Yaklaşan Musul operasyonunda Türkiye’nin rolü

Türkiye yaklaşan Musul operasyonuna beş ayrı koldan destek verecek.

al-monitor .
Metin Gurcan

Metin Gurcan

@Metin4020

İşlenmiş konular

united states, turkey, sunnis, mosul, islamic state, iraq, iran, is

Mar 13, 2015

ABD CENTCOM Komutanı General Lloyd Austin’in Ankara ziyareti ile Türkiye'nin koalisyonun yaklaşmakta olan Musul harekatında vereceği destek ve nasıl bir rol oynayacağı gündeme geldi. Her ne kadar Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Türkiye doğrudan Irak ya da Suriye'de sıcak bir çatışmanın tarafı olmaz. Musul'a desteğimiz olur ama doğrudan çatışmayız" diyerek Türkiye’nin Musul konusunda operasyonel anlamda işin içinde olmak istemediğini kayda geçirse de Austin’in Ankara ziyareti, koalisyonun Türkiye’den beklentilerinin büyük olduğunu gösteriyor.

Neden şimdi?

Öncelikle Suriye’deki Süleyman Şah Türbesi’nin tahliyesi sonrasında askeri-güvenlik anlamında rahatlayan Türkiye’nin İslam Devleti’yle (İD) mücadelede son bir ayda “düşük profilli” bir görünümden daha aktif bir görünüme geçtiğini söylemek mümkün. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen haftaki Suudi Arabistan ziyareti, ABD ile eğit-donat konusunda uzlaşılması, Irak Ordusu’na askeri teçhizat desteği verilmeye başlanması, İD’e katılımlara karşı Türk sınırlarındaki güvenliğin daha da artırılması, uluslararası koalisyon ile diyaloğun daha üst düzey seviyelere çıkarılması şu ana kadar Ankara’nın attığı adımlar arasında görülüyor. Hatta Türk hükümetinin, artık uluslararası kamuoyunun dikkatini Halep ve dolayısıyla Esad rejimine çekme girişimlerini şimdilerde azaltmış olması da dikkat çekici.

Türkiye’nin İD’a karşı mücadelede düşük profilden daha aktif katılıma doğru değişen politikası en çok Nisan-Mayıs aylarında başlayacağı iddia edilen Musul’daki büyük süpürme harekatını yönetecek olan Gen.Austin’i memnun etmiş olacak ki o da koalisyon ile Türkiye ile daha sıkı bir işbirliğinin sağlanması için Ankara’da.

Nedir bu beklentiler?

Ankara’daki üst düzey güvenlik kaynakları bir Musul harekatı esnasında Türkiye'nin kesinlikle hem karada hem de havada aktif şekilde yer almayacağına vurgu yapıyor. Türkiye koalisyon güçlerine vereceği desteği beş ana başlık altında ele almak mümkün.

İstihbarat desteği: Türkiye’nin Musul’daki Sünni Arap aşiretler ve diğer Sünni yapılar üzerindeki tarihi etkisi bilinen bir gerçek. Ayrıca Türkiye’nin sınır güvenliği kapsamında Irak sınır bölgesindeki geçişleri kontrol etmek maksadıyla insansız hava araçları ve hava keşif uçakları ile ile son yıllarda denetimi arttırdığı da biliniyor. Yine son dönemde Türkiye’nin sinyal ve elektronik iz istihbaratı konusunda Irak sınırı bölgesinde önemli askeri kabiliyetler kazandığı da konuşuluyor. O halde Türkiye Musul harekatı esnasında Musul’dan insan istihbaratı, keşif uçakları ve İHA’larla keşif ve gözetleme ile sinyal-elektronik iz istihbaratı konularında koalisyona destek verebilir.

Lojistik destek: Özellikle İncirlik lojistik konusunda ön plana çıkıyor. Musul operasyonu ile koalisyonun İncirlik konusunda beklenti ve taleplerinin artacağını öngörmek mümkün.

Askeri Eğitim: Kuzey Irak’taki Diyala Askeri Kampı'nda eğit-donat uygulaması sürecek. Peşmergeye eğitim veren Türk askerlerin sayısı artırılacak. Ayrıca Suriyeli muhaliflerin Türkiye'nin Kırşehir şehrindeki eğitimine de destek verilecek. 11 Mart 2015 tarihinde Austin’in Ankara’daki temaslarından sonra Kırşehir’deki eğitim kampını ziyaret etmesi ABD’nin eğit-donat konusuna verdiği önemi göstermesi açısından dikkat çekiciydi. Bu kampta 15 Mart tarihinden itibaren 300 Suriyeli muhalifin askeri eğitimine başlanması planlanıyor.

Sınır Güvenliği: Sınırdan mülteci akınına karşı tedbir alınacak. Mayınlı alanların önlerine hendek kazılarak sivillerin ölmesi önlenecek. İD'den gelebilecek tehditlere karşı sınıra takviye birlikler gönderiliyor. Diğer yandan, Ankara’daki bir güvenlik yetkilisi ise konunun insanı yönüne dikkat çekiyor. “Musul’da şu anda yaklaşık 1.3 milyon insanın yaşıyor” diye söze başlayan bu yetkiliye göre Musul’da çatışmaların başlamasından önce en az 300 bin kişi Musul’dan Türkiye sınırlarına doğru kaçabilir ve sınıra yığılabilir. Bu da Türkiye’ye sayıları yüz binleri bulabilecek yeni bir göç dalgası demek. Aynı yetkili söze şöyle devam ediyor: “Şimdiden bu olası güç dalgasına hazırlanmaya başlamak lazım. Ancak ne yazık ki Türkiye bu ciddi soruna yönelik pek de hazırlık içinde değil.

Acil durum desteği: Ankara’daki güvenlik uzmanları ayrıca İncirlik, Malatya, Batman ve Diyarbakır'daki üslerini yardım malzemelerinin taşınması dışında sadece "acil" durumlardaki inişlere açacak. Talep olursa da AWACS ile istihbarat, tanker uçağıyla da yakıt ikmali desteği verebilecek.

Türkiye’nin endişeleri

Hükümete yakın Akşam gazetesinden Ufuk Ulutaş ise Türk hükümetinin Musul politikasının dikkatlice planlanmasının önemine vurgu yapıyor. Çünkü Ulutaş’a göre “Türkiye Musul’un ID’den kurtarılması için ne yapıyor?” sorusu üzerinden uluslararası medyada Türkiye’nin İD’le mücadeleye yeterince destek vermediği eleştirisi sinsice işleniyor. İkinci olarak ise özellikle Sünni Arap dünyasında Türkiye daha fazla inisiyatif almayarak meydanı İran’a bırakmakla eleştiriliyor.

Türk karar alıcılara göre Avrupa ve ABD meseleyi şöyle okuyor: Barbar ve vahşi İD’a karşı insanlığı, özgürlüğü ve medeniyeti temsil eden Koalisyon güçleri. Ama Türk karar alıcılara göre asıl sorun Musul’da yaşayan Sünni bir Arabın İD hakkındaki algısı. Türk hükümetine göre; burada önem taşıyan stratejik soru şu: Musul’daki Sünni bir Arap Washington-Bağdat-Tahran-Erbil ittifakını mı seçer yoksa İD’i mı? Bu soru üzerinden Türk karar alıcıları bölgede İD’in etkisizleştirilirken Şii-Sünni güç dengesinin korunmasının önemine vurgu yapıyor.

Daha önce 2003-2004 döneminde Musul’da irtibat görevinde bulunan ve bölgeyi bilen bir Türk istihbarat görevlisi ise konuya çok değişik bir açıdan yaklaşıyor. “Musul konusunda çıkarı olan tüm aktörlerle teması olan tek ülke Türkiye.” Türkiye’nin ayrıca Musul’daki aşiretler ve Sünni Arap yapılar üzerinde ciddi bir etkisi olduğunu vurgulayan bu istihbarat uzmanına göre Türkiye Musul’da yaklaşan savaş öncesinde tüm taraflarla görüşerek bir “dürüst arabulucu” rolü oynayabilir ve Musul’da en az miktarda kan dökülerek sonuç alınmasını sağlayabilir. Bu sayede Türkiye hem bölgedeki aktörler arasında ağırlık kazanır hem de son dönemde yıpranan küresel imajını düzeltebilir.” Ancak bu istihbarat görevlisinin son cümlesi ilginç: “Türkiye bu dürüst arabuluculuk rolünü kolaylıkla oynayabilir. Ama tabi isterse.”

Türkiye’nin, Suriyeli Kürtlerin Kobani savunması sırasında gösterdiği soğuk duruşu Musul’da tekrar etmeyeceğini söylemek mümkün. Türk dış politikası konusundaki analizleri ile tanınan CNNTurk dış haber editörü Ahu Özyurt bu konuda “Türkiye'nin Musul'a olan tarihi hassasiyeti Musul konusunda kayıtsız kalmasını engelleyecektir” diyor ve önemli bir tespiti ekliyor “ Ankara bir şekilde ‘Misak-ı Milli’ toprağına asker konuşlandırmanın yollarını arıyor olabilir. Türkiye’nin Musul’da asker konuşlandırması ‘bölgedeki Sünni nüfusun güvenliği’ gibi bahanelerle yapılabilir. Çünkü muhtemeldir ki çatışma sonrası oluşabilecek bir göç dalgası Türkiye için çok daha riskli ve tehlikeli olacaktır. Musul'dan çıkacak nüfusun içinde İD sempatizanları, ya da en azından destekçileri bulunacağı düşünülürse Türkiye'nin orada halkla ilişki içinde bulunarak yerleşik mevcudiyeti daha da önem kazanmakta” diyor ve ekliyor “nitekim ABD de NATO da buna atıf yaparak Türkiye'nin bölgedeki ‘Sünni Müslüman nüfus üzerindeki gücünü’ canlı tutmayı tercih edebilir.” Gerçekten de Ankara’daki uzmanlar Özyurt gibi düşünüyor ve konuyu şöyle özetliyorlar “ABD Musul harekatına destek konusunda Türkiye’yi terletiyor, Türkiye de Musul İD’den temizlendikten sonra düzenin yeniden tesisinde daha çok söz sahibi olmak için ABD’yi sıkıştırıyor.” Ankara’da Tahran yönetiminin Irak’ta nüfuzunu giderek artırması büyük endişe kaynağı. Başbakan Ahmet Davutoğlu da geçen günlerde bu tehlikeyi çok açık bir şekilde dile getirmiş ve “Şii milisler gelmemeli. Musul’da böyle bir tehlike var. Buraya Sünni ulusal muhafız güçlerinin girmesi lazım” ifadelerini kullanmıştı.

Bu bilgiler ışığında Musul harekatı başarıya ulaşıp Musul İD’den temizlenebilirse Musul’da düzeninin yeniden tesisinde rol oynamak isteyen Türkiye’nin İran’ı bölgede dengelemek için aktif bir politika takip edeceğini, hatta Musul’da sürekli bir askeri varlık bulundurma seçeneğinin bile gündeme gelebileceğini söylemek mümkün.

Görünen o ki Musul’da bir savaş kaçınılmaz. Ancak Ankara’da temel sorular şunlar: Acaba Irak’taki Sünni Arap bilinçaltı giderek yaklaşmakta olan Musul Mezhepsel Savaşında İD’in ABD-İran-Bağdat-Erbil koalisyonu karşısında kaybetmesine izin verir mi? Şayet İD bölgede güç kaybetmeye başlarsa İran’ın giderek artan etkisi nasıl dengelenebilir? İşte bu soruların cevaplarına göre Türkiye pozisyon almaya çalışıyor ve görünen o ki Musul harekatına değil ama Musul harekatı sonrasındaki süreçte rol kapmaya hazırlanıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Irak’la komşulukta kötüye doğru bir milat
Fehim Taştekin | türk-kürt çatışması | Ağu 16, 2020
Suriye: SDG bölgesindeki suikastlar ne anlama geliyor?
Shelly Kittleson | İslam Devleti | Ağu 10, 2020
Suriyeli Kürtler yeni bir tehlikeyle karşı karşıya: Petrol kirliliği
Dan Wilkofsky | Petrol ve gaz | Haz 30, 2020
Pentagon: Kürt kontrolündeki Arapların hoşnutsuzluğu Şam ve Moskova’ya yarıyor
Jared Szuba | Suriye çatışması | May 15, 2020
Türkiye ile Suriye’deki Kürt yönetimi arasında su kavgası
Amberin Zaman | | Mar 5, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Döviz-faiz sıkışması ve yeniden küçülme
Mustafa Sönmez | | Kas 20, 2020
al-monitor
Azerbaycan’a asker tezkeresi ne anlama geliyor?
Fehim Taştekin | | Kas 19, 2020
al-monitor
Erdoğan’ın Avrupalı fedaileri: Bozkurt ve Hilal
Fehim Taştekin | | Kas 13, 2020
al-monitor
Ekonomide kadro değişimi erken seçim amaçlı
Mustafa Sönmez | Türkiye seçimleri | Kas 12, 2020