Türkiye’de alternatif tip dönemi

Hükümet, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalma tedavi yöntemlerinin önünü açtı. Artık kan emen sülükler, yaraları iyileştiren sineklerle tedavi hastanelerde uygulanacak.

al-monitor .

İşlenmiş konular

turkey, tourism, ottoman rule, medicine, law, hospital, government

Ara 9, 2014

“Geç kalmayın size özel bitkisel çözümler burada... Kirli kanı emen sülüklerimiz, yaraları iyileştiren sineklerimiz, akıl hastalarını iyileştiren müziğimiz, hipnoz yöntemlerimiz var.”

Şaka değil, gerçek. Hükümetin sağlıkta dönüşüm programı yepyeni hizmetler sunmaya devam ediyor.

Türkiye’ de hemen her alanda olduğu gibi sağlık konusunda da ciddi değişiklikler yaşanıyor. “Tıbbın alternatifi büyücülüktür, şarlatanlıktır” sözü artık çağdışı oldu. Hastaneler ve sağlık kuruluşları önümüzdeki dönem ilk cümledekine benzer çağrılarla hasta çekmeye çalışacak.

Türk Tabipler Birliği, Ankara Tabipler Odası gibi meslek örgütleri “Tıbbın alternatifi olmaz. Bilimsel olarak kanıtlanmayan yöntemlerle gerçek tedavi uygulanamaz” diye karşı çıksa da geleneksel tıbbın Türkiye’deki hastanelerde uygulanmasının önü açıldı.

Sağlık Bakanlığı’nın 27 Ekim’de resmi olarak yürürlüğe giren “geleneksel ve tamamlayıcı tıp” yönetmeliği 14 uygulamayı esas alıyor. Buna göre, Akupunktur (vücudun çeşitli yerlerine iğneler batırılması suretiyle yapılan tedavi), Apiterapi (arı ve arı ürünleriyle yapılan tedavi), Fitoterapi (geleneksel bilgilere dayalı bitki ve bitkisel tıbbi ürünlerle yapılan tedavi), hipnoz, sülük, homeopati (kişiye özgü normalde etki etmemesi gereken ilaçlar tasarlanarak hastaya verilmesi), Kayropraktik (kas, omurga ve iskelet sistemine yönelik masaj benzeri müdahaleyle sinir sistemine etki etme), kupa çekme (hacamat), larva uygulaması (steril belirli bir tür kurtçuğun vücuda yerleştirilmesi), mezoterapi (cilt içine özel ilaç verilmesi), proloterapi (tahriş edici ya da çoğalmaya imkan veren özel ilaçların hasarlı bölgeye uygulanması), osteopati (kas-iskelet sistemine, deriyi herhangi bir şekilde bozmadan müdahale edilmesi), ozon uygulaması (ozon ve oksijen gazlarının karışımının hastaya verilmesi), refleksoloji (refleks alanlarına elle yapılan basınçla masaj benzeri tedavi) yasal olarak yapılabilecek.

Uygulamaları, sadece sertifika almış hekim ve diş hekimleri yapabilecek. Ancak bu kadar geniş kapsamlı uygulamalar bir sertifikasyon programında nasıl öğretilecek, doktorlar nasıl yetkin hale getirilecek, apayrı bir tartışma konusu. Türk Tabipler Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özden Şener’in 12 Kasım’da Hekim Postası’na verdiği demeç, bu konudaki endişelerin ciddiyetini ortaya koyuyor: “Bazı fakültelerde bu yöntemlerden bazılarına ilişkin derslerin başlatılacağını duyuyoruz. Tıp fakültelerinin bütün eğitim faaliyetlerinin bilimsel temelde yürütülmesi gerektiğini hatırlatıyoruz. Eğitim öğretim programını piyasanın şartları değil, bilimsel dayanaklar çizmeli. Piyasaya faydalı olmak adına Bakanlık tarafından hayata geçirilecek bu uygulamaya itiraz ediyoruz. Uzmanlık Dernekleri ile yürüttüğümüz çalışmalar doğrultusunda TTB olarak dava açacağız.”

Öte yandan alternatif tedavilerin bedeli Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından güvenceye alınmış değil. Yani ozondan, akupunkturdan yararlanmak isteyen vatandaş tedavi parasını kendi cebinden ödeyecek.

Kamuda uzun yıllar hizmet veren hukukçu Yaşar Sevük, devletin “herkesin beden ve ruh sağlığı içinde hayatını sürdürmesini sağlama” görevi olduğuna dikkat çekti. Al-Monitor’a konuşan Sevük’ün konuya ilişkin açıklaması şöyle:

“Eleştiri konusu yapılan bu özel tedavi yönteminin kontrolü, nasıl denetleneceği ve kimler tarafından uygulanabileceğidir. Ayrıca madem bu kapı açıldı, madem eski tıp yöntemleri devreye sokuluyor, o halde bunun sosyal güvenlik şemsiyesi altında olması gerekir. Eğer böyle fayda sağlanacağı düşünülüyorsa, bundan herkes eşit bir şekilde yararlanmalıdır. Devletin ‘sosyal adalet’ ilkesi bunu gerektirir. Oysa yönetmelik farklılık yaratıyor. Ancak cebinde parası olan hastanelerden yararlanıyor. Bakanlık bu kadim uygulamayı kayıt altına alayım derken, parası olmayan vatandaş yine ehliyetsiz kişilerin, alternatif tıp uygulamasını iyi bilmeyenlerin eline bırakılabilir.”

“Kültür ve Turizm Bakanlığı denetimindeki turistik yerlerde ünite-uygulama merkezi açılabilecek” denmesi ise yönetmeliğin bir diğer amacına işaret ediyor. Çünkü sülük tedavisi, ozon ve mezoterapi gibi uygulamalar turist çeken yörelerde çok yaygın. Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Ebru Basa yönetmeliğin asıl amacının sağlık turizmine kapı açmak olduğunu iddia ediyor. 

Dünyada da hızla artan geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları bazı ülkelerde şöyle: ABD, alternatif tıp için National Center for Complementary and Alternative Medicine (NCCAM) adlı bir kurum oluşturmuş ve 2010 yılında Ulusal Sağlık Enstitüsü (NİH) 520 milyon doları bu alandaki araştırmalara ayırmış. NCCAM sayıları düzineleri bulan geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını doğal ürünler, zihin ve beden tıbbı, fiziksel manipülasyona dayalı uygulamalar olarak üç başlık altında toplamış. Avusturya ve Almanya da ise geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının tamamına yakını lisanslı doktorlar eliyle yürütülmekte. Avustralya, Hindistan, Malezya ve Uzakdoğu ülkelerinde geleneksel ve alternatif tıp metotlarının kullanımının düzenlenmesi için yeni politikalar geliştirilmeye çalışılıyor.

Alternatif tıp yönetmeliği, Türkiye’de geleneksel ve tamamlayıcı tıpla ilgili ilk kapsamlı düzenleme. Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Alternatif Tıp Dairesi Başkanı Dr. Mehmet Zafer Kalaycı, düzenlemenin içeriğiyle ilgili bilgiler verirken hükümetin diğer uygulamalarında olduğu gibi; Osmanlı ve Selçukludan ilham aldıklarını söylüyor: “Müzikterapi, Osmanlılar ve Selçuklular döneminde uygulanmış bir tedavi yöntemi. Zamanında ruh sağlığı bozuk kişiler bu yöntemle tedavi edilmiş. Endikasyonlar (uygulanacak rahatsızlıklar) içinde psikolojik sorunlar da bulunuyor. Türk musikisinin bazı makamlarının hangi rahatsızlıklara iyi geldiğine ilişkin ülkemizde yapılan çalışmalar da var. Hatta geçmişte yapıldığı gibi bu musikinin içinde senfonik su sesi de kullanılıyor. Anadolu topraklarında tıp eğitimi verilen Gevher Nesibe adına kurulan kurumda müzikle terapi uygulanmış. Aynı şekilde Trakya'da Edirne'deki şifahanede de bu uygulamalar yapılmış." Türkiye'ye has 3 bin 500-4 bin civarında tıbbi bitki olduğunu, bunun doğru tarım uygulamalarıyla 12 bine kadar çıkarılabileceğini bildiren Kalaycı, bitkilerin yönetmelik kapsamındaki uygulamalarda kullanılabileceği görüşünde.

Pozitif tıp biliminde dünya literatürüne fazla katkı sağlayamayan Türkiye, alternatif tıbbı çabuk benimseyecek gibi görünüyor. Çünkü halkın büyük bölümü kulaktan dolma, dededen kalma yöntemlerle tedavi uygulamaya çok eğilimli. Bunun devlet eliyle teşvik edilmesi, Türkiye’de hızla yayılabilecek yeni bir tedavi sürecine girildiğini gösteriyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Turizmde 'eski normal' çok zor
Mustafa Sönmez | Koronavirüs | May 1, 2020
İran-Türkiye: Korona virüs riski
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Mar 3, 2020
Rusların Türkiye’deki gayrimenkul alımları niçin arttı?
Yekaterina Chulkovskaya | Bankacılık ve Finans | Şub 7, 2020
Vergilerimizle depreme karşı ne yaptınız?
Mustafa Sönmez | Alt yapı ve mimari | Oca 30, 2020
Filistinlilerin toprak mücadelesi Osmanlı arşivlerinden güç alıyor
Ahmad Melhem | israil filistin çatışması | Oca 14, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Yabancılar uzaklaşıyor, Saray yalnızlaşıyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 10, 2020
al-monitor
Fransa Türkiye için neden kullanışlı bir rakip?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Tem 10, 2020
al-monitor
Bağdat Kürtler için Ankara’yla kavgayı büyütür mü?
Fehim Taştekin | | Tem 8, 2020
al-monitor
Türkiye’nin döviz rezervi tahta bacaklı
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 6, 2020