İsyancıları silahlandırmak Suriye’deki yangını körükler

Suriyeli isyancıları silahlandırmak, savaşı uzatan ve muhtemelen radikalleri palazlandıran tehlikeli bir hamle olur. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor .
Edward Dark

Edward Dark

@edwardedark

İşlenmiş konular

west, weapons, syria, rebels, opposition, jihadists, civil war, aleppo

Kas 6, 2014

Suriye savaşında yine kritik bir dönemeç yaşanıyor. El Kaide’nin Suriye’deki resmi kolu Nusra Cephesi’ne mensup cihatçılar, ılımlı isyancıları İdlib’teki kalelerinde bozguna uğratıyor. Nusra Cephesi, İslam Devleti’nin doğuda yaptığı gibi kuzeyde de ılımlı isyancıların varlığını tümden ortadan kaldırabilir.

Dikkatler şimdi Halep’e çevriliyor. İsyancılar burada hem cihatçılara hem de ilerleyen rejim güçlerine karşı son mücadelesini veriyor. İsyancılar İdlib’de olduğu gibi kaderleriyle baş başa mı bırakılacak, yoksa birileri yardıma mı gelecek? Gelirse kim ve nasıl gelir? Fransa ve Türkiye’nin istediği olursa isyancılar kurtulabilir. Ancak şu an görünen o ki ABD eski isyancı müttefiklerinden vazgeçmiş, onları defterden toptan silmiş.

Hâl böyle olunca Haleplilerin kafası yanıt bekleyen sorularla uğulduyor. Bir zamanlar hayat dolu bir metropol olan bu şehir, o eski güzelliğinin ve ihtişamının acıklı, çarpık bir hayaletine dönüşmüş durumda. İsyancıların tuttuğu doğu Halep’in yıkık, terk edilmiş mahallelerinde sokaklar donuk, molozla kaplı. Şehrin rejim kontrolündeki batı yakası ise gündüzleri telaşlı bir koşturmaya sahne oluyor, savaşın tükettiği halk çaresizce günlük yaşamını sürdürmeye, hayatta kalmaya çalışıyor. Geceleyin kentin her iki tarafı karanlık ve ıssız. Ama yine de bir nebze huzur ve sükûnet yok. Eve kapanan halk, hem soğuktan hem dinmeyen silah ve patlama sesleriyle ürperiyor.

Kentte yaşam berbat. Bu iki yılı aşkındır böyle. Suriye ulusunu paramparça eden iç savaş doğduğum kente hoyratça girip demir attığından bu yana savaş ve yıkım kesintisiz devam ediyor. Şehir halkı, aşağılayıcı sefalet ve acılar içinde hayata tutunmaya çabalıyor. Ekonomi ve altyapının çökmesiyle birlikte en temel ihtiyaç kalemlerinde bile kıtlık yaşanıyor, halkın çoğu bunlara ulaşamıyor. Ölümün gölgesi daima üzerinizde geziniyor. Her an sizin canınızı ya da yakınlarınızın canını almaya hazır. Halep küçük bir Suriye gibi. Buradaki acılar, diğer her yerde olduğu gibi somut ve korkunç. Acılar dost, düşman, rejim yandaşı veya muhalif yanlısı diye ayrım yapmıyor. Hepimizi etkiliyor.

Ne tuhaftır ki bugün Suriyelileri birleştiren tek nokta, bu ortak mağduriyet olabilir. Ancak ben yine de acıların bitmesinin, bu acıları doğuran savaş ve katliamların bir an önce sona ermesinin de insanları birleştiren ortak bir arzu olduğuna inanıyorum. Biz artık olup bitenden kimin sorumlu olduğuyla ilgili değiliz. Hatta harap kentlerimizin enkazı üzerine kurulacak, harcında çocuklarımızın kanı ve kemiklerinin olacağı o zafer tahtına kimin oturacağını da pek umursamıyoruz.

Ne var ki bizim arzularımız, ülkemizdeki iç savaşta ipleri elinde tutan güçlerin istekleriyle örtüşmüyor. Bizim sesimizi duyan yok. Paradoksların en büyüğü, barışı sağlamak adına şiddet ve savaşın teşvik ediliyor olması. En azından “barışçı müzakerelerle siyasi çözüm” nakaratının bir türlü gerçeğe dönüşmemesine bakılırsa işler böyle bir hâl alıyor.

Ölmeye, acı çekmeye devam etmemizi isteyenler, bunun gerekçesi olarak bizi zulümden kurtarmak ya da bizi aşırıcılığa karşı korumaktan bahsediyor. Bunların ikisi de yalan. Ancak bizim burada müstehzi bir şekilde söylediğimiz gibi bu savların ortak bir doğru noktası da var: Her ikisi bizi bu ölümlü dünyadan “kurtarmak” istiyor.

İleriye dönük net bir strateji, savaşı makul şekilde bitirmeye dönük bir plan olmaksızın “ılımlı” isyancıları silahlandırmak hiçbir fayda sağlamaz. Bunun doğuracağı tek sonuç, savaşı ve çektiğimiz acıları süresiz olarak uzatmak olur. Zira bu yöntem, daha önce denenen ve amacına ulaşamamakla kalmayıp feci şekilde ters tepen başarısız stratejilerin yeniden ısıtılmasından ibarettir.

Muhalefetin İstanbul’daki Batı ve Körfez destekli şemsiye grubu, Suriye’de hiçbir itibarı ve fiili etkinliği olmayan düzensiz, darmadağın bir yapıdır. Cephedeki güç olması planlanan isyancılar ise bugün tükenmiş durumda. Bu gruplar, rejimi devirme şanslarının en yüksek olduğu 2012 ortalarında duraksadılar. Daha da kötüsü, ele geçirdikleri bölgelerde bir nebze bile istikrar ve sivil yönetim sağlayamadılar. Aksine, çıkar amaçlı suç örgütlerine dönüşerek birbirine girdiler, parazit misali kendi halklarını sömürdüler, tetikte bekleyen açıkgöz ve fırsatçı radikallerin dolduracağı otorite boşlukları yarattılar. Bunun üstüne bir de rejimin savaş uçakları, füzeleri, varil bombalarıyla evleri ve hayatları yıkılan birçok çaresiz insan, hem manevi olarak hem savaş alanında daha cazip bir teklifle gelen aşırılıkçıların etkisiyle radikalleşti. O günlerden itibaren isyancılar, daha etkili ve disiplinli olan cihatçı militanlar karşısında geriledi. Rejim de hem savaş alanında hem savaş alanı dışında kuvvetli müttefiklerinden aldığı büyük destekle toparlandı ve isyancıları geri püskürttü.

Muhalefetin ve isyancıların ciddi yapısal arızaları düzeltilmeden bunlara silah verilmesi, ters tepmenin ötesinde son derece tehlikeli de olabilir. Zira bunların birçoğu, yanlarına silahlarını da alıp cihatçı gruplara geçebiliyor. İsyancıları silahlandırmak fiilen radikalleri silahlandırmaktır. O kadar.

Geçmişte büyük başarısızlığa uğramış bir stratejiyi tekrar canlandırmak ve bu defa sonuç alınacağını ummak, ya temel olguları kavramakta müthiş bir acizliğe ya da çaresizlik ve kafa karışıklığına işaret ediyor. Hayatları bu kararlardan doğrudan etkilenen milyonlarca Suriyeli için bu çok kötü bir haber. Ilımlı isyancıların ortadan kalkmasıyla Batılı güçler ile Türkiye’nin Suriye iç savaşındaki etkisi büyük ölçüde azalacak. Onlar da bu yüzden isyancıların sahneden çekilmesini hiç mi hiç istemiyor. İslamcıların gücü ve ağırlığı artmaya başladığından beri nüfuzları geriliyor. Batı ve Türkiye için durum iki ucu keskin bir kılıçtan ibaret. Suudi Arabistan ve Katar’ın ise böyle bir sorunu yok. Zira onlar bir süredir bu İslamcı grupların bazılarını finanse etmek ve desteklemekle meşgul.

Ülkemdeki sayısız oyuncu ve bunların vekilleri tarafından çevrilen dolaplar yüzünden benim halkım, kendisine ballandıra ballandıra vaat edilen özgürlüğü asla göremedi. Aksine, başkalarının art niyetli çıkarlarıyla yön alan riyakâr bir savaşın içine düştü. Birileri Pandora’nın Kutusu’nu Suriye’ye getirip açtı. Şimdi kötü ruhları kutunun içine geri sokmaya uğraşmaları şaşırtıcı değil. Zira ortaya saldıkları canavar artık kendilerine yöneliyor.

Bugünlerde nihayet bir umut ışığı olabilirmiş gibi görünüyor. Azcık aklıselimle gelen çağrılar üzerine bölgesel ateşkesler ve “savaşı dondurmak” için yapılacak girişimler şimdilik geniş destek toplamış durumda. Suriye halkının büyük çoğunluğu da bu girişimleri olumlu karşılayacaktır. Ancak o güne kadar biz yine belirsizliğin pençesinde bu kâbusun bitmesini bekleyeceğiz. Bu arada çilemizi lütfen daha da çekilmez bir hâle getirmeyin. Bizleri öbek öbek yutan bu cehennem ateşine daha fazla benzin dökmeyin. İsyancılara silah vermeyin.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Rusya, SDG ile Suriye rejimi arasındaki gerginlikten nasıl çıkar sağlıyor
Khaled al-Khateb | Suriye çatışması | Oca 27, 2021
Türkiye’ye karşı gizemli cihatçı cephe
Fehim Taştekin | | Oca 25, 2021
Türkiye-Yunanistan kavgası Rusya’ya kazanım sağlayabilir mi?
Anton Mardasov | Sınır ihtilafları ve ilhak  | Eki 22, 2020
İdlib’deki zamansız gerilimden savaş çıkar mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Eyl 25, 2020
Suriyeli Kürtler ABD’li bir petrol şirketiyle anlaşma imzaladı
Amberin Zaman | Petrol ve gaz | Tem 30, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Suriye'nin Nabzı

al-monitor
İdlib halkı TL’den umduğunu bulamadı
Sultan al-Kanj | İdlib | Şub 25, 2021
al-monitor
Deyrizor: SDG’nin zorunlu askerlik uygulaması geçim sıkıntısını artırıyor
Dan Wilkofsky | Suriye çatışması | Şub 22, 2021
al-monitor
İdlib’deki Türk birliklerini hedef alan saldırılar kime yarıyor?
Khaled al-Khateb | İdlib | Şub 15, 2021
al-monitor
Rusya, SDG ile Suriye rejimi arasındaki gerginlikten nasıl çıkar sağlıyor
Khaled al-Khateb | Suriye çatışması | Oca 27, 2021