Irak'ın Nabzı

Diyarbakır cezaevinden belediye başkanlığına: Gültan Kışanak

By
p
Article Summary
Diyarbakır Belediye Başkanı Gültan Kışanak 1980 darbesinden sonra Diyarbakır cezaevinde kalan binlerce aktivistten biri. Tıpkı pek çokları gibi o da Kürt kimliğini inkar etmediği için ağır işkencelere maruz kaldı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Kürtlerin gayriresmi başkenti olarak da bilinen Diyarbakır’ın ilk kadın Belediye Başkanı Gültan Kışanak 1980 darbesinden sonra Diyarbakır cezaevinde kalan binlerce siyasi aktivistten biri. Tıpkı pek çokları gibi o da Kürt kimliğini inkar etmediği için ağır işkencelere maruz kaldı. Kışanak geçen yıl Belediye Başkanı olarak seçilmeden önce HDP milletvekili olarak parlamentodaydı.

Kışanak Al-Monitor’a Kürt hareketinde kadın olmayı anlattı.

Al-Monitor: Siyasete nasıl girdiniz?

Kışanak: Elazığ’da doğdum. Kürt Alevi bir ailenin çocuğuyum. Babam sendikacılık yapardı. Sol gelenekten geliyoruz. Çocukluğumda üç öğün sürekli siyaset ve Kürt meselesi konuşulurdu. Aslen Dersimliyim. En büyük Kürt Alevi aşiretlerinden biri olan Auçen’lere mensubuz. Pek çok Alevi Kürt gibi bizim aile de Türk ordusunun 1938’de yaptığı katliamlardan önce Elazığ’a kaçmış. Pek çok akrabamı bu katliamlarda kaybettim. Çocukluk dönemim yaşlıların anlattıkları katliamları dinleyerek geçti.

Al-Monitor: Aktif siyasete ne zaman başladınız?

Kışanak: Elazığ’da orta okuldan itibaren siyasete başladım. Sosyal çevre öyleydi. 1970’lerde oldukça gergin bir siyasi iklim vardı. Zaten okullar çok politizeydi. Öğrenci hareketleri vardı ve 1980 darbesini hazırlayan çatışmalar patlak verdi. Öğrenci yürüyüşlerine katıldım. Devrimden bahsederken şu soruyu sorardık: Devrim olunca Kürt sorunu da kendiliğinden çözülecek mi; yoksa Kürtlerin ayrı bir derdi mi var? Bizim önceliğimiz Kürt mücadelesiydi...

Al-Monitor: PKK ile nasıl tanıştınız?

Kışanak: Lise yıllarında... Kız öğretmen okulunda okuyordum. Sakine Cansız’larla tanıştım. Okula gelip bizimle Kürt davasını ve nasıl örgütlenmemiz gerektiğini konuşurdu. PKK daha resmen kurulmamıştı ama Sayın Öcalan ulusal Kürt hareketi için bir strateji planlamaya başlamıştı. PKK’nin kurucuları arasında benzer düşüncede Türk devrimciler de vardı. Sakine ise benim gibi Dersimli bir Alevi Kürdüydü. Çok hareketli, her şeye yetişmeye çalışan biriydi. Bir ilham kaynağı oldu.

Al-Monitor: Sakine Cansız çalışmalarını nasıl sürdürdü? Devlet onu fark etmedi mi?

Kışanak: Dediğim gibi, okullar zaten politizeydi. Her gün bir öğrenci grubunun yürüyüşü olurdu, bildiriler dağıtılıyordu. Sakine de dikkat çekmedi.

Al-Monitor: Diyarbakır cezaevine nasıl düştünüz?

Kışanak: Üniversiteyi kazanınca Diyarbakır’a taşındım.

Al-Monitor: Hangi bölüm?

Kışanak: Türk Edebiyatı oldu...

Al-Monitor: Gerçekten mi? Türk edebiyatını mı seçtiniz?

Kışanak: Yok, aslında ben iyi okullardan birinde ya tıp ya mühendislik istiyordum ama çok iyi bir öğrenci olmama rağmen o okullara giremedim. Seneyi boş geçirmemek için de Türk Edebiyatına girdim

Ama tahmin edebileceğiniz gibi okul da fazlasıyla politizeydi. Diyarbakır’da daha yoğun bir politik atmosferin içine girmiş oldum. 1980 darbesi olunca tutuklandım ve Diyarbakır askeri cezaevine gönderildim.

Al-Monitor: Diyarbakır cezaevi mahkumlara yapılan işkence ve kötü muamelelerin ayyuka çıktığı yerlerden birisi. Kadınların cinsel tacize maruz kaldığı biliniyor. Sanırım siz de bunlardan payınıza düşeni aldınız?

Kışanak: Diyarbakır cezaevi tüm dünyada vahşetiyle tanınıyor. Tacizler barbarlık boyutundaydı. İnsanlar öldü, kendilerini öldürdü. Günün 24 saati işkence. Tam bir cehennem. Tek tek konuşmanın manası kalmadı. Esas ne yapmaya çalışıtılar? İnsanın onurunu kırmaya çalıştılar. Taciz üzerinden tartışılmasını da istemiyorum Diyarbakır cezaevinin çünkü onlar bunu istiyorlar. Detaylara girmeye gerek yok. Her şey biliniyor. Tüm görevliler, gardiyanlar hepsi erkek ve askerdi. Bu başlı başına taciz. Kadın kimliğimizi, Kürt kimliğimizi bin bir işkenceyle hedef alıyorlardı. Bizse asıl direniş kimliğimizi öne koyduk.

Al-Monitor: İnsan buna nasıl dayanır?

Kışanak: Şu çok önemli: Birlikte hareket etme ruhunu hiç kaybetmedik. İnsanları yalnızlaştırarak güçsüz kılmak istiyorlardı. Daha zayıf olanları ayakta tuttuk. Kadınlar birbirlerinin yerine dayak yemeyi göze aldılar. Fark ediyorsun ki, fiziki, moral olarak zorlanma yaşıyor dayak atılırken onun önüne geçiyorsun. Birbirimizin banyo yapmasına yardım ediyorduk çünkü sıcak su yoktu, ısıttığımız suyla tuvalette gizli gizli yıkanıyorduk. Kış buz gibi soğuk, yazın da dayanılmaz, çünkü bazen koğuşun sayısı 85’e kadar çıkıyor. Birbirimize tutunmamızda Sakine önemli rol oynadı.

Al-Monitor: Sakine Cansız da Diyarbakır cezaevindeydi…

Kışanak: İlk olarak 1979’da Elazığ’da tutuklandı oradan Diyarbakır’a sevk edildi. Çok sayıda itirafçı oldu. İnsanlar kendisine olan saygısını yitirdi ama kadınlar koğuşundan bir tek itirafçı çıkmadı. Bu önemliydi. Bunda Sakine’nin katkıları son derece fazladır...

Al-Monitor: O zamanlar Diyarbakır cezaevinin başında zalimliğiyle tanınan Albay Esat Oktay Yıldıran vardı…

Kışanak: İlk geldiği günün öncesinde gardiyanlar gelip albayın geleceğini, hepimizin ayağa kalkması ve esas duruşa geçmesi gerektiğini söylemişti. Sanki ona bağlı birliklermişiz gibi onu selamlayıp, marşlar söyleyeceğiz... Bir grup askerle içeri girip, komut verdiler: “Kıt’a dur!” Reddettik. Albay “koğuşun sorumlusu kim?” diye sordu, “benim” dedim, bunun üzerine saçımdan sürükleyip, kurt köpeği Joe’yu üstüme saldı. Ondan sonra kendimi Joe’nun yaşadığı hücrede buldum. Pislik içindeydi, dışkı ve kemikler vardı. Aylarca orada kaldım.

Al-Monitor: Selefiniz Osman Baydemir sokak köpekleri için oldukça etkileyici bir barınak inşa ettirmişti. Joe’yla yaşadığınız o tecrübeden sonra siz bu konuda nasıl hissediyorsunuz?

Kışanak: Barınağı ziyaret ediyorum, köpeklerle zaman geçiriyorum. Muhteşem bir proje, ben de destekliyorum.

Al-Monitor: Köpeklere dokunabiliyor musunuz?

Kışanak: (Gülerek) Evet ben köpekleri severim.

Al-Monitor: Cezaevinden ne zaman çıktınız?

Kışanak: 1982’de ama sonra yeniden tutuklandım, toplam dört buçuk yıl hapis yattım.

Al-Monitor: Hiç PKK’ye katılmayı düşündünüz mü?

Kışanak: Sanırım her Kürt hayatının çeşitli dönemlerinde bunu düşünmüştür. Baskının, şiddetin yoğunlaştığı dönemlerde bu bir baş etme yöntemi olarak insanların aklına gelmiştir… Diyarbakır’dayken çoğu zaman çıktığımızda nasıl intikam alacağımızı düşünürdük, buna kafa yorardık... Ama çıkığımda önümde başka bir seçenek vardı. Burada anlatılması gereken bir hikaye vardı. Kürtlerin sesi duyulmalıydı. İzmir’de gazetecilik okumaya karar verdim. Mezun olduktan sonra farklı sol yayınlarda çalıştım ve sonunda Özgür Gündem’in yazı işleri müdürü oldum. Derin devlet benim yönetici olduğum dönemde gazetenin merkezini bombaladı.

Al-Monitor: Evlisiniz ve bir kızınız var. Anneliğe nasıl vakit ayırıyorsunuz?

Kışanak: Evet 23 yaşında bir kızım var, İstanbul’da uluslararası ilişkiler okuyor. İlgili bir anne olmaktan gurur duyuyorum ama eşimin ve benim ailemin desteği olmadan bunu başaramazdık. Çok zor zamanlar atlattık.

Al-Monitor: Dünyanın bu bölgesinde kadın olmak zaten oldukça zor olmalı, bir de Kürtler için sembolik öneme sahip büyük bir şehrin belediye başkanlığını yapıyorsunuz?

Kışanak: Ben bu açıdan biraz şanslıyım, çünkü Diyarbakır halkı benim hikayemi biliyor. Ancak yine de zorlukları var, kökleşmiş bir ata-erkillik var. Aşiret gelenekleri sürüyor ve Kürt toplumu dini açıdan muhafazakar bir toplum. Ama tarih en güçlü karşı koyuşun en zor zamanlarda çıktığını gösteriyor. Büyük toplumsal isyanlarda kadınlara fırsat doğmuş oluyor. Bu Kürt kadınları için de bir fırsattır.

Al-Monitor: PKK lideri Abdullah Öcalan’ın kadın haklarına verdiği önem biliniyor. Partinizin bir kadın kotası var. Örneğin, her erkek belediye başkanının yanında bir de kadın eş başkan var…

Kışanak: Evet, Sayın Öcalan’ın buna katkısı tartışılmaz. 90’lı yıllardan itibaren kadın eşitliğini savundu. Bir çok kitabında erkeklerin egemen otoriter yapısının yıkılması gerektiğini anlatıyor. Bu konuda en iyi bilinen kitabı “Erkeği Öldürmek”... Şiddetle mücadele de bu bölgede halen önem verilmesi gereken bir konu. Kadına karşı şiddetle mücadele için örgütlediğimiz çalışmalarda Sayın Öcalan’ın perspektifine göndermeler yapıyoruz. Bu çok etkili oluyor zira erkekleri davranışlarını gözden geçirmeye zorluyor. Bir de bildiğiniz gibi köylerindeki geleneksel yaşamı bırakıp PKK’ye katılan pek çok kadın var. Onlar gerilla komutanları olarak döndüler ve bu da geride kalan kadınları güçlendiren bir şey oldu. Belediye başkanı olarak artık ben de toplum önünde rol modelim, bu da beni çok mutlu ediyor.

Al-Monitor: Diyarbakır’da yaşadığınız o korkunç zamanlardan 30 yıl sonra buraya belediye başkanı olarak dönmek oldukça etkileyici olmalı.

Kışanak: Gerçekten öyle. İnsan çok dayanıklı, çok güçlü bir canlı. O cezaevinde her gün bir yaşam mücadelesiydi. Diyarbakır cezaevini müzeye çevirmeyi planlıyoruz. Bunun için 100 bin imza topladık ve Adalet Bakanlığı da cezaevini boşaltıp, yapımı tamamlanan bir başka cezaevine taşımayı kabul etti. Sakine’nin anısına bir şeyler yapmayı da düşünüyoruz. Bu meşakkatli bir iş ama adaletin yerini tam anlamıyla nasıl bulacağına kafa yormaya devam ediyoruz.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: women's role, women, turkey, torture, prisoners, kurds, activism, abdullah ocalan

Amberin Zaman is a senior correspondent reporting from the Middle East, North Africa and Europe exclusively for Al-Monitor. Zaman has been a columnist for Al-Monitor for the past five years, examining the politics of Turkey, Iraq and Syria and writing the daily Briefly Turkey newsletter.  Prior to Al-Monitor, Zaman covered Turkey, the Kurds and conflicts in the region for The Washington Post, The Daily Telegraph, The Los Angeles Times and the Voice of America. She served as The Economist's Turkey correspondent between 1999 and 2016, and has worked as a columnist for several Turkish language outlets. On Twitter: @amberinzaman

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept