İsrail'in Nabzı

İsrail’in saçla olan aşk-nefret ilişkisi

By
p
Article Summary
Dini metinlerdeki kahramanlar, soykırım travması ve askere giden erkeklerin saçını kazıtması gibi unsurlarla Yahudi tarihinde önemli bir simge olan saç İsrail’de artık daha evrensel, yeni bir bağlama kayıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Bir sanayi bölgesinde yer alan Holon’daki Hachava Galerisi’nde “Hair Raising” (Tüyleri Diken Diken Eden) başlığı altında ilginç bir sergi açıldı. Serginin amacı insan saçının hammadde olarak ele alınması şeklinde belirtiliyor. Katılımcılar arasında Hair Highway filminde hayret verici bir sosyoekonomik olayı anlatan İngiliz-Japon ortak girişimi Studio Swine da yer alıyor.

11 İsrailli, yabancı sanatçı ve tasarımcının eserlerinden oluşan serginin küratörlerinden Tamara Wolman Studio Swine’ı şöyle anlatıyor: “Stüdyo, dünyanın en büyük saç teli ithalatçısı ve en büyük tahta ihracatçısı olan Çin’de beş ay geçirmiş. Çevre dostu olmayan savurgan ithalat-ihracat sistemini değiştirmenin, yerli ürünleri hammadde olarak kullanmanın yollarını araştırmışlar.”

Studio Swine sergide de yer alan günlük kullanım eşyalarından oluşan bir koleksiyon yaratmış. Taraklar, kutular ve hatta aynalar… Eşyalar ağaçtan yapılmış gibi görünse de aslında saçtan yapılmış.

Wolman, ziyaretçilerin sergiden karışık duygularla ayrıldığını anlatıyor. Görünen o ki İsrailliler bedenden ayrılmış saç ve kıldan pek hazzetmiyor. Wolman şöyle konuşuyor: “Evet, psikolojik çağrışım faktörleri nedeniyle kıldan bir irkilme söz konusu ama bu iyi bir şey. Zira bu irkilme, kılın hammadde olarak kullanımını hem yaratan hem gözlemleyen kişi bakımından tartışmaya açıyor. Kimi ziyaretçiler kılların bariz şekilde görüldüğü çalışmalardan tiksindi, onlara dokunmak istemedi. Bu kişilerin tepkisi kılların nereden geldiği, kime ait olduğunun bilinmemesine dayanıyor.”

Wolman, bu tarz tepkilerin serginin açılışından itibaren işinin bir parçası hâline geldiğini, hatta merkezine oturduğunu söylüyor. Ziyaretçilerin gördüğü objeler insan kılından yapılmış boya fırçaları, saçtan yapılmış takılar gibi nesneler içeriyor. Wolman, “Sergide 11 çalışma var ama aslında ziyaretçilerin tepkilerini, yani başka insanların bedenlerinden çıkanlardan nasıl irkildiğimizi yansıtan 12’nci bir çalışma olmalıydı.” diyor

Serginin küratörlerine göre “Dünyadaki tüm toplum ve kültürlerde saç sosyal statü, kimlik, cinsiyet, etnik köken ve iktidar bakımından sembolik anlamlar taşıyor. Flörtün ve evlilik törenlerinin, dinsel merasimlerin bir unsuru olan saç, karşıt kültürlerde de bireysel ifade biçimi ve kişiler arası iletişim aracı olarak işlev görüyor.”

Saç konusu İsrail’de daha da yoğun anlamlar taşıyor. Örneğin Eski Ahit’te hikâyesi anlatılan kahraman Samson’un gücü uzun saçından gelir ve saçı kesildiğinde gücü son bulur. Yine çok güzel uzun saçlara sahip olan Davud’un oğlu Abşalom düşmanlarından kaçarken saçları dallara takılır ve yakalanarak canından olur. Holokost tarihinde ise kazınmış saçlar, toplama kamplarında katledilen Yahudilerle ve dazlak Nazi subaylarıyla özdeşleşir. İsrail’in bugünkü militarist toplumunda ise orduya katılmadan önce saçını kazıtmak bir nevi erkekliğe adım atma ritüeli sayılıyor.

İsrail’in ünlü sosyologlarından Profesör Oz Almog, Yahudi-İsrail toplumundaki saç biçimlerini ele aldığı uzun makalesinde şöyle yazıyor: “İsrail’de askere giden erkeklerin asker kabul merkezlerinde saçlarının kesilmesi, önemli bir erkekliğe geçiş töreni hâline gelmiş durumda. Bu uygulamayla İsrailli gençler Siyonizm’in sorumluluklarını, askeri çarkın bir dişlisi hâline geldiklerini kabul etmiş oluyor.”

Bezalel Sanat ve Tasarım Akademisi ile Zefat Akademi Koleji’nde moda üzerine çalışan Dr. Shoshana-Rose Marzel, serginin temelinde yatan fikrin aslında Naziler tarafından uygulanmak istendiğini söylüyor: “Yahudilerin saçlarından çeşitli objeler yapan ve halı dokuyan Nazilerin ta kendisiydi.”

Al-Monitor’a konuşan Dr. Marzel şöyle devam ediyor: “Saç ve kılların kesilmesi İsrail’de erkekliğinin göstergesi olarak algılanıyor. Ultra Ortodokslar da saçı güçlü bir toplumsal cinsiyet imi olarak kullanıyor. Kadınlar saçlarını örterken, erkekler çoğu zaman saçlarını kazıtıyor ve sakalın yanı sıra uzun favoriler bırakıyor. Ancak seküler İsrail toplumunda gerçek erkeğin görünümü saçın kesilmesiyle, tıraş olmakla belirleniyor. Güvenlik alanında çalışan birçok kişinin böyle göründüğünü fark edeceksiniz. İsrail erkeğinin kaslı, saçı kazınmış yeni imajı soykırımdan kurtulan saçsız insanların veya dazlak Nazilerin hatırasını da uzaklaştırıyor.”

Sergide yer alan İsrailli katılımcıların çalışmaları da bu yorumu destekliyor. Wolman’un bu konudaki değerlendirmesi şöyle: “Sanatçıların çoğu Holokost’la bağ kurmamış. Saçı ele alış biçimleri yerelden ziyade evrensel. Kimi sanatçılar ise her türlü çağrışımdan kaçınmaya çalışmış ve saçı hiçbir anlam ifade etmeyen hammadde malzemesi olarak görmüş. Bana göre bu imkânsız. Zira seyirci olayın içine kendi zihinsel bagajını ve çağrışımlarını katıyor.”

Profesör Almog, bahsi geçen makalesinde İsrail devletinin ilk yıllarında tıraş ve çok kısa saç kesimi uygulamasının askerler arasındaki farkları ortadan kaldırma baskısı ve son derece kötü olan hijyen koşullarından kaynaklandığını belirtiyor. Almog şöyle yazıyor: “Saçın kesim biçimi o günlerdeki arazi şartları, kalabalık transit merkezleri ve çadır kampları nedeniyle estetikten çok sağlık kaynaklı bir zaruretti. Ancak İsrail toplumu 1960’larda ekonomik dengesine kavuşunca ABD’deki gençlik devriminin ilhamı ve Avrupa’nın etkisi buralara kadar ulaştı.”

Dr. Marzel de bu görüşe katılıyor ve bu akımın bugün de devam ettiğini söylüyor: “Burada sadece bir gençlik isyanı değil, bir özgürlük talebi de söz konusu. 2000 yılından bu yana İsraillilerin küresel kültürün parçası olmak istediğini gözlemliyoruz. Daha çok seyahat ediyorlar ve sadece Batı’dan değil, Doğu’dan gelen akımları da benimsiyorlar. Bugün saçını atkuyruğu veya topuz yapan, saç bandı kullanan, saçına rasta yaptıran erkekler görüyoruz.”

Sergiye verilen tepkilerin gösterdiği gibi İsrailliler bugün kıldan tiksiniyor. Bu tepki dini metinlerdeki güç ve zayıflık kavramlarıyla olan bariz ilintiden, Holokost’taki şiddet ve mağduriyet bağından veya ordudaki tek tipçi kaynaştırma ilintisinden tamamen ayrışmış olabilir.

Sergi davetiyesinde küratörler şu ifadeyi kullanmış: “Saç bedenin parçası olduğu zaman bizi heyecanlandırıyor ama bedenden ayrıldığı zaman tiksindiriyor.” Dr. Marzel de şöyle diyor: “Tüm insan topluluklarında tırnak ve kıl dâhil vücut atığı sayılan her şey tiksinç sayılıyor. Bu bir tabu.”

Sonuç olarak evrensel olmaya çalışan ve İsrail’e özgü toplumsal çağrışımlara dönmek istemeyen İsrailli sanatçılar gibi seyircinin irkilmesi de İsrail’e özel bağlamlardan kopuyor ve diğer toplumların tepkisine benzer bir hâl alıyor.

Bu makale Ağustos 2015'teki Orta Doğu'nun kültürel mirası yazı dizimiz kapsamında yayımlanmıştır. Yazı dizisinde yer alan diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: jewish diaspora, jewish culture, israel, holocaust, exhibition, culture, art

Yuval Avivi, gazetecilik ve edebiyat eleştirmenliği yapmaktadır. İsrail’in günlük ekonomi gazetesi Globes’un dergisi Firma’da köşe yazarı olan Avivi, TimeOut Tel Aviv dergisinde de yazmaktadır. Daha önce İsrail’in günlük gazetesi Israel HaYom’un haftalık ekinde baş editör yardımcısı olarak görev yapmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept