Erdoğan-Gülen kavga ediyor peki ya diğer dini gruplar?

Erdoğan-Gülen kavgası AK Parti’ye oy, diğer dini cemaat ve tarikatlara ise kadro ve ekonomik imkân getirisi sağlıyor.

al-monitor .

İşlenmiş konular

turkey, religious freedom, recep tayyip erdogan, justice and development party, islam, gulen movement, business

Ara 30, 2014

Türkiye son bir yıldır tarihinde örneğine fazla rastlanmayan bir kavgaya sahne oluyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve partisi ile din adamı Fethullah Gülen arasındaki kavga şiddetlenerek sürüyor. Taraflar artık birbirlerine karşı daha sert. Ülke gergin ve neredeyse herkes kavgaya taraf olmaya zorlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin en büyük grubu olan Koç’un açılış töreninde söylediği “taraf olmayan bertaraf olur” sözü durumu çok iyi özetliyor. Arenaya çekilmek istenen halk için kavgayı tribünden izlemek lüks hale geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kavgada önce partisinin sonra da seçmen kitlesinin desteğini almayı başardı. Yerel seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçim stratejisini bu ‘kavga’ üzerine kurguladı. Bir zamanlar saygı ile bahsettiği Gülen’i ‘Haşhaşi’ gibi nitelendirmelerle itibarsızlaştırdı. Gülen grubuna yakın olduğu söylenen binlerce insan görevden alındı. İçlerinde tutuklananlar oldu. Son bir yıldır çıkarılan yasaların çoğunun bu grupla mücadeleye dönük olduğu yönünde genel bir kanı var. Gülen hakkında şu an ‘yakalama kararı’ çıkarılmış durumda. 20 yıla yakın süredir yaşadığı ABD’nden iadesi istenecek. Erdoğan siyaseten istediğini aldı. Partisi yerel seçimin kazananı olduğu gibi kendisi de Cumhurbaşkanı seçildi. Gülen Hareketi’ne yakın duran kişi ve kuruluşlar ise zor günler geçiriyor.

Türkiye’de onlarca “cemaat” ve “tarikat” var

‘Cemaat’ dendiği zaman sadece Fethullah Gülen hareketini akla getirmek doğru değil. Türkiye’de adına ‘cemaat’ ya da ‘tarikat’ denilen onlarca dini oluşum var. 

İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in 632 yılında ölümünün ardından 4 mezhep ortaya çıkmıştı. Daha sonra da tasavvufi akımlar ve tarikatlar doğdu. Kökenleri 11’nci yüzyıla kadar dayandırılıyor. Türkiye’de yaygın olan Kadirilik, Nakşilik gibi tarikatlar tarihsel kökene sahip. Selçuklu ve Osmanlı Devletleri döneminde büyüdüler. Türkiye Cumhuriyeti kurulunca çıkarılan ilk kanunlar arasında olan “Devrim Kanunları” ile getirilen yasak bile faaliyetlerine engel olamadı. Bugün adına “cemaat” denen yaygın dini taraftar kitlesine sahip olan Nurcular, Süleymancılar Cumhuriyet Dönemi’nin yasaklı yıllarında ortaya çıktı. Menzilciler, İskenderpaşa, Erenköy, İsmailağa gibi kökeni çok eskilere dayanan cemaatler de yasak ve engellemelere rağmen gücünü kaybetmedi.

Tarikat ya da Cemaat denilen yapıların siyasetle, iktidarla ilişkileri zaman içinde farklı şekillerde gelişti. Genelde dini özgürlükleri artıracağı umudu ve muhafazakâr söylemleri nedeniyle ‘sağcı’ partilere destek oldular. Sol, sosyal demokrat partilerden uzak durdular. Çok partili hayata geçilince Demokrat Parti’yi daha sonra da onun devamı olan Adalet Partisi’ni desteklediler. Türkiye, ‘İslamcı’ siyaset ile 1970’li yıllarda Necmettin Erbakan’ın kurduğu partilerle tanıştı. Kendisi de bir ‘tarikat’a bağlı olan Erbakan dini grupların sadece bir bölümünün desteğini alabilmişti. Dini gruplar, 1980 askeri darbesinden sonra özellikle Turgut Özal iktidarı ile ‘altın çağ’ını yaşadı. Kendisi de Nakşibendi tarikatına sempati duyan Özal, ‘din, vicdan ve teşebbüs özgürlüğü’ diye özetlediği liberal adımlarla dini grupların önünü açtı.

Erdoğan’ın sevdiği cemaatler

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’nin öncü kadroları, Necmettin Erbakan’ın eski yol arkadaşları. Dolayısıyla onların da bağlı ya da ilgili oldukları en azından sempati besleyip tercih ettikleri dini gruplar var. Bugün Fethullah Gülen’e çok ağır sözler söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ülkenin diğer dini kanaat önderlerinden Emin Saraç, Hayrettin Karaman, Osman Nuri Topbaş gibi isimlere büyük saygı duyduğunu hatırlatmalıyız. AK Parti içerisinde sadece milletvekilleri değil bakan düzeyinde de, cemaat ve tarikat bağlantısı olan isimler olduğu bilinen bir gerçek.

Erdoğan ve AK Parti, iktidarda oldukları son 12 yılda, Erbakan ve Özal’ı aşan bir başarıya imza attı. Cemaat ya da tarikatların çoğu bugün Erdoğan’ın liderliği ve AK Parti bayrağının altında toplanmış durumda. Daha bir kaç gün önce çoğunluğu bir cemaat ya da tarikata dayanan 150 “sivil toplum örgütü” 17-25 Aralık süreciyle ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tam destek verdiğini gazete ilanıylaaçıklıyordu. Aynı örgütler, yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi de benzer şekilde destek açıklamıştı.

AKP’ye destek vermeyen cemaatler

AK Parti’ye destek vermeyen dini gruplar olarak sadece Fethullah Gülen cemaati, Nurcuların bir kolu olan Yeni Asya Grubu, Süleymancılar ve Furkan Vakfı kalmış görülüyor. Bir tarikat lideri olan Haydar Baş’ın kendi siyasi partisi var. Kürt İslamcısı olan Hizbullahçılar da Hüda-Par isimli siyasi partinin etrafında örgütlenmiş durumdalar. Dini grupların AK Parti’ye verdiği açık desteği sadece ‘dini’ sebeplerle açıklamak doğru olmaz. Demokratik açılımların dindar kesime rahat bir nefes aldırdığı gerçek. AK Parti iktidarları döneminde dini eğitim veren İmam-Hatip’lerin önünün açılması, kamuda başörtüsü yasağının kalkması, dini propaganda ve faaliyetlerin önündeki engellerin aşılması gibi somut iyileştirmeler oldu.

AKP-cemaat tarikat ilişkisi: Kazan-kazan formülü

AKP’ye verilen desteğin altında önemli bir sebep daha var.

AK Parti ile Gülen grubu özellikle 2002-2011 döneminde yakın işbirliği içerisindeydi. Gülen grubunun iyi eğitim almış insan kaynağı bürokraside değerlendiriliyordu. Sivil toplum faaliyetleri destekleniyordu. Bu durumun “diğer”lerinin çok da hoşuna gittiği söylenemez. Parti ile cemaat arasında kavganın çıkması diğer dini gruplara geniş bir alan açtı. Cemaat kadroları tasfiye edilirken boşalan alanlara ilk tercih edilen isimler “öteki” gruplar oldu.

Cemaat ve tarikatlar ticari hayatın önemli aktörleridir. Holding, şirket, vakıf olarak bankacılıktan, öğrenci yurdu, yayınevi ve marketçiliğe kadar farklı alanlarda işletmeleri vardır. Bir yılda birkaç milyar dolarlık ciroya karşılık gelen işlerdir bunlar.

Bugün merkezi ve yerel yönetimlerde iktidarda olan AK Parti, Fethullah Gülen grubundan gelebilecek her türlü talebe kapılarını kapatmış durumda. Ayrıca, eğitim başta olmak üzere Gülen Cemaati’nin güçlü olduğu sektörlere diğer cemaat ve tarikatların yatırım yapmasını olabildiğince teşvik ediyor. Eskiden Cemaat’in öne çıktığı alanlarda, bugün devletin desteğini arkasına alan dini grupların yoğun bir şekilde yatırım yapmaya başladığını görüyoruz. Son bir yıl içerisinde yüzlerce özel okul ve öğrenci yurdunun açılmasını bu kavgaya borçluyuz.

Görüldüğü gibi burada dini cemaat ve tarikatlar ile AK Parti arasında “kazan-kazan” formülü geçerli. Kavganın AK Parti’ye oy, diğer dini cemaat ve tarikatlara ise kadro, ekonomik imkân getirisi olduğu bir gerçek. 

Seçime etkileri ne olur? Yüzde kaç oyları var?

2015 yılının Haziran ayında parlamento seçimleri yapılacak. Konjonktür bu şekilde devam ederse Gülen Grubu ve iki-üç cemaat dışındaki dini grupların tercihi yine AK Parti olacak. 

Peki, cemaat ve tarikatların oy oranları ve seçime etkileri nedir? Al-Monitor’a değerlendirme yapan kamuoyu araştırma şirketi ANAR’ın Genel Müdürü Dr. İbrahim Uslu’ya göre ölçebildikleri oran yüzde 7 civarında ve bu oran maksimum yüzde 10. MetroPoll Araştırma Merkezi Genel Müdürü Prof. Dr. Özer Sencer’e göre ise cemaat ve tarikatların gücü ve oyları abartılıyor. Toplam oylarının yüzde 6’yı geçmeyeceğini savunan Sencer, “Gülen Cemaati’nin oyu da yüzde 1.5-2’den fazla değil” diyor.

Sencer ve Uslu, önümüzdeki genel seçimlerde cemaat ve tarikat oylarının sonucu değiştirmeyeceği konusunda benzer görüşler söylüyor. Uslu’ya göre, “Bunlar küçük partilerle kombinasyonlar deneyebilirler ama sonuç değişmez. Ekonomik kriz olmadığı sürece AK Parti’nin oturmuş oy tabanı desteğini çekmez.”

Recommended Articles

Türkiye-İsrail ilişkileri: Yumuşama işaretleri ne kadar gerçekçi?
Amberin Zaman | | May 27, 2020
Türkiye hapsolduğu çemberi kırabilir mi?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | May 23, 2020
Koronaya karşı “Ayasofya” kartı
Kadri Gürsel | Kültürel Miras | May 20, 2020
Türkiye’de darbe mi olacak gerçekten?
Kadri Gürsel | | May 13, 2020
Rapor: Suriye Milli Ordusu Libya’ya çocuk askerler gönderiyor
Amberin Zaman | Libya’daki çatışma | May 8, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Libya’nın Suriyeleşmesi senaryosu kime ne diyor?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | May 29, 2020
al-monitor
COVID-19 salgınında hasat vakti: Virüs mü yoksulluk mu?
Sibel Hürtaş | | May 27, 2020
al-monitor
Türkiye hapsolduğu çemberi kırabilir mi?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | May 23, 2020
al-monitor
Koronaya karşı “Ayasofya” kartı
Kadri Gürsel | Kültürel Miras | May 20, 2020