Türkiye'nin Nabzı

Gelecek Abdullah Gül için ne getirecek?

By
p
Article Summary
Cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın çevresi tarafından kenarda bırakılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül şimdi kırgın. Ancak ileride Erdoğan-Davutoğlu ekibinin performansına bağlı olarak yeni bir siyasi bir çıkış yapabilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Geleceğe ilişkin siyasi planları Adalet ve Kalkınma Partisi içindeki entrikalar yüzünden muallakta kalan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 28 Ağustos’ta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a devredeceği Cumhurbaşkanlığı makamından kırgın ayrılıyor.

Gül, Erdoğan’ın destekçilerinin, kendisini kenarda bırakmak ve AKP’de Erdoğan’ı zora sokacak bir görev üstlenmesini engellemek için aylardır perde arkasında yürüttüğü çabaları artık daha net görüyor. Bu konudaki rahatsızlığını 19 Ağustos’ta Çankaya’da verdiği veda resepsiyonunda oldukça açık bir şekilde dile getiren Gül seçim sürecine atfen “bizim cenahtan yapılan epeyce saygısızlıkları da gördüm” dedi.

Genelde sessizliğiyle tanınan Hayrünnisa Gül de sessizliğini bozdu ve eşinin söyleyecek çok şey olduğu halde nezaketen fazla konuşmadığını kaydetti. Yeni Şafak Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi’nin elini sıkmayı reddeden Hayrünnisa Gül ileride konuşabileceğini belirterek, “Asıl İntifadayı ben başlatacağım” diye ekledi.

Bu açıklamalar AKP’de çıkabilecek olası bir iç çatışmanın sinyallerini beklenenden erken vermiş oldu. Zira parti içinde, bilhassa da eski üyeler arasında, halen önemli bir desteği olan Gül siyasette kalacağını ve parti dışında bir arayışa gitmeyeceğini açıklamıştı.

Ne var ki, Erdoğan partideki gücünü Cumhurbaşkanı olduktan sonra da korumaya devam ederse Gül’ün AKP’den dışlanma ihtimali söz konusu ve kendisi de bu gerçeğin farkında olmalı.

Öte yandan, Abdullah Gül ve eşinin açıklamaları da Erdoğan ve yakın çevresini çok memnun etmemiş olmasa gerek. Zira Erdoğan ve kurmayları kendi deyimleriyle “yeni Türkiye”yi inşa ederken, AKP içinde olası bir iktidar savaşına işaret eden her gelişmeye öfkeleniyorlar.

Gül’ün, Erdoğan’a kıyasla her zaman daha liberal ve Avrupa Birliği yanlısı bir çizgi izlediği aşikar. Cumhurbaşkanı, basın ve ifade özgürlüğü de dahil demokrasi ve temel hürriyetlere ilişkin konularda Erdoğan’la aynı düşünmüyor. Ayrıca Erdoğan ve Davutoğlu’nun Türkiye’yi bölgede yalnızlaştıran ve Batı’daki müttefiklerini azaltan politikalarından da memnun değil.

Daha da önemlisi, Gül başkanlık sistemine karşı çıkıyor ve bunun yerine parlamenter sistemin güçlendirilerek, Avrupa standartlarına kavuşturulması gerektiğini savunuyor. Bu konuya ilişkin görüşlerini veda resepsiyonunda da tekrarlayan Cumhurbaşkanı şöyle dedi: “Parlamenter sistemden yana olduğumu söylemiştim. Başkanlık Sisteminin de demokratik bir sistem olduğunu yadsıyamayız ama denge ve denetim kurulduğu zaman. Bu bir tercih meselesidir.”

Bu açıklamalar aslında Erdoğan cenahının Gül’ü neden parti lideri olarak görmek istemediğini açıklıyor. Zira, Erdoğan yönetiminin hedeflediği nihai “başkanlık” sistemi sandık çoğunluğuna dayanacak ve çok az denetim ve denge mekanizmasına tabii olacak.

Erdoğan’ın destekçileri doğal olarak Gül’ün siyasi tablodan çıkmasından memnun. Ancak Gül’ün 2015’teki genel seçimlerden sonra ya da seçimler öncesinde nasıl bir rol üstleneceğini kestiremiyorlar. Eğer Erdoğan ve Davutoğlu önemli ekonomik, siyasi ve toplumsal konularda tökezler ve Türkiye’nin uluslararası arenada daha da yalnızlaşmasına neden olurlarsa AKP’de Gül ve yakın çevresinin lehinde bir ortam ortaya çıkabilir. Dolayısıyla, Gül yakın bir gelecekte Erdoğan’ın işini zorlaştıran bir unsur olmayı sürdürecek, tabii eğer faal siyasette kalmaktan vazgeçip havlu atmazsa…

Erdoğan’ın bu hafta başbakan adayı olarak Davutoğlu’nun ismini açıklarken ısrarla parti birliğine vurgu yapması da manidardı. Zira Erdoğan’ın 2015 genel seçimlerinden sonra “başkanlık” sistemine geçişi sağlayacak yeni anayasa için güçlü bir AKP’ye ihtiyacı var.

Erdoğan’ın, başkanlık sisteminin hukuki olarak hayata geçirileceği vakte kadar ise kendi talimatlarını yerine getirecek uyumlu bir başbakana ihtiyacı vardı ve seçimi Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu oldu. Bakanın AKP’nin 27 Ağustos’taki olağanüstü kongresinde tek aday olarak çıkması bekleniyor.

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı yemininden bir gün önce yapılacak kongre için seçilen tarih de Gül’ü kenarda bırakmaya yönelik bir hamle olarak yorumlandı. Zira Cumhurbaşkanı’nın görev süresi 28 Ağustos’ta dolacak. Pek çok kişi bu seçimi, Gül’ün önünü kesmeye yönelik bir hamle olarak değerlendirdi. Bu seçim, Gül’ü, kongreye katılmak için cumhurbaşkanlığından istifa etmesini gerektiren sevimsiz bir durumda bıraktı ve Gül’ün siyasi adap gereği böyle bir şeyi yapamayacağı açıktı. Dolayısıyla tarih seçiminin de Gül ve eşinin, Erdoğan’ın yakın çevresine duyduğu kırgınlığı artırdığından şüphe yok.

Gül’ün veda resepsiyonunda yeni başbakan adayı olarak Davutoğlu’nun ismini Erdoğan’nın resmi açıklamasından iki gün önce ilan etmesi ise Erdoğan kampını sinirlendirdi. Zira bunun, Erdoğan’ın 21 Ağustos’taki açıklamasının etkisini azalttığına inanılıyor.

Ankara kulislerinde dolaşan iddialara göre, Gül’ün bu hamlesi, yeni başbakan adayının kendisine danışılmadan kararlaştırılmasından duyduğu öfkeyi yansıtıyor. Kulislerde, Gül’ün bu hamleyle, partidekilere, Davutoğlu’nun kendisinin hamiliğinde siyasete girdiğini anımsattığı yorumları yapılıyor.

Bu arada, Gül’ü, Cumhurbaşkanlığı sırasında, hükümetin başta Gezi Parkı protestolarının ardından getirdiği anti-demokratik girişimlere karşı daha katı bir duruş sergilemediği için eleştirenler de var. Onlara göre, Gül hükümetin hazırladığı -daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen- kısıtlayıcı ve anti-demokratik yasaları onamamalıydı. Aslında, Gül kısıtlayıcı yeni internet yasası da dahil bu tür kanunları onayarak topu Anayasa Mahkemesi’ne atmıştı. Ama bu, yine de demokrasi ve özgürlüklere dair geçmiş demeçlerinden dolayı kendisine saygı duyanların gözündeki itibarını yitirmesine engel olmadı.

Mamafih, AKP içindeki olası bir siyasi liderlik mücadelesi - ki bu, ilkelerle ilgili olduğu kadar şahsiyetlerle de ilgili olacak- o kadar uzak bir olasılık gibi görünmüyor, her ne kadar Erdoğan’ın çevresi bu olasılığı azımsamaya çalışsa da…

Bundan sonraki süreç, Erdoğan-Davutoğlu ekibinin 2015’teki genel seçimler öncesinde sergileyeceği performansa bağlı. Başarısızlıklarının Gül’ün lehine olacağı açık. Ne var ki, başarıları da Gül’ü, bütün kırgınlığı ve öfkesiyle birlikte erken emekliliğe sevk edebilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkey, recep tayyip erdogan, justice and development party, ahmet davutoglu, abdullah gul, akp

Semih İdiz, Al-Monitor'un Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Türkiye’nin önde gelen gazetelerinde 30 yıldır diplomasi ve dış politika alanında habercilik yapan İdiz’in köşe yazıları, Hürriyet Daily News ve Taraf gazetelerinden takip edilebilir. Financial Times, The Times of London, Mediterranean Quarterly ve Foreign Policy gibi yabancı yayınlar için de makaleler kaleme alan İdiz, ayrıca BBC World, Amerika’nın Sesi, NPR, Deutsche Welle, El Cezire ve çeşitli İsrail medya kuruluşlarına sıklıkla katkıda bulunmaktadır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept