Rusya ve Orta Doğu

Rusya Suudilere hava savunma sistemi satacak mı?

By
p
Article Summary
İran ve Mısır’la silah anlaşmaları yapan Rusya, kendisini yıllardır hayal kırıklığına uğratan Suudi Arabistan’a da nihayet silah satabilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Orta Doğu’da adeta medeniyet çatışması düzeyinde yaşanan derin kırılma ve durmadan tırmanan mücadele, bölgenin kilit aktörleriyle uzun yılların emeği olan dostane ilişkilerini korumaya çalışan Rusya’yı olağanüstü esnekliklere zorluyor. Bu ilişkilerde tarihi hafıza önemli bir etken oluşturuyor. Bölgede sömürgeci geçmişi olmayan Rusya, Sovyet döneminde milliyetçi Arap bağımsızlık hareketlerini her daim destekledi, birçok ülkede sanayi altyapısının kurulmasına yardımcı oldu ve Filistin davasına destek verdi. Ancak daha yakın dönemlere baktığımızda Moskova, 1990’larda birçok Orta Doğu ülkesinin ayrılıkçılara yakınlık duyduğu Çeçenistan’daki çatışmanın ve şu an Suriye savaşında izlediği politikanın yansımalarını hafifletmek için uğraş vermek zorunda kalıyor. Suriye konusundaki Rus tutumunun bölgesel oyuncular tarafından artık daha iyi anlaşıldığının işaretleri de görülüyor.

Bu bağlamda Moskova, bölgesel ortaklıklarını daha da çeşitlendirmeye çalışıyor. Bunu yaparken de sadece etkili diplomatik araçlara değil, muhataplarına bazı kazanımlar sunabildiği askeri teknolojik iş birliği alanına da bel bağlıyor. Bu alanda ekonomik ve siyasi çıkarlar başka hiçbir alanda olmadığı kadar iç içedir. Uluslararası yaptırımlara maruz kalan Rusya’nın ekonomik çıkarları son dönemde daha da büyük önem kazanmıştır.

Rus savunma sanayinin en rekabetçi ürünleri arasında hava savunma sistemleri ve özellikle sürekli modernize edilen karadan havaya S-300 füze sistemleri (S-400, S-500) yer alıyor. Moskova yıllardır bu silahlara Orta Doğu’da pazar bulmaya çalışıyor ama güçlü rakiplerinin amansız direnciyle karşılaşıyor. Öyle ki görünürde ilerleme sağlandığında bile sonradan sorunlar yaşanıyor. 

Rusya Orta Doğu adresli iki S-300 tedarik sözleşmesini iptal etmek zorunda kaldı. İlk olayda Suriye’yle dört S-300PMU2 bataryası için 2010’da yapılan yaklaşık 1 milyar dolarlık sözleşme İsrail’in Suriye’ye tehditleri nedeniyle 2013’te bir yıllığına askıya alındı. Sözleşme daha sonra tümden iptal edildi. Füze sistemlerinin teslimatı gerçekleşen bazı parçaları yerinde imha edildi, diğerleri ise başka sözleşmelerden kaynaklı yükümlülüklerin karşılanmasında kullanıldı.

İkinci olay ise 2010’da yaşandı. İran’a uluslararası yaptırımlar uygulanmaya başlanınca bu ülkeyle yapılan sözleşme de iptal edildi. 2007 tarihli sözleşme gereğince İran’a beş S-300PMU1 bataryası tedarik edilecekti. Dönemin Devlet Başkanı Dmitri Medvedev’in sözleşmeyi sonlandırması beklenmedik sorunlara yol açtı. Rusya 167 milyon dolarlık ön ödemeyi iade etse de İran Cenevre’de uluslararası tahkime başvurdu ve tedarikçi firma Rosoboronexport’tan 4 milyar dolarlık bir talepte bulundu.

Rusya çeşitli vesilelerden yararlanarak iptal edilen sözleşmeleri bu sene tekrar gündemine aldı. Suriye sözleşmesinin canlandırılması birçok sebepten mümkün görünmüyor. Suriye’nin mali sıkıntıları dışında silahların teröristlerin eline geçmesi de somut bir tehlike teşkil ediyor.

Ancak İran’la ilgili durum farklı. Devlet Başkanı Vladimir Putin 13 Nisan’da Medvedev’in kararını feshetti ve füze sistemlerinin İran’a verilmesini onayladı. Ön koşul olarak Tahran’dan açtığı davayı geri çekmesi talep edildi. Kommersant gazetesinin 22 Haziran tarihli haberine göre sözleşme şu şekilde tadil edildi: S-300PMU1’in seri üretimi sona erdiği için İran’a ikame olarak Antey-2500 sistemi önerildi. Kara kuvvetleri için geliştirilen bir hava savunma sistemi olan S-300B’nin daha gelişkin ihracat modeli olan Antey-2500 İran ordusu tarafından kabul edildi. İsrail’in itirazları bu defa göz ardı edildi. ABD’nin İran’a yönelik tepkisi ise formalite düzeyinde kaldı. Zira Washington Tahran’la iş birliği yapmak istiyor. Dolayısıyla İran şimdi Orta Doğu’da Rus yapımı karadan havaya füze sistemine sahip ikinci ülke olmak üzere. Birinci ülke ise Mısır olacak. İki S-300 bataryası için 2014’te sözleşme imzalayan Mısır’a teslimatın 2016’da tamamlanması bekleniyor.

Moskova için son derece cazip bir diğer pazar da Türkiye. 2009’da Türkiye’nin açtığı 4 milyar dolarlık ihaleye katılan Rus üreticisi, Ankara’yla Moskova’nın yakın ilişkileri nedeniyle ihaleyi kazanacağına kesin gözüyle bakıyordu. Ne var ki Ruslar ihaleyi kaybetti. Üstelik kazanan taraf da güçlü ABD’li veya Avrupalı şirketler değil Çin oldu. Çin’in CPMIC şirketi tarafından üretilen FP-200 sisteminin HQ-9 modeli diğer katılımcıların ürünlerinden daha avantajlı addedildi. Rus savunma uzmanlarına göre bu sistem S-300’ün kopyasından ibaret. Ancak NATO’nun baskısı altında kalan Ankara daha sonra bu anlaşmayı iptal etti.

Rusya için daha da cazip bir başka pazar ise Rus şirketlerinin yıllardır uğraşıp da girmediği Suudi Arabistan. Riyad geçmişte Rusya’nın çıkarlarını kendi siyasi menfaatleri için kullanmaya çalıştı. Örneğin 2005’te Suudi temsilciler, İran’a silah satışını kesmesi karşılığında Rusya ile 4 milyar dolarlık silah alımı için görüşmeler başlattı. Ancak Suudi Arabistan daha sonra Rusya’nın tedarik edebileceği silah türlerinin işine yaramadığını duyurdu. Oysa aynı tip silahlar için Batılı ülkelerle on milyarlarca dolarlık sözleşmeler yapıldı. Ağustos 2013’te gizlice Moskova’ya gelen Suudi istihbarat şefi Bandar Bin Sultan, Rusya’nın Suriye lideri Beşar Esad’a desteğini kesmesi ve Güvenlik Konseyi’nde Suriye aleyhindeki kararları veto etmemesi karşılığında bu defa 15 milyar dolarlık bir silah alımını gündeme getirdi. Bu öneri tatsız bir şaka olarak algılandı.

Ancak Suudi Arabistan cephesinde işler Rusya lehine değişebilir. Basında çıkan haberlere göre 18 Haziran’da Putin’le St. Petersburg’da bir araya gelen Suudi Savunma Bakanı ve İkinci Veliaht Prens Muhammed Bin Selman, Rusya’dan T-90 tankları, İskender füzeleri, hava savunma sistemleri ve savaş helikopterleri almak için teklifte bulundu. Kimi Rus yorumcular geçmişte yaşananlardan hareketle bu alımların gerçekleşme ihtimaline şüpheyle bakıyor. Bu yorumculara göre “İran Nevruzu” nedeniyle ABD Başkanı Barack Obama’ya son derece bozuk olan Suudiler, muhtemelen Washington’a bir uyarı mesajı göndermek istiyor ve Rusya’yla askeri alanda gerçekten iş birliği yapmayı düşünmüyor.

Ancak bu kuşkuları herkes paylaşmıyor. Görünen o ki Moskova’daki resmi çevreler de bölgede ve Suudi Arabistan’da yaşanan değişimler ışığında Riyad’la askeri teknoloji alanında iş birliği olasılığına oldukça ciddi yaklaşıyor. Üst düzey Suudi yetkililerin kamuoyunda yaptığı açıklamalar da belli bir iyimserliğe neden oluyor. Örneğin Suudi Dışişleri Bakanı Adil El Cubeyr Russia Today’e verdiği mülakatta iki taraftan savunma uzmanlarının silah alım satım konusunu incelediğini söyledi ve ekledi: “Şunu da belirteyim ki Rusya’dan savunma amaçlı silah sistemi almamıza hiçbir engel olmadığı gibi Rusya’nın da bunları Suudi Arabistan’a satmasına hiçbir şey engel yoktur.”

Suudi Kralı’nın genç oğlunun Kremlin’in zor bir döneminde kapsamlı bir ekonomik iş birliğini konuşmak üzere Rusya’ya gelmesi başlı başına önemli bir olay. Görüşmelerden çıkan en çarpıcı sonuç, Suudi Arabistan’da inşa edilecek 16 nükleer enerji reaktörü için Rosatom şirketiyle bir çerçeve anlaşmanın imzalanması oldu. Argumentiy Nedeli dergisine göre anlaşmanın bedeli 100 milyar dolar.

Rusya, çatışmalarda kendisiyle zıt kamplarda yer alan ülkeler de dâhil savunma alanındaki potansiyel müşterilere nasıl yaklaşmak gerektiğini hem Batı hem Doğu’daki rakiplerinden öğrenmişe benziyor. Nitekim Orta Doğu’da şiddet ve çatışma sarmalı her geçen gün büyürken sevilen bir Rus çizgi film kahramanının “Çocuklar kardeşçe yaşayacak.” sözünü bölge için söylemek gitgide zorlaşıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: us-saudi relations, syrian civil war, sanctions, nuclear facilities, missiles, defense industry, arms sales

Dr. Vitaly NaumkinRusya Bilimler Akademisi’ne bağlı Doğu Bilimleri Enstitüsü’nün yöneticisidir. Aynı zamanda Moskova Devlet Üniversitesi Dünya Siyaseti Fakültesi ile Moskova merkezli Stratejik ve Siyasi Çalışmalar Merkezi’nin başkanlıklarını yürütmektedir.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept