Gulf Pulse

Tarihi Yemen kenti savaş ve ihmale kurban gidiyor

By
p
Article Summary
Yemen’in Batı kıyısındaki ovalarda bulunan tarihi Zabid kenti savaşın ve yerel yetkililerin yolsuzlukları yüzünden tehdit altında. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

SANA, Yemen — Yemen’in en önemli tarihi kentlerinden Zabid’in kültürel önemi savaşın yarattığı yıkımın yanı sıra son derece basit bir nedenle de tehlike altında: yetkililerin ihmalkârlığı.

Yemen’de patlak veren silahlı çatışma ülkenin kültürel ve tarihi varlıklarına ciddi zararlar verdi. Kimi tarihi yapılar ve kentler doğrudan çatışmaların sahnesi hâline gelirken, arkeolojik alanlar ve müzeler de bombardımanlardan nasibini aldı. Yemen’in tarihi varlıklarına yönelen bu tehdit UNESCO’yu mayısta bir acil durum planı açıklamaya sevk etti. Zira yaşanan gelişmeler ülkenin kültürel ve somut mirasına vahim zararlar verebilecek ciddi bir tehlikeye dönüşmüş durumda.

Bu durum sadece tarihi Zabid kenti için geçerli değil, ama ülkenin batı kıyısı yakınlarında bulunan kentin Yemenliler için özel bir ilmi ve dini önemi var. Kent UNESCO’nun Tehlike Altındaki Dünya Mirası listesinde yer alıyor.

UNESCO Zabid’i 1993’te Dünya Miras Listesi’ne, 2000’de de tehlike listesine aldı. Kültürel ve entelektüel geçmişiyle tanınan kent ülkenin ilk İslam üniversitesinin kurulduğu yer. Ayrıca başta Doğu Asya olmak üzere dini çalışmalara meraklı pek çok yabancı için tarihi bir hac merkezi.

Zabid’in ünü dini öneminden ileri gelir. Kent halkı zamanında İslam’ı kabul eden ilk topluluklardan biri olmuş. Hz Muhammed’in yakın çevresinde yer alan ve İslamiyet’in erken dönemlerinin önemli isimlerinden Ebu Musa El Eş’ari de burada doğmuş. Mekke ziyareti sırasında İslam’ı kabul eden Eş’ari, Hz. Muhammed tarafından İslam’ı yayması için memleketine geri gönderilmiş. Eş’ari, çağrısına yanıt vererek Müslümanlığı kabul eden kişilerle birlikte Mekke’ye dönünce Hz. Muhammed’in halka şöyle seslendiği söylenir: “Yemen halkı size geldi. Onlar pek nazik, yumuşak yürekli insanlar. İman Yemenlidir, hikmet de Yemenlidir.”

Yemen Tarihi Eserler İdaresi'nin Zabid sorumlusu Arafat El Hadrami, Zabid’in 13. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar başkent olduğunu hatırlatarak Al-Monitor’a şöyle diyor: “İlk İslam üniversitesine ev sahipliği yaptığı için kentin etkisi ülke sınırlarını da aştı. Zabid, bir cami ve halk pazarı etrafında oluşan doğal kent yapısıyla, dar sokakları ve iç avlulu evleriyle diğer Müslüman, Arap kentlerine de örnek teşkil etti. Kentteki yapılar, başta güzel mimarisi ve süslemeleriyle eşsiz yapılar olarak bilinir.”

Hadrami’nin verdiği bilgilere göre Zabid’de geleneksel yöntemlerle inşa edilmiş 950 tarihi ev bulunuyor. Bunların yüzde 10’u o kadar kötü duruma gelmiş ki sahipleri tarafından terk edilmiş. 85 camii ve bir medresenin yanı sıra kentte tarihi surlar, kapılar, geleneksel çamaşır yıkama yerleri, bir han, İmamlık döneminden kalma bir saray, kale, muhafız evleri ve içme suyu için kullanılan çeşmeler bulunuyor.

Hadrami çoğu evin kerpiç, kireç ve muhtelif ağaç malzemesi gibi Yemen’de yaygın kullanılan geleneksel malzemelerle yapıldığını söylüyor. Hadrami’ye göre kentteki yapılara, bilhassa medrese ve camilere belki ihmalden de çok zarar veren şey beton kullanılarak yapılan onarımlar: “Bunlar, kentin özgün tarihi dokusunu tehdit ediyor. Tarihi yapılara düzenli bakım da yapılmıyor.”

Öte yandan Zabid din ve eğitim alanındaki önemini de yitiriyor. Buna sebep olan bir dizi etmen söz konusu. Hadrami bunların başında “kentteki vakıfların nüfuzlu ve yolsuz yetkililer tarafından yağmalanmasını” gösteriyor ve şöyle devam ediyor: “Evkaf idaresine tahsis edilen para, din eğitimi alan öğrencilerin gıda, içecek ve giyecek masraflarını karşılamak için tek kaynaktı. Ayrıca kente gelen yabancı öğrencilere burs veriliyordu ki yaklaşık 30 yıl sene önce bu öğrencilerin sayısı 5 bini buluyordu.” Yabancı öğrenciler Güneydoğu Asya’dan ve Mısır, Tunus, Cezayir gibi Kuzey Afrika ülkelerinden gelirmiş.

Dini vakıf kaynaklarının kontrolünü ele geçiren nüfuzlu isimlerin yolsuzlukları kentin dini ve kültürel önemine de darbe vurmuş. Öyle ki Zabid’in şanlı geçmişi şimdi tarih sayfalarında kalmış bir masal gibi.

Zabidli araştırmacı Ahmet El Nami kentin “Yemen’in batı ovalarındaki Tihama bölgesinin tarihi önemini” temsil ettiğini söylüyor.

Kentin Ziyadiler (818-1018), Resuliler (1229-1454), Mehdiler (1159-1174) ve Tahiriler (1454-1517) gibi bir dizi küçük devletin siyasi başkenti olduğunu anlatan Nami Al-Monitor’a şöyle diyor: “Burası dünyanın dört yanından gelen öğrencilerin buluştuğu bir merkezdi. (...) Kent bugün acıklı bir durumla karşı karşıya. Kenti 10 asırdır çevreleyen eski surlar da dâhil pek çok tarihi mekân ve yapı tahrip ediliyor. Ayrıca kent için çalıştığını söyleyen yerel yetkililer yolsuzluk yapıyor ve Zabid’in ününü kullanarak yerel ve uluslararası kuruluşlardan para sızdırıyor.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: yemen, war, unesco, tourism, prophet muhammad, history, corruption, architecture, antiquities

Yemenli gazeteci Ashraf al-Falahi Arap dergileri ve haber sitelerinde siyasi, toplumsal ve kültürel konular hakkında yazıyor. Ayrıca Carnegie Uluslararası Barış Vakfı tarafından yayımlanan internet dergisi Sada’ya katkıda bulunuyor ve Londra merkezli Arabi 21 haber ajansının Yemen muhabirliğini yapıyor.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept