüp karşılık vermişler. Bir sürü evin duvarı yıkılmış. PKK’ye bağlı YDG-H örgütünün sokak aralarında kazdığı hendekler var. Bazı mayınlı tuzaklamalar var, güvenlik güçleri giremesin diye. Bazı sivillerin nasıl öldüğünü bilmiyoruz. Taraflar çatışma halindeyken sokağa çıkıp ölmüşler” dedi.

Bölgede yaşanan olayların kaygı verici boyutlara ulaştığını belirten Ruhavioğlu, “PKK iyi niyet göstergesi olarak tek taraflı ateşkes ilan etmeli. Devletin de buna olumlu cevap vererek, askeri operasyonları durdurması lazım” diye konuştu.

Cizre’de yaşayan Şırnak Baro Başkan Nuşirevan Elçi ise yaşananların hukuk dışı olduğu görüşünde. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Elçi, 90’lı yıllarda bile uzun süreli sokağa çıkma yasaklarının olmadığını savundu.

Yerel yöneticilerin Ankara’yı yanlış bilgilendirdiğini savunan Elçi, şöyle devam etti: “Devlet muhakkak suç işleyenlerin peşine düşmeli. Bunu yaparken Ankara, İstanbul’da nasıl yapıyorsa öyle yapmalı. Devlet sivil insanların hayatını korumakla yükümlüdür. Bu devletin birinci asli görevidir. Yani devlet görevlisinin, kolluk görevlisinin gelişi güzel taraması, bombalaması, roket atması, tankla, topla, tüfekle girişmesi bunu hiçbir hukuk sistemi ve insani anlayışla kabul etmek mümkün değil. Ben şuna inanıyorum: Yereldeki kişiler Ankara’ya yanlış bilgi veriyor. İçişleri Bakanı bir sivil öldü dedi, Başbakan hiç yok dedi. Ben bunu yerel yöneticilerin Ankara’ya doğru bilgiyi vermedekilerine bağlıyorum. Hükümetin biran evvel olaylarla ilgili soruşturma açması, adliyenin de soruşturma başlatması gerekiyor. Şu anda vatandaşın iddiaları var. Bu iddiaların hem idari, hem adli etkin bir soruşturmayla ortaya çıkarılması gerekiyor. Söylenen gibiyse failinin bulunup yargı önüne çıkarılması gerekiyor. Aksi halde altından kalkmak mümkün değil.”

Elçi, olaylarla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını da sözlerine ekledi.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: turkey, pkk, kurds in turkey, kurds, kurdish issue, kobani, human rights violations, cizre

Mahmut Bozarslan gazeteciliğe 1996 yılında Diyarbakır’da başladı. Sabah Gazetesi, NTV ve El Cezire Türk’te muhabirlik yaptı. Bu sırada Fransız Haber Ajansı AFP’ye de serbest muhabir olarak katkıda bulundu. Bozarslan Kürt sorununun çeşitli yönleri, Irak Kürdistanı, kadın sorunu, mülteciler, yerel ekonomi gibi konularda haberler yaptı. Twitter hesabı: @mahmutbozarslan

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept