Türkiye'nin Nabzı

Türkiye en değerli varlıklarını dünya pazarına sunuyor

By
p
Article Summary
Hükümet 2015’ten itibaren fabrikaları, otoyolları, limanları satmaya hazırlanıyor. Muhalefet “fabrikaları kapatıp arazilerine rezidans ve alışveriş merkezi yapacaklar” diye tepki gösteriyor. İşçiler “işten çıkarılma” korkusu yaşıyor.

Türkiye ekonomisinde çarkları çevirebilmek için kaynak arayışını sürdüren Hükümet, kamunun elindeki değerli fabrikaları, şirketleri, otoyolları, limanları 2015 yılından itibaren yerli ve yabancı yatırımcılara satma kararı aldı. Bu satışlarla özelleştirme gelirinde yeni rekorların kırılması bekleniyor.

Türkiye bugüne kadar en büyük özelleştirme gelirini 12.4 milyar dolarlık satışla 2013 yılında sağlamıştı. 2014 yılında ise 10 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı. Önümüzdeki yıl 12.4 milyar dolarlık rekorun üzerine çıkılacağı şimdiden kesinlik kazanmış durumda. Çünkü sadece Spor Toto ve At Yarışlarının özelleştirilmesinden 10 milyar dolar civarında gelir bekleniyor. Satışa çıkarılan diğer kuruluşların büyüklüğü göz önünde bulundurulduğunda bu rakamın katlanma ihtimali bile var.

Satış listesi

Şimdiye kadar yapılan özelleştirmelerle devletin; petrokimya, demir-çelik, petrol rafinerisi, alkol, tütün, elektrik dağıtımı olmak üzere birçok sektörden tamamen çekildiği bildiriliyor. Bankacılık, sigortacılık, telekomünikasyon ve hava taşımacılığında ise devlet payının azaldığı vurgulanıyor.

Peki, önümüzdeki dönemin özelleştirme hedefinde hangi sektörler ve şirketler var?

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 6 Ekim’de yaptığı açıklamaya göre, 2015 yılından itibaren dünya pazarına sunulacak şirketlerin listesi şöyle: Spor Toto, At Yarışları, elektrik üretim santralleri, otoyol ve köprüler, bazı limanlar, Erzurum Kış Olimpiyatları tesisleri, 25 şeker fabrikası, Halk Sigorta, Halk Emeklilik, bir çok ilde devlete ait gayrimenkuller, arsalar, Güllük Marina. Bunlar da dahil pek çok önemli özelleştirme projesi yerel ve uluslararası yatırımcıların ilgisine sunulacak. Ayrıca Türksat’a ait Kablo-TV operasyonları, BOTAŞ’ın iletim hatları, Türkiye Elektrik İşletmeleri Anonim Şirketi'ne ait kamu hisselerinin yüzde 49 hissesi satılacak. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı halka arz edilecek. İstanbul’un Haydarpaşa Projesi özelleştirilecek. Eti Maden’e ait sülfürik ve borik asit fabrikaları da satılacak. Bunların yanı sıra özelleştirme programına almak üzere birçok sektörde yeni şirketler üzerinde de çalışma yapılıyor.

Mehmet Şimşek, yeni dönemde devletin bir çok alandan çekileceğini ve bunları daha etkin, daha verimli çalıştırabilecek özel sektöre devredeceklerini belirterek “bundan hem devlet, hem vatandaş, hem özel sektör kazançlı çıkacak” dedi.

Şimşek, özelleştirme gerekçesini şöyle açıkladı: “Bizim amacımız daha verimli bir işleyişi sağlamak, daha çok insanımıza istihdam ortamı oluşturmak, sektörlerde rekabet ortamı oluşturmak, kaliteyi artırmak. Bunu elektrik dağıtım sektöründeki özelleştirmelerde ortaya koyduk. Hem kayıp kaçak oranı azaldı, hem devlet daha çok gelir elde etti, hem de vatandaşa daha kaliteli hizmet gitmeye başladı. Bu başarıyı diğer alanlarda da yakalayacak bir model üzerinde çalışıyoruz.”

'Şirket arazilerine residans ve iş merkezi yapacaklar'

Ancak muhalefet Maliye Bakanı ile aynı görüşte değil.

Özelleştirmeleri yakın takibe alan CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın, Al-Monitor’un sorularını yanıtladı.

Şekerbank ve Vakıfbank’ın eski Genel Müdürü olan Ayaydın, 25 Şeker Fabrikasının satış kararını değerlendirirken, fabrikalara ait geniş araziler bulunduğuna dikkat çekerek, bunları satın alacak kişilerin arazilere rezidans ve iş merkezi yaptıktan sonra tesisleri kapatmasından endişe ettiğini söyledi. Ayaydın, özelleştirildikten sonra kapatılacak tesislerin hem işsizliği artıracağını, hem de üretimin düşmesine neden olacağını öne sürdü.

Vakıfbank’ın Hazine’ye devri konusundaki çalışmaları ise “özelleştirilme hazırlığı” olarak yorumlayan Ayaydın, “Eğer Vakıfbank gibi büyük kuruluşlar da satılırsa 2015 yılında 12 milyar dolarlık özelleştirme hedefinin çok çok üzerine çıkılır” dedi.

Ayaydın’ın değerlendirmesi şöyle: “Hükümetin hızla özelleştirmeye yönelmesi, kaynak sorunu olduğunu gösteriyor. Özelleştirme bütçeye kaynak bulmak için kurumları satmak değildir. Şirketleri verimli hale getirip özel sektöre devredersiniz, özel sektör yeni yatırımlarla kapasiteyi ve üretimi artırıp, şirketleri çalıştırmaya devam eder. Daha fazla istihdam yaratır. Bizim anladığımız ideal özelleştirme budur. Ama Hükümetin amacı bu değil. Sadece bütçeye kaynak bulmak. Ellerinde ne varsa satıyorlar. Sonrasını düşünmüyorlar. Satın alanlar fabrikaları kapatıyor, çalışanlar işten çıkarılıyor. Değerli arsaların üzerine bina yapılıyor. Bu özelleştirme değil rant dağıtımıdır. Özelleştirmenin ekonomiye katkısı olmalı. Bunların yaptığı kısa yoldan para kazanmak. İç ve dış borçların faizini ödemek için kamunun mallarını satıyorlar.”

Özelleştirmeye karşı eylem

Özelleştirmeler iktidar ve muhalefeti sık sık karşıya getirecek gibi görünüyor. Öte yandan işçiler de “işten çıkarılacağız” endişesiyle şimdiden harekete geçmiş durumda.

Balıkesir-Bandırma’daki Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne ait sülfürik asit ve borik asit fabrikalarında çalışanlar, özelleştirme kararının açıklanması üzerine ellerinde bayrak ve afişlerle, slogan atarak Cumhuriyet Meydanı'na kadar yürüdüler. İşçilerin üyesi olduğu Petrol-İş Sendikası Şube Başkanı İsmail Kayan “Bu fabrikaya cesedimizi çiğnemeden Allah’ın bir kulu giremez” diye iddialı bir açıklama yaptı. Eyleme bazı sivil toplum kuruluşları da destek verdi. Ayrıca ilçede satışa karşı bir imza kampanyası yürütülüyor.

Hükümet kapsamlı bir özelleştirmeye hazırlanıyor, ama fabrikaların satışı pek kolay olmayacak gibi. Çünkü 2011 yılında da Eti Bor İşletmelerinin blok satışı gündeme gelmiş, ama işçilerin sert tepkisi nedeniyle bundan vazgeçilmişti. İşçiler, aynı tepkiyi önümüzdeki dönemde de sergilemeye kararlı görünüyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkish politics, turkey, public sector, private sector, economy

Profesyonel gazetecilik hayatına 34 yıl önce başlayan Çetingüleç, Sabah medya grubunda çalıştığı 23 yıl içinde, Başbakanlık muhabirliği, Cumhurbaşkanlığı muhabirliği, ekonomi servisi ve parlamento bürosu şefliği de dahil pek çok farklı alanda görev yapmıştır. Dokuz yıl boyunca Takvim gazetesinin Ankara Temsilciliğini üstlenen ve aynı gazetede köşe yazan Çetingüleç’in yayımlanmış iki kitabı vardır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept