Irak'ın Nabzı

Irak’ın Kakai azınlığı da İslam Devleti’ne karşı silaha sarıldı

By
p
Article Summary
Irak’taki Kakai azınlığının kimi mensupları zulümden korunmak için Müslüman olduklarını söylerken, kimileri de öz savunma için bir milis gücü oluşturmaya çalışıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

KERKÜK, Irak — Irak’ın varlığı pek bilinmeyen Kakai dini azınlığı çaresizlik içinde. İslam Devleti’nden (İD) ve dini baskılardan sakınmak isteyen azınlık mensuplarının bazıları inançlarını inkâr etmek zorunda kalırken, bazıları da silaha sarılıyor.

Hristiyanlar ve Ezidilerin izinden giden Kakailer de kendilerini korumak için silahlı bir güç oluşturuyor. “Yaresan” ya da “Ehl-i Hak” olarak da bilinen Kakailer İD’in Irak’ın ikinci büyük şehri Musul’u 2014 yazında ele geçirmesiyle Ninova ovalarından kaçmak zorunda kaldı.

14. yüzyılda İran’ın batısında ortaya çıkan Kakai inancı Zerdüştlük ve Şiilikle ortak bazı unsurlar barındırıyor. Farklı inançları nedeniyle zulüm gören Kakailer, fazla göz önünde olmamaya çalıştı ve bu nedenle gizli kapaklı bir topluluk olarak bilindi.

İD’in saldırıları Kürt bölgesinde de benzer şekilde kan akacağı korkusunu doğurunca Kakailer eylül 2014’te Müslüman olduklarını ilan etti. Din Âlimleri Birliği’nin Kerkük’teki binasında basın toplantısı düzenleyen 30 Kakai temsilcisi, İslam’la bağlarının hiçbir zaman kopmadığını ve nüfus cüzdanlarının din hanesinde “Müslüman” yazdığını vurguladı.

Ancak Kerkük’teki başka Kakai çevreleri bu açıklamayı reddediyor. Al-Monitor’a konuşan cemaat mensupları, birçok Kakai’nin baskılara karşı Müslümanlığı benimsediğini, ayrılık yaratan bu durumun Kakai toplumunun bütünlüğünü tehdit ettiğini ve toplum liderlerini böldüğünü anlatıyor.

Kakai inancını tanıtmayı ve Irak’taki diğer gruplarla ortak zemin bulmayı amaçlayan Kerkük’teki Yaresan Enstitüsü’nün Başkanı Recep Asi, Kakai inancına dair “Bu gerçekten de tek tanrılı bir dindir ama İslam’la hiçbir alakası yoktur.” diyor.

Asi, Al-Monitor’a açıklamalarını şöyle sürdürüyor: “Bu, reenkarnasyona inanan bir dindir ki bu öğretinin İslam’la alakası yoktur. Kakaileri Müslüman ilan etmek onları zulümden korumaz. Nitekim bu açıklama yapıldıktan sonra da Müslüman din adamları Kakaileri ‘kâfir’ addetmeye devam etti.”

Selahattin Üniversitesi’nde ilahiyat hocası olan Adam Bidar, Kürdistan’da Kakai inancına ilişkin tartışmaları şöyle açıklıyor: “Bir yanda Kakaileri kâfir ve çok tanrılı bir topluluk olarak gören, nefreti körükleyen bir söylem var; diğer yanda ise Kakaileri Müslüman kabul eden hoşgörü bir dil. Bu görüş ayrılığı Kakailerin inançları konusunda kendi aralarında bölünmüş olmasını da yansıtıyor.”

Irak Göç ve Yerinden Edilmiş Kişiler Bakanlığı’nda araştırma başkanı olarak görev yapan din antropolojisi uzmanı Ahmet Kasım’a göre dini hoşgörünün olmadığı ortamlarda yaşayan Kakailer dini mensubiyetlerini açıklamakta tereddüt ediyor. Kasım Al-Monitor’a açıklamasını şöyle sürdürüyor: “Yine de Müslüman olmadığını açıklayan Kakailer de oldu. Örneğin Kürt araştırmacı Fred Ossrd ‘Barzani Dogmalarının İlkeleri’ isimli kitabında Kakailerin tanınmış ismi Seyit Talip Şükür Derviş’in 2001’de Kakai dininin İslam’la ilgisinin olmadığını açıklayarak bu inanca dair asırlardır süren gizliliğe son verdiğini yazar. Ancak bu çıkış içine kapanık bir din olan Kakailik tarihinde istisnai bir olay.”

Kakailiğin pek bilinmeyen bir diğer yönü de misyonerliği ve din değiştirmeyi benimsememesi. Buna göre Kakai olarak doğmamış bir insan hiçbir zaman Kakai olamaz.

Kerkük Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Nebil Aziz Mahmut El Masafari de Kakai toplumunun içine kapanık doğası nedeniyle inançları hakkında pek çok iddia ve suçlamayla karşılaştığını söylüyor.

Kakai erkekleri bereketin simgesi sayılan uzun bıyıklarından kolayca tanınabiliyor. Bıyıklarını kısa kesmesi gereken Müslümanlarla aralarındaki bariz farklılıklardan biri de bu.

Müslüman olduklarını ilan etmek Kakailerin korunmak için sarf ettiği olağanüstü çabanın sadece bir örneği. Bunun yanı sıra kendi silahlı güçlerini oluşturarak asırlardır bağlı kaldıkları barış ve şiddetten uzak durma öğretilerini terk etmiş oluyorlar. Al-Monitor’a konuşan gönüllü bir milis, Kakailerin de kendi silahlı güçlerini kuran Hristiyan ve Ezidi azınlıklar gibi silah kuşandığını anlatıyor. Milisin verdiği bilgiye göre sayıları 680’e yaklaşan Kakai milis güçleri şu an eğitim alıyor, bunlardan üç birliğin oluşturulması planlanıyor.

Ancak siyasetin oldukça dışında duran Kakailer bu cesur adımı atarken Kürtler arasındaki siyasi çekişmelerin içine düşeceklerini, işlerin daha da karışacağını öngörememişti.

İsimlerinin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan Kakai milisler, Kürdistan Ulusal Demokratik Birliği ile Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) arasında Kakai güçlerinin kime bağlanacağı konusunda siyasi çekişme yaşandığını ve bu durumun işlerini zorlaştırdığını anlattı.

Asi de Kakailerin kendi komutanlarını kendileri seçmesi gerektiğini ancak KDP’nin buna izin vermediğini söylüyor. KDP’yi kastederek şöyle diyor: “Bu parti Kakai güçlerini kendisine bağlı Peşmerge güçlerinin komutasına sokmak istedi. Ayrıca birliğin komutanlığına partiden birini getirmek istedi.”

Bağdat merkezli El Âlem gazetesine göre bu çekişmenin sonucunda Peşmerge Bakanlığı 9 Temmuz’da Irak ordusunun eski komutanlarından Adil Kakai’yi partiler arasında uzlaşma sağlanıncaya kadar Kakai birliğine geçici amir olarak atadı.

Birinci Kakai alayının lideri Mervan Taha El Kakai ise Al-Monitor’a Kakai güçlerinin Peşmerge Bakanlığı’na bağlı olduğunu, Kakai bölgelerinin korunması için gereken teçhizatın bakanlık tarafından sağlandığını vurguluyor. Ayrıca birinci alayın Dohuk’un batısındaki Kakai bölgelerini, bilhassa da Erbil ve Musul arasındaki Kakai köylerini koruyacağını ekliyor.

Bu çekişme Kakailerin büyük Kürt siyasi bloklarına yaslanmadan kendilerini korumak için bağımsız karar alamadıklarını gösteriyor. Nitekim bazı uzmanlara göre Kakailer siyasetteki temsillerini, kamusal hayattaki katılımlarını artırmadıkça bu dini azınlığın kaderine ilişkin kararlar Kürt siyasi bloklarının çekişmelerine tabi olacak.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: religious minorities, persecution, minorities, militias, kurdish militias, islamic jihad, is, displacement

Iraklı akademisyen ve gazeteci Saad Salloum, ağırlıkla Irak’taki azınlıklar ve insan hakları alanlarında çalışmaktadır. Irak Dinler Arası Diyalog Konseyi’nin kurucularından biri olan Salloum, Mustansiriya Üniversitesi Siyasal Bilimler Okulu’nda araştırma departmanı başkanı olarak görev yapmaktadır. Yayımlanmış eserleri arasında “Irak’ta Azınlıklar” (2013), “Irak’ta Hristiyanlar” (2014) ve “Irak’ta Etnik Gruplar ve Politikalar” (2014) başlıklı kitaplar yer almaktadır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept