İsrail'in Nabzı

Türkiye’deki Hamas “bürosu”

By
p
Article Summary
İsrail’in sınır dışı ettiği Hamas aktivisti Salih El Aruri, Türkiye’ye sığındı ve orada Hamas’ın parçalanmış yönetimine bir alternatif oluşturmayı başardı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Çok başlı bir hareket olan Hamas’ın güç merkezleri ve etki yöntemleri, değişen gerçeklere göre şekillenip kurumsallaştı. İsrail, Filistin bölgelerinde Hamas liderleri ile aktivistlerin peşini bırakmadı. Bu şekilde oluşan yönetim boşluğu, Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki güç merkeziyle karar verme aygıtını yurt dışındaki Hamas Siyasi Bürosu’nun kontrolüne kaydırdı.

Hareket içindeki güç mücadelesi, Hamas’ın bugünkü yapısının oluşmasını ve kurumsallaşmasını sağladı: Gazze Şeridi’ndeki lider kadrosu, Batı Şeria’daki lider kadrosu, İsrail hapishanelerinde yatan tutukluların liderleri ve zaman içinde Gazze’de oluşan Hamas’ın silahlı kanadı. Silahlı kanat kendi başına kritik kararlar alan, neredeyse özerk bir yapıya dönüştü.

Siyasi Büro’nun Şura Konseyi’nin yanında Hamas’ın en üst birimi olarak göreceli ağırlığı, mensuplarının Hamas’ın faaliyetlerini finanse etmek için topladığı paradan ileri geliyor. Siyasi Büro’nun Gazze’deki silahlı kanadı, siyasi lider kadrosundan farklı olarak Hamas kontrolünde Gazze Şeridi’ne akan büyük miktarlardaki silah sayesinde güç ve nüfuz sahibi oldu.

Hamas işte böyle çalışıyor ve 27 yıldır yaşadığı sarsıntı ve şokları bu şekilde atlatabiliyor. Hareketin tepe liderleri arasında güç dengesi değişse de yıllar içerisinde oluşan bu yapı özenle korunuyor.

Son dönemde Hamas’ın lider kadrosuna yeni bir isim eklendi: Salih El Aruri. Hamas’ın bilinen yapısı içinde önemli bir güce kavuşan Aruri, hareketin işleyişi üzerinde de kayda değer bir etkiye sahip. Hamas liderlerini kendi iradesi doğrultusunda yönlendiren bir etki… İstanbul’da yaşayan Aruri, Gazze’deki silahlı kanada benzer şekilde özerk hareket etmeye meyilli.

Hamas’ın Batı Şeria’daki silahlı kanadının kurucularından olan Aruri, daha önce Ramallah’ta yaşıyordu. Mayıs 2007’de İsrailli makamlar tarafından tutuklandı ve nisan 2010’da sürgün edildi. Aruri Gazze Şeridi’ne gitmek istedi. Ancak Gazze’de yaşaması hâlinde İsrail’e tehdit olur düşüncesiyle İsrail onu sınır dışı etmeyi tercih etti.

Ne var ki İsrail hata yaptı. Aruri Şam’a gitti ve orada Hamas Siyasi Bürosu’na katıldı. Suriye iç savaşı patlak verdiğinde Hamas lideri Halid Meşal önderliğindeki lider kadrosu Şam’dan ayrılınca Aruri Türkiye’ye gitti ve orada alternatif bir siyasi büro kurdu. O günden bu yana Aruri önderliğindeki Türkiye kanadı güç ve statü sahibi oldu. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hamas’a yönelik destekleyici tutumu bunda etkili oldu. Zira Hamas’ın Türkiye’deki bu üssü, bir nevi Hamas elçiliği olarak kuruldu. Bunun yanı sıra Aruri, kendi “bürosunu” ve genel olarak Hamas’ın faaliyetlerini finanse etmek için Türkiye’deki ve dünyadaki çeşitli İslami kuruluşlardan para toplama konusunda özel bir maharet ortaya koydu.

Aruri’nin bu faaliyetleri, Hamas Başkan Yardımcısı Musa Ebu Marzuk’un 1990’lardaki para toplama gayretlerini andırıyor. Bu gayretler, Hamas’ı o dönem en az iki kez mali çöküşten kurtardı. Ancak kendini Hamas’ın hizmetinde sadık bir nefer olarak gören Ebu Marzuk’un aksine Aruri, Hamas’ın ana önderliğinden neredeyse tamamen ayrı hareket eden, bağımsız bir üs oluşturdu.

Türkiye’deki kendi başına kararlar alan Hamas kanadı, karar süreçlerine Hamas liderliğini dâhil etmiyor, attığı adımların hareketin geneli için yarattığı sonuçları da hesaba katmıyor. Örneğin Türkiye’deki Hamas kanadı, haziranda Naftali Frenkel, Gil-Ad Shaer ve Eyal Yifrach ismindeki üç gencin kaçırılıp öldürülmesi olayına karıştı. Kavasime sülalesi ile Aruri arasındaki bağlar, Hamas açısından felaket getirdi. Meşal, kaçırma olayından önceden haberdar olmadığını, Hamas militanlarının olayda yer aldığını dahi bilmediğini kabul etti. Meşal o dönem dikkatini Filistin birlik hükümetinde yaşanan krize odaklamıştı. Kaçırma ve öldürme olayının sorumluluğunu üstlenen ilk kişi bizzat Aruri oldu. Aruri’nin 20 Ağustos’ta Ankara’da düzenlenen bir dini âlimler toplantısında sarf ettiği sözler, adeta tüm Hamas önderliğini gafil avladı.

Ancak Hamas hareketi, İsrail’e yönelik her terör saldırısının ardından yaptığı gibi saldırı Hamas liderlerinin düşüncesine ve hareketin mevcut çıkarlarına tümüyle aykırı olsa da teröristleri sahiplendi. Meşal ve Hamas eski Başbakanı İsmail Haniye’nin yanı sıra Batı Şeria, Gazze ve hapishanelerdeki Hamas liderliğinin tamamı, Aruri ile birlik oldu ve Aruri’nin Türkiye’den dayattığı birleşik bir radikal ittifak oluşturdu. Bu ittifakla Hamas’ın genel politikası kaydı. Neticede Hamas, Koruyucu Hat Harekâtı’nın içine çekildi ve Gazze büyük bir darbe yedi. Gazze liderleri bugün hâlen yaralarını sarıyor.

Aruri attığı adımlarla Hamas’ın mevcut hizipçi lider kadrosuna güçlü ve militan bir alternatif olarak konumunu pekiştirmek istiyor olabilir. Tüm bunlar, önceleri Batı Şeria’da pragmatik çizginin lideri olarak bilinen Aruri’nin şimdi benimsemiş olduğu sertlik yanlısı ideolojinin bir sonucu da olabilir. Amacı ne olursa olsun Aruri, Türkiye’den terör saldırıları planlamaya devam ediyor. Erdoğan’ın sıcak misafirperverliği de işini kolaylaştırıyor.

Şin Bet 27 Kasım’da Türkiye’deki Hamas kolunun güdümünde çalışan Hamas militanlarının İsrail’de bir dizi terör saldırısı planladığını açıkladı. Bunların arasında Kudüs’teki Teddy Futbol Stadyumu’na yönelik dev bir saldırı ve kentteki hafif raylı treni hedef alan bir eylem de vardı.

Türkiye’deki Hamas kolunun karıştığı bir diğer olay, Filistin Yönetimi’ne darbe düzenlemek amacıyla operasyonel bir altyapının oluşturulmasıydı. Şin Bet Başkanı Yoram Cohen, tutuklanan zanlıların isimlerini ve bu konudaki diğer bilgileri Koruyucu Hat Harekâtı devam ederken 18 Ağustos’ta Ramallah’ta görüştüğü Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’a iletti. Cohen’in sunduğu suçlayıcı belge ve kayıtlar Abbas’ı hayrete düşürdü. Abbas 23 Ağustos’ta Katar’da Meşal ile sert bir görüşme gerçekleştirdi. Katar Emiri Şeyh Tamim Bin Hamad El Tani’nin de katıldığı görüşmede Abbas, Hamas’ın kendisine darbe planladığı gerekçesiyle Meşal’i azarladı. Meşal, böyle bir plandan haberi olmadığını belirtti. Anlaşılan Aruri Türkiye’deki faaliyetleriyle Meşal’e bir “sürpriz” daha yapmıştı.

Kendisi de Katar’da Şeyh Tamim’in himayesinde yaşayan Meşal, Erdoğan’ın himayesinde oluşan yeni güç merkezinin kendi konumunu tehdit ettiğinin pekâlâ farkında. Aruri Hamas’ın politikalarını etkilemekte başarılı oluyor ve Hamas liderliğine ciddi meydan okuyor.

Meşal’e karşı Aruri, Katar’a karşı Türkiye, Şeyh Tamim’e karşı Erdoğan derken Aruri üstün çıkıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkey, palestine, leadership, khaled meshaal, israel, hamas

Shlomi Eldar Al-Monitor'un İsrail'in Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Son yirmi yıldır İsrail'in Kanal 1 ve Kanal 10 televizyonları için Filistin Yönetimi’ni, bilhassa da Gazze Şeridi'ni takip eden Eldar, Hamas'ın doğuş ve yükselişini yakından izlemiştir. Eldar, 2007'de İsrail'in en saygın medya ödülü Sokolov Ödülü'ne layık görülmüştür.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept