Mısır'ın Nabzı

Güvenlik zafiyeti Mısır’ın tarihi mirasını tehdit ediyor

By
p
Article Summary
Mısır’da devlet kurumları sıkı şekilde korunurken arkeolojik alanlar teröristler ve yağmacılara karşı eğitimli, silahlı güvenlik personelinden mahrum. Ülkenin zengin tarihi mirası ihmale yavaş yavaş kurban gidiyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Mısır’da bakanlıkların veya başka kritik kurumların yanından geçtiğinizde binaların terör saldırılarına karşı zırhlı araçlarla, yüksek duvarlarla ve dikenli tellerle çevrili olduğunu fark edersiniz. Öte yandan arkeolojik alanlara gittiğinizde eski Mısır medeniyetinin paha biçilmez eserlerini barındıran bu mekânlarda güvenliğin Tarihi Eserler Bakanlığı’na bağlı bir iki bekçiye bırakıldığını görürsünüz. Bu fark son derece barizdir ve bir o kadar düşündürücüdür.

Mısırlı yetkililer kültürel mirasın öneminden bahseder, tarihi varlıkların soyguncu ve eşkıyadan gerektiği gibi korunduğunu iddia eder. Ne var ki Tarihi Eserler Bakanlığı’nca sağlanan korumanın yetersiz olduğu ortada.

Bakanlığın güvenlik personelinde bekçi olarak çalışan İzzet Hasan, kendi sorumluluğundaki varlıkları koruyamadığını kabul ediyor. Hasan, Yukarı Mısır’ın Minye kentindeki Malavi Ulusal Müzesi’nde görevli. Eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’i alaşağı eden 25 Ocak Devrimi’nde bu müzeden 1000 civarında eser çalınmıştı.

Hasan Al-Monitor’a şöyle konuşuyor: “Hırsızlar müzeye girdi ve korumakta olduğumuz tüm eski eserleri yağmaladı. Onları engellemek mümkün değildi. Çünkü elimizde onları caydıracak ciddi bir silah yoktu. Onların ise makineli tüfekleri ve otomatik silahları vardı. Hırsızlarla, eşkıyayla baş edecek ne silahımız ne eğitimimiz vardı. Oysa Yukarı Mısır’da insanların gözü tarihi eserlerde. Tarihi eser ticareti, onlar için silah veya uyuşturucu ticaretinden daha kârlı bir iş.”

Malavi Müzesi’nin yağmalanması Mısır için ne ilkti ne de son oldu. Örneğin ülkenin ikinci büyük vilayeti Gize’deki Dahşur arkeolojik sahası devletin hiçbir müdahalesiyle karşılaşmayan yerli halk tarafından pervasızca talan ediliyor, tahribata uğruyor. Ören yerlerine ev yapan insanlar gece kazılar yapıp bulduklarını yağmalıyor. İnşası tamamlanabilmiş en eski piramit olan Kırmızı Piramit ile Eğri Piramit Dahşur’da bulunuyor. 2009’da UNESCO Dünya Miras Listesi’ne giren bölgede organize yağmacılık devam ediyor.

Dahşur’da çalışan kıdemli müfettiş Vehibe Salih, bölgedeki bekçilerin ve güvenlik görevlilerinin sadece 9 milimetrelik tabanca taşıdığını, yağmacıların ise pek çok zaman otomatik silah veya makineli tüfeklerle geldiğini anlatıyor. Al-Monitor’a konuşan Salih şöyle devam ediyor: “20 kilometrelik bir alana yayılan Dahşur’u sadece 10 güvenlik görevlisi koruyor. Yani her bir görevliye 2 kilometre düşüyor. Bu nasıl mümkün olabilir?”

Salih, paha biçilmez eserleri korumakla görevli bu kişilerin ayda en fazla 400 Mısır Lirası (52 dolar) kazandığına dikkat çekiyor. Salih’e göre güvenlik personelinin maaşları artırmalı ve sayıları en az 40’a çıkarmalı. Ayrıca bu kişilere suç çeteleriyle baş edebilmek için uygun eğitim ve silahlar verilmeli.

Dahşur’da sayısız ihlal ve inşaatın olduğunu söyleyen Salih, bakanlığın talimatlarına rağmen bölgeye dikilen yapıların yıkılmadığını anlatıyor ve ekliyor: “Devlet kritik kurumların emniyeti ve terörist gruplarla meşgul. Tarihi eserlerin korunması ilgi alanında değil.”

Kahire’de Tahrir Meydanı yakınlarındaki Mısır Müzesi’nde bekçi olarak çalışan Mustafa Kemal de Al-Monitor’a şöyle konuşuyor: “Müzede hırsızlık yapmaya çalışan pek çok kişiyle karşılaştım ama bir şey yapamadım. Bu insanlara ateş açarsam hapse düşmekten korkuyorum. Zira yaptığımız işi düzenleyen herhangi bir yasa yok, saldırganlara karşı ateşli silah kullanmanın kuralları da belirlenmiş değil. Bize verilen talimat bunları tutuklayıp polise teslim etmek. Otomatik silah ve makineli tüfeklerle gelen bu insanları nasıl tutuklayacaksın?”

25 Ocak Devrimi sırasında Mısır Müzesi’ne giren yağmacılar 18. Hanedan firavunlarına ait 18 eser çaldı. Bunların içinde Tutankhamun’un ve babası Akhenaten ile büyükbabası Yuya’nın hazinelerinden parçalar vardı.

Kemal şöyle devam ediyor: “25 Ocak Devrimi’nin ardından Tarihi Eserler Bakanlığı ülkeye hâkim olan kaos karşısında bize silah verme kararı aldı ki saldırganlarla baş edebilelim. Silahların birkaç aşamada dağıtılacağı söylendi. Bazılarımız silahlarını aldı, bazılarımız alamadı. Herkese silah verilmesini talep ettiğimizde bakanlık silahların tüm güvenlik personeline yetmediğini söyledi!”

Salih gibi Kemal de güvenlik personeline verilen 9 milimetrelik tabancaların makineli tüfeklerle gelen soygunculara karşı yetersiz olduğunu belirtiyor. Ayrıca silah taşıyacak personelin sağlık kontrolünden geçtiğine dikkat çekerek şöyle diyor: “Kimi arkadaşlar kalp hastası ya da gözleri bozuk olduğu hâlde rüşvet ve torpille silah taşıyabiliyor.”

Tarihi Eserler Bakanlığı’na bağlı Müsadere Edilmiş Tarihi Eserler İdaresi Başkanı Yusuf Halife tarihi varlıkları korumanın en az devlet kurumlarının emniyeti kadar önemli olduğunu, hatta bu varlıkların paha biçilmez olduğu düşünülürse daha önemli olduğunu söylüyor.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan yetkili şöyle diyor: “Bakanlıktaki güvenlik personeli sayısı yetersiz. Bu sayıyı esaslı şekilde artırmak istiyoruz ama ilave personel alacak kaynağımız yok.” Tüm personele yetecek kadar silah olmadığını doğrulayan Halife, İçişleri Bakanlığı’ndan yeni silahların gelmesini beklediklerini söylüyor ve sözlerini şöyle tamamlıyor: “Mısır’ın her köşesindeki tarihi varlıkları emniyete alma planımız var. Saldırganlara baş etme konusunda şu an bazı eğitimler veriyoruz, Tarihi Eserler Bakanlığı bünyesinde kurslar düzenliyoruz.”

Tarihi Eserler Bakanlığı’nın güvenlik sisteminde yaşanan büyük zafiyet, emniyet teşkilatının bakanlığın güvenlik personelinin eğitimini ihmal etmesinden kaynaklanıyor. Eğitim düzeyinin oldukça düşük olduğu Mısır emniyet teşkilatı, ülkenin kültürel ve tarihi mirasının önemini idrak etmiş değil. Bu arada arkeolojik alanların korunmasından sorumlu personele çok kısıtlı bir bütçe ayrılıyor, kaynaklar bu kişilerin eğitilmesinde ve silahlandırılmasında yetersiz kalıyor. Tarihi Eserler Bakanlığı arkeolojik alanları korumaya çaba sarf etse de bu mekânları yavaş yavaş tahrip eden eşkıyanın önünü alamıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: museum, looting, egyptian security, egyptian revolution, archaeology, antiquities

Serbest gazeteci Khalid Hassan 2010’da Ayn Şems Üniversitesi’nden mezun oldu ve Mısır’da yazılı basında çalıştı. Siyaset ve araştırmacı gazetecilik alanlarına odaklanan Hassan, Araştırmacı Gazetecilik İçin Arap Muhabirler isimli medya kuruluşu için de bazı araştırma haberleri kaleme kaldı.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept