İsrail'in Nabzı

Batı Şeria’daki saldırılar üçüncü İntifada’nın işareti değil

By
p
Article Summary
İsrail güvenlik teşkilatı Batı Şeria’daki terör eylemlerinde görülen artışa rağmen Filistinlilerin büyük çoğunlukla sükûnetten yana olduğuna inanıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

29 Haziran gecesi saat 11 sularında Batı Şeria’daki Şiloh yerleşimi yakınlarında Alon yolunda seyreden İsrail plakalı bir arabaya yanından geçen meçhul bir araçtan uzun uzun ateş açıldı. Arabadaki dört arkadaş yaralanırken, saldırganların bulunduğu araç gecenin karanlığında hızla kayboldu. Yaralılardan 25 yaşındaki Malachi Rosenfeld ertesi gün hayatını kaybetti. Dört arkadaş saldırıya uğradıklarında bölgesel Samarya Basketbol Ligi’nde Eli yerleşiminde oynanan bir basketbol maçından dönüyordu. Rosenfeld’in hava kuvvetlerinde pilot olan abisi Yitzhaki de 13 yıl önce Tze'elim Nehri civarında meydana gelen büyük su baskınlarında hayatını kaybetmişti.

Bu olay, Alon yolunda 10 gün içinde yaşanan altıncı saldırıydı. Ancak İsrail güvenlik birimleri yaşananların üçüncü bir İntifada olmadığını üstüne basa basa söylemeye devam ediyor.

2 Temmuz’da Filistinliler Muhammed Ebu Kadir isimli genci, öldürülüşünün birinci yıl dönümünde anacak. Ebu Kadir, Etzion yerleşiminden üç İsrailli gencin 12 Haziran 2014’te kaçırılıp öldürülmesine misilleme olarak üç İsrailli tarafından katledilmişti. Filistinli gencin yakılarak öldürülmesi Filistin bölgelerini sarsmış ve Doğu Kudüs başta olmak üzere büyük bir isyan dalgasını tetiklemişti. Olayın üzerinden daha bir hafta geçmemişken Gazze Şeridi’nde de Koruyucu Hat Harekâtı başlamıştı.

İsrail güvenlik teşkilatı cinayetin birinci yıl dönümü için önlem alıyor olsa da Filistin bölgesinde bir “İntifada enerjisi” olmadığını vurguluyor. Yetkililer son olayları geçmişte de benzerlerinin yaşandığı zincirleme terör saldırıları olarak tanımlıyor. Saldırılar kamuoyundaki havaya bağlı olarak spontane gelişen eylemler olarak görülüyor ve Ramazan ayıyla ilişkilendiriliyor. Güvenlik yetkililerine göre İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) şu anki operasyonel hedefi failleri yakalamak, durumu büyümeden kontrol altına almak ve Ramazan’daki olumsuz yansımaları asgari düzeyde tutan ama oruç ayını terör eylemleri için istismar etmek isteyenlere fırsat vermeyen doğru bir dengeyi tutturmaktan ibaret.

Bu hafta görüştüğüm üst düzey bir İsrail güvenlik yetkilisi isminin gizli kalması kaydıyla şöyle konuştu: “Çevreye şöyle bir bakın. Bölgede Yahudiye ve Samarya’daki (Batı Şeria) Filistinliler kadar bereketli ve huzurlu bir Ramazan sofrası olan kimse var mı? Suriye mi? Ramazan orada kan revan içinde geçiyor, milyonlarca mülteci, yüz binlerce ölü var, ekonomi çökmüş durumda ve birçok bölgede açlık kol geziyor. Ya Lübnan? Orası da kan gölü. Hizbullah’ın ne olacağına, Suriye’deki katliamların oraya da sirayet edeceğine dair büyük bir endişe var. Sina Yarımadası? Sina’da da savaş var. Peki, Ürdün? Onlar da etraflarını saran tehditler nedeniyle tir tir titriyor. İslam Devleti neredeyse kapılarına dayanmış durumda. Üstelik çoğu Ürdünlünün yaşam standardı buradaki Filistinlilerin yaşam standardının altında, İsrailli Arapların yaşam standardının ise onlarca puan altında. Bu durumda İntifada’ya niçin ihtiyaç duyulsun?”

Mükemmel bir soru. Şin Bet Başkanı Yoram Cohen de 3o Haziran’da Knesset Dış İlişkiler ve Savunma Komisyonu’na brifing verdi. Çeşitli veriler açıklayan Cohen “halk terörü” veya “yalnız kurt saldırıları” diye tabir ettiği eylemlerde 2012’den bu yana yıllık bazda yüzde 50 artış olduğunu belirtti. 2012’de 683 olan bu terör eylemlerinin sayısı 2014’te 1834’e çıkmış. Öte yandan 2014’te çoğu Hamaslı olmak üzere 130 silahlı terör hücresi ortaya çıkaran Şin Bet 2015’te şu ana kadar 60 hücre ortaya çıkarmış. Cohen’e göre İsrail’in uyguladığı terörle mücadele taktikleri “kurumsal terör” saldırılarını zorlaştırıyor ve bu da doğaçlama teröre ya da başka bir deyişle “yalnız kurt saldırılarına” yol açıyor.

Öte yandan son dönemdeki saldırıların bazılarının örgütlü terör hücrelerinin işi olduğu sanılıyor. Hareket hâlindeki araçlardan yapılan saldırılar şu an Şin Bet ve IDF tarafından inceleniyor. Üzerinde durulan bir ihtimale göre bu saldırıların ikisinde gözcü kullanıldı. Yaklaşmakta olan İsrail hedeflerini tespit eden gözcünün bu bilgiyi bir terör hücresine aktardığı düşünülüyor.

29 Haziran’da görüştüğüm kıdemli bir IDF yetkilisi kimliğinin gizli kalması kaydıyla şu itirafta bulundu: “Büyük olasılıkla bölgede düşündüğümüzden daha örgütlü bir hücre var. Sistematik faaliyet gösteren, iyi eğitimli bir hücreyle karşı karşıya olmamız muhtemel. Umarız ki onları da kısa zamanda yakalayacağız.”

IDF geçtiğimiz günlerde Batı Şeria’ya ilave bir piyade taburu göndererek bölgedeki varlığını takviye etti. IDF İsrail medyasına yaptığı açıklamada “Sahada artık güçlü bir varlığımız var.” dedi. Alınan tedbirlerin yeni terör eylemlerini önlemeye katkıda bulunacağı, terörle mücadele ağının güçleneceği belirtildi. Bunun yanında IDF’nin daha fazla istihbaratla çalışma imkânına kavuşacağı kaydedildi. Yetkililere göre asıl sorun IDF’nin şu an baş etmesi gereken terör saldırılarının takibi son derece zor olan eylemler olması. Saldırganlar gecenin ortasında ıssız bir yolda seyreden araçlara ateş açıyor ve hızla ortadan kayboluyor.

Cohen’e göre yeni bir İntifada’yı ateşleyecek enerji ve öfke Filistin halkında şu an yok. Cohen Knesset Dış İlişkiler ve Savunma Komisyonu’na Filistinlilerin bugün şahsi refahlarına odaklanmış olduğunu söyledi. Batı Şeria ekonomisi istikrarlı. İsrail’in terörle mücadele sistemi de Filistin Yönetimi’nden aldığı destekle kontrol kaybını engelliyor. Öte yandan terörü teşvik eden tetikleyiciler de yok değil. Bunların arasında Hamas’ın bölgeyi kışkırtma ve terör saldırıları düzenleme çabaları, diplomatik ufkun olmayışı ve bilumum küresel “tetikleyiciler” yer alıyor. Yahudiye ve Samarya’da istikrarı korumak ve istikrarı baltalamak için çalışan güçler bu şekilde.

Tüm bu gelişmeler, İsrail’in hem Gazze Şeridi’nde hem Yahudiye ve Samarya’da Filistin halkına uyguladığı kısıtlamaları gevşetme politikası izlediği bir dönemde yaşanıyor. Bugünlerde resmi izinli yaklaşık 70 bin Filistinli işçi İsrail’de çalışıyor. Bunun yanında resmi izni olamadan çalışan yaklaşık 40 bin işçi var. Toplamda 100 bini aşan bu kişiler, mütevazı bir tahminle Filistin bölgelerinde 700 bin kadar insanı geçindiriyor. İsrail bu arada birçok alanda Filistinlilere yönelik kısıtlamaları gevşetiyor. Filistinlilerin seyahat serbestisi ve İsrail’e girişi, işe alınması ve ticaret yapması da bu kapsamda yer alıyor.

Ancak bu durum İsrail’i bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor. Zira sağ siyasetçiler ve yerleşimciler gevşeyen kısıtlamaları canlanan terörün sebepleri arasında görüyor. Güvenlik uzmanları ise kısıtlamaların gevşetilmeye devam etmesi hâlinde terör eylemlerine yönelik motivasyonun azalacağına inanıyor. Dolayısıyla şimdi şu kararın verilmesi gerekiyor: Kısıtlamaların gevşetilmesine devam mı edilecek, yoksa siyaseten daha güvenli olan ayrışma ve yasaklara geri mi dönülecek?

Kıdemli bir IDF subayı, kimliğinin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Genele bakıldığında sahadaki durum kontrolümüz altında. İki taraf da gerilimin tırmanması hâlinde bunun bedeli olacağını biliyor. Bugün Batı Şeria’nın Cenin kentinden Nablus’a gidip arabasına egzoz parçası almak isteyen bir Filistinli arabasına biniyor ve 30-40 dakika içinde gideceği yere varıyor. Yarın bu güzergâh saatler süren imkânsız bir işkenceye dönüşebilir. Bu iki kent arasında eskiden var olan beş kontrol noktasının tek bir uyarıyla yedi saat içinde yeniden kurulacağını, trafiğin gerçek bir kâbusa dönüşeceğini herkes biliyor. Tekrar o noktaya dönülmesini ne onlar istiyor ne de biz istiyoruz. O günlere dönmek için hiçbir neden yok.”

Ancak bazıları o günlere dönülmesi için can atıyor. Savunma Bakanı Moşe Ya’alon 30 Haziran’da araç saldırılardan bahsederken faillerle ilgili ipuçlarının Türkiye’deki Hamas karargâhına kadar uzandığını söyledi. Ya’alon’a göre maddi destek uzun bir aradan sonra Hamas’a desteğini canlandıran İran’dan geliyor. Ya’alon İsrail’in tüm istihbarat bilgilerini görme imkânına sahip. Dolayısıyla bakanın bu sözleri son terör saldırılarında bir Hamas-Türkiye bağlantısının deşifre edilmek üzere olduğunun işareti olabilir.

Şin Bet başkanı ise Knesset komisyonundaki toplantıda Hamas’ın Gazze’deki egemenliğinin aşınmaya başladığını, bu konudaki tehdidin büyük ölçüde İD ve Selefi örgütlerden geldiğini söyledi. Ya’alon ve Cohen’in söyledikleri arasında noktaları birleştirirsek İran’ın İD tehdidi karşısında Hamas’ı güçlendirmeye çalıştığı çıkarımını yapabiliriz. Son kertede ise İD sadece Hamas’ı değil, İsrail’i de tehdit ediyor.

Ben bu satırları yazarken, Mısır’da üç sene önce patlak veren ve 3 Temmuz 2013’te Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ordu tarafından devrilmesi ve Abdül Fettah El Sisi’nin iktidara gelmesiyle sonuçlanan büyük sokak gösterilerinin yıl dönümünde İD bağlantılı bir örgüt Sina Yarımadası’nda askeri üs ve tesislere kanlı bir saldırı düzenledi. Gelen ilk haberlere göre onlarca Mısırlı asker öldürüldü, iki taraftan da çok sayıda kişi yaralandı, Mısır ordusuna ait zırhlı araçlar militanların eline geçti. Etrafımızda olup bitenlere bakınca Batı Şeria’nın son derece çalkantılı bir bölgenin ortasında hâlen bir istikrar ve nispi sükûnet adası olduğu söylenebilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: west bank, terror attacks, sinai peninsula, mohammed abu khdeir, judea and samaria, intifada, idf, hamas

Ben Caspit, Al-Monitor’un İsrail’in Nabzı bölümünde köşe yazarıdır. İsrail basınının kıdemli köşe yazarı ve siyasi yorumcularından olan Caspit, ülkenin siyasi gündemine ilişkin günlük bir radyo programı ve düzenli televizyon programları yapmaktadır. Twitter hesabı: @BenCaspit

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept