Rusya ve Orta Doğu

Rusya ve Mısır’ın “yeni ortaklığı”

By
p
Article Summary
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi'nin geliştirdiği yeni ilişki Orta Doğu’da dinamikleri değiştirebilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

9-10 Şubat’ta Mısır’a resmi ziyarette bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ağustos 2014’te Rusya’ya giden Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi'ye iade-i ziyarette bulunmuş oldu. Moskova’daki yorumcular, Putin’in Kahire ziyaretinin arifesinde ikili ilişkilerin stratejik ortaklık düzeyine çıkabileceğini ileri sürdü. Bu yoruma dayanak teşkil eden unsurlar, iki tarafın bir dizi bölgesel konuda ortak tutumları, uluslararası terörle mücadele başta olmak üzere birbirine yakın menfaatleri, birçok alanda geçmişten gelen başarılı iş birliği ve liderler arasındaki güçlü güven ilişkisiydi.

Şunu hatırlamakta yarar var ki Moskova, görülmemiş ölçüde bir halk desteğiyle yönetime el koyan Mısır ordusuna hemen destek vermemişti. Ancak bekle gör oyunu uzun sürmedi ve Sisi’nin seçim zaferiyle birlikte Rusya’nın Sisi’ye her türlü destek verme eğilimi açıkça ortaya çıktı.

Daha 2014’te iki ülke arasındaki ticaret ve ekonomik iş birliği hızla artamaya başlamıştı. İlişkilerin tüm iş birliği alanlarında “ivme kazandığını” belirten Mısır’ın Moskova Büyükelçisi Muhammed El Bedri’ye göre 2014’te ikili ticaret hacmi 3 milyar dolara ulaştı. Rusya’nın Federal Gümrük Kurumu ise daha da yüksek bir rakam vererek ikili ticaretin ocak-aralık arasında 4,6 milyara ulaştığını ve bunun 4,1 milyar dolarlık bölümünün Rus ihracatlarından oluştuğunu belirtiyor. Mısır’daki güvenlik durumuna ilişkin kaygılar ve yurt dışına çıkan Rus turist sayısındaki genel düşüşe rağmen geçtiğimiz yıl Mısır’a giden Rusların sayısı 3 milyonu aştı. Hatta Mısır Turizm Bakanı Hişam Zazua, Rusya ile bu alandaki işlemlerin doları baypas ederek Rus rublesi ve Mısır lirasıyla yapılmasını önerdi. İkili ilişkilerde Rusya’nın büyük ticaret fazlası olduğu düşünülürse bu öneri mantıksız değil.

Putin’in yardımcılarından Yuri Uşakov 5 Şubat’ta basına yaptığı açıklamada Mısır ve Avrasya Ekonomik Topluluğu’na mensup ülkelerin serbest ticaret bölgesi için bir çalışma grubu oluşturduğunu belirterek şöyle devam etti: “Bu konuyu incelemek üzere bir araştırma ekibinin kurulması kararlaştırıldı. Bu ekibin ilk toplantısı mart veya nisan ayında Kahire’de yapılacak.”

Putin ise Mısır’ın El Ahram gazetesine 8 Şubat’ta verdiği demeçte şöyle konuştu: “Tarım alanında karşılıklı yarar sağladığımız etkin bir iş birliği kurduk. Rus buğdayının en büyük alıcısı Mısır. Rusya Mısır’da tüketilen buğdayın yaklaşık yüzde 40’ını sağlıyor. Biz ise Mısır’dan meyve ve sebze ithal ediyoruz.” Putin’e göre “nükleer enerji, uzay çalışmaları ve Rus GLONASS uydu navigasyon sisteminin ortak kullanımı gibi alanlar başta olmak üzere yüksek teknoloji alanında umut vaat eden imkânlar” söz konusu.

Kahire açısından bakınca Moskova ile süren bu yakınlaşma, Mısır-ABD ilişkilerinin sıkıntılı olduğu bir döneme denk geliyor. Nitekim 14 Temmuz 2014’te Barack Obama’nın Sisi’yi Beyaz Saray’a daveti açıklandığında Sisi mazeret bildirip Washington’a başbakanını gönderdi ve 2013’te Larry Weissman’a verdiği mülakatı hatırlattı. Sisi o mülakatta çok daha açık bir dille şöyle demişti: “Mısır halkı, ABD’nin Müslüman Kardeşler ve (Muhammed) Mursi ile Mısır’ı sırtından bıçakladığının farkında. Bu, Mısır’ın kolayca unutacağı veya affedeceği bir şey değil.”

Rus internet sitesi İnsomi ise 24 Ekim 2014’te BAE’de çıkan El Bayan gazetesinin “Mısır Putin’in Ziyaretine Hazırlanıyor” başlıklı makalesinden şu alıntıyı aktardı: “Talan ve yağma yapan bir terör örgütünü meşru hükümet sayan ve bunun devrilmesini darbe diye kınayan Washington’un tutumuna karşın Rusya taviz vermiyor ve gözünü kırpmadan kediye kedi diyor.”

Mısır yönetimini özellikle öfkelendiren gelişme, Müslüman Kardeşler’in kurduğu Hürriyet ve Adalet Partisi mensuplarının da yer aldığı bir muhalefet heyetinin ocak 2015’te Washington’a gitmesi oldu. Siyasi danışman Christof Lehmann, heyetin ABD Dışişleri Bakanlığı’nda kabul edildiğini söyledi. Ancak benim görüşüme göre ABD yardımına fazlasıyla muhtaç olan Mısır ABD ile ilişkileri daha fazla germeyecektir.

Mısır’ın Rusya ile yapacağı iş birliği, önemli ölçüde Batılı ülkelerin Sisi’ye maddi desteğini sürdürüp sürdürmemesine bağlı olacak. Yaptırımlar ve düşen petrol fiyatları nedeniyle zor günler yaşayan Rusya’nın Mısır’a karşılıksız yardım yükünü paylaşması olası değil. Ayrıca Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi Körfez ülkelerinin Mısır’a sağladığı güçlü maddi destek olmadan Mısır, Rusya’dan alacağı silah ve askeri teçhizatın bedelini karşılayamaz. Geçen sene medyada yer alan haberlerde helikopter, uçak ve hava savunma sistemleri de içeren bu alımların toplam değeri, 3,5 milyar dolarak olarak tahmin edilmişti.

Yeni kralın tahta çıkmasının ardından Suudi Arabistan’da yaşanan “depremin” Mısır’da ve genel olarak bölgesel güç dengesinde ne gibi artçı sarsıntılar yaratacağı ise henüz belli değil. Middle East Eye Genel Yayın Yönetmeni David Hearst’a göre “Mısır ordusu için baş finansör olan Riyad’ı kaybetmenin hiç zamanı değil. Ama bu artık somut bir ihtimal.” Yazar, Suudilerin Müslüman Kardeşler’i terör örgütü sayma politikasının da yakında değişebileceğini belirtiyor. Bunun başlıca göstergesi olarak da Raşit Gannuşi’nin Kral Abdullah bin Abdülaziz’in vefatı üzerine taziye için Riyad’a gitmesine ve Müslüman Kardeşler’in başlıca düşmanlarından Süleyman Ab El Halil’in Evkaf ve İslami İşler Bakanlığı’ndan alınmasına dikkat çekiyor.

Öte yandan hem Kahire hem Moskova Suriye savaşını bitirmek için arabuluculuk çabalarını arttırırken iki taraf için geniş bir iş birliği alanı açılıyor. Suriye’deki muhalefetin, sivil toplumun ve hükümetin temsilcileri 26-29 Ocak’ta Moskova’da ilk defa bir araya gelip danışma toplantısı yaptı. Bu görüşmelerin öncesinde muhalefet, hükümet temsilcileri olmasa da Kahire’de toplanmıştı. Rusya Devlet Başkanı’nın Kahire ziyaretinin sonucunda iki tarafın Suriye’de çözüm için güç birliği kararı alması bana göre dışlanmaması gereken bir ihtimal. Böyle bir durumda savaşı başarılı şekilde sonlandırma şansı kuşkusuz ki artar.

Yine de uluslararası terörle mücadele, Moskova ile Kahire arasındaki siyasi iş birliğinde kilit unsur olacak. Daha önce Ensar Beyt El Makdis olarak bilinen ve İslam Devleti’ne biat ederek Sina Vilayeti adını alan terör grubunun 29 Ocak’ta Sina Yarımadası’nda Mısır ordusuna düzenlediği saldırı, Sisi için büyük darbe oldu. Middle East Briefing’in geçtiğimiz günlerdeki değerlendirmesine göre bu saldırıyla birlikte “Sisi yönetiminin gittikçe kötüleşen güvenlik durumunu kontrol edemediği hissiyatı güçlendi.”

Sisi, Müslüman Kardeşler’i de terör kampanyası yürütmekle suçluyor. Ayrıca Mısır makamları, bahsi geçen terör saldırısına “yabancı özel servislerin yardım ettiğinden” kuşkulanıyor. Middle East Briefing, saldırının olduğu gün Müslüman Kardeşler’in hükümete karşı “cihadı yükseltme” çağrısı yapan bir bildiri yayımladığına dikkat çekiyor. Bu bağlamda Mısır gibi Müslüman Kardeşler’i terör örgütü sayan Rusya ile iş birliği güçlü bir itici güç kazanıyor.

Rusya, Arap dünyasının kilit ülkelerinden Mısır’la “yeni ortaklık” kurarak siyaseten yalnızlaştığı iddialarını çürütmüş oluyor. Seth Ferris’e göre “Mısır’ın yaratmadığı sebepler sayesinde Rusya, Mısır için hem siyasi hem duygusal açıdan en makbul tedarikçi hâline geldi.”

Rusya’nın Türkiye, İsrail ve İran gibi Arap olmayan bölgesel aktörlerle devinen ilişkileri de düşünüldüğünde Mısır’la ilişkiler Rusya’nın Orta Doğu’daki etkinliğini artırıyor. Moskova, Washington başta olmak üzere bölgedeki daha büyük nüfuz sahipleriyle rekabet edemez ve bunu zaten istemiyor. Bununla birlikte bölgede kendine bir alan açmakla kalmıyor, bu alanı açıkça genişletiyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: vladimir putin, russia, muslim brotherhood, military, egypt, economy, diplomacy, abdel fattah al-sisi

Dr. Vitaly NaumkinRusya Bilimler Akademisi’ne bağlı Doğu Bilimleri Enstitüsü’nün yöneticisidir. Aynı zamanda Moskova Devlet Üniversitesi Dünya Siyaseti Fakültesi ile Moskova merkezli Stratejik ve Siyasi Çalışmalar Merkezi’nin başkanlıklarını yürütmektedir.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept