İslam Devleti’nin medya savaşı

İslam Devleti’nin Suriye ve Irak’taki savaş stratejisi, fikirlerini çoğunlukla sosyal medya üzerinden yaymaya dayanıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor .
Ali Hashem

Ali Hashem

@alihashem_tv

İşlenmiş konular

syria, propaganda, media, islamic state, iraq, internet, fear

Eki 22, 2014

Dünyanın en tehlikeli terör örgütünün medya stratejisini yönetenler, İslam Devleti (İD) lideri ve kendinden menkul halife Ebu Bekir El Bağdadi’nin 4 Temmuz’da Musul’da verdiği ilk görüntü için simgesel bir mekânı tercih etti. Bağdadi’nin seçimi Büyük El Nuri Camii’ydi. Bu camii, Suriye ve Irak arasında güçlü bir İslam devletinin önünü açan ve daha sonra Mısır’ı da topraklarına katarak Fatımi Hanedanı’nı yıkan Nureddin Zengi tarafından 1172 yılında yaptırılmıştı. Haçlı Orduları’na karşı pek çok cephede savaşan Zengi, Kudüs’ü işgalden kurtarmaya yeminli bir komutandı. İD’in stratejisi de camiinin tarihine vakıf olanların zihninde bir benzerlik yaratmayı amaçlıyordu. Yani Şii İran devletini fethedebilecek, Batı’yla savaşabilecek bir devlet kurmak istediklerini anlatmaya çalıştılar.

İD, 4 Temmuz’daki cuma hutbesinde Hz. Muhammed’in halefi ve Allah’ın dünyadaki elçisi olarak gördüğü halifesini mümkün olan en iyi şekilde yansıtmak istedi. Bağdadi’nin giyiminden hutbeyi çeken kameralara kadar her şey bir mesaj vermek için planlanmıştı. Caminin içine ve dışına yerleştirilen beş yüksek çözünürlüklü kamera, anlaşılan profesyonel bir teknisyenin – belki de bir yönetmenin -- kullandığı tek bir cihaza bağlıydı. Bu kişinin gerçekleştirdiği 21 dakikalık profesyonel yayın, İD’in kafasındaki devlet tezahürünü yansıttı.

Ürdünlü İslami hareketler uzmanı Mervan Şeheyd’e göre “İslam Devleti medya savaşının askeri savaşla eşit önem taşıdığına inanıyor.”

Al-Monitor’a konuşan Şeheyd şöyle devam ediyor: “İD’in her türlü eyleminin merkezinde medya var. Bilhassa Arap ve Müslüman dünyasından sağladıkları para ve insan kaynaklarıyla bu alandaki becerilerini geliştirmeye çalışıyorlar.”

Şeheyd, İD’in son teknoloji donanıma sahip olduğuna dikkat çekiyor: “Örgütün son yayımladığı görüntüler incelendiğinde en son teknolojik cihazlar ve profesyonel kişilerle çalıştıkları anlaşılıyor. Medya aygıtları söz konusu olunca masraftan kaçınmadıklarını, profesyonellere iyi para ödediklerini söylemek gerek.”

İD’in internete yönelik medya malzemesi üreten ve yayan birkaç birimi var. El Furkan ve El İtisam görsel malzemeden sorumlu. El Furkan askeri alandaki mücadeleye ve devletin gücünü anlatmaya odaklanırken El İtisam, toplumsal ve dini faaliyetlerden, hutbelerden sorumlu.

İD’i kuruluşundan bu yana takip eden Filistinli gazeteci ve akademisyen Ömer Kayed Al-Monitor’a şu bilgileri veriyor: “İD ideolojik bir örgüt olduğu için mesajlarını yayma konusunda ana akım medyaya bel bağlayamaz. Fikirlerini yaymak için büyük ölçüde kendi medya birimlerini kullanıyorlar ve kontrol ettikleri bölgelerde çalışmak isteyen gazetecilere katı şartlar dayatıyorlar. Gazetecilerin örgüte bağlılık yemini etmesi gerekiyor ve tüm malzemeleri örgütün kontrolünde oluyor. Herhangi bir kural ihlali gazetecinin hayatını tehlikeye atıyor.”

İD’in medya bölümü örgütü, örgütün ideolojisini ve savaşçılarını yücelten diziler yaptı. “Destansı Savaşların Topraklarından Mesajlar” isimli dizinin bir bölümünde savaşa katılan çok sayıda yabancı savaşçı anlatılıyor. İngilizce hazırlanan “Savaşın Alevleri” isimli dizide ise İD savaşçılarının katıldığı şiddetli çarpışmalar gösteriliyor ki bunun doğrudan Batı’ya yönelik bir mesaj olduğu açık. Bir diğer görüntüde ise yaşlı bir adam, İD bayrağı altında savaştığı için Allah’a şükrediyor.

Örgüt, kontrol ettiği bölgelerde dost canlısı İD mensuplarının muhtaçlara yardım dağıttığı görüntülerle de insancıl yüzünü göstermeyi amaçlıyor. Kayed bunu şöyle değerlendiriyor: “Kimi videolarda ısrarla savaşçıların insani yönünü sergiliyorlar, bu videolarda yüzler hep gülüyor. Kontrol ettikleri bölgelerde halkın insancıl muamele gördüğünü anlatmak istiyorlar. Bu da Kuran’ın ‘Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler.’ ayetiyle ilgilidir.”

Ancak en çok bilinen görüntülerin başında, çölün ortasında ya da cephede “kâfir” ve “mürtet” kişilerin başının kesildiği videolar yer alıyor. Bunlar İD’in imajını güçlendirmeye dönük kapsamlı bir medya stratejisinin bir parçası olarak yayımlanıyor.

Şeheyd bunları şöyle açıklıyor: “Hanbeli fıkhını takip eden örgüt, savaşırken düşmanda korku ve dehşet salmaya dönük kimi taktikler uyguluyor. Peygamberin İslamiyet’in ilk yıllarına ait bir hadisiyle hareket ediyorlar: ‘Biz size kıyımlardan geçerek geldik.’ Takip ettikleri bir diğer hadis de ‘Cenab-ı Allah (düşmanlarımı korkutarak) beni bir aylık yolculuğum süresince haşmetli bir muzaffer kıldı.’ diyor. Saflarında savaş öğretisini pekiştirmek için, sorgusuz bir cennet vaadiyle onu çarpıtıp meşrulaştırıyorlar.”

Bu stratejinin başarılı olduğunu belirten Şeheyd şöyle devam ediyor: “İD Suriye ve Irak’ta birçok cepheyi savaşmasına gerek kalmadan kazandı. Bunda medya savaşının etkili olduğuna inanıyorlar ki bu doğrudur. Örgüte karşı duran herkese karşı bu stratejiyi kullanıyorlar. En ilginci ise Batı’ya mesaj vermek istediklerinde İngilizce kullanıyor olmaları. Seslendirmelerde İngiliz ve Amerikan aksanlı militan sıkıntısı da çekmiyorlar.”

İD bir bilgisayar oyunu bile üretmiş durumda. Bu oyun, örgütün düşmanlarına karşı verdiği savaşı tüm yönleriyle yansıtıyor, gerçek cephelerdeki arazi şartlarını taklit ediyor ve örgütün ideolojisini yansıtan sesli bir anlatım içeriyor. Al-Monitor’un incelediği bu oyun “Büyük Oto Hırsızlığı” (Grand Theft Auto) isimli oyundan uyarlanmış, orijinal logo da hâlen görünüyor.

Kayed’in deyimiyle “Bu tür materyaller, İD’in eleman kazanma faaliyetlerinin merkezinde yer alıyor. Örgütün propagandasını en iyi bunlar yapıyor.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recent Podcasts

Featured Video