Türkiye'nin Nabzı

Seçimler dış politikayı nasıl etkileyecek?

By
p
Article Summary
Pek çok kişi Erdoğan’ın daha çok güçlenmesi durumunda Ankara’nın dış politikasındaki çalkantıların süreceğini düşünüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Türkiye kimilerine göre yakın tarihinin en önemli seçimlerine hazırlanıyor. Zira mevzu bahis ülkenin halihazırda sorunlu olan demokratik sistemi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçimlerden başkanlık sistemini hayata geçirecek bir sonuç çıkmasını istiyor. Parlamentoya yalnızca görünürde hesap vereceği bu sistemde ülkenin tek lideri Erdoğan olacak.

Cumhurbaşkanı’nın otoriter eğilimleri düşünüldüğünde, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) büyük bir seçim zaferi kazanması ve partinin “ruhani lideri” olmayı sürdüren Erdoğan’ın hedefine ulaşma ihtimali pek çok Türk’ü kaygılandırıyor.

Başta Batı olmak üzere uluslararası toplum da kaygılı. Zira Erdoğan’ın uluslararası meselelere öfkeli yaklaşımı ve İslamcı, Batı karşıtı üslubunu gözlemleyenler Türkiye’nin dış politikasının nasıl bir seyir izleyeceğinden endişeli.

Kamuoyu araştırmaları AKP’nin Erdoğan’ı emellerine ulaştıracak bir anayasayı tek başına hayata geçirecek oy çoğunluğuna ulaşmayacağını gösteriyor. Pek çok uzmana göre AKP tek başına iktidar için yeterli sandalyeyi kazansa da seçimlerden zayıflamış olarak çıkacak. Azınlık hükümeti kurma ya da koalisyona gitmesi de muhtemel.

Arap Baharı’ndan bu yana Ankara’nın dış politika hesapları giderek daha İslamcı ve Sünni ağırlıklı bir temelde seyrediyor. Oysa Türkiye Arap Baharı öncesinde vizyoner bir dış politika benimsemiş gibi görünüyordu. Bu politika, hem AB’ye aday bir ülke olarak demokratik “Avrupa perspektifi”ni derinleştirmeye hem de İslam dünyasıyla olan bağları geliştirmeye dayanıyordu ve bu da Türkiye’nin demokrasi ve İslam’ın uyumunu kanıtlayarak Arap dünyası için bir örnek teşkil edebileceğine işaret ediyordu.

Batı dünyasını tedirgin etse de Türkiye’nin Arap dünyasındaki cazibesini artıran bir diğer gelişme ise başta Erdoğan’ın Ocak 2009’da dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’e Davos’taki çıkışı olmak üzere, Ankara’nın İsrail’in Gazze saldırılarına karşı verdiği sert tepkilerdi.

Ne var ki bu gidişat, AKP hükümetinin, bilhassa da Suriye ve Mısır’a ilişkin yanlış beklentileri yüzünden Arap Baharı’nın ardından değişmeye başladı. O sırada başbakan olan Erdoğan bu ülkelerdeki isyanları Müslüman Kardeşler’i iktidara taşıyacak birer fırsat olarak gördü. İslamcı ideolojiye yenik düşen Erdoğan Kahire’den Trablusgarp’a pek çok ülkede Müslüman Karderşler ve onlara yakın hareketlere destek yağdırmaya başladı. Çoğulcu demokrasi ve laiklik ise ikinci plana itildi.

İsyanları bastırarak ayakta kalan Arap rejimleri ise kendi iktidarlarına tehdit olarak gördükleri Müslüman Kardeşler’e Erdoğan tarafından verilen destekten giderek daha fazla rahatsız olmaya başladı.

Neticede, demokrasinin sandığa indirgenmesi ve Türkiye’nin dış politikasındaki İslamcı yönelimler, farklı gerekçelerle de olsa Erdoğan’ın Batı ve Orta Doğu nezdindeki itibarını baltaladı.

Erdoğan için ilk şok Suudi Arabistan ve diğer Arap rejimlerinin 2013’teki Mısır darbesine verdiği destekti. Erdoğan bu devletlerin hem Mısır’ın demokratik yollarla seçilen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye yapılan darbeyi arkalamasına hem de Kahire’nin Müslüman Kardeşler’i yasa dışı ilan etmesini desteklemesine karşı hazırlıksız yakalandı.

Erdoğan’ın Mursi ve Müslüman Kardeşler’e desteğini sürdürmesi Ankara’nın bir zamanlar kilit oyuncu olmayı umduğu Orta Doğu’daki etkinliğini azaltan etmenlerden bir diğeri oldu. Türkiye Arap ülkelerinin içişlerine müdahale eden bir ülke olarak görülmeye başlandı. Başta Suudi Arabistan olmak üzere bölge ülkeleriyle ilişkileri onarmak için kısa süre önce gerçekleştirilen girişimlere rağmen bu algı değişmedi.

Mezhepçilik gütmeyen geleneksel tutumunu terk eden Ankara’nın Irak’tan Yemen’e kadar pek çok ülkede aleni bir Sünni yanlısı tutum izlemesi İran’la ilişkilere de gölge düşürdü ve ilişkilerdeki soğukluk halen sürüyor. Ankara’nın İslamcı yönelimleri ve Erdoğan’ın keskin Batı karşıtı pozisyonu Türkiye’yi geleneksel Batılı ortak ve müttefiklerinden de uzaklaştırdı.

AKP hükümeti ise ucunda “değerli yalnızlık” olsa bile ahlaki bir dış politika izlediğini savunarak bu tabloyu kendi lehine çevirmeye ve İslamcı tabanına hoş görünmeye çalıştı. “Değerli yalnızlık” ifadesiyle Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu tecridin haklı gerekçelere dayandığı ve uluslararası meselelerde bölgesel ve küresel güçlerin hesaplarına uymayan ahlaki tutumlar sergilediğine işaret edildi.

Bu, AKP destekçilerinin gözünde doğru bir duruş olabilir. Ancak Ankara’nın ülkeye dönük ciddi yansımaları olan bölgesel gelişmeler üzerindeki etkinliğini fazlasıyla azalttı. İslam Devleti (İD) ve Nusra Cephesi gibi radikal örgütlerin Türkiye sınırlarına kadar ilerlemesi ve Türkler için ciddi toplumsal sorunlara yol açan Suriyeli mülteci akınlarının devam etmesi de bunu açıkça gösteriyor.

Şimdiki soru ise şu: 7 Haziran seçimlerinden Türkiye’nin Batı’daki itibarını onaracak ve Orta Doğu’daki etkinliğini yeniden canlandıracak bir sonuç mu çıkacak? Yoksa aynı gidişat devam mı edecek?

İstanbul Kültür Üniversitesi’ne bağlı Global Siyasi Eğilimler Merkezi’nin (GPoT) Yüksek Danışma Kurulu ve Bilgesam üyesi emekli büyükelçi Ümit Pamir’e göre AKP’nin seçimlerde güçlü bir başarı kazanması dış politikadaki çalkantının süreceğine işaret ediyor.

Geçmişte iki eski başbakanın baş dış politika danışmanı olarak da görev yapan Pamir Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Erdoğan’ın başkanlık hayalleri bu seçimlerin sonucunda öyle ya da böyle halen canlı kalırsa dış politika üzerindeki etkinliği de devam edecektir”.

Bu durumda AKP’nin din temelli dış politikasının süreceğini ve Türkiye’nin Batı’dan daha da uzaklaşacağını belirten Pamir değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Ancak Türkiye Orta Doğu’ya daha çok yaklaşıp Batı’dan uzaklaşmaya devam ettikçe bölgedeki çalkantıların ülkeye dönük olumsuz etkileriyle baş etmekte daha da yalnızlaşacak. AKP destek kaybederse ya da koalisyon hükümeti kurmak zorunda kalırsa ise doğal olarak dış politikada da çok daha temkinli olmak zorunda kalacak, bilhassa da Suriye krizi gibi Türkiye’yi de etkileyen bölgesel konularda”.

Ankara’da görev yapan Batılı bir diplomat ise konumunun hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmaması kaydıyla Batı’nın bu seçimlerde Türkiye’den beklentisinin, dünyanın acilen istikrara ihtiyaç duyulan bu bölgesinde “güvenilir bir ortak ve müttefik” olduğunu söyledi.

Ancak diplomata göre Erdoğan’ın iktidarını güçlendirmesi durumunda bu pek mümkün görünmüyor: “En iyi ihtimal Erdoğan’ın emellerinin dizginleneceği ancak Davutoğlu’nun yine de hükümet ya da koalisyon hükümeti kurmayı başarabileceği bir sonuç gibi görünüyor. Böylelikle AKP kendisine oy vermeyenlerin de taleplerini hesaba katmak ve dış politikada daha orta bir noktaya gelmek durumunda kalacak”.

Diplomat Erdoğan’ın 7 Haziran seçimlerinin kaybedeni olması durumunda AKP üzerindeki buyurganlığının azalacağını ve görev alacak başbakanın -ister Davutoğlu ister AKP’den başka bir isim olsun- daha gerçekçi bir dış politika izlemesine olanak tanıyacağını da ekledi. Diplomata göre bu politika, Ankara’yı yalnızlıktan kurtararak, yeniden Orta Doğu’nun istikrarına katkı sağlayan bir önemli oyuncu haline getirebilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkish foreign policy, turkey elections, turkey's middle east policy, turkey, recep tayyip erdogan, ankara, ahmet davutoglu

Semih İdiz, Al-Monitor'un Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Türkiye’nin önde gelen gazetelerinde 30 yıldır diplomasi ve dış politika alanında habercilik yapan İdiz’in köşe yazıları, Hürriyet Daily News ve Taraf gazetelerinden takip edilebilir. Financial Times, The Times of London, Mediterranean Quarterly ve Foreign Policy gibi yabancı yayınlar için de makaleler kaleme alan İdiz, ayrıca BBC World, Amerika’nın Sesi, NPR, Deutsche Welle, El Cezire ve çeşitli İsrail medya kuruluşlarına sıklıkla katkıda bulunmaktadır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept