Mısır'ın Nabzı

Mısır’da bağımsız medya kapanma riskiyle karşı karşıya

By
p
Article Summary
Azalan kârlar Mısır medya kuruluşlarını hükümetin sözcüsü olmaya iterken yayın içerikleri de olumsuz etkileniyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

KAHİRE – Mısır medyasında yaşanan mali kriz hem özel uydu kanallarını ve gazeteleri hem devlete ait televizyonları ve yazılı basını tehdit ediyor. Bunun sonucunda bazı popüler programlar yayından kaldırılırken Modern Sports, Mehwar 2, Mehwar Drama ve dini yayın yapan bazı kanallar kapandı. Yapımcı ve sunucular işten çıkarılırken çalışanların maaşlarında kesintiye gidildi. Özel gazeteler de aynı sıkıntılarla karşı karşıya. Mısır Radyo ve Televizyon Birliği’nin (MRTB) temsil ettiği devlet medyası ise 2013-2014 mali yılını tahmini 3,6 milyar Mısır lirası (yaklaşık 500 milyon dolar) zararla kapattı. Kurumun borçları 20 milyar Mısır lirasına (yaklaşık 3 milyar dolar) ulaştı. Kamuya ait bazı yazılı basın kuruluşları da birikmiş borç ve devam eden zararlar nedeniyle mali kriz içinde.

Sorunun kökeninde azalan reklamların, artan ücret ve borçların olduğu görünüyor.

Bir süredir Mısır’da medyanın özelleştirilmesi için çağrılar yapılıyor. Bu konuda başı çekenlerden biri olan iş adamı Necip Saviris, 20 Aralık 2014’te El Akbar gazetesinde yayımlanan makalede MRTB bünyesinde bazı televizyon kanallarının açık artırmayla satılmasını, buradan sağlanacak gelirle sektörün borçlarının kapatılmasını, zararın hafifletilmesini savundu. Saviris aynı makalede devlet kanallarını eleştirdi ve onları sadece totaliter devletlerde görülen hükümet sözcüleri olarak tanımladı. Saviris ayrıca personelin yaklaşık iki yıllık maaşına tekabül eden 7 milyar Mısır lirasının (yaklaşık 1 milyar dolar) işten çıkarılacaklara tazminat olarak ödenmesini önerdi. Buna ek olarak işten çıkarılan her çalışana başka bir işte kullanabileceği, konumuyla orantılı bir ikramiye verilmesini önerdi.

Devlet sahipliğindeki haftalık siyaset dergisi Rose El Yusuf’un Genel Yayın Yönetmeni Abdül Cevad Ebu Kab, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede Mısır medyasının düzensizliğine, mesleki kural ve düzenlemelerin eksikliğine dikkat çekti.

Personel alımlarında kayırmacılık ve iltimasın etkili olduğunu vurgulayan Ebu Kab şöyle devam etti: “Birçok kanal iyi bir içerik sunma amacı gütmüyor, sadece patronlarını ve onların çıkarlarını korumak üzere yayın yapıyor.’’ Ebu Kab’a göre Mısır medyasının bugün içine düştüğü durum “siyasi para”nın çarçur edilmesinin bir sonucu. Bu da izleyicinin bu kanallara güvenini yitirmesine sebep oluyor.

Ebu Kab, özel kanalların ilerleyen günlerde daha da büyük sıkıntıya düşebileceğini, sahipleri 2015 parlamento seçimlerinde makul bir temsil kazanamazsa bu kanalların medya sahnesinden toptan silinebileceğini belirtti.

Mısır’da patronları aynı zamanda siyasetçi olan üç büyük medya grubu var: El Wafd Partisi Başkanı El Sayid El Badavi’nin sahip olduğu El Hayat, Özgür Mısırlılar Partisi kurucusu ve dolaylı başkanı Savaris’e ait ONTV ve kapatılan Mısır Ulusal Partisi’nden birçok ismin desteklediği Mübarek rejiminin eski üyesi Muhammed Ebul-Enein’e ait Seda El Balad.

Medyanın hükümetin sözcüsü olmaması gerektiğini vurgulayan Ebu Kab sözlerini şöyle sürdürdü: “Medya herhangi bir partiyle bağlantılı olmamalı. Aksine halkın umutlarını yansıtarak, halkın sorunlarını öne çıkararak halka ait olmalı. Devlet medyası hükümeti destekliyorsa o zaman hükümete yol da göstermeli. Hükümetin devlet medyasındaki sahipliği simgesel olmalı. Hükümetin görüşlerini savunan yayınlar hükümetle yakınlık arayışında olan kişilerin eseri. Devlet gazetelerinde ve MRTB’de yönetici olan birçok isim bunun için yarışıyor. Bu nedenle çoğu okuyucu ve izleyici devlet medyasına itibar etmiyor.’’

MRTB merkezinin veya devlet gazetelerinin satılmasına, toplu işten çıkarmalara karşı olduğunu belirten Ebu Kab bu itirazını şöyle açıkladı: “Birçok gelişmiş ülkede devlet medyası yok ama bu ülkelerdeki okuma yazma oranları da Mısır’daki cehaletle kıyaslanamaz. Devlet MRTB merkezini satarsa iş adamlarına koşulsuz tekelleşme hakkı vermiş olur ve iş adamları da bu sayede kamuoyunu kendi menfaatleri doğrultusunda şekillendirme imkânına kavuşur. Medya kuruluşları belli kuralların tesis edilmesiyle ıslah edilebilir. Bu kurallarla personel alımlarının liyakat esasına göre yapılması sağlanmalı, üst düzey yöneticilere devasa paraların tahsisi engellenmeli ve bu kaynaklar kuruluşların teknolojik gelişimine yatırılmalı. Ayrıca bu kuruluşların gelişimini engelleyen birikmiş borçları da silinmeli. Bunun yanında devlet medyası da bürokrasiyle uğraşmak yerine eldeki kaynakları nasıl kullanacağını öğrenmeli. Özel sektör bunu mükemmel şekilde yapıyor. Benzer içerikli kanallar tematik Nil kanalları gibi birleştirilmeli.’’

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan emekli General Hüsam Sueylam da devlet medyasının satılmasını isteyenlere sert bir dille çıkıştı ve bu girişimleri “çılgınlık’’ olarak niteledi: “Devlet medyasının önemini maddi kayıp ve kazanç temelinde değerlendirenler aklını kaçırmış. Bunlar bu kuruluşların paha biçilmez kültürel ve aydınlatıcı rolünü göz ardı ediyor. Kâr getirmiyor diye devlet okullarını da kapatalım mı mesela?’’

Emekli generale göre devlet medyası özel medya kuruluşlarına göre daha istikrarlı. Devletin personel maaşlarını azaltmadığını, kanal ve gazeteleri kapatmadığını kaydeden Sueylam, devletin kamuya ait medya kuruluşlarına destek verdiğini çünkü medyanın çağdaş devletin vazgeçilmez unsuru olduğunu savundu.

Sueylam’a göre özelleştirme taraftarları devlet medyasının “dördüncü nesil” savaşlarda taşıdığı önemi de gözden kaçırıyor. Bu savaş tekniğinde devletlerin askeri müdahale olmaksızın dış müdahalelerle çökertildiğini söyleyen Sueylam şöyle devam etti: “Büyük ölçüde psikolojik olan bu savaşlar düşman devletin zayıf noktalarına yoğunlaşıyor. Bu zayıf noktaların medya tarafından abartılmasına bel bağlanıyor ki vatandaşın öfkesi alevlensin ve iktidardaki rejime karşı muhalefet oluşsun. Neticede ayaklanmalar patlak veriyor ve bu ayaklanmalar pek çok zaman ayaklanan halkın taleplerini zerre kadar umursamayan büyük güçlerin çıkarlarına hizmet ediyor.’’

Öyle görünüyor ki Mısır medyasındaki kriz mali sıkıntılardan ibaret olmayıp medyanın kalitesinden de kaynaklanıyor. Bu nedenle medya kişisel çıkarlar yerine profesyonelliği öncelik edinmeli ve Mısır halkının özlem duyduğu çağdaş medya modeli için çalışmalı.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: tv, satellite channels, news and media, media, government, egyptian media, egypt, debt

Rami Galal Al-Monitor Mısır'ın Nabzı sayfasına katkıda bulunan yazarlardan biridir ve Rosa el-Youssef isimli haber sitesi için araştırmacı muhabir olarak çalışmaktadır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept