Erdoğan karşıtı yazarlar Sözcü’de tiraj patlatıyor

Erdoğan hükümetlerini eleştiren sert yazıları nedeniyle Hürriyet’ten ayrılmak zorunda kalan yazarlar Sözcü’de toplanıyor. 2007’de 60 bin tirajla yola çıkan Sözcü, 400 bini aşarak Hürriyet’le yarışmaya başladı.

al-monitor .

İşlenmiş konular

turkey, recep tayyip erdogan, newspapers, media, justice and development party, journalism, freedom of press, criticism

Eyl 16, 2014

Uzun yıllardır “Türk basının amiral gemisi” olarak kabul edilen Hürriyet’in iktidar gücüne kurban verdiği en popüler yazarları Sözcü’de toplanıyor. Emin Çölaşan ve Bekir Coşkun gibi “tiraj deposu” güçlü kalemlerin ardından Hürriyet’in fenomen yazarı Yılmaz Özdil de yakında Sözcü’de yazmaya başlayacak.

Hürriyet’ten ayrılmaya zorlanan yazarlar sadece Erdoğan’a değil, geçmiş iktidarlara da muhalefet etmişlerdi. Ancak oy oranını artırdıkça muhalefete tahammülü azalan ve medyayı baştan dizayn etmek isteyen AKP iktidarının “vergi müfettişleriyle” kurduğu baskı ve ağır para cezaları Hürriyet’in patronunu yıldırıp direncini kırdı. Aydın Doğan bazı medya patronu arkadaşları gibi gözyaşı döküp yalvarmadı, ama Erdoğan’ın zaferiyle sonuçlanan her seçim sonrası ünlü köşe yazarlarını birer ikişer feda etti; yazılarını sansürleyerek, zorunlu tatile göndererek istifa noktasına getirerek.

Adı Hürriyet’le özdeşleşmiş olan Emin Çölaşan ilk kurbandı. Ardından Oktay Ekşi, Bekir Coşkun, Uğur Dündar, Soner Yalçın, Rahmi Turan, Cüneyt Ülsever, Tufan Türenç, Özdemir İnce ve daha birçok ünlü gazeteci Hürriyet grubundan ayrılmak zorunda kaldı. Şu anda Emin Çölaşan, Bekir Coşkun ve Uğur Dündar gibi çok bilinen isimlerin yanı sıra “ayaklı ansiklopedi” Soner Yalçın da Sözcü’de yazıyor. Hürriyet’in eski Genel Yayın Müdürü Rahmi Turan ise Sözcü’nün başyazarı.

 “Hürriyet’in feda etmesi mümkün değil” diye düşünülen popüler yazarı Yılmaz Özdil’in yazısı geçen ay sansürlendi. Özdil istifa etti. İstifa notunda “Bekir Coşkun’dan aldığı köşeyi tertemiz emanet ettiğini ve kurumda çalışan 5 bin kişi için sorumluluk duyduğunu” belirtiyordu: “Ben kendi adıma patronun elini rahatlattım ve oradan ayrıldım. Doğan Ailesine hem Türk medyasının hem Türk vatandaşlarının sahip çıkması lazım. O aile bu gazete ve televizyonları ile Türkiye’ye hizmet ediyorlar. Oluşacak boşluğu TC’nin doldurabilmesi mümkün değildir.”

Okuyuculardan gelen yoğun tepkiler üzerine Hürriyet Gazetesi internet sitesinden açıklamayapmak zorunda kaldı: “Yazarımız Yılmaz Özdil’in bugün yayınlanması gereken yazısında, Doğan Yayın İlkeleri’ne aykırı bazı ifadeler yer alıyordu. Ancak Özdil, değişiklik yapmak yerine yazısının yayınlanmamasını tercih etti. Okuyucularımıza duyururuz.”

Özdil’in Hürriyet’te yayınlanmayan yazısını on binlerce okuyucusu internette paylaşarak daha büyük etki yapmasını sağladı.

İşte Özdil’in ayrılmasına neden olan “Başbakan kim olsun” başlıklı yazıdan bir bölüm: “Valla benim içimden geçen isim Bilal… Birincisi, devlette devamlılık esastır, devlet dediğin babadan oğula’dır. İkincisi hiç unutmam, 2005 senesinde Brüksel’deki NATO zirvesinde, ABD Başkanı Bush, İngiltere Başbakanı Blair ve bunun babası bir araya gelmişti. Bush parmağıyla bunu gösterip “çalışıyor mu bu” diye sormuştu, babası “çalışıyor” demişti. Bush da daha bi saniye önce çalışıp çalışmadığını bile bilmediği halde “çok akıllı bi çocuk” demişti. Blair de gülerek “tıpkı babası gibi” demişti. Üçüncüsü, Bush’la Blair haklıydı, hakikaten çok zeki bi çocuk… Küçükken okuyacak parası bile yoktu, Remzi’nin bursuyla okudu. Şimdi, çalışarak kazandığı paralarını 48 saat sıfırlıyor, hala 30 milyon avrosu kalıyor, zekâsını düşün yani...”

Yılmaz Özdil, Hürriyet’in ilk kurbanı değil. Son da olmayacak gibi. Nedeni açık. Hala Hürriyet’te iktidarı kızdıran çok sayıda yazar bulunuyor. Bazen “dengeleyici” yazılarla iktidarın öfkesini törpülemeye çalışsa da cesaretle muhalefet edebilen Ertuğrul Özkök’ün yanı sıra çizgisini bozmayan Mehmet Yılmaz ile AKP’yi “içerden” tanıyan Ahmet Hakan gibi renkli isimler var. Gazetecilik etiğine bağlılığı ile bilinen yeni genel yayın yönetmeni Sedat Ergin’in ise koltuğunda ne kadar kalabileceği tartışılıyor.

Ancak Sözcü’ye geçen muhalif yazarların sayısı daha fazla. O isimlerden, bir zamanlar Hürriyet denince akla gelen ilk isim olan Emin Çölaşan’la görüştük.

Al Monitor’un sorularını yanıtlayan Çölaşan “Ben 2007 yılında kovuldum. Devamının geleceğini bekliyordum. Bu çok doğal. Hürriyet gibi iktidardan korkan yayın organları ya iktidarın eline geçer, ya da yazarları yandaş olur. Olan budur” dedi.

Çölaşan, Hürriyet’ten ayrılanların neden Sözcü’de toplandığını şöyle anlattı: “Şunun için Sözcü’ye geliyorlar; Hürriyet’te köşe yazarlarına çok rahat yazma olanağı sağlanmıyor. Hürriyet’in gerek patronu gerekse yazı işleri yönetimi iktidarın baskısı altında. AKP iktidarında bunlara 2 milyar dolar civarında vergi cezası kesildi. O ceza tümüyle haksızdı. Amaç patronu ve gazeteyi korkutup yıldırmak ve sindirmekti. İktidar amacına ulaştı. Çünkü o parayı ödeyecek hiçbir babayiğit Türkiye de yok. Dolayısıyla bütün yazarlar iktidarı eleştirirken beş kere düşünmek zorunda Hürriyet’te. Ben de bunu yaşadım. Her yazımı yazarken eyvah şimdi gazete yönetiminden bana nasıl tepki gösterecekler, diye düşündüm. .Dolayısıyla köşe yazarının en büyük sorunu yazdıklarının sansüre tabi tutulmasıdır. Senin haberin olmaz. Yazılarını sansür ederler, makaslarlar. Ben de aynı şeyleri yaşadım, istifa etmeyi reddettim ve kovuldum en sonunda.”

Emin Çölaşan Sözcü’nün hızla tiraj aldığını ve bazı haftalarda Hürriyet’in önüne geçtiğini söylüyor. Bu yükselişin “Amiral Gemisi” tanımını Sözcü’ye taşıyıp-taşımayacağı sorusuna ise temkinli: “Şu anda Amiral Gemisi benim tanımıma göre AKP iktidarına refakat eden bir sandala dönüşmüştür. Ama tabi yine de eski forsu ve eski saygınlığı ile yılların Hürriyet’i. Hala işlevini sürdürmektedir. O kadar insan çalışıyor orada, gayet doğaldır. Ama eski ismi ve eski saygınlığını kullanarak sürdürüyor.”

Başka gidecek yer yok

Kıvrak zekâsı ve mizah gücüyle okuyucularında tiryakilik oluşturan Bekir Coşkun da “Hürriyetzede” yazarlardan.

Al-Monitor’a konuşan Coşkun, Hürriyet’ten ayrılan yazarların Sözcü’de toplanma nedenini “Başka gidecekleri yer yok da ondan” diye açıklıyor. “Türkiye’de bir sürü medya var, bir sürü gazete var, ama bunların hepsi iktidar tarafından esir alınmış durumda. Bazılarını direkt kendi yakınlarına aldırttı. Diğer patronları hepimiz biliyoruz. Meydanlardaki kürsülerden tehdit etti. ‘Bunlar senin yazarların, haddini bildir’ gibi. Tüm muhalif yazarlar kovuldu. Gidebileceğimiz bir tek Sözcü var.”

Bekir Coşkun, Hürriyet’in hala yüksek tiraja sahip olmasına sitemli: “En çok muhalif yazar kovan gazete Türkiye’nin en çok satan gazetesi. Bu da toplumun yazarına verdiği değeri gösteriyor. Ne yazık ki, toplumun büyük bölümü bilincinde değil Türkiye’nin başına ne geldiğinin. Sağ olsunlar işte o kesim de en sevdiği yazar kovulduğu halde almaya devam ediyor.”

Sözcü “Amiral Gemisi” unvanını Hürriyet’ten alabilir mi? “Amiral Gemisi deyimi çok eskidi artık kullanılmaması lazım. Çünkü Amiral Gemisi donanmanın yönetildiği, onurunu, kimliğini taşıyan gemilere denir. Bunda ne Amiral var ne Gemi. Çok satması demek onun Amiral Gemisi olduğunu göstermez. Şimdi Amiral Gemilerinden daha büyük kuru yük gemileri vardır. İşte hayvan naklinde kullanılan gemiler, petrol tankerleri vardır. Onlar daha büyüktür ama Amiral Gemisi değildir.”

Bekir Coşkun’un eski gazetesinden ayrılış nedeni diğerleriyle aynı: “Aynen Yılmaz Özdil gibi, yazımı bir iki defa kullanmadılar. Sonra Aydın Doğan benimle konuştu. İktidarın baskısı altında olduğunu söyledi. Yılmaz Özdil, ‘patronun elini rahatlatmak için ayrıldım’ dedi. Ben de bundan 4-5 sene önce o sözü söylemiştim. Patronun elini rahatlatmak için çektik gittik.”

Sözcü’nün hikâyesi

Eski gazetecilerden Ertuğrul Akbay’ın oğlu Burak Akbay tarafından 2007 yılında kurulan ve AKP iktidarına karşı en sert muhalefeti yapan Sözcü, son 3 yılda tirajını katlayarak bayi satışında ilk 3’e giren tek gazete. 

Kamuoyunun medyada muhalif ses duyma ihtiyacının arttığı bir ortamda Sözcü, Hürriyet’in en popüler yazarlarını alarak tiraj patlaması yaptı. 2007 yılında 60 bin tirajla yayına başlayan gazete, sesinin kısıldığını düşünen geniş bir kitlenin sözcüsü. Nitekim gezi olaylarından sonra tirajını 200 binden 350 binlere çıkarmış ve daha sonra bu seviyenin üzerinde kalmış. Şu anda bayi satışı dikkate alındığında yazılı basının zirvesindeki yarış 360 bin ile 410 bin arasında okuru bulunan Sözcü ile Hürriyet arasında.

Bu ay sonu Sözcü’de yazmaya başlaması beklenen Yılmaz Özdil’in tiraj yarışını nasıl etkileyeceği merak konusu.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Merkez Bankası rezervinin kaynağı 45 milyar dolarlık borç
Mustafa Sönmez | | Şub 25, 2021
Gare’den sonra sıradaki hedef Şengal mi?
Fehim Taştekin | | Şub 17, 2021
Türkiye’de halk darbeler için ABD’yi suçluyor
Ayla Ganioglu | | Şub 18, 2021
Hafter Erdoğan’ı mutlu eden ata niye oynadı?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Şub 11, 2021
İsrail Türkiye’nin yumuşama sinyallerine hâlâ soğuk
Rina Bassist | | Şub 8, 2021

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Derin internette kadın satışı: İD Türkiye’de hâlâ aktif
Fehim Taştekin | Kadın hakları | Mar 5, 2021
al-monitor
Firari ‘kara kutu’ sırlarıyla gitti
Fehim Taştekin | | Mar 2, 2021
al-monitor
Ekonomide Pirus büyümesi
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Mar 1, 2021
al-monitor
Musul’da Türkiye-İran rekabeti kızışıyor
Fehim Taştekin | | Şub 26, 2021