Ege’de sular ısınıyor

2014 yılında Ege Denizi Türkiye ile Yunanistan askeri uçakları arasında yaşanan it dalaşları nedeniyle epey ısındı. Bu konuda hararetin düşmesi için 2015’de çok ciddi diplomasi ve güven arttırıcı önlemlere ihtiyaç duyulduğu görülüyor.

al-monitor Türk Hava Kuvvetlerine ait bir F-16 savaş uçağı Bandırma'da yapılan bir askeri tatbikat sırasında havalanırken, 9 Nisan 2010 Photo by REUTERS/Umit Bektas.
Metin Gurcan

Metin Gurcan

@Metin4020

İşlenmiş konular

turkey, nato, military affairs, greece, conflict & security, aircraft, air force

Oca 2, 2015

Al-Monitor’a konuşan Türk askeri kaynaklar 2014 yılında Türk ve Yunan jetleri arasındaki it dalaşı sayısının 2013 yılına nazaran gözle görülür oranda arttığını ifade ediyorlar. Yunan medyasından Ekathimerini haber ajansının konu hakkındaki haberi Türk kaynakları doğrular nitelikte. Habere göre 2014 yılının sadece ilk ayında Türk jetleri 1,017 kez Yunan hava sahasını ihlal etmiş. Bu rakam 2013 yılının ilk altı ayındaki ihlal sayısının yaklaşık iki katı.

Belki artık rutin hale geldiği için Ege denizi üzerinde Türk ve Yunan savaş uçakları arasında yaşanan it dalaşı haberleri Türk Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi internet sitesinin “Günlük Faaliyetler” kısmında yapılıyor. Örneğin, en son 22 Aralık tarihindeki “Günlük Faaliyetler” de “Yunanistan’ın Sakız adasından kalkan iki Yunan M-2000/5 savaş uçağının iki dakika süre ile sınır ihlali yaptığı, önleme için kalkan Türk savaş uçaklarına 3 dakika süreyle radar kilidi atıldığı, Türk savaş uçaklarının da bu tacize aynı şekilde karşılık verdiği” bilgisi yer aldı.

Türkiye’de yaşayan herkes bilir. Her kadar ne askeri açıdan rutin hale gelse de bu tarz it dalaşlarının mutlaka Türk basınında haber değeri vardır. 29 Aralık’takinde de aynısı oldu. Türk savaş uçaklarının Yunan uçaklarını “başarılı” şekilde Türk hava sahasından uzaklaştırdığı bilgisi ideolojik pozisyonları ne olursa olsun Türkiye’deki pek çok önemli haber ajansında anında haber oldu.

Yunan medyası da bu olayı Türk medyası gibi aynı “milliyetçi” reflekslerle gördü. Yunan medyasında çıkan haberlere göre, Türk savaş uçaklarının ihlali ile alarma geçen Yunan savaş uçakları Türk savaş uçaklarını “başarılı” şekilde Yunan hava sahasından uzaklaştırmış.

22 Aralıktaki olayda sorulması gereken soru şu: Türk tarafının iddia ettiği gibi Yunan savaş uçakları mı Türk hava sahasını; yoksa Yunan tarafının iddia ettiği gibi Türk savaş uçakları mı Yunan hava sahasını ihlal etti?

Bu sorunun cevabı epey karışık. Teknik ayrıntılara çok da girmeden sorunun Türkiye ve Yunanistan tarafından nasıl görüldüğü şu şekilde özetlenebilir: Türkiye ile Yunanistan arasındaki Ege Denizi üzerindeki hava sahası konusundaki egemenlik sorunu en basit hali ile altı mil olan Yunan ulusal karasularının genişliği ile 10 mil olan hava sahasının genişliği arasındaki farktan doğmakta. Yunanistan Ege Denizi’ndeki ulusal karasularının genişliği altı mil olmasına karşın, ulusal hava sahasının genişliği 10 mil olarak iddia ediyor. Durum böyle olunca, Türkiye’nin, Ege Denizi’nde ulusal hava sahası sınırını altı mil olarak kabul etmesi ve bölgede yapılan ulusal ve NATO çerçevesindeki ortak tatbikatlar sırasında uçaklarını 10 millik kısım içerisinde uçurması, Yunanistan’ın sert tepkisine neden olmakta. İşte çoğu it dalaşı bu arada kalan ve Yunanistan’a göre kendi ulusal sahası Türkiye’ye göre ise uluslararası hava sahası olan dört millik alanda meydana geliyor.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki bir diğer sorun ise özellikle, askeri uçakların FIR (Flight Information Region) bölgelerine girerken, saptanan merkeze uçuş bilgilerini verip vermeyeceği konusundaki görüş ayrılığı. Yunanistan’a göre, Türkiye’nin Atina’nın sorumlu olduğu FIR alanına giren bütün askeri uçakların uçuş planlarını vermesi gerekiyor. Türkiye ise, bu görüşe karşı çıkıyor ve 1944’de imzalanan uluslararası sivil havacılık kurallarını düzenleyen Chicago Sözleşmesi’nin üçüncü maddesi, askeri uçakların uluslararası hava sahasında uçuşları sırasında uçuş planlarını vermek zorunda olmadığını ön görüyor. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait askeri nakliye uçaklarının uçuş bilgilerinin kesinlikle kendileri ile paylaşılmadığını vurgulayan Yunanlı askeri yetkililere göre; bu tavır uluslararası havacılık normlarına aykırı ve tahrik edici bir davranış.

Türkiye ise Yunanistan Atina sorumluluğundaki FIR bölgesini güvenlikleştirerek bir “egemenlik” alanı olarak kullandığını iddia ediyor. Yunanistan, Türkiye’nin, 1975 yılına kadar sessiz kalmasına rağmen bu yıldan sonra birden bire Yunan ulusal hava sahasını 10 mil olmasına karşı çıkmasını ve Türk askeri uçaklarının ihlal olarak nitelendirilen uçuşlarının sürdürülmesini, Yunan ulusal bütünlüğü ve güvenliği açısından bir tehdit olarak algıladığını sık sık açıklıyor.

Al-Monitor’a konuşan üst düzey bir Türk askeri yetkiliye göre Yunanistan’ın 10 mil ilan ettiği hava sahasını Ege üzerinde icra edilen NATO tatbikatlarında ittifak üyesi ülkelerin uçakları da dikkate almamakta. Örneğin, Ege denizi üzerindeki hava sahasında NATO tatbikatlarına katılan müttefik ülke savaş uçakları da, aslında Yunanistan’ın altı millik karasuları dışına taşan dört millik ek hava sahasını Türkiye gibi uluslararası hava sahası olarak kabul ediyor..

Bu tartışmalara konu edilen bir diğer nokta ise, Yunanistan’ın Limni adası çevresinde 3000 mil karelik bir geniş bir alanı “kontrol bölgesi” oluşturması. Türkiye’nin görüşüne göre, bütün uçakların önceden izin alarak uçabilecekleri iddia edilen Limni kontrol bölgesi, ICAO kurallarını ihlal etmekte ve sivil terminal kontrol istekleri için gereksiz derecede genişlikte.

Bu kadar teknik karmaşa içeren Türkiye ile Yunanistan arasındaki Ege hava sahası sorununun her iki ülkeye bilançosu ağır. Son 15 yılda bir Türk pilot Yunan savaş uçakları tarafından düşürülürken, iki Yunanlı pilot uçaklarının çarpışması sonucu öldü, yine iki Yunan ve bir Türk pilot da uçuşlar esnasında uçaklarının teknik nedenlerle düşmesi sonucu öldü.

Peki bu karşılıklı güvensizlik nasıl açıklanabilir? Al-Monitor’a konuşan emekli bir Türk havacı generale göre bu sorun Türkiye ve Yunanistan arasında 1990’lardan beri giderek belirginleşen realist tutum ve askeri bakış açısının bir sonucu. Şu anda Ege Denizi’nin ve üzerindeki hava sahasının paylaşımı hem Türkiye hem de Yunanistan için sıfır toplamlı bir güç oyunu. 2014 yılında Türkiye ve Yunanistan arasındaki hava sahası ihlallerinin sayısındaki artış da kaygı verici şekilde bu sıfır toplamlı oyunun daha da riskli hale gelmesi anlamına geliyor.

Bu sorun gelecekte neye evrilebilir? Bu konuda bir iyimser bir de kötümser görüş öne sürmek mümkün.

İyimser görüşe göre; Avrupa Birliği ve NATO’nun da yapıcı katkıları sayesinde Türkiye ve Yunanistan arasındaki diyalog ve güven arttırıcı önlemlerle sorunun önce yumuşatılması sonra liberal yaklaşımlarla çözülmesi mümkün. Örneğin, iki ülkenin Dışişleri Bakanlıkları ile Genelkurmay Başkanlıkları arasında tesis edilen direk telefon hattı olumlu bir diyalog girişimi. Yine Mayıs 2015’de Türkiye sorumluluğunda Konya’da yapılacak olan ve 11 ülkeden 100 savaş uçağının katılacağı NATO “Tiger Meet-2015” tatbikatına ilk kez Yunan savaş uçaklarını da davet edilmesi önemli bir güven artırıcı girişim.

Türk askeri yetkilere göre; özellikle Türk ve Yunan hava kuvvetleri arasında tatbikat, eğitim ve NATO bünyesindeki operasyonel faaliyetlerde bu tarz ortak görevler birbirlerini yakından tanımak ve karşılıklı yanlış anlaşılmaların önlenmesi için çok önemli. Bu nedenle bu tarz güven arttırıcı faaliyetler artarak devam etmeli. Ayrıca Avrupa BirliğiWnin (AB) meseleye olumlu katkısının olması da mümkün. Ege denizi üzerindeki hava sahasının çözümünün AB’nin Tek Avrupa Hava Sahası projesiyle gerçekleşeceğini düşünmek mümkün.

Bu proje kapsamında SEFIR Avrupa toplulukları ve üye ülkeler tarafından talep edilecek, bu talebin gerçekleşmesi durumunda Türkiye Ege Denizi’nde karşısında muhatap olarak Yunanistan’ı değil Avrupa Birliği’ni görecektir. Ancak ICAO’ya kurallarına göre yeni bir FIR düzenlemesi yapılabilmesi için bölgesel bir anlaşmanın yapılması gerekmekte ve bu anlaşmayı ICAO’nun onaylaması gerekmekte.

Kötümser görüşe göre; Türkiye’nin SEFIR projesinden dışlanması ve ABD’nin Ege hava sahası konusunda şimdiki tarafsız tutumunu bırakarak taraflardan birinin tezine yanaşması durumunda işler karışabilir. Özellikle Türk yetkililer Türkiye ile Yunanistan arasındaki bu sorunun Yunanistan tarafından AB’nin sorunu haline getirilmesinden büyük kaygı duyduklarını ifade ediyorlar. Şayet AB Yunanistan hava sahasının 10 mil olduğunu kabul ederse ve ABD de bu teze yaklaşırsa Türk yetkililere göre sorunun daha da büyümesi olası.

Sonuç olarak; bir süre daha Ege Denizi üzerindeki hava sahasında Türkiye ile Yunanistan arasındaki ihtilafın bir süre daha devam edeceğini söylemek mümkün. Ancak her iki ülkenin de yaklaşık 40 yıldır devam eden bu sorun hakkında askeri güç merkezli riskli realist yaklaşımlarına bir son vererek, diplomasiyi hızlandırmaları gerekiyor. AB ile ABD’nin de yapıcı katkılarıyla hemen hemen her hafta Türkiye ve Yunanistan’da pek çok kişinin ağzını yüreğine getiren bu sorunun çözülmesi mümkün.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Erdoğan Kafkasya’da macera mı arıyor?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | Tem 17, 2020
Fransa Türkiye için neden kullanışlı bir rakip?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Tem 10, 2020
Libya’nın Suriyeleşmesi senaryosu kime ne diyor?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | May 29, 2020
ABD: Rus jetlerinin Libya’ya gelişi NATO için tehdit işareti
Jared Szuba | Libya’daki çatışma | May 26, 2020
Libya Erdoğan’ın yüzünü güldürüyor mu?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | May 18, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Kredi ile ısınan ekonomiye döviz şoku
Mustafa Sönmez | ekonomi ve ticaret | Ağu 10, 2020
al-monitor
Libya hesaplaşması Türkiye’nin sınırlarına dayanıyor
Fehim Taştekin | | Ağu 3, 2020
al-monitor
İdlib’de tıklayan bomba: Uzlaşma mı savaş mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Tem 29, 2020
al-monitor
Kanal İstanbul hayaliyle rant oyunları
Mustafa Sönmez | Doğal çevre | Tem 22, 2020