Türkiye'nin Nabzı

Süleyman Şah'ta 300 gün

By
p
Article Summary
Yüksek komutaya göre Süleyman Şah Türbesinin tahliyesi başarı mı, fiyasko mu belli değil.

22 Şubat sabahında, Suriye içindeki Süleyman Şah Türbesindeki 40’a yakın Türk askerinin tahliyesi ile Türkiye ve dünya gündemini meşgul eden 300 günlük türbe macerası sona erdi.

Her meselenin siyasi bir kutuplaşmayla sonuçlandığı Türkiye’de beklendiği gibi bu tahliye operasyonu da AKP hükümeti ile muhalefet arasında tartışmalar nedeniyle siyasi zeminde tartışıldı. Bu gürültü patırtı arasında da aslında türbede yaklaşık 300 gün süreyle ağır risk ve belirsizlik şartlarında görev yapan elit Türk askerlerinin ve ailelerinin neler yaşadıkları, ne tür zorluklarla karşılaştıkları konusu atlandı. Ayrıca türbenin boşaltılmasının nedenleri de tam olarak anlaşılamadı. Geçen hafta görüştüğüm Türbede 300 gün görev yapan askerlerin ifadeleri ile türbenin boşaltılmasının gerekçelerine ilişkin yorumlar aşağıda.

Askerlerin ifadeleri

Nisan 2014 sonunda başlayan görevin Ağustos 2014’e kadarki ilk 4 ayında bulundukları bölgede İslam Devleti (İD) görünürlüğünün az olduğunu ifade eden askerler, Ağustos ayından itibaren gözle görülür oranda bulundukları bölgede İD’in etkinliğini arttırdığını vurguladılar. Görevlerinin ilk 4 ayında İD militanlarının birkaç kez türbeye gelerek kendileri ile temas kurmaya çalıştığını ifade eden askerler bu dönemde İD’in kendilerine ılımlı yaklaştığını, türbedeki elektrik kesintilerini giderdiklerini belirttiler. Ancak özellikle Eylül 2014’de Koalisyonun Suriye’deki hava saldırılarının başlaması ile bulundukları bölgeye genelde Mısırlı ve Yemenlilerden oluşan yeni ve daha eğitimli bir birliğin geldiğine değinen askerler, Eylül 2014 sonundan itibaren İD militanlarının önceki ılımlı yaklaşımlarını terk ederek türbeye yönelik tehditlere başladıklarını ifade ettiler.

Askerler, özellikle Ekim-Kasım 2014 döneminde İD militanlarının birkaç kez türbeye gelerek türbedeki Türk bayrağını indirmeleri ve İD’in sözde hilafet bayrağını göndere çekilmesini istedikleri ifade ettiler. Ayrıca bu dönemde türbenin elektrik kesintilerinin arttığını, türbeye hemen 300 m. uzaklıktaki bir barakaya İD militanlarının yerleşerek sürekli hareketlerini gözlemeye başladıklarını, yine bu dönemde İD militanlarının türbe girişine gelerek Türk askerlere sözlü tacizde bulunduklarını da belirttiler. Bir de İD militanları, türbenin altından tünel kazdıklarını ve istedikleri an türbeyi patlayıcılarla patlatacakları konusunda askerleri tehdit etmişler.

Peki, Ağustos 2014’den sonra İD türbeye yönelik tutumunu sertleştirmesinin nedenleri neler olabilir? Burada dikkat çeken bir nokta Musul’da İD tarafından rehin alınan Türk konsolosluk temsilcilerinin 20 Eylül 2014 tarihinde salıverilmesi sonrasında Rakka-Akçakale yolunda bulunan İD unsurlarının (bazılarına göre bu unsurlar rehinelerin tahliyesi esnasında yol emniyetini sağlıyordu) koalisyon hava saldırıları ile vurulması. Bu durum İD’in türbe konusundaki tutumunu çok olumsuz etkilemiş. İD bu hedeflerin yerlerinin Türkiye tarafından koalisyona verildiğini düşünmüş ve bu nedenle türbeye yönelik tehdit ve tacizlerini arttırmış.

Askerler, İD militanlarının en kritik özelliklerinin sanılanın aksine “kolay öldürebilen” insanlar değil de “kolay ölebilen” insanlar olduklarına dikkat çekiyorlar. İD’in nasıl savaştığını yakından gözlemleme imkanı bulan askerlere göre her bir İD militanının en büyük amacı bir an önce şehit olmak çünkü İD’in temel stratejik söylemi şu: “Sünni ümmet bizden kan istiyor. Biz ölmeliyiz ki Sünni ümmet dirilsin.” Ayrıca, özellikle koalisyonun hava saldırılarının İD’i durdurduğunu ancak yok edemediğine dikkat çeken askerlere göre İD’e stratejik üstünlük veren en önemli 3 özellik: her ne pahasına olursa olsun muharebelerin temposunu koruyabilmeleri, çok hızlı hareket etmeleri ve mükemmel bir lojistik akış. “Yoğun hava saldırılarına rağmen İD günde 2 öğün sıcak yemek çıkartabiliyor. Bütün savaşçıları pet su kullanıyor ve iyi bir bakım sistemi var” diyor bir asker.

Askerler, Kasım-Aralık 2014 döneminin çok zor geçtiğini, İD tehdit ve tacizlerinin bu dönemde daha da arttığını vurguladılar. Kasım döneminde türbede bir görev değişimi yapılması gündeme gelmiş. Ancak türbeye yeni gelecek ekibin Suriye içindeki yerel gruplarla yeterli koordine kurulamaması nedeniyle değişim yapılamamış. Bu girişim sonuçsuz kalınca “İD’le aramızda yaşanan her şey tam bir psikolojik savaşa dönüştü” diyor bir asker ve bir başkası ekliyor “Ailelerimizle birkaç günde bir ve cep telefonu ile çok az görüşebiliyorduk. Onlara kaygılanmamaları için görev riskinin arttığını ve dönüş tarihinin belirsiz olduğunu söyleyemedik.”

Şubat 2015’e gelindiğinde iki önemli gelişme Türk askeri karar alıcıların türbe konusundaki endişelerini arttırmış. Bunlardan ilki koalisyonun hava saldırılarına karşı İD militanlarının türbe civarını hava saldırılarından korunmak için emniyetle bölge olarak kullanmaya başlamaları ve bu nedenle türbe civarında artan İD hareketliliği. Diğer neden ise Kobani’den sonra PYD güçleri ile İD arasındaki çatışmaların daha güneye, türbeye doğru kayması. Bu iki gelişme askeri karar alıcıların “Artık yeter. Türbenin güvenliğini artık sağlayamam” mesajını biraz da sert bir tonda siyasi karar alıcılara iletmesine neden olmuş.

Hükümete yakın Yeni Şafak’da yazan Abdulkadir Selvi’ye göre ise İD’e karşı Irak’ta başlayan ve Musul’a doğru genişlemesi beklenen geniş kapsamlı kara harekatının yapılacağı yönünde bilgiler Süleyman Şah Türbesi'nin tahliyesi için etkili olmuş.

Ankara’da bir güvenlik uzmanı Türk siyasi karar alıcıların Ocak 2015’e kadar aklında türbenin boşaltılması değil değişimi seçeneği olduğunu ancak Türk Ordusundan “Bundan sonra güvenliği sağlayamam” mesajını net bir şekilde alınca boşaltılma kararı verildiğine dikkat çekiyor. Aynı uzmana göre özellikle Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile Başbakan Ahmet Davutoğlu arasındaki uyumun bu kararın alınmasında olumlu rolü olduğuna da dikkat çekiyor. Bir de türbenin boşaltılması kararında özellikle Ürdünlü pilot Muaz El Kesasibe’nin İD tarafından vahşice öldürülmesinin de etkisi olduğuna dikkat çeken uzman sözlerine şöyle devam ediyor. “Türbenin içinde kafeslere konulmuş Türk askerlerinin turuncu esir kıyafetleri içinde fotoğraflandığını bir düşünün. Bu travmayı hem Türk ordusunun hem de Türk halkının hazmetmesi çok zor olurdu.”

Aslında bu operasyonda Türk ordusunun Suriye’deki yerel unsurlara güvenmek yerine doğrudan kendi askeri gücü ile türbeye ulaşması ve askerleri tahliyesini de Türk ordusunun siyasi karar alıcılara “Bıçak kemiğe dayandı. Artık bu işi ben yapacağım” şeklinde bir mesajı olarak yorumlamak mümkün. Al-Monitor yazarı Kadri Gürsel’e göre ise boşaltılma kararı “geç kalınmış ancak doğru bir karar” ve doğrudan yaklaşan genel seçimlerin güvenliği ile ilgili.

Gürsel’e göre yaklaşan genel seçimler öncesi türbenin “savaş dahil büyük siyasi ve askeri maliyetler göze alınarak savunulması da zaten anlamsızlaşmıştı.”

Peki, bu operasyon AKP hükümetine yakın medyanın dediği gibi Türkiye’nin gücünü Ortadoğu’ya ve tüm dünyaya gösteren bir “zafer” mi; yoksa muhalefetin dediği gibi İD baskısı nedeniyle “korkak bir kaçış” mı?

Bu soruya şimdilik cevap vermek güç. Ama elimizde çok objektif bir kriter var. O da Türkiye’nin elit özel kuvvetlerine bağlı türbedeki askerlerin akıbeti. Bakalım önümüzdeki günlerde Türk Silahlı Kuvvetleri bu ağır risk altında ve zor şartlarda görev yapan askerlerini ödüllendirecek mi; yoksa onların fedakarlıklarını görmezlikten mi gelecek? Bu askerler bulundukları birliklerde görevlerine devam edecek yoksa özel kuvvetlerden başka birliklere tayin mi edilecek? İşte bu soruların cevapları üzerinden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesinin Süleyman Şah Türbesi macerasını bir “başarı hikayesi mi” yoksa bir “fiyasko” olarak mı gördüğünü anlayabiliriz.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkey, tomb of suleiman shah, syria, mosul, kobani, islamic state, is, evacuation
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept