Türkiye'nin Nabzı

Jandarma’nın İçişleri Bakanlığı’na bağlanması: Reform mu, zamanlama hatası mı?

By
p
Article Summary
Görünen o ki hükümetin “Jandarmayı sivilleştirme” kararı hem gerekçeleri hem de zamanlaması itibarıyle kamuoyunu tam da ikna edebilmiş değil.

Türkiye’nin 81 ilinin ve 957 ilçesinin tamamında bulabileceğiniz herhangi bir Jandarma birliğine gittiğinizde, sizi hemen girişte Atatürk’ün “Türk Jandarması bir kanun ordusudur” sözünün yazılı olduğu bir tabela karşılar. Gerçekten de,  175 yıllık tarihi geçmişi ve 1 Ekim itibarıyla 190.000’e yakın personel mevcudu ile Türkiye’nin yaklaşık %80’inden sorumlu olan Jandarma Genel Komutanlığı, Komando Tugayları, hava unsurları, özel harekat taburları, Ankara’daki Özel Operasyon Timleri ve Van’da konuşlu Türkiye’nin PKK ile mücadelesindeki en kritik birliği olan Asayiş Kolordu Komutanlığı’yla bir “askeri makineye” benzer.

Ancak Kasım ayı içinde Jandarma nizamiyelerinde Atatürk’ün sözünün yer aldığı bu tabelalar inebilir çünkü Başbakan Ahmet Davutoğlu, Jandarma Genel Komutanlığı’nın Genel Kurmay Başkanlığı’ndan İçişleri Başkanlığı’na bağlanacağını açıkladı. Hükümete yakın çevrelerde en geç Kasım ayı içinde bu teklifin yasalaşacağı konuşuluyor.  

Yasa teklifinin de Meclis'te kabul edilmesinin ardından jandarmada bir dönem geride kalacak. Kurumun, atama, tayin ve sicil işlemleri yönünden bağlı bulunduğu Genelkurmay Başkanlığı ile ilişkisi kesilecek, şimdi başında orgeneral olan Jandarma Genel Komutanlığı İçişleri Bakanlığı’na bağlı ve başında muhtemel sivil bir valinin olacağı bir genel müdürlüğe dönüşecek.

Ülkenin güvenlik mimarisini derinden etkileyecek olan bu yapısal dönüşüm arifesinde Türkiye’de tartışmalar her zamanki gibi mizah dergilerini aratmayacak kadar komik şekilde ilerliyor. Örneğin, Jandarma’nın İçişleri Bakanlığı’na bağlanacağı haberinin çıktığı 23 Ekim 2014 günü haberi yapan 9 ulusal günlük gazetenin haberlerinin tümünde öne çıkan en önemli sorun eski rengi haki yeşili olan Jandarma üniformasının sivilleştikten sonra renginin ne olacağıydı.

İşin magazin kısmını bir kenara bırakırsak, Türkiye’nin güvenlik mimarisindeki bu yapısal dönüşüm kararına yönelik Türkiye’de üç ana görüşün belirdiği söylenebilir. Bunlardan ilki Jandarma’nın İçişleri Bakanlığı’na bağlanması kararını koşulsuz destekleyenler, ikincisi bu kararı siyasi ve teknik gerekçelerle desteklemeyenler, son grup ise her ne kadar Jandarmanın sivilleşmesi kararını prensipte kabul etse de “Neden şimdi?” diye soranlar.

Kararı koşulsuz destekleyenlerin temel gerekçesi, Jandarma’nın sivil İçişleri Bakanlığı’na bağlanması sayesinde “iç güvenliğin sivilleşeceği” ve özgürlüklerin artacağı görüşü. Örneğin,  hükümete yakın Akşam Gazetesi yazarlarından Gülay Göktürk’e göre hükümetin bu cesur adımı sayesinde artık Türk Ordusu, siyaset ve toplum üzerindeki en büyük baskı araçlarından birini kaybetmiş olacak. Yine, Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu’na göre Jandarma’nın tüm yetkilerinin İçişleri Bakanlığı'na verilmesi sayesinde özgürlükler artacak, hizmetlerinin tek elden yönetilmesi suretiyle iç güvenlik yönetiminde etkinlik sağlanacak, sivil asker ilişkilerinde önemli oranda sivilleşme ve demokratikleşme sağlanacak. Hatta, uzunca bir süre sonra Avrupa Birliği (AB) adında bir kurumun olduğunu hatırlayan hükümete yakın medyada, AB Türkiye Daimi Temsilcisi Stefano Manservisi’nin bu reformu övdüğü ve sınır güvenliğindeki bu sivilleşmenin serbest dolaşım diyaloğunu kolaylaştıracağına yönelik açıklamaları bile yer aldı.

Bazıları ise karara siyasi gerekçelerle karşı çıkıyor. Milliyetçi Yeniçağ’da yazan Ümit Özdağ’a göre;  Jandarma’nın İçişleri Bakanlığı’na bağlanmasıyla demokratikleşme yerine AKP’nin istediği kadroları Jandarma havuzuna doldurması hedefleniyor. Gerçekten de Jandarma’nın 120.000 kişiye yaklaşan zorunlu asker kadrosu memur kadrosuna çevrildiğinde AKP il ve ilçe başkanlıklarının personel kadrolaşması için önemli bir havuz oluşmuş olacak.

Diğer yandan, Doç.Dr. Sait Yılmaz’a göre; bu karar aslında çözüm sürecinde PKK-HDP ile müzakere sürecinin bir sonucu. Yılmaz’a göre, bu karar sonrasında Jandarma pasifize edilecek, oluşacak siyasi ve güvenlik boşluğu PKK militanlarının da “öz savunma gücü” olarak bölgeye dönüşüne izin verecek.  Bu da özerk Kürt yönetiminin kurulmasının ilk ve en önemli adımı olacak.  Bunun için de  Genelkurmay’dan değil de, siyasi iktidardan emir alan, tıpkı polis gibi siyasi iktidarın güdümündeki sivil İçişleri Bakanlığı ve valinin sicil ve ceza sistemi ile hareket eden bir Jandarmaya ihtiyaç var.

Yine, Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’e göre; Jandarma kendine has kurumsal kültürü ve değerler sistemi olan, askeri disiplin ile kolluk yetkilerini çok iyi birleştirebilmiş, tarihi ve geleneği olan bir kurum. Bu açıdan Jandarma, Türkiye’nin içinden geçtiği şu zor günlerde hayati bir güvenlik enstrümanı. Pekin’e göre hükümeti böylesine riskli bir dönemde bu kararı almaya iten temel neden; siyasi karar alıcıların özellikle il ve ilçelerdeki Jandarma birimleri üzerinde doğrudan yetki sahibi olmak istemesi ve Jandarmanın nispi otonomisini yok ederek onu “Ak Polis” gibi “Ak Jandarma” haline getirmeyi hedeflemesi.  Aynı düşüncede olan ve adının açıklamasını istemeyen Ankara’daki bir başka güvenlik yetkilisine göre, özellikle Temmuz ayında Adana’da MİT tırlarının “suçüstü” yakalanmasının faturası hükümet tarafından Jandarmaya kesildi. AKP Hükümeti ileride bu tür durumların yaşanmaması için, Jandarmayı da siyasi iradeye bağlamak istiyor.

Karara teknik nedenlerle karşı çıkanlar da var. Örneğin, adını vermek istemeyen ve halen görevde olan üst düzey bir Jandarma yetkilisine göre bu kararın ekonomik maliyet analizi, fayda ve mahzurları, ayrıca bağlanma sürecinin başlaması ile oluşabilecek güvenlik riskleri yeterince analiz edilmemiş gibi görünüyor. Aynı yetkiliye göre, örneğin, bu reformun 2013 yılı bütçesi yaklaşık 3 milyar dolar olan Jandarma’nın bütçesine ek yükü yaklaşık 10 milyar dolar olacak. Bu ek yükün yaklaşık %70’i ise askerlik hizmetlerini “bedava” yapan erbaş/erlerin yerine işe yeni alınacak olan memurların maaşları olacak. Bu kararın da “etkinlik” açısından soru işaretleri yaratacağına dikkat çeken yetkilinin şu bilgileri veriyor: 2008 yılında bütün Türkiye’deki cezaevlerinin dış güvenliği Jandarma’dan alınmış ve bu kamuoyuna büyük bir reform olarak lanse edilmişti. Ancak aradan 6 yıl geçmesine rağmen sivil güvenlik şirketlerine devredilen cezaevi dış güvenliği sistemindeki kalite Jandarma dönemine kıyasla daha kötü.

Ayrıca, çalıştıkları yerler, çalışma koşulları ve sık tayin nedeniyle Jandarma’nın özellikle alt kademede kaliteli sivil personel bulamayacağına dikkat çeken bu yetkiliye göre zamanlama açısından hatalı şekilde ve apar topar yapılan “sivilleşme” hamlesi yarar yerine önemli güvenlik açıklarına yol açabilir.

Bu kararı bir zamanlama hatası olarak eleştirenler de var. Örneğin, Lale Kemal “Uzun süredir beklenen Jandarma Reformu yanlış zamanda geldi” başlıklı yazısında bu kararın aslında hem gecikmiş hem de içinde bulunduğu paketteki diğer yasa değişiklikleri ile düşünüldüğünde, zamanlaması açısından Cumhurbaşkanı  Erdoğan’ın otoriter eğilimlerini güçlendirecek şekilde dizayn edilmiş görünüyor. Bu zamanlama ile Kemal, özellikle AKP hükümetinin “sivilleşme” niyetinden kuşku duyduğunu vurguluyor.

Yeni düzenlemenin Jandarmayı siyasi otoritenin kontrol altına almayı amaçladığını savunan CHP Milletvekili Bülent Kuşoğlu ise önemli bir hususa dikkat çekiyor. Kuşoğlu’na göre: Yaklaşan genel seçimler öncesinde Türkiye’nin büyük bölümünü kontrol eden Jandarma’nın uzman görüşler alınmadan ve aceleyle İçişleri Bakanlığı’na bağlanmasının seçimlerde AKP’ye büyük avantaj sağlayacak.

Zaten Jandarmanın İçişleri Bakanlığı’na bağlanacağı açıklandıktan sonra  Genelkurmay Başkanlığı’nın konu ile ilgili rahatsızlıkları da basına yansımıştı. Askerler özellikle şu noktalar üzerinde duruyor:

  • Jandarmanın siyasi etkilere açık hale gelebileceği,
  • Jandarma personelinin atama, ceza, ödül, tayin ve görevden uzaklaştırma yetkilerinin yerelde valilere bırakılması durumunda hem Jandarma içinde disiplin anlayışı zedelenebileceği hem de personelin moral ve motivasyonunun olumsuz etkilenebileceği,
  • Yeni düzenleme sonucu askeri başarının olmazsa olmazlarından olan “mutlak itaatin” zarar göreceği, Doğu ve Güneydoğu’da PKK ile mücadele eden birliklerin çoğunlukla Jandarma ve Kara Kuvvetleri personeli karmasından oluşması nedeni ile Jandarma’nın İçişleri’ne bağlanması durumunda emir komutada ciddi boyutta aksaklıklar yaşanabileceği,
  • Bir savaş halinde TSK personelinde yaklaşık 200 bin kişilik bir azalma olacağı,
  • Jandarmanın özellikle terörle mücadele konusundaki arşivi ve istihbarat ağının yok olacağı ve bu tecrübenin yok olmasının ülkede güvenlik zafiyetine yol açabileceği,
  • Kararın, PKK’nın sokak kalkışmalarının başladığı ve IŞID tehdidinin büyüdüğü bu süreçte zamanlaması açısından büyük riskler içerdiği 

Özet olarak; Jandarma’nın İçişleri Bakanlığı’na bağlanacağı açıklamasından sonra kararı destekleyenler “sivilleşme” gerekçesine vurgu yaparken, karşı çıkanların bir kısmı Jandarmanın siyasallaşacağından endişe duyuyor, diğer bir kısmı ise konuya etkinlik (effectiveness) ve verimlilik (efficiency) prensipleri açısından yaklaşıyor. Üçüncü bir grup ise kararın zamanlamasını yanlış buluyor.  Görünen o ki, hükümetin “Jandarmayı sivilleştirme”  kararı hem içeriği hem de zamanlaması itibarıyla kamuoyunu tam olarak ikna edebilmiş değil. Bu kararın gerekçeleri ve muhtemel sonuçları hakkında Türkiye’de her kesimde endişe ve kaygı var. Özellikle siyasal şeffaflığın zayıfladığı son günlerde bu kararla ilgili “Neden şimdi?” sorusuna halen yanıt bulunamıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkey, security and intelligence, politics, police, ministry of interior, military
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept